makale yayımlama koşulları | abonelik | reklam | iletişim | arşiv |
| ENDÜSTRİ
MÜHENDİSLİĞİ Nisan-Mayıs-Haziran 2003 - Sayı 2
|
M. Bülent DURMUŞOĞLU1, Osman KULAK1, H. Hakan BALCI2
İ.T.Ü. İşletme
Fakültesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü1
Auburn University, Dept. of
Industrial & Systems Engineering2
Son yıllarda gerek sanayi kuruluşları
ve gerekse akademisyenler, Hücresel Üretim (HÜ) konusuna giderek artan bir ilgi
göstermektedir. Bu makalede böylesi önemli bir konunun Türkiye’deki durumunu
değerlendiren ve diğer ülkelerdeki (özellikle ABD) uygulamalarla
karşılaştırmasını yapan, saha analizine dayalı bir çalışma
gerçekleştirilmiştir. Saha analizi çalışmasında, uluslar arası standartlara sahip,
kendi sektörlerinde Türkiye’de önde gelen 44 firma ve bu firmalara ait olan toplam
207 hücre incelenmiştir. Analiz öncesi tasarlanmış olan bir araştırma anketi,
hücresel üretim uygulamalarının yerinde görülüp incelenmesi sonucu, görüşme ve
gözlemlere dayalı olarak doldurulmaktadır. Analiz çalışması, HÜ proje öncesi, HÜ
proje organizasyonu, HÜ tasarım süreci ve HÜ uygulama sonuçları ile ilgili
dönemlere ait verilerin toplanmasını, istatistiksel analizini ve bu analizlerin
yorumlanmasını içermektedir. Ayrıca HÜ sistemlerine sahip firmaların, HÜ
uygulaması ile ilgili tatminini etkileyen faktörler ve etkileme dereceleri
saptanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Hücresel
üretim, grup teknolojisi, güncel uygulamalar ve saha analizleri
Abstract
Both
the academicians and the manufacturing industries focus on Cellular Manufacturing (CM)
with a growing interest. In this paper, the field analysis has been performed to determine
the situation Turkey has been in such an important subject and to compare it with the
other implementations, especially in USA. 44 manufacturing firms, which are the leaders in
their sectors in Turkey with international qualifications and totally 207 manufacturing
cells in these firms, have been examined by the field analysis. The study has been
realized by an investigation questionnaire that has been prepared beforehand based on
negotiations and observations on the shop floor. The study contains the collection and the
statistical interpretation of the information related to the period before the CM project,
CM design process and CM implementation results. Furthermore, overall satisfaction after
CM implementations is statistically analyzed.
Keywords:
Cellular manufacturing, group technology, current practices and field analysis.
GİRİŞ
Günümüzde kalite, maliyet ve teslimat performansını eş
zamanlı olarak artırmanın en geçerli çaresi Yalın düşünce ve üretim olarak
görülmektedir [Womark and Johns,1996]. Yalın üretimin olmazsa olmaz aşamalarından
biri Hücresel Üretim (HÜ)’dir. HÜ bir sistemi mümkün olduğunca bağımsız alt
sistemlere ayıran ve alt sistemlerin hızlı ve etkin çalışma yeteneğini, tüm
sisteme yansıtmayı amaçlayan bir yaklaşımdır.
Türkiye, Asya ile Avrupa arasında yer alan, gelişmekte olan ve
aynı zamanda küreselleşen Dünyada kısıtlı kaynaklarıyla rekabet etmek zorunda olan
bir ülkedir. Ayrıca imalat sanayiinin kullandığı kredilerin maliyeti, diğer
ülkelerle karşılaştırıldığında çok yüksektir. Bu durum firmaları düşük
maliyette ve yüksek kalitede ürünler üretmeye ve bu ürünleri hızlı bir şekilde
teslim etmeye zorlamaktadır. Bu yönüyle bakıldığında Yalın Üretim ve HÜ çalışmaları, özellikle finansman
ihtiyacını azaltacağından, Türkiye için daha büyük öneme sahiptir.
Böylesi önemli bir konuda özellikle hücre tasarımına
yönelik teorik anlamda literatürde oldukça fazla sayıda çalışma bulunmaktadır
[Heragu,1994, Selim ve diğerleri 1998]. Buna karşılık, mevcut uygulamaların analizi
ve uygulamaya alma sürecine yönelik çalışmalar oldukça sınırlı sayıdadır
[Wemmerlöv&Johnson,1997]. Bu çalışma, Türkiye’de HÜ uygulamalarının durumunu
ortaya çıkarmak, yayınlanmış ABD’deki HÜ uygulamalarıyla karşılaştırmak ve
uygulamadaki sorunları analiz ederek geleceğe yönelik HÜ stratejilerini belirlemek
amacıyla gerçekleştirilmiştir.
Daha ayrıntılı ve güvenilir analiz yapabilmek için saha
analizi tercih edilmiş ve bu şekildeki çalışmayı kabul eden firmalara
gidilebilmiştir. Ziyaret edilen firmaları HÜ açısından değerlendirmek için
önceden ayrıntılı olarak hazırlanmış araştırma anketi kullanılmıştır. Anket,
uygulamaların yerinde görülmesi ve ilgili tartışmaların yapılması sonucu sahada
titizlikle doldurulmuştur.
Saha analizi, çeşitli ölçeklerdeki 44 firma ve toplam 207
hücreyi kapsamaktadır ve 2001 ile 2002 yılları içerisinde gerçekleştirilmiştir.
Saha çalışmasının odaklandığı firmalar binek araçları ana ve yan sanayi, savunma
sanayii, makina sanayiii, elektrik ve elektronik sanayii ve tarım makinaları sanayii
gibi sanayii kollarını içermektedirler. 44 firma, Türkiye’de sanayiinin yoğun
olduğu Marmara, İç Anadolu ve Ege Bölgelerinde, HÜ uygulaması içinde bulunduğu
düşünülen ve saha analizini kabul eden firmalardan seçilmiştir.
HÜ uygulamalarının değerlendirilmesi ile ilgili yayınların
özellikle ABD’deki firmaları kapsadığı görülmektedir. ABD’de yapılan
çalışmaların çoğunda izlenen yöntem hazırlanan anket formlarının firmalara
gönderilip cevapların değerlendirilmesi şeklindedir [Wemmerlöv&Hyer, 1989, Choi,
1996, Olorunniwo&Udo, 1996, Wemmerlöv&Johnson, 1997]. Bu çalışmalarda
incelenen firma sayısı 28 ila 57 arasında değişmektedir.
Bazı araştırmacılar da anket göndermek yerine saha analizi
yapmayı tercih etmişlerdir. Bunlar arasında Harvey [1993], Suri ve diğerleri [1996],
Marsh ve diğerleri [1998], Hyer ve Brown’ın [1999] çalışmaları bulunmaktadır.
Saha analizi ile gerçekleştirilen çalışmalarda firma sayısı 11 ila 15 arasında
değişmektedir. Bu çalışma ise, saha analizi yaklaşımı kullanılarak 44 firmada
gerçekleştirilmiştir.
Analizde kullanılan anket mevcutta olan ve kapatılan
hücrelerin değerlendirilmesi için tamamlanmış HÜ projeleri hakkında 36 soruyu
içermektedir. Anket birden fazla seçim yapılabilen sorular, evet/hayır seçenekli
sorular, Likert ölçeği (5’li) kullanılarak hazırlanan sorular ve açık uçlu
sorulardan oluşan karma bir yapıdadır. Anket sonuçlarının istatistiksel
değerlendirilmesi “SPSS 10.0 for Windows” ortamında gerçekleştirilmiştir.
Bu çalışma, HÜ proje öncesi, HÜ proje organizasyonu, HÜ
tasarım süreci ve HÜ uygulama sonuçları şeklinde dört ana grupta organize
edilmiştir.
Saha analizi değişik ölçeklerde 44 firma ve bunlara ait
toplam 207 hücreyi içermektedir. Bu çalışma, binek araçları ana ve yan sanayii,
savunma sanayii, makina sanayii, elektrik ve elektronik sanayii ve tarım makinaları
sanayii gibi sanayii kollarından seçilen firmalarda saha analizinin değerlendirilmesine
odaklanmıştır. Bu firmalarda üretilen ürün çeşitleri Tablo 1 de gösterilmiştir.
Bu ürünleri üretmek için hücrelerde yapılan işlemler, talaşlı imalat, montaj,
hassas son işlemler, kaynak, test/kontrol, plastik şekil verme, ısıl işlem, paketleme
ve dökümden ibarettir.
207 hücrenin %38 gibi önemli bir oranında üretilen
ürün/parça çeşitleri 1 ile 4 arasında değişmektedir. (Şekil 1). Hücrelerde
üretilen ürün/parça çeşidi ile ilgili oranlar sırasıyla, yalnızca bir çeşit
ürün/parça üretenler %16, 25 ve daha az sayıda çeşit ürün/parça üretenler %80,
50 ve daha az sayıda çeşit ürün/parça üretenler %82, 100 ve daha az sayıda çeşit
ürün/parça üretenler ise %96’ dır.
İncelenen firmaların yaklaşık olarak %50’si, firma
çalışanlarının önerisi sonucu hücresel üretim projelerine başladıklarını
belirtmişlerdir. Bununla birlikte, firmaların sadece %25’i böyle bir projeyi
başlatmak için danışmanların rolü olduğunu söylemişlerdir. Bu durum,
Türkiye’nin henüz yaygın olarak danışman kullanma kültürüne sahip olmadığı
şeklinde yorumlanabilir.
Araştırılan firmaların yaklaşık yarısı hücresel üretim projesine, ayrıntılı analizler sonucu karar verdiklerini, diğerleri, projeyi herhangi bir üretim sistemi üretkenlik ve etkinlik arttırma projesi gibi düşündüklerini belirtmişlerdir. Üzerinde odaklanılan ayrıntılı analizler, hücre tasarımı ve hücrelerin üretim sistemi ile bütünleştirilmesinden daha ziyade özellikle hücrenin etkili bir şekilde çalıştırılmasına yöneliktir. Bu durum, hücresel üretimin, firma kültürünü baştan aşağı değiştirmeye yönelik bir yönetim felsefesi olarak değil de, sadece bir yerleşim düzenlemesi çalışması olarak görülmesi anlamını taşıması mümkündür.
Projenin başlangıç aşamalarında üst yönetim ve genel müdür haricinde her hiyerarşi kademesinden çalışanların (müdürler, şefler, amirler ve işçiler) HÜ projesine karşı çıktıları Tablo 2’den görülmektedir. Bu çeşit değişim projelerinde sıkça karşılaşılan doğal bir dirençtir. Ayrıca firmalardan biri, çalışanlarının bağlı olduğu sendikanın da bu çeşit bir projeye karşı çıktığını belirtmiştir. Özellikle firma çapında ayrıntılı analizler yapılmadan başlatılan projelerde, çalışanların proje hakkında yeterli düzeyde bilgi sahibi olmaları ve motive edilmeleri mümkün olmadığından, bu durumun karşı çıkmaların meydana gelmesinde etkili olduğu, görüşmeler sonucu ortaya çıkmıştır. Böylesi bir projenin, üst yönetim desteği görmeden uygulamasının da söz konusu olamayacağı, firmalar tarafından belirtilmiştir.
Firmalara hücresel üretim projelerinin başlatma nedenleri (beklenen faydalar) sorulmuştur. Gerek önem derecelerinin düşüklüğü ve gerekse, HÜ sonrası çoğunlukla performans gelişmelerinin ölçümlenmemiş olması nedeniyle 16 başlatma nedeni içinde 7’si, istatistiksel analize alınmamıştır. Geri kalan 9 neden için, alınan cevapların ortalama ve standart sapma değerleri, Tablo 3’de gösterilmektedir. 9 maddelik beklenen faydalara ait Cronbah Alpha [Cronbah, 1984] değeri 0.81 olarak elde edilmiştir. Nunnaly [1978], 0.7’nin kabul edilebilir güvenirlilik katsayısı olduğuna işaret etmiştir. Ancak daha düşük eşik değerleri de bazı durumlarda kullanılabilmektedir [Santos, 1999]. O halde 0.81 değeri, elde edilen sonuçların kabul edilebilir güvenirlilik düzeyinde olduğunu göstermektedir. Tablo 3 incelendiğinde, ürün akış süresini (temin süresini) düşürme (ortalaması 5 üzerinden 4.51), hücresel üretim projelerini başlatma nedenlerinin başında gelmektedir. Bunun dışında diğer önemli nedenler arasında, beklenildiği gibi, sırasıyla müşterilere tepki verme süresini kısaltmak, taşıma mesafelerini/sürelerini azaltmak, ürün maliyetlerini düşürmek ve hazırlık sürelerini düşürmek gelmektedir.
HÜ uygulamalarına başlamadan önce hangi gelişmelerin, ortalama düzeyden daha fazla olduğunu görmek için t testi yapılmıştır. Karşılaştırma düzeyi 3 (orta değer) olarak tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre sadece “üretim alanındaki tasarruf” beklentisi anlamlı değildir. Geriye kalan 8 maddeye ait önem dereceleri %99 güvenirlilik seviyesinde anlamlıdır. Türkiye’de HÜ çalışmalarına başlayan firmalar “üretim alanında tasarruf” dışındaki tüm diğer maddelerle ilgili gelişmeleri başarmak istemektedir.
HÜ
çalışmalarına başlama nedenleri olan 9 madde arasındaki ilişkileri göstermek için
“Döndürülmüş Bileşen: İng: Rotated Component” analizi yapılmıştır.
Döndürülmüş bileşen analizi, belirsizlikleri azaltarak yorumlamayı etkinleştirir.
[Hair ve diğerleri, 1995]. Bu analiz sonucunda Tablo 4’de görüldüğü gibi toplam
varyansı %65.61 olan iki bileşen oluşmuştur. Matristeki verileri daha rahat yorumlamak
için %5 güven aralığında olumsuz yükleme değerleri (
0.4
aralığındaki değerler) matriste gösterilmemiştir. “Akış süresini düşürmek”
ve “Üretim miktarını arttırmak” her iki bileşen içinde de yer almaktadır.
Sonuçlara göre N1 bileşeni başarılması gereken “Dışarıya yönelik
performans”, N2 bileşeni de “İçeriye yönelik performans” olarak
isimlendirilebilir.
Üretim miktarını arttırma ile
ilgili puanın “3.76” olması, bu nedenin de hücresel üretime geçmede önemli
olduğunu göstermektedir. İşgörenlerin iş tatminini sağlamak, ham madde ve mamul
stoklarını düşürmek en düşük önem verilen nedenler olarak tespit edilmişlerdir.
Projeleri başlatma nedenleri arasında, üretimi arttırma isteğinin fazla olmasına
karşın, hammadde ve mamul stoklarını düşürme isteğinin az olması, “Tam
Zamanında Üretim”, çekme sistemi ve HÜ projelerinin bir bütünün parçaları
olarak düşünülmediğini işaret etmektedir. İşgörenlerin iş tatminini sağlama
isteğine düşük önem verilmesi, yine yukarıda belirtildiği gibi, hücresel üretim
projesinin firma kültürünü baştan aşağı değiştirmeye yönelik bir yönetim
felsefesi olarak değil de, sadece bir yerleşim düzenlemesi çalışması olarak
görüldüğü sonucuna işaret etmektedir.
Hücresel üretim projesine başlarken
sayısal performans hedefi koymayan firmaların sayısı sadece %14’dür. Bu oranın
Wemmerlöv ve Johnson [2000]’un ABD firmalarında yaptıkları çalışmada % 30’lar
düzeyinde olması, Türkiye’nin hedef belirleme açısından daha duyarlı olduğunu
göstermektedir. Hedef belirleyen 38 firmadan 36’sı ürün akış süresi konusunda sayısal değer belirtmiştir. (Tablo 5). Ürün
akış süresinin hücresel üretimi başlatma nedenleri arasında en önemli ölçüt
olarak belirlenmesi ve sayısal hedef koyan firmaların da bu ölçütle ilgili hedef
koymaları, bu ikisi arasındaki kuvvetli ilişkiyi gösterir. ABD firmaları [Wemmerlöv
ve Johnson 2000, Wemmerlöv ve Johnson 1997], ürün akış sürelerini ortalama %62,6
oranında düşürmek için hedef belirlerken, bu oran Türk firmalarında ortalama
%31’e düşmektedir. (Tablo 5). Türk firmaları tarafından belirlenen en büyük hedef
yarı mamul stokunun ortalama %53 oranında düşürülmesidir. Genellikle belirlenen
hedefler, ABD firmalarındaki kadar büyük hedefler değildir. Bu da projelerin
başarısı konusundaki inanç eksikliğine veya HÜ projesi öncesinde ayrıntılı
analiz yapılmamasına bağlanabilir. Talepleri karşılama oranı, müşterilere tepki
verme süresi ve yerleşim alanında sağlanan tasarruf kazançları gibi ölçütlerin
her biri için sadece üçer firma hedef belirlediği için, HÜ projesinde bu
ölçütlere yeterli düzeyde önem verilmediği anlaşılmaktadır. Firmaların çoğu
ürün akış süresi, hazırlık süresi, yarı mamul stoku ve üretim miktarı
ölçütleri için hedef belirlemişlerdir. Firmaların 11 tanesi üretim maliyetini
performans ölçütü olarak göz önünde bulundurmasına rağmen, sadece üç firma bu
ölçütle ilgili sayısal hedef belirlemiştir.
Hücresel Üretim Proje Organizasyonu
HÜ projesini başarıya ulaştırmak için proje lideri ve iyi takım oyuncularının seçilmesi son derece önemlidir. Firmalara gerçekleştirdikleri HÜ projesi için bir lider seçip seçmedikleri sorulmuştur. Firmalardan 39 tanesi bir lider seçerek bu projeye verdikleri önemi göstermişlerdir. Liderlerin pozisyonlarına göre dağılımı Tablo 6’daki gibidir. Proje liderlerinin çoğunun (28 firma) müdür veya daha üst düzey pozisyonda olması projeye önem verildiğini göstermektedir.
Firmalara proje takımında hangi pozisyonlardaki personelin çalıştığı sorulmuştur (Tablo 7). HÜ projesinde çalışanların pozisyonları, teknisyen, mühendis, şef ve müdür seviyesinde yüksek bir katılımın olduğuna işaret etmektedir. Yaklaşık her iki firmadan birinde (%45) işgörenler proje takımına girmektedir. Türkiye’de işgören katılımı ABD’deki imalat firmaları için gerçekleşen %73 işgören katılımına göre düşük olmasına karşın, 90’lı yılların başından itibaren uygulanmaya çalışılan bir yöntem için bu oran yine de sevindiricidir.
Projenin farklı aşamalarında,
genellikle proje takımının yapısı değişmektedir. Başka bir deyişle lider,
projenin farklı aşamalarında, çekirdek kadroyu desteklemek amacıyla farklı grupları
devreye almaktadır. Bu nedenle firmalara hücre tasarımı
ve fiziksel yerleşim aşamalarında çalışan personelin ünvanları soruldu.
Sonuçlar Tablo8’de toplanmıştır. Beklenildiği gibi, hücre tasarım aşamasında
üretim ve süreç mühendisi, üretim şefi, üretim müdürü ve postabaşı
pozisyonlarında yoğun bir şekilde katılım gerçekleşmiştir. Bununla birlikte,
diğer bölümlerden kısıtlı oranlarda katılım olduğu görülmektedir.
Üretim mühendisi, üretim şefi ve üretim müdürü sırasıyla % 82, %82 ve %76 oranlarında proje takımlarında yer alırken, İnsan Kaynakları personeli (%7), Muhasebe ve Finans personeli (%6) ve Tasarım Mühendisi (%13) çok daha düşük oranlarda yer almıştır. Bu sonuç, oranları düşük olan bölümlerin projeye katkılarının beklenmediğini göstermektedir. Hücresel üretimin firma kültürünü toptan değiştirebileceğini düşündüğümüzde, bu kanının doğru olmadığını söyleyebiliriz.
Firmaların %44’ü hücre tasarım
aşamasında danışmanlardan yararlanmıştır. Akademik danışman katılımı toplam
danışman katılımının %71’ini oluşturmaktadır. Tüm firmalar bazında (0.44*0.71)
%31’lik akademik danışman katılım oranı, üniversite endüstri ilişkilerinin
hücresel üretim konusunda yeterli düzeyde olmadığını göstermektedir
Firmaların %37’si, işgörenlere
yeni sistemin tasarlama aşamasında katılım fırsatı vermiştir. Hücresel üretimi
başlatma nedenleri arasında “işgörenlerin iş tatminini sağlama” hedefinin çok
düşük önem derecesine sahip olması ile firmaların hücre tasarım aşamasında
işgörenlere yeterli katılım olanağı vermemesi arasında paralellik olması göze
çarpmaktadır. Firmalar işgören katılımını sağlayarak işgören tatminini
arttıracaklarını ve böylece işgörenlerin daha etkin çalışabileceklerini dikkate
almamaktadırlar.
Hücre tasarımı ve fiziksel
yerleşimi aşamaları karşılaştırıldığında işgören kullanımı oranı %37'den
%82'ye çıkmıştır. Mevcut üretim sisteminden hücresel üretime dönüşüm imalat
sisteminde büyük değişiklikler gerektirdiğinden, Makina Bakım ve Elektrik Bakım
ekibinin kullanımı da sırasıyla %44’ten %75'e ve %44'ten %81'e çıkmıştır.
Kalite Kontrol ve Kalite Güvence
ekiplerinin katılımı hücre tasarım aşamasında %38 iken, hücre fiziksel yerleşim
aşamasında %13'e düşmüştür. Bilgi İşlem Bölümü, imalat firmalarında daha çok
veri toplama ve analizi ile ilgili çalıştığından, fiziksel yerleşim aşamasındaki
katılım (%6), tasarım aşamasındaki katılıma (%31) göre oldukça düşüktür.
Firmalara yaşadıkları deneyimlerden
de faydalanarak hücresel üretim projelerinde görev alacak personelin seçimi konusunda
önerileri sorulmuştur. Yöneticilerin bu konuda söyledikleri aynen şu şekildedir:
· Ürün
ve süreç yeniliğine açık, üst yönetimin desteğini alan kişilerden oluşan proje
takımları kurulmalı.
· Proje takımı 1/3 oranında üretimle
ilgili beyaz yakalı, 1/3 oranında üretimin içinden mavi yakalı ve 1/3 oranında da
üretim hattını tanımayan teknik görevlilerden oluşmalı.
· Hücre kavramını bilen, üretim
sistemini tanıyan kişilerden oluşmuş bir
takım kurulmalı. Bu takımdakiler firmadaki diğer kişileri motive etmeli ve onların
katılımını sağlamalı.
· Hücre
oluşumunda çalışacak kişiler sabırlı olmalı , farklı bölümlerden yardım
almalı. Teknik bilgisi ve iletişim gücü sayesinde insanları değişime ikna etmeli.
Görüştüğümüz firma yetkilileri
özellikle dünya çapında yaklaşımların takip edilebilmesi ve ek olarak takım
üyelerinin değişime açık olabilmelerinin önemini vurgulamışlardır. Farklı
bölümlerden ve mesleklerden katılımın sağlanması, projenin başarısını
arttıracağı gibi, aynı zamanda fabrika içinde değişime karşı olabilecek direnci
de azaltmaktadır. Bu çeşit faaliyetlerde elde edilecek başarı, firma içinde farklı
bölümlerin katılımının olmasına ve projeye olan inancın büyüklüğüne bağlı
olduğu göz ardı edilemez.
İncelenen firmalarda, hücre
oluşturma ile ilgili iki temel yaklaşım mevcuttur:
1. İlk önce ürün/parça aileleri belirlenir. Daha sonra
bunların üretimi için gerekli olan donanım/makinalar ve işgörenler atanır.
2. İlk önce kilit donanım/makina
seçilir. İlgili donanım/makinalar, kilit makinanın yakınına yerleştirilir.
Firmaların %94’ü öncelikle ürün/parça ailelerini
belirleyip, ardından gereken donanım/makina ve işgörenleri atamıştır. Diğerleri
ise, ikinci yaklaşımı uygulamıştır.
Anketi yanıtlayanlara ürün/parça ailelerini belirlemede kullandıkları yöntemler sorulmuştur. Sonuçlar Tablo9’da gösterilmiştir. Kodlama sistemlerinin kullanımı aşırı zaman harcamayı ve ciddi çalışmayı gerektirdiğinden, firmaların çoğu ürün/parça ailesi belirlerken görsel yöntemi ve parçaların izlediği rota bilgilerini kullanmışlardır. Hem görsel yöntem hem de parçaların izlediği rotaları kullanan firmaların oranı %75’tir.
Anketi yanıtlayanlara hücre
tasarımı sırasında planlanan hücrelerin performansını değerlendirip
değerlendirmedikleri sorulmuş; tüm firmaların % 94’ünün tasarlanan hücrelerin
performansını değerlendirdikleri belirlenmiştir. Değerlendirme sırasında
kullanılan yöntemler sorulduğunda; yanıtlayanların tamamı analitik yöntemleri
kullandıklarını ifade etmişlerdir. Bunun yanında firmaların % 73’ü bilgisayar
simülasyonunu bir araç olarak kullanmıştır. Firmalardan hiçbiri hücre tasarımı
sürecinde fiziksel simülasyon, yapay zeka, bulanık mantık gibi yöntemleri dikkate
almamışlardır.
Bilgisayar Destekli Hücre Oluşturma
ve Tasarım
Anketi yanıtlayanlara hücre oluşturma sürecinin belli
aşamalarında bilgisayar kullanıp kullanmadıkları sorulmuştur. % 88 oranında veri
toplamada, % 50 oranında ise Grup Teknolojisi Kümelendirme’ de bilgisayar
kullanılmıştır. Grup Teknolojisi Kümelendirme’ de bilgisayar kullanımının daha
düşük olmasının nedeni, uygun algoritmalar ve araçlar konusunda yeterli bilgi sahibi
olunmaması veya bunlara ulaşılamaması gösterilebilir.
Firmaların hücre tasarımı boyunca
kullandıkları bilgisayar verilerinin oranları Tablo 10’da verilmiştir. İki adet
firma bilgisayara veri girilmesini gereksiz bulmaktadır. Bunlar, sistemlerinin,
bilgisayara veri girilmesini gerektirecek kadar karmaşık olmadığını ifade
etmektedirler. Ayrıca bu firmalardan birinde, tüm çalışanlar “Gemba Kaizen”
çalışmalarına katılmışlardır. Bu firmanın çok sayıda hücresi bulunmakla
birlikte, Gemba Kaizen’in yardımıyla çalışanlar, sistemin karmaşık olmadığını
düşünmektedirler. Bilgisayara veri girmeyen diğer firma işgörenlerin katılımına
önem vererek hücreleri işgörenlerinin önerisi üzerine kurmuştur.
Firmaların çoğu (% 81) ürün/parça
işlemleri ile ilgili verileri bilgisayar ortamında tutmaktadır. (Tablo10). Ürün
Ağacı verileri, CAD (Bilgisayar Destekli Tasarım) verileri, MRP (Malzeme İhtiyaç
Planlaması) ürün/parça verileri ile sınıflandırılmış ve kodlanmış GT verileri
ise sırasıyla % 50, %50, %44 ve %31 oranlarında bilgisayar ortamında tutulmaktadır.
Buradan imalat ile ilgili sorunların bilgisayar kullanılarak çözümünde,
Türkiye’deki şirketlerin yeterli düzeye ulaşamadığı sonucuna varılabilir.
Bu çalışmada “Hücrelerin
tasarımı ve uygulamaya alınmasında kullanılan ve akademik olarak yayınlanmış veya
ticari olarak kullanılan herhangi bir yöntemin bilinip bilinmediği” ile ilgili bir
soru sorulmuştur. Bu soruya verilen yanıtlara dair oranlar Tablo 11’de
gösterilmiştir.
Sonuçlar incelendiğinde, firmalardaki ilgili kişilerin hücrelerin işletimi konusunda, tasarımı konusundan daha fazla bilgi sahibi oldukları görülmüştür. Bu sonuç geçmiş çalışmaların “Parça/ürün ailelerinin belirlenmesi firmalar tarafından kritik bir sorun olarak görülmemektedir.” şeklindeki sonuçları desteklemektedir [Wemmerlöv & Johnson, 1997; Wemmerlöv & Johnson, 2000]. Bunun yanında “Hücrelerin oluşturulması konusunda fazla zaman harcamayan firmalar, hücrelerin etkin işletimi konusunda zaman harcamaktadır.” şeklindeki hipotez de, Tablo 11 ve saha analizi tarafından desteklenmiştir.
Saha analizinden elde edilen diğer bir
sonuç ise şu şekildedir: Hücrelerin oluşturulmasıyla ilgili teknikler, daha zordur
ve daha fazla zaman gerektirmektedir. Bu teknikler bilinmelerine rağmen; günlük, acil
işler veya yangın söndürme amaçlı işler nedeniyle uygulanamamaktadır.
Akademisyenlerin genellikle hücre oluşturulması sorununu
fabrikanın analizi ve çok sayıda hücrenin oluşturulması olarak görmelerine
karşın, gerçekte çok sayıda hücrenin oluşturulması zaman içerisinde adım adım
gerçekleşmektedir.
Ankette, “ Eski üretim sisteminden
HÜ Sistemine nasıl geçtiniz?” sorusu sorulmuş ve yanıtlayanların %62’si “Önce
bir pilot hücre kuruldu, ardından diğer hücreler kuruldu.” şeklinde yanıt vermiş;
% 19’u “Başlangıçta birden fazla pilot hücre kuruldu.” şeklinde yanıt
vermiştir. Kalan firmalar ise “Tüm firma bir anda HÜ’e dönüştürüldü.”
şeklinde yanıtlamıştır. Firma çalışanları ifadelerinin ve saha analizlerinden
elde edilen izlenimler sonucunda, pilot hücre yaklaşımının üç amacı olduğu
anlaşılmıştır:
Türkiye’de pilot hücre yaklaşımı
ile birer birer hücre kuran firmaların oranı olan % 62, geçmiş çalışmalarda elde
edilen oranlardan belirgin biçimde düşüktür (Olorunniwo & Udo, 1996, 57 fabrikaya
anket uygulamış ve pilot hücre yaklaşımını %86 olarak belirlemiştir. Wemmerlöv
& Johnson, 2000, 46 firma incelemiş ve pilot hücre yaklaşımı oranını %79 olarak saptamıştır).
Anketi yanıtlayanlara hücrelerin
fiziksel olarak düzenlenmesi için geçen süre sorulmuştur. Bir hücrenin oluşturulma
süresi, ortalaması 12 iş günü ve standart sapması 9.6 gündür. Farklı
donanım/makina gereksinimleri nedeniyle hücre oluşturma süresi belirgin biçimde
değişmektedir.
Tasarım Ölçütleri ve Kısıtları
Ankette hücre tasarımı sırasında düşünülen ölçütlerin
önemi sorulmuştur. Tablo 12’de elde edilen yanıtların ortalama ve standart
sapmalarını göstermektedir. Ortalama değerler, 4.38 ile 1.56 arasında
değişmektedir. Tüm sonuçlar, %95 güvenirlilik aralığına düşmektedir. Elde edilen
sonuçların, hücre tasarım ölçütleri arasındaki tutarlılığa karar vermek için
Cronbach Alpha [Cronbah, 1984] hesabı kullanılmıştır.
14 maddeden oluşan tasarım ölçütleri için Cronbah Alpha değeri 0.74 olup, kabul
edilebilir güvenilirlik düzeyindedir. Tablo
12’ de görüldüğü gibi, “Parçalar/ürünler tamamen hücrede tamamlanmalı”
4.38’lik ortalama değer ile en yüksek, “Bir ürünü/parçayı birden fazla hücrede
işleyebilme esnekliği” de 1.56’lik ortalama değer ile en düşük değerlere
sahiptir. Diğer bir deyişle tasarım süreci boyunca, hücreyi iş akışı yönünden
bağımsız hale getirmeye önem verilmiş, buna karşın parçaların/ürünlerin
alternatif hücrelerde üretilebilmesi anlamına gelen dış rotalama esnekliğine önem
verilmemiştir. Böylece hücre tasarımı sırasında hücrelerin bağımsızlığına
çok önem verilmesinin sonucunda dış rotalama ölçütü terkedilmiştir. Tablo 12,
ayrıca “Hücrede dengelenmiş donanım kullanım oranı” ve “Tek yönlü (geriye
dönüşsüz) malzeme akışı” gibi ölçütlerin diğerlerine göre daha fazla önem
verildiğini göstermektedir. “Hücrelere yetki göçertmesinin yapılması” ölçütü, HÜ’de yüksek performans için önemli olduğu,
3.51 puan ile yanıtlayanlar tarafından özellikle vurgulanmıştır.
Hücre tasarım ölçütleri için
yanıtların ortalama değerlerinin birbirlerine göre anlamlı bir farklılığa sahip
olup olmadığını göstermek için, %95 güvenirlilik sınırında Duncan testi
yapılmış ve test sonuçları Tablo 12’de gösterilmiştir. Buna göre tasarım
ölçüt değerlerinin ortalamaları farklılık gösteren 9 gruba ayrılmıştır.
Tablo13, hücre tasarım ölçütleri
için, döndürülmüş bileşen yükleme matrisini göstermektedir. Matristeki verileri
daha rahat yorumlamak için %5 güven aralığında olumsuz yükleme değerleri (
0.4 aralığında) matriste
gösterilmemiştir. Tablo13’den de görüldüğü gibi Kaiser [1960] ölçütü
kullanılarak, %79.38’lük toplam varyansa sahip dört bileşen belirlenmiştir.
Matristeki eşleştirmelerden, K1; “Hücredeki iş istasyonu/makina sayısı”,
“Hücre içinde bir işi alternatif makinalarda işleyebilme esnekliği”, “Hücrede
dengelenmiş donanım kullanım oranı”, “Yeni ürünü/parçayı hücrenin kabul
edebilme esnekliği” ve “Pahalı
donanımların kullanım oranını yüksek tutma” ölçütlerini içeren bir
bileşendir. Matrisin tamamı
değerlendirildiğinde; K1 bileşeni “Donanım yeteneği”, K2 bileşeni
“Hücre etkinliği”, K3 bileşeni “İşgören yeteneği”, K4 bileşeni “Ürün
esnekliği” ile ilgili tasarım ölçütleri olarak isimlendirilebilir.
Firmalar, HÜ projelerini bir takım teknik ve finansal
kısıtlar altında gerçekleştirmiştir. Bu kısıtlar ve bunlara dair oranlar
aşağıda gösterilmiştir:
· Ürün/süreç parametreleri (%81)
· Yeni donanım/makina satın alamamak
(%69)
· İmalat alanı (%56)
· Parçaların/ürünlerin tamamen hücre
içerisinde tamamlanması (%56)
· Finansman (%50)
· Üretim miktarı gereksinimi (%44)
· İşgücü gereksinimi (% 19)
· Üst yönetimin sabırsızlığı (%6)
Hücre tasarımı sırasında, firmaların %81’i ürün
çeşitliliği ve donanımın/makinaların belli bir hücreye atanamaması gibi ürün ve
süreç kısıtlarıyla karşılaşmıştır. Bir firmanın 23 hücre oluşturup, bu
kısıtlardan hiçbirinin kendilerini etkilemediğini belirtmesine karşın, firmaların
kalanı bu kısıtlardan ortalama dört tanesine işaret koymuşlardır.
HÜ Uygulamaya Alma ve Performans
Gelişmeleri
İncelenen şirketler arasında ilk metotlu hücre uygulaması
1992’de başlatılmıştır. Bunun yanında ortalama hücre oluşturma tarihi 1997
olarak belirlenmiştir. Bu veriler, Türkiye’deki HÜ uygulamalarının başlangıç
aşamasında olduğunu göstermektedir. Uygulama sonuçları düşünüldüğünde belirli
başarılar elde edilmesine karşın, Türkiye’de HÜ konusunda yol gösterici ve
geliştirici çabaların gerekliliğinden söz edilebilir. Bu kısımda, uygulamaya
alınan hücreler ve özellikle uygulama sırasında karşılaşılan zorluklar ve
uygulama sonucu elde edilen performans
gelişmelerinden bahsedilecektir.
Uygulamaya
Alınmış Hücreler ve Özellikleri
Parça/ürün ailelerini üretmek için gereken işlemler 207
hücrede incelenmiştir (Tablo 14). Hücrelerde gerçekleştirilen işlemler genellikle
test/kontrol, talaşlı şekillendirme ve montajdan ibarettir. Kaplama, boyama ve ısıl
işlem gibi düşük düzeyde hücrelere atanan işlemler de mevcuttur. Hücrelere
atanmayan işlemler, hücreler arası hareketlere neden olan fonksiyonel hücrelerdir.
Zehirleyici işlemler, yüksek yatırım maliyetli ve büyük makinalar, kesikli parti
tipi üretim ve uzmanlaşma gereksinimi gibi nedenler, bu çeşit fiziksel düzenlemelerin
yapılmasını gerektirmektedir.
Sadece bir çeşit işleme sahip hücre
sayısı 207 hücre içinde 8’dir. Bu 8 hücreden 7’si talaşlı şekillendirme
işlemi, 1’inde ise döküm işlemi yapılmaktadır. Hücrelerin kalanı birden fazla
işlem içermektedir. Hücrelerde ortalama 2,8 çeşit işlem yapılmaktadır. Farklı
çeşit işlemleri bir hücrede gruplamak, istenen bir durumdur ve üretim sisteminin
performansını yükseltir. Hücre tasarımı sırasında parçaları/ürünleri bir
hücrede tamamlanması hedefinin en yüksek değer olan 4.38 olması, kurulan hücrelere
de bir sonuç olarak yansımıştır.
Hücredeki
Donanım/Makina ve İşgören Sayısı
Daha önceki çalışmalar
incelendiğinde, “Kaynakların daha yüksek etkinlik ve üretkenlikte kullanımı için
donanım veya işlemlerden daha az sayıda işgörenin hücrelere atanması” fikri,
ortak bir görüştür. [Wemmerlöv ve Johnson,2000]. Bu görüş ancak ve ancak birden
fazla makinayı kullanabilme yeteneğine sahip eğitimli işgörenler ile uygulanabilir.
Araştırma yapılan firmalarda da “işgöreni birden fazla donanımda kullanma”,
derecesi 3.91 olan önemli bir ölçüt olduğu görülmektedir. (Tablo 12). Bu ölçüt,
diğer 14 ölçüt ile karşılaştırıldığında 5. sırada yer almaktadır.
Vardiya başına işgören sayısı ve hücrelerde kullanılan
donanım/makina sayısı ile ilgili veriler de toplanmıştır. Bu verilere göre vardiya
başına hücrelerdeki işgören sayısı 7.6’dır. Hücrelerin %20’si bir işgören
tarafından, hücrelerin % 44’ü üç veya daha az, % 52’si beş veya daha az sayıda işgören tarafından
çalıştırılmaktadır. Amerika’da yapılan anketle karşılaştırıldığında
[Wemmerlöv & Johnson, 2000], Türkiye’de daha fazla sayıda işgörenin atandığı
görülmektedir. Tek bir işgören ile çalıştırılan hücreler genellikle talaşlı
şekillendirme ve montaj veya kaynak ve montaj işlemlerini kapsamaktadır. 10 veya daha
fazla işgörenin çalıştığı hücreler sadece montaj ve test işlemlerini içeren
hücrelerdir.
Hücrelere yerleştirilen ortalama donanım/makina sayısı 10.82
olarak belirlenmiştir. Beklendiği üzere, ortalama işgören sayısı 7.6, ortalama
donanım/makina sayısından düşüktür. İşgören sayısındaki ve donanım/makina
sayısındaki değişkenlik katsayıları sırasıyla 1.3 ve 0.81 olarak
hesaplanmıştır. Bu yüksek katsayılar, hücrelerde farklı sayılarda işgörenler ve
donanım/makinalar bulunduğunu açıkça göstermektedir.
Hücrelerin
Uygulanması ile Oluşan Değişiklikler
Bir hücrenin tasarımı sırasında,
tasarımcıların en çok dikkate aldığı ölçütlerden bir tanesi de parça
rotalarıdır (işlem sıralarıdır). Tasarım sırasında rotaları göz önüne alan
firmaların oranı, Tablo 9’dan da izlendiği gibi, %81 olarak tespit edilmiştir. Aynı
parçanın üretiminde tek bir rota olmayıp, farklı makina ve işlem sıralarının
kullanımı ile alternatif rotalar belirlenebilir (rotalama esnekliği). Bu esneklik,
hücre tasarım kararlarının etkinliğini arttırabilir. Bu çalışmada hücresel
üretime geçildikten sonra parça rotalarında değişiklik olup olmadığı
araştırılmıştır. 207 hücreden 60 tanesi parça rotalarında değişiklik
yapmıştır. Bu değişikliğin yapıldığı 60 hücreden sadece 15 tanesi rotalardaki
değişimin yüzdesini verebilmiştir. Verilen hücrelerin ortalama rota değişiklik
oranı % 43’dür. Bu bir anlamda hücre uygulaması sırasında, farklı işlem sırası
ve/veya farklı makina kullanımları ile sıkça karşılaşılabileceği anlamına
gelmektedir.
HÜ’e geçişte, parça/ürün tasarımlarında değişiklik
meydana gelen hücrelerin oranı % 2.5’dir. Türkiye’deki bu düşük oranın aksine,
ABD’de [Wemmerlöv & Johnson, 2000] incelenmiş olan üretim hücreleri için bu
oran, %45’tir. Bu fark, ürünleri ve aynı zamanda üretim süreçlerini geliştirmeyi
amaçlayan eşzamanlı mühendislik çalışmalarının [Black, 1991] Türkiye’de
incelenen firmalarda yetersiz olduğunu göstermektedir.
HÜ uygulamaları sırasında
hücrelerin %48’inde, donanım/makinalarla ilgili değişiklikler
yapılmıştır. Bu hücrelerde değişiklik yapılan donanım/makinaların oranı
%33’tür. Diğer bir deyişle hücrelerin %33’ü değişikliğe uğramıştır. 207
hücreden sadece 7’sinde donanım/makinalar tamamen değiştirilmiştir.
Donanım/makinalardaki değişiklikler, ürün tasarımındaki
değişikliklerden değil; rotalardaki değişikliklerden kaynaklanmaktadır. Wemmerlöv
& Johnson [2000]’ ın çalışmasında gerek ürün tasarımı gerekse rotalardaki
değişikliklerin güçlü etkisi nedeniyle donanım/makinalar %70 oranında
değişikliğe uğramıştır.
Hücrelerin
Bağımsızlığı
Hücrelerde işlenen parçaların/ürünlerin %32’si hücre
içerisinde tamamlanamayıp, diğer bir hücreyi ziyaret etmek zorunda kalmaktadır. Bu
oran, Wemmerlöv & Johnson [2000]’ın çalışmasındaki orana, hemen hemen
eşittir. 207 hücrenin, 63’ünde, başka bir deyişle tüm hücrelerin %31’inde,
hücreler arası parça/ürün hareketleri, bir donanım/makinanın sadece tek bir hücre
tarafından kullanılmaması nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Hücre tasarımı
sırasında göz önüne alınan en önemli ölçütün Tablo 12’de görüldüğü gibi
“parçalar/ürünleri tamamen hücrede tamamlanmalı” olarak belirlenmesi de, bu
sonucu doğrulamaktadır. Sonuç olarak hücre uygulamalarında, %69 oranında hücre
bağımsızlığı mevcuttur [Wemmerlöv & Hyer’in, 1989, çalışmasında, bu oran
% 80’dir. Harvey’in, 1993, çalışmasında da bu oran % 45’tir.).
Hücreleştirme Oranı (Cell
Penetration)
İncelenen firmalardaki hücreleştirme oranı ortalama
%48’dır. Diğer bir deyişle, üretim sistemlerinin yaklaşık yarısı hücreler
şeklinde düzenlenmektedir. Aynı zamanda üretim sistemini tamamen hücreler şeklinde
düzenlemiş olan hiçbir firma bulunamamıştır. Başka bir deyişle incelenen
firmalarda melez sistemler uygulanmaktadır.
İncelenen hücrelerden dokuzu kapatılmıştır. Bu dokuz
hücreden altısı, fabrikanın şehir içindeki başka bir yere taşınmasından
kaynaklanmıştır. Daha önceden HÜ projesi sürecinde bulunmayan firmanın yeni genel
müdürü, çalışanlarının yeni yere taşınmalarından önce, yeni yerleşim
düzenini kapsamlı biçimde analiz etmelerine izin vermediğinden, bu hücreler yeniden
kurulamamıştır.
Bir hücre ise, bu hücrede üretilen
parçaların dışarıda üretilmesine karar verilmesi sonucunda ortadan
kaldırılmıştır. Diğer iki hücrenin ise, işletimi durdurulup yerine, fabrikada
Esnek Üretim Sistemi kurulmuştur.
Firmalara, HÜ
uygulamalarında karşılaşılan zorluklar sorulmuştur. Alınan yanıtların, ortalama
ve standart sapmaları, Tablo 15’de gösterilmektedir. Analizi yapılan tüm veriler %95
güvenirlilik aralığına düşmektedir. Elde edilen sonuçların ortalama değerleri
1.48 ile 4.63 arasında değişmektedir. Zorluklar arasındaki tutarlılığa karar vermek
için Cronbach Alpha hesabı [Cronbah, 1984] kullanılmıştır. Tüm zorluklar için
Cronbah Alpha değeri 0.76 olarak hesaplanmıştır ve bu değer, kabul edilebilir
güvenilirlik düzeyindedir. Tablo 15’ de görüldüğü gibi “Firma kültürünün
değiştirilmesi” 4.63’lük ortalama değer ile en yüksek, “Uygulama deneyimi olan
firmalardan bilgi elde edilmesi” de 1.48’lik ortalama değer ile en düşük
değerlere sahiptir. Diğer bir ifade ile “Firma kültürünün değiştirilmesi”
üstesinden gelinmesi en zor sorun olurken, “Uygulama
deneyimi olan firmalardan bilgi elde edilmesi” en kolay sorun olarak görülmektedir.
Tablo15 ayrıca “Makinaların tasarlanan hücreye taşınması ve yerleştirilmesi” ,
“Uygun proje liderinin saptanması” ve
“Hücrelerin istenilen özelliklere göre kurulması” gibi faaliyetlerin de diğer
faaliyetlere göre daha fazla zor olduğunu
göstermektedir.
Zorluklar
için yanıtların ortalama değerlerinin birbirlerine göre anlamlı bir farklılığa
sahip olup olmadığını göstermek için %95 güvenirlilik sınırında Duncan testi
yapılmış ve Tablo 15’de gösterilmiştir. Buna göre zorluk ortalamaları farklılık
gösteren 8 gruba ayrılmışlardır.
Tablo 16,
zorluklar için döndürülmüş bileşen yükleme matrisini göstermektedir. Matristeki
verileri daha rahat yorumlamak için %5 güvenirlilik aralığında olumsuz yükleme
değerleri (
0.4
aralığında) matriste gösterilmemiştir. Tablo16’dan da görüldüğü gibi Kaiser
(1960] kriteri kullanılarak, %64.33’lük toplam varyansa sahip 5 adet bileşen
belirlenmiştir. Matristeki eşleştirmelerden, Z1 bileşeni, “uygulama sırasında
hücrenin tasarlandığı gibi çalıştırılması”, “hücresel üretim proje
takımında takım çalışmasının sağlanması”, “bilimsel çalışmalardan gereği
kadar yararlanma”, “makinaların tasarlanan hücreye taşınması ve
yerleştirilmesi” ve “uygun proje
liderinin saptanması” faaliyetlerini içeren bir bileşendir. Matrisin tamamı
değerlendirildiğinde, Z1 bileşeni “sistemin işletilmesi”, Z2 bileşeni
“örgütsel yapılanma”, Z3 bileşeni “radikal değişimlere direnç”, Z4
bileşeni “eğitim/motivasyon” ve Z5
bileşeni de “iletişim ve işbirliği” ile
ilgili zorluklar olarak isimlendirilir.
HÜ
uygulamaları sonucu, elde edilen faydalar hakkında da yetkililerden bilgi
alınmıştır. Sayısal
gelişme konusunda görüşülen yetkililerden tahmini gelişme değerleri alınmıştır.
Bu verilere dayanarak beklenen faydaları
başarma düzeyleri ile ilgili ortalama ve standart sapma değerleri, Tablo17’de
gösterilmektedir. Analizi yapılan tüm veriler %95 güvenirlilik aralığına
düşmektedir. Tablo17’deki tüm beklenen faydalar için Cronbah Alpha değeri 0.79
olarak hesaplanmıştır. Bu değer, kabul edilebilir güvenilirlik düzeyindedir. HÜ
uygulayıcılarına sorulan sorular Tablo 17’de gösterildiği gibi 5’li Likert
ölçeğini içermektedir. Ölçekteki değerlendirmeye göre beklenen faydaların
tamamında gelişme sağlanmıştır. Uygulamalar sonucunda, 4.60’lık ortalama değer
ile “Taşıma mesafelerini/sürelerini düşürmek” en yüksek, 3.64’lük ortalama
değer ile “Müşteriye yanıt süresini kısaltmak” en düşük değere sahiptir.
Firmaların hangi konularda başlangıca göre
gelişme sağladığını görmek için t testi yapılmıştır. 5’li ölçekte
kullanılan 3, hiçbir değişiklik olmadığını gösterdiği için, 3 karşılaştırma
noktası olarak belirlenmiştir. Tablo17’deki değerlerin tamamı anlamlı olduğu
için, uygulamayı yapan firmaların tamamı HÜ sonrası söz konusu beklenen faydaların
tümünde, başlangıca göre gelişme kaydetmişlerdir.
Tablo 18, HÜ uygulaması sonrasında başarı
elde edilen beklenen faydalarla ilgili döndürülmüş bileşen matrisini
göstermektedir. Matristen anlaşıldığı gibi, %63.13’lük toplam varyansa sahip 3
adet bileşen elde edilmiştir. Matristeki verileri daha rahat yorumlamak için, %5
güvenirlilik aralığında olumsuz yükleme değerleri (
0.4 aralığında) matriste
gösterilmemiştir. “Süreç içi stokların azaltılması” tüm bileşenler içinde
yer almaktadır. Matristeki sonuçlara göre B1 bileşeni “Kalite ve üretim maliyeti
performansı”, B2 bileşeni “Teslimat performansı” ve B3 bileşeni de “Üretim
miktarı performansı” olarak isimlendirilebilir.
HÜ Uygulanmasında Tatminin
Ölçülmesine Yönelik Regresyon Analizi
Saha analizi sonucunda, firmalarda HÜ
uygulaması ile ilgili olarak karşılaşılan zorluklar, HÜ’yü başlatma nedenleri ve
beklenen faydaları başarma düzeylerinin, tatmin üzerindeki etkilerini belirlemek
için, çoklu regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Regresyon analizi için, elde
edilen 10 bileşene ait değerler “enter” regresyon yönteminde kullanılmıştır.
Tablo 19, regresyon analizi sonuçlarını özetlemektedir. Bu analiz ile 6 anlamlı
değişkene (kalite ve üretim maliyeti performansı, teslimat performansı, üretim
miktarı performansı, radikal değişimlere direnç, örgütsel yapılanma ve iletişim
ve işbirliği) bağlı R2 = 0.864 olan bir regresyon fonksiyonu elde
edilmiştir. Regresyon matrisinde görülen negatif değerlere sahip olan bileşenler, HÜ
uygulamasını ve tatminini zorlaştıran etkiye sahiptir. Bu çalışma ile firmaların
neredeyse tamamının HÜ uygulamalarından memnun oldukları anlaşılmaktadır.
SONUÇ
Türkiye’de, Toyota ve yalın üretimle birlikte ortaya çıkan
yeni etkiler, 1990’ların başlangıcından itibaren uygulama açısından üretim
firmalarını etkilemiştir. Bu yayılmaya neden olan diğer bir faktör, uluslararası
firmaların Türkiye’deki yatırımlarıdır. Ancak firmalar, sistemlerin gerektirdiği
gibi projeleri bir bütün olarak ele almadıklarından amaçlanan performansa ulaşmak
güç olmaktadır. HÜ projelerinin çalışanların önerilerinden ibaret olduğunun
düşünülmesi ve bölgesel fiziksel düzenlemeler olarak yürütülmesi nedenleriyle HÜ
projesi öncesinde ayrıntılı inceleme yapılmamaktadır. Ayrıca projeler, üretim
alanındaki Kaizen çalışmaları ve geleneksel üretkenlik arttırma amaçlı projeler
şeklinde algılanmakta, iyice anlaşılamamaktadır. Böyle bir yaklaşım, bunlardan
bölgesel, hızlı sonuçlar elde etmek için tercih edilebilir. Buna karşın HÜ
projesinin birbirini takip eden aşamaları izlenmezse, tüm sistem için istenen
performansa ulaşılması zor olacaktır [Da Silveria, 1999]. HÜ projesi öncesinde
küçük hedefler belirlenmesi, şirketlerin HÜ’ den beklentilerin yetersiz olduğunu
göstermektedir (Tablo 5).
Özellikle İnsan Kaynakları, Muhasebe
ve Finansman bölümlerin imalat ile ilgili bu gibi projelere katkıları yetersiz
kalmaktadır (Tablo 8). Bu ise, imalatın üretim fonksiyonları ile bütünleşemediğini
ve eş zamanlı çalışamadığını göstermektedir. Sonuç olarak HÜ’de hedeflere
ulaşmak, daha önce belirtildiği gibi güçleşmektedir.
Saha analizlerinde, proje takımı
üyelerinin yalın üretim ve bunun bileşenleri konusunda yeterli bilgiye sahip
oldukları gözlemlenmiştir. Anketlerden üst yönetimin projeyi desteklediği ve
takımı yetkilendirdiği sonucuna varılmış olsa da; saha analizlerinden takım
üyelerinin üst yönetim tarafından tatmin edici düzeyde desteklenmediği ortaya
çıkmaktadır.
Genellikle hücre tasarımı
sırasında hücrenin bağımsızlığına, esnekliğinden daha çok önem verilmektedir.
Bu ise, hücrenin ömrünün kısalmasına neden olabilir. Hücreler, Türkiye’de
1992’ de kurulmaya başlamasına rağmen (ortalama 1997), hücrelerin ömürleri
hakkında istatistiksel bilgiler toplanmamıştır. Esnekliği göz önüne alan hücre
tasarım stratejileri de oldukça önemlidir ve göz önüne alınmalıdır.
Yalın üretimin firmanın vizyonuna
ulaşma yolundaki rolünün belirlenmesi ve yalın üretim ile ilgili tüm projeleri göz
önüne almanın bir bütün olarak çok önemli olduğunu düşünmekteyiz. Hücre
mantığı ile hem imalat sistemi ve organizasyonel yapıyı şekillendirmek, hem de firma
kültürünü değiştirmek başarılmalıdır.
Firmalar için uygulama planını
yalın üretim ile ilişkili olarak ele almak, HÜ‘in bütün içerisindeki önemini ve
etkisini belirlemek uygun olacaktır. Ayrıca HÜ’in diğer projelerle iletişimi ve
koordinasyonu da temel alınmalıdır. Firmaların HÜ uygulamalarını geliştirecek ve
destekleyecek konulardaki akademik çalışmaların, zenginleştirilmesi çok uygun
olacaktır.
TEŞEKKÜR
Bu çalışma sırasında özellikle firmalarda bizlere yanıt
veren çalışanlara ayırdıkları zaman, verdikleri destek ve katkıları için
teşekkürü borç biliriz.
KAYNAKÇA
Black, JT. (1991). The design of the factory with a future (Bölüm 4). McGraw Hill.
Burbidge, J.L. (1979). Group technology in the engineering industry.
Mechanical Engineering Publications Ltd., London.
Choi, M.J. (1996). An exploratory study of
contingency variables that affect the conversion to celular manufacturing systems. International Journal of Production Research,
34(6), 1475-1496.
Cronbach, L. J. (1984)
Essantials of Psychological Testing, Harper & Row, New York.
Da Silveira, G. (1999). A methodology of
implementing of cellular manufacturing. International
Journal of Production Research, 37(2), 467-479.
Hair, J. F., Anderson, R.
E., Tatham, R. L. ve Black, W. C. (1995) Multivariate Data Analysis with Readings, Fourth
Edition, Prentice Hall.
Harvey, N. (1993). The
socio-technical implementation of cellular manufacturing in American and German
metalworking firms. PhD Thesis, University of Wisconsin-Madison.
Heragu, S.S. (1994). Group
technology and cellular manufacturing. IEEE
Transactions on Systems, Man and Cybernetics, 24(2), 203-215.
Hyer, N.L. ve Brown, K.A.
(1999). The discipline of real cells. Journal of
Operations Management, 17(5), 557-574.
Hyer, N.L. ve Wemmerlöv, U.
(1989). Cellular manufacturing in the US industry: A survey of current practices. International Journal of Production Research,
27(8), 1287-1304.
Kaiser, H. F. (1960). The Application of
Electronic Computer to Factor Analysis, Education and Psychological Measurement, 20, pp.
141-151.
Marsh, R.F., Meredith, J.R.
ve McCutcheon, D.M. (1998). The life cycle of manufacturing cells. International Journal of Operations and Production
Management, 17, 1167-1182.