makale yayımlama koşulları | abonelik | reklam | iletişim | arşiv |
| ENDÜSTRİ
MÜHENDİSLİĞİ Ocak-Şubat-Mart 2003 - Sayı 1
|
Odamızın, bilginin paylaşımı
meslektaşlarının ve diğer kesimlerin bilgiye kolay ulaşımının sağlanması için
yaptığı çalışmalar devam ediyor. Üyelerimize önemli bir veri kaynağı
olacağını düşündüğümüz önemli bir projeyi daha hayata geçirdik. Sanal ortamda
bir kütüphanecilik hizmeti anlamına gelen bu çalışma Ağustos 2002'de başlamış
Ocak 2003 tarihinde sonlandırılmıştır. Kitap, ansiklopedi, dergi ciltleri, Oda
yayınları, kataloglardaki kaynak yazılarının yer aldığı veri tabanı 3 bölümden
oluşmaktadır. Toplam 4104 kaydın yer aldığı bölümler aşağıdaki şekildedir;
1. Makaleler (1888 Adet Periyodik Yayın
Makaleleri)
2. Kütüphane (1951 Adet)
3. Bildiriler (265 Adet Etkinlik Sunumları)
Odamızın www.mmo.org.tr web sayfasında
"Kaynak Arama" bölümünden aranan kelimenin girilmesi ile Makaleler,
Kütüphane ve Bildiriler bölümünden kaynaklara ulaşılabilir.
Makaleler kısmında Mühendis ve Makina dergisi
içerisindeki kaynaklara ulaşabiliyoruz. Ancak Endüstri Mühendisliği ve Tesisat
Mühendisliği dergilerinden de tarama yapılabilmesi için altyapı çalışmaları devam
etmektedir. Ayrıca bildiriler kısmından şuan için sadece Tesisat Kongrelerinde
sunulan bildirilere ulaşılabiliniyor. Diğer tüm etkinliklerimizin de taranabilmesi
için altyapı çalışmaları devam etmektedir.
![]()

Oda yayınları
üç bölüm halinde aşağıdaki şekilde kodlanmıştır.
ODA TEKNİK YAYINLARI (OT###)
Örnek: Basınçlı Kaplar El Kitabı kodu : OT 126
(Oda Yayın No : 126)
ODA ETKİNLİK YAYINLARI (OE###)
Örnek : III. Ulusal Tekstil Sempozyumu kodu : OE 123 (Oda Yayın No : 123)
ODA DİĞER YAYINLAR (OD###)
1301. BAĞLAMA ELEMANLARI APARAT YAPIM VE
TASARIMINDA TEMEL KURALLAR
(Kütüphane Kodu :TJ 1138)
Yazar(lar)ı :HENRIKSEN,ERIK K. - KIRMIZI,
COŞKUN -
Yayınevi :BİRSEN YAYINEVİ

Yayın No :Y.0029
ISBN :975-511-110-7 Cilt : Sayfa Sayısı :299 Basım Yılı :1994
İçerik :BAĞLAMA ELEMANLARI
Konu Dalı :İMALAT
1302. SERİ
ÜRETİMDE APARATLAR VE BAĞLAMA STANDARTLARI (Kütüphane
Kodu :TJ 1139)
Yazar(lar)ı :KIRMIZI, COŞKUN - -
Yayınevi :KİPAŞ DAĞITIMCILIK
Yayın No :
ISBN : Cilt : Sayfa Sayısı :70 Basım Yılı :1985
İçerik :BAĞLAMA ELEMANLARI
Konu Dalı :MAKİNA ELEMANLARI
İş
Kanunu
Ön
Tasarısı
Mecliste
Görüşülmek
Meclisin
gündemine gelen ancak ileri bir tarihe ertelenen İş Kanunu Yasa tasarısı ile
kuralsız çalışmanın önü açılmaktadır. Tasarıda
ödünç işçi, emsal işçi ve benzeri birtakım tanımlamalarla işverenlere istediği
ölçüde ve kuralsız bir şekilde işçi çalıştırmanın olanakları sağlanıyor. Bu
tasarı ile 1475 sayılı İş Kanunu uygulaması sırasında ortaya çıkan itilafların,
yargı kararıyla doldurulan kısımları kanun tasarısı haline getirilerek,
çalışanlara dayatılmakta, esnek çalışma gibi kuralsız çalışma biçimleri
işverenler lehine yasalaşmaktadır. Yine işverenlerin yoğun muhalefeti ile yasanın
görüşülmesi sürecinde 15 Mart 2003 tarihinde yürürlüğe girmesi gereken İş Güvencesi Yasasının yürürlük
tarihi Temmuz 2003 'e ertelenmiştir. Bu şekilde İş Güvencesi yasası ile İş
Yasasının aynı tarihte yürürlüğe girmesi sağlanıyor.Odamız İş Yasası
Tasarısının bütününe ilişkin görüşlerini Temmuz 2003 Oda Bülteninde
yayınlamış ve bu konudaki görüşlerini kamuoyuna duyurmuştur. Yine bu tasarının
İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili maddelerine ilişkin Odamız görüşleri de
TBMM'deki tüm mühendis ve mimar kökenli milletvekili meslektaşlarımıza bir mektupla iletilmiştir.
Tasarıda
geçen İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda, Oda
Başkanımız Emin KORAMAZ imzasıyla meclisteki mühendis ve mimar milletvekillerine
gönderilen mektup;
“Bilim
ve teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler, kaçınılmaz olarak sanayileşmenin
gelişmesine ve yaygınlaşmasına neden olmuştur. Sanayileşmenin gelişmesi ve
yaygınlaşması ise çalışma yaşamında can alıcı önemli sorunları ortaya
çıkarmıştır. Üretim araç ve gereçlerinin emniyetsiz oluşu, ergonomik olmaması
üretim süreçlerinde kullanılan ürün, yarı ürün
ve ham maddelerden kaynaklanan zararlı etkenler, çalışılan ortamların ve
üretim süreçlerinin konfor yetersizliği, çalışanların işe uygun eğitimlerinin olmaması vb gibi sorunlar çalışanların ve
çevrenin sağlık ve güvenliğini tehdit eder bir noktaya ulaşmıştır.
Çalışanların
en temel hakkı olan yaşama hakkı ile toplumun temiz ve yaşanabilir çevre hakkını
tehdit eden bu sorunların ortadan kaldırılması ve gerekli önlemlerin alınması
zorunluluğu 20. yüzyılın başından itibaren gündemde yerini almıştır.
Günümüzde
bu sorunların ortadan kaldırılması için çeşitli ülkelerde farklı uygulamalar olsa
da çağdaş yaklaşım ile yürütülen çalışmalarda; iş kazası ve meslek
hastalıklarını önceden tahmin ederek, oluşmadan önleme ve önleme rağmen oluşan
bir iş kazasına ise en hızlı şekilde müdahale ederek çalışanın, işletmenin ve
çevrenin zarar görmesinin engellenmesi hedeflenmektedir.
Ülkemizde
bu alanda da büyük sorunlar yaşanmış ve yaşanmaktadır. Sadece SSK istatistiklerine
bakmak bile bu sorunun büyüklüğünün ne denli can alıcı boyuta ulaştığını
göstermektedir.
SSK
istatistiklerine göre ülkemizde 2001 yılı içerisinde 72.364 iş kazasının meydana
geldiği, bu iş kazalarında 1008 işçinin öldüğü, 2183 işçinin ise sürekli iş
göremez şekilde sakat kaldığı, 883 işçinin ise meslek hastalığına yakalandığı
belirlenmiştir. Bunun sonucunda 1.852.502 iş günü kaybı olmuştur. Bu istatistiklerin
sadece ülkemizde çalışan 23 milyon çalışanın dörtte birini kapsadığı göz
önüne alınırsa ve ayrıca bildirilmeyen iş kazaları sayısı ile bu rakamın üçe
ya da dörde katlanacağı çok açıktır. Bu olumsuz tablonun yarattığı maddi
kayıpların ise gelişmiş ülkelerde GSMH'nın %1, ülkemiz gibi gelişmekte olan
ülkelerde ise %3 değerine ulaştığı bilinmektedir. Bu da ülkemizde iş kazaları
nedeniyle ortalama 5-6 milyar USD'lik bir ekonomik kaybın olduğu gerçeğini açığa
çıkarmaktadır.
Yine
SSK'nın 2001 yılı işyeri ve zorunlu sigortalı sayılarının, iş yerinde çalışan
sigortalı gruplarına göre dağılımına bakıldığında 723.503 işyerinin
%98.2'sinin 50'nin altında gruplarda işçi çalıştırdığı ve 4.888.881
sigortalıdan %57'si olan 2.792.000 sigortalının bu iş yerlerinde çalıştığı
görülmektedir.(Ek 1)
Yukarıda
belirtilen toplam iş kazalarının %73.4'nün 50'den az işçi çalıştıran iş
yerlerinde meydana geldiği yine SSK verilerinden açıkça görülmektedir. (Ek 2) Bunun
en önemli nedeni ise bu tür küçük (50'nin altında işçi çalıştıran) iş
yerlerinin işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından yeterli önlemleri
almamasında ve bu konuda görev yapacak uzmanları istihdam etmemesinde aranmalıdır.
Bu
nedenledir ki; TBMM 'de görüşülmesi planlanan İş Kanununun 82'nci (İşçi
Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulu) ve 84.'cü (İş güvenliği ile görevli
mühendis ve teknik elemanlar) maddelerinde yer alan en az 50 işçi sınırlamasının
yerine "en az 30 işçi" sınırlamasının getirilerek iş güvenliğine
ilişkin uygulamaların yaygınlaştırılmasının sağlanmasını öneriyoruz.
Ayrıca
yasa taslağının 84'cü maddesinin aşağıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda
yeniden düzenlenmesini öneriyoruz.
"Madde
84": bu kanuna göre sanayiden sayılan, devamlı olarak en az 30 işçi
çalıştıran ve 6 aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı iş yerlerinde iş
verenler iş yerinin iş güvenliği açısından denetlenmesi, iş kazaları ve meslek
hastalıklarının önlenmesi için alınacak önlemlerin belirlenmesi ve bu önlemlerin
uygulanmasının izlenmesi hizmetlerini yürütmek üzere iş yerindeki işçi sayısına,
iş yerinin niteliğine ve tehlikelilik derecesine göre bir veya daha fazla iş
güvenliği konusunda mesleki yeterliliği TMMOB'ye bağlı ilgili meslek Odasınca
belgelendirilecek mühendis görevlendirmekle yükümlüdür.
İşverenler
görevli mühendis işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazaları ve meslek
hastalıklarının önlenmesi konusunda sürekli eğitim verilmesini sağlar.
İş
güvenliği ile görevli mühendislerin nitelikleri, sayısı, görev, yetki ve
sorumlulukları, eğitimleri, çalışma saatleri, görevlerini nasıl yürütecekleri
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Gerekçe:
Her altı dakikada bir iş kazasının meydana geldiği, her saatte bir işçinin
öldüğü ve her 2.5 saatte bir işçinin sürekli iş göremez şekilde sakat kaldığı
ülkemizde "İş Güvenliği Mühendisliği" kavramı ne yazık ki henüz
uygulamaya geçirilmemiştir. Bu düzenleme ile mühendislerin iş güvenliği konusunda
lisans sonrası eğitimlerinin ve kamu kurumu niteliğindeki meslek odaları tarafından
verilmesi ve sertifikalandırılması böylelikle çağdaş yaklaşımların ülkemize
kazandırılması hedeflenmiştir.
Ayrıca
taslaktan "Teknik Eleman" tanımı çıkarılarak bir karışıklığın ve
belirsizliğin giderilmesi hedeflenmiştir. Çünkü ülkemizde teknik eleman tanımı;
meslek liselerinden, meslek yüksek okullarının bütün bölümlerinden ve önerilen
mühendislik bölümlerinden mezun olan kişileri kapsamaktadır.
Bilindiği
üzere AB Teknik Mevzuatını ilgili bakanlıkların sorumluluğunda ülkemiz mevzuatına yansıtılması çalışmaları hızla
sürdürülmektedir. Bu kapsamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca İşçi
sağlığı ve İş Güvenliği ile ilgili direktiflerinin tüzük ve yönetmeliklere dönüştürülmesi çalışmaları
sürdürülmektedir.Ülkemiz sanayisinde ilk
kez uygulamaya geçirilecek bu düzenlemelerin kavranması ve ivedilikle uygulamaya
geçirilmesinde mühendislik formasyonuna gereksinim vardır.
Bu
güncel gelişmeler dikkate alındığında;
İş
Güvenliğini sağlama sorumluluğunun en azından mühendislik formasyonu almış
kişilerce yapılması bilimsel ve teknik açıdan çok daha doğru ve çağdaş bir
yaklaşım olacaktır. Bilindiği üzere gelişmiş sanayi ülkelerinde bu tanım iş
güvenliği mühendisliği olarak anılmaktadır. Örneğin ABD'de 1911 yılından beri
İş Güvenliği Mühendisliği kavramı yaşama taşınmış ve İş Güvenliği
mühendisleri sayısı 30.000'ne ulaşmıştır. Ülkemizde de İş Güvenliği
Mühendisliği kavramının sanayimize taşınması hem
işçilerin sağlıklı ve verimli bir ortamda çalışması ve yaşam haklarının
korunmasına katkıda bulunacak hem de iş
kazalarının azaltılmasıyla işverenlerin maddi ve manevi kayıplarının önlenmesine
katkıda bulunacaktır.
Yukarıdaki görüşlerimizin
başta siz meslektaşımız milletvekilleri olmak üzere tüm milletvekillerince
olumlu değerlendirilerek İş Kanununa yansıtılacağı inancıyla konuyu bilgi ve
değerlendirmelerinize sunarız.”