makale yayımlama koşulları | abonelik | reklam | iletişim | arşiv | makale arama
![]() |
ENDÜSTRİ
MÜHENDİSLİĞİ Temmuz-Ağustos-Eylül 2002 - Sayı 3
|
S
U N U Ş
Değerli
Okuyucularımız,
Türkiye son yılların en
ağır ekonomik krizini yaşıyor. Ülkemizde yaşanan kriz, uzun yıllardır
uluslararası finans kuruluşlarının güdümünde uygulanan, insanı ve emeği gözardı
eden ekonomik, sosyal politikaların ve siyasal tercihlerin sonucudur. Türkiye’ye bu
politikaları dayatan IMF ve Dünya Bankası güdümündeki hükümetler ardı ardına
yaşadığımız krizlerin baş sorumlusudur. Siyasal iktidarların yıllardır
uyguladıkları IMF programları sonucunda gelir dağılımı son derece bozulmuş ve
ülke içinde yoksullaşma artmıştır. Birleşmiş Milletler 2002 İnsani Gelişme
Raporu’na göre ülkemiz ekonomik anlamda gerilemiş; %18’i yoksul, %2,5’u ise
mutlak yoksul ve 1,5 milyondan fazla kişi 1 dolar ile geçiniyor hale gelmiştir.
Ülkemizde planlama fikrinin tümden göz ardı edildiği ve gerçek anlamda vahşi
sömürü düzeninin uygulandığı bir süreç yaşanmaktadır.
Türkiye 2001 Şubat
krizinin arkasından IMF kredili destek ile borçları “çevirmeye” çalışmış
ancak fazla yol alamamıştır. Her geçen gün biraz daha yoksullaşan, işsizleşen ve
giderek artan strese rağmen Türkiye hala yüksek reel faizlerle ve 2003’teki kaynak
bulma belirsizliği ile borç batağına sokulmaktadır.
Türkiye, bir yandan 210
milyar dolara yakın bir iç-dış borç stoğu ile yaşamaya çalışan ve atılacak her
adımın bu borç yükünün belirlediği bir konumda diğer yandan Amerika’nın
Ortadoğu ve Dünya halklarına baskısını yoğunlaştırdığı ve Irak’a bir
operasyona yöneldiği bir dönemde 3 Kasım seçimlerine hazırlanmaktadır.
Ülkemizdeki siyasi tablo
göstermektedir ki 3 Kasım seçimleri de ülkenin sorunlarını çözemeyecektir.
Herşeyden önce bizleri bu duruma getirenler geçmişte uyguladıkları yanlış
politikalar ve icraatlar için topluma hesap vermek, önümüzdeki dönem için de
gerçekleştirecekleri projelerle ilgili olarak gerçekleri açık ve doğru bir şekilde
söylemek durumundadırlar. Bunların hesabı verilmeden, bu sorumluluğu taşıyan hiç
kimse toplumdan güvenoyu almayı beklememelidir.
Makina Mühendisleri
Odası bugüne dek olduğu gibi kendi meslek alanları ile ilgili olarak, örgütlü
olduğu tüm birimleri ve üyeleri ile birlikte, ülke gerçeklerini tanımlama,
sorunları tespit etme, çözüm önerileri üretme ve bunları halkın ve kamuoyunun
bilgisine sunma görevini yerine getirmeye devam edecektir. Ülkeyi yönetme iddiası ile
halkın karşısına çıkan tüm siyasal parti, kurum ve kişileri Oda’nın
söylediklerini, talep ve önerilerini dinlemeye ve izlemeye çağırıyoruz.
Ülkeyi, bu hale
getirenlere karşı sesimizi bir kez daha duyurmak, öneri ve taleplerimizi kamuoyuna ve
ilgililere bir kez daha iletmek ve bu ülkenin sahipsiz olmadığını göstermek için 20
Ekim 2002 tarihinde Ankara’da TMMOB’nin düzenleyeceği mitingde buluşalım.
TMMOB |