makale yayımlama koşulları | abonelik | reklam | iletişim | arşiv

    ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ
    Ekim - Kasım - Aralık 2003 - Sayı
4

 

ODA’dan

 


Odamız her çalışma döneminde olduğu gibi bu dönemde de (2002-2003 dönemi) tümüyle kendi olanakları ile oluşturduğu ve bir Oda klasiği haline gelen 25 kongre-kurultay-sempozyumdan 23’ünü gerçekleştirmiştir. Bu etkinliklerden süzülen görüşler bir sonuç bildirgesi ile kamuoyunun ve meslektaşlarımızın bilgisine sunulmaya devam ediyor. Gerçekleştirilecek diğer 2 etkinliğimizin hazırlık çalışmaları sürdürülmektedir.


 

III. KALİTE SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

(6-7 Haziran 2003 / Bursa)

Avrupa birliği pazarında malların serbest dolaşımını ilgilendiren temel politikalar Avrupa Kalite Politikası olarak uygulanmaktadır. Bu politika kapsamında iç pazarda da dünya piyasalarıyla rekabet edebilecek güvenirlikte ve kalitede ürün sağlamak zorunluluğu  vardır. Özellikle malların küresel dolaşımı söz konusudur. Ancak  bunu AR-GE ve emek için söylemek söz konusu değildir.

Türkiye AB teknik mevzuatına uyum çabalarını sürdürürken çeşitli düzenlemelerin çıkarılması ve uygulanması konusunda istenen performansa henüz ulaşamamıştır. İlgili Teknik Mevzuatın sanayinin bilgisine sunulması, yaygınlaştırılması, tartışılması, uygulamanın kolaylaştırılması ve hızlandırılması aşamalarında sorunlar yaşanmaktadır.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası adına Bursa Şube yürütücülüğünde 6-7 Haziran 2003 tarihlerinde Bursa'da üçüncüsünü gerçekleştirdiği Kalite Sempozyumu'nda ana tema "Türkiye AB ilişkileri kapsamında sanayileşme içeriğinde kalite politikaları"dır. Bu etkinlik aynı zamanda Türkiye'de çok yoğun biçimde sürdürülen kalite konusundaki çalışmaların gerçeği yakalamasına dönük bir yön göstermedir.  Türkiye AB teknik mevzuatına dönüşümünü hedeflerken rasyonel olmak zorundadır. Yeni projelerin üretilmesi zorunludur. Avrupa'da kalite konusunda yapılan hatalar Türkiye'de tekrarlanmamalı onların tanımlarıyla zaman tekrar  yitirilmemelidir. Bu bağlamda  meslektaşlarımızın, öğrencilerimiz ve ilgili kurum kuruluşlardan temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik sırasında, 5 oturumda sunulan 20 bildiri ve düzenlenen "Avrupa Birliği Teknik Mevzuatı kapsamında KOBİ'lerde CE Uygulamaları Sorunlar ve Çözümler"konulu panelle sektörün sorunları tartışılmış ve çözüm önerileri ortaya konulmuştur.

Bu Sempozyumda sunulan bildiriler yapılan tartışmalar ve panel sonucunda kamuoyuna duyurulmak üzere aşağıdaki tespit ve öneriler yapılmıştır.

       Türkiye'de  kalite alanında yer alan ve bunlarla ilişkili çeşitli kurum ve kuruluşların tarihsel konumlarının irdelenerek; geleceğe taşınması, işlevlerinin tartışılması gibi önemli bir süreçteyiz. Bu noktada 1970' lerden bu yana yitirilen 25 yılın dikkate alınmasının önemine işaret ediyoruz. Ayrıca 2000' lerde geleceğe dönük oluşturulan söz konusu stratejilerde bu alandaki  tüm kurum ve kuruluşların (TMMOB, TÜBİTAK, TSE, MPM, KOSGEB,  TÜRKAK vb.) ve burada sayılmayan kalite, tüketici dernekleri ve benzeri örgütlerin sürece ortak edilmesi ve düzenli işbirliğinin sürdürülmesini vurguluyoruz. Bu bağlamda sorunların aşılmasında kurumsal işbirliği sağlanması önem taşımaktadır, özellikle KOBİ'lerin teknik mevzuata uyumu kapsamında, bütün kurum ve kuruluşlar çalışmalarda yer almalıdırlar.

       TMMOB Makina Mühendisleri Odası bu süreçte üzerine düşeni yapmaya çalışmaktadır. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa Şubelerinde; Makinalarda, Basit Basınçlı Kaplarda, Gaz Yakan Cihazlarda, Sıvı ve Gaz Yakıtlı Sıcak Su Kazanlarında, Asansörlerde, Basınçlı Ekipmanlarda CE işaretlemesi uygulama rehberi hazırlıkları sürdürülmektedir. Ayrıca Bakanlığa Onaylanmış Kuruluş başvurumuz yapılmıştır.  Oda çalışanlarımız bu kapsamda eğitimden geçirilmektedir. 

       Kalite çalışmalarının Türkiye'de laboratuvar, AR-GE, eğitim  vb. alanlarında  alt yapıyı güçlendirmesi; özellikle eğitim alanında "İnsan yetiştirme düzeni" üzerinde durması; ilköğretimden üniversiteye, hatta  üniversite sonrasında eğitimde kaliteyi somut programlarla hedeflemesi gerekmektedir.  KOBİ 'lere laboratuvar desteği nasıl sağlanacaktır?  İşletme düzeyinde ya da merkezi  laboratuvar  yapıları  nasıl işleyecektir? Mevcut altyapıda sürdürülen uygulamanın kalitesi nedir? Çünkü  Kaliteli yaşam düzeyi ölçüm düzeyinin niteliğine bağlıdır.

       Önemli noktalardan bir tanesinin de  piyasa gözetimi ve denetimi olduğu vurgulanmış, ülkemizde de birçok alanda yeterli denetimin söz konusu  olmadığının dikkate alınarak kamu kurumu niteliği taşıyan bağımsız denetim kurumlarının da yer almasının öneminin kavraması gerektiği ifade edilmiştir  Kalite konusunda da denetimi ve  gözetimi sağlayabilmek için özellikle denetim alanında Türkiye'nin bugünkü sürecinde belgelendirme, laboratuvar, test, danışma, onaylanmış kuruluş, eğitim vb. kapsamda pek çok yabancı ve yerli kuruluşlardan oluşan yapılanmanın da olacağını bilerek; "yeni" ulusal yararı hedefleyen bir model oluşturmasının gerekliliği değerlendirilmiştir. 

TMMOB ve TMMOB Makina Mühendisleri Odasının sürece katılması, bu alanda işlev yüklenmesi doğru bir yaklaşım olacağı değerlendirilerek, 18 Şubesi, 200' ü aşkın çalışanıyla ülke düzeyinde yıllardır sanayiye meslek alanında eğitimler veren,  belge veren ölçümler yapan, kamusal niteliği olan MMO'nun bu süreçte yeterince algılanmadığı belirtilmiş ve MMO'nun potansiyelinin dikkate alınmasıyla, ulusal ölçekte  önemli derecede yarar sağlanabileceği ifade edilmiştir.

       Yoğun zaman, emek ve para içeren kalite çalışmaları sonucunda pratikte elde ettiğimiz değeri, ölçümlerle vardığımız sonuçları titizlikle  irdelemek zorundayız. Sanayiye dönük gerçekçi politikaları üretip önermek zorundayız. Bu politikalar  tasarım, üretim, dağıtım, pazarlama vb. her aşamada kurgulanmalıdır. Ülkemizin buna gereksinimi vardır.

       Ülkemizde tüketicilerin örgütlenmesi, mevcut tüketici örgütlerinin güçlendirilmesi ve etkinleştirilmesi de hedeflenmesi gereken önemli bir projedir. Sonuçta dünya ölçeğindeki üreticiler yani mal dolaşımı tüketicilerden de onay almak zorundadır.  O nedenle örgütlü tüketicilere sahip bir ülke kendi çıkarlarını daha rasyonel  değerlendirme olanağına sahip olabilir. Bu noktada da meslek odalarına ve benzeri örgütlere yine büyük görevler düşmektedir.

       Ülkemizde çok sözü edilen KOBİ'lere dönük kalite politikaları verimliliğe yeni proje üretimine, yaratıcı insan yetiştirmeye ne derece yöneliktir? Özellikle yoğun kalite faaliyetleri sonucunda mevcut uygulamanın en azından bu aşamada sorgulanması gerekmektedir.   Yine KOBİ'lere  yönelik teşviklerin ve hedefine ulaşan kaynak aktarımlarının  planlanması uygun olacaktır. Halen KOBİ'lere ilişkin sürdürülen politikaların yetersiz olduğu vurgulanarak, kararlı ve günün şartlarını yansıtan  yeni politikaların hayata geçirilmesi gerekliliği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak; Sempozyumda dile getirilen gerçekler ışığında yeni projelerin, yeni yapılanmaların mevcut kurum ve kuruluşların ortak çaba içerisine sokarak; müşteri yararını aşarak 2000'lerden öteye yurttaş yararına genel hedeflere dönüşmesini diliyoruz. İşletmeler bazında elde edilen başarıların ülke düzeyinde başarılara dönüşmesinin hedeflenmesini istiyoruz.  Kalitenin şablonları belirlenmiş; durumu şablonlara uyarlama şeklindeki ezberci politikalardan ayrılmasını; üretken, yaratıcı tasarıma ve tüketicilerin yararına; ülkemiz yararına kullanılan değeri yaratmak olarak algılanmasını öneriyoruz. Bu süreçte TMMOB Makina Mühendisleri Odası olarak 1954' ten bu yana kalite çalışmalarını sürdürdüğümüzü, kalite belgesi verdiğimizi, bugün de bu alanda etkin biçimde yer aldığımızı vurgularken önümüzdeki süreçte de sorumluluğumuzun bilinciyle üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyoruz.

 

II. MAKİNA TASARIM ve İMALAT TEKNOLOJİLERİ KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ

(26-27 Eylül 2003 / Konya)

Makina imalat sanayi, sanayi sektörleri içinde yatırım malı üreten temel sektördür. Makina ekipman ve yedek parçalarının imal edildiği, "mühendislik sanayileri" denilen alt sektörlerin tamamını kapsamaktadır. Bu sektörün diğerlerinden farkı, her aşamada projelendirme, mühendislik ve AR-GE tasarımlarını öngörmesi ve gerçekleştirmesidir. Taleple birlikte tasarım ve proje çalışması yapılmakta çoğu kez bunu AR-GE ve üretim planlaması izlemektedir. Mühendisin gerçek anlamda mesleğini sürdürdüğü, özellikle makina mühendisi açısından özel önem taşıyan sektördür. Dünyadaki ve Türkiye'deki önemini şöyle belirtebiliriz:

       Sektör imalat, inşaat, tarım, maden ve hizmet sektörlerinde kullanılan pek çok ürünün gerçekleşmesini sağlayan makinaların yapımını sağlamaktadır.

       Üretim yöntemleri ve sektör ürünleri kullanım alanları, yüksek ve orta-yüksek teknolojilerin uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla kalifiye işgücü ve mühendis çalıştırma oranı yüksektir.

       Makina imalat sektörünün gelişmesi, istihdam kapasitesini de artırır, işçi başına ve birim ücret başına katma değeri yükseltir. Gelişmiş ülkelerde bu sektör birinci sırada yer alır.

Sanayi içinde katma değeri yüksek, rekabet yeteneği olan bir makina imalat sektörü pek çok sektöre "girdi" olan ürünleri verdiğinden ve geniş bir yan sanayi ile çalıştığından dışa bağımlılığı azaltmaktadır. Türkiye için bu özellikle önemlidir. Gelişmiş bir makina imalat sanayi, daha az dışa bağımlılık, daha az döviz harcaması ve daha az açık veren bir dış ticaret dengesi demektir.

       Sektöre girdi veren demir-çelik, makina elemanları, elektronik-elektrik cihazları gibi sanayiler de gelişir, ölçek ekonomisi özendirildiğinden bu sektörlerin yatırımlarına da öncelik görevini yapar.

Sektör AR-GE ve inovasyon altyapısını da geliştirdiğinden, GSMH ve cirodan en yüksek payı alan AR-GE'lerin başında makina imalat sanayi gelir.

Türkiye'de makina imalat sanayi kararlı bir gelişme çizgisi göstermemiştir. Sanayi politikalarının olmaması, ekonomik krizler, tutarsız ihracat politikaları, yatırım malları ithalatında korumacılık faktörüne öncelik verilmemesi ve yatırımlarda sektöre öncelik tanınmaması bunun başlıca nedenleridir. Özellikle 1998'lerden sonra işçi başına katma değer, ücret başına katma değer düşmüş, istihdam kapasitesi azalmış, teknoloji düzeyinde önemli bir değişim olmamıştır. Ölçek sorunu hala önem taşımaktadır. Kapasite kullanım oranı son beş yıldır % 65-70 arasında kalmıştır. İhracat artışı 1990-2001 döneminde, yıllık artış oranı olarak            % 22 civarındadır. Ancak kalıcı pazarlara yönelmek için daha çok zamana ihtiyaç vardır. Özgün ürün yaratabilmek ise sektörün hedeflerinin başında yer almaktadır.

2000 yılında 11 milyar dolarlık iç Pazar talebinin 8,5 milyar doları ithalatla karşılanmıştır. Demek ki iç pazarın ancak % 22'si (iç) üretimle karşılanmaktadır. Öte yandan Avrupa Birliği (AB) ile ülkemiz arasında bir karşılaştırma yapıldığında, sektörün AB'de yarattığı katma değer 1995 verilerine göre 200 milyar dolar civarında iken bu rakam Türkiye'de 1.6 milyar dolardır. Sektörün AB'deki büyüklüğü dikkate alındığına, AB'ye girme yolunda olan ülkemizi ciddi sıkıntıların beklediği ortadadır. Yapılacak pek çok iş, alınacak uzun bir yol bulunmaktadır.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası adına Konya Şube sekretaryalığında 26-27 Eylül 2003 tarihlerinde Konya'da ikincisini gerçekleştirdiği "Makina Tasarım ve İmalat Teknolojileri Kongresi"nde "Bir uzmanlık alanı olarak, İmalat Mühendisliği ve önemi", "Makina Tasarım ve Üretim Teknolojilerinde; teknoloji ağırlığı, İnovasyon ve AR-GE politikaları, üretim ağları vb. kavramları, sektördeki uygulamalar, yaşanan sorunlar, olası çözüm önerilerinin" "Makina Tasarım ve İmalat Teknolojileri alanındaki gelişmeler ve uygulamaları", "Makina İmalat sektöründe AB teknik mevzuat uyumu ve getirdikleri" konuları etkinlik sırasında 10 oturumda sunulan 40 bildiri ve düzenlenen "İmalat Mühendisliği Kavramının Bir Uzmanlık Alanı Olarak Önemi", "Makina İmalat Sektöründe AB Teknik Mevzuat Uyum Süreci ve Sorunlar" konulu panellerde sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin oluşturulması boyutları ile irdelenmiştir. Panel öncesinde gerçekleştirilen sunumla panele hazırlık niteliğinde  KOBİ' lere dönük gerçekleştirilen anket ve sonuçları hakkında katılımcılara bilgi verilmiştir. 

Konya yerel ölçeğinde sanayi potansiyeli ve üniversite kadroları gözönünde tutularak yapılan değerlendirmelerde, Konya'da bir teknik üniversite'nin kurulması gerekliliği, milletvekilleri ile ilgililer düzeyinde destek bulmuş ve kongreye katkıda bulunan öğretim görevlilerince de  bu talepler vurgulanmıştır.

Odamız kamuoyuna olan sorumluluğunun bilinciyle, benzer etkinliklerinde olduğu gibi kongremizin bilim ve teknolojinin ışığında etkin bir tartışma ortamı yaratarak, önemli bir platform oluşturduğu düşüncesindedir. Bu bağlamda etkinlik boyunca yapılan tartışmalarla, aşağıda elde edilenlerin kamuoyunun bilgisine sunulmasına karar verilmiştir.

       Her aşamada projelendirme, mühendislik ve AR-GE tasarımlarını öngörmesi ve gerçekleştirmesi nedeniyle mühendisin gerçek anlamda mesleğini sürdürdüğü, özellikle makina mühendisi açısından özel önem taşıyan sektörde bir uzmanlık alanı olarak, "İmalat Mühendisliği" kavramının anlam ve önemi vurgulanarak, MMO' nun uzmanlık, belgelendirme ile meslek içi eğitim kapsamında yürüttüğü çalışmalara İmalat Mühendisliği'nin eklenmesi ve bu amaçla çalışmalara başlayan  üniversitelerimizdeki ilgili bölümlerin katkısı sağlanarak, eşgüdüm kurulması gerekliliği saptanmıştır.

       AB teknik normları yeni yaklaşım direktifleri kapsamında bulunan ve meslek alanlarımızla ilgili "Basit Basınçlı Kaplar", "Gaz Yakan Cihazlar", "Sıvı ve Gaz Yakıtlı Sıcak Su Kazanları", "Basınçlı Ekipmanlar", "Asansörler" ve "Makina Emniyeti" yönetmelikleri konusunda, MMO'nun bağımsız, tarafsız, şeffaf niteliğiyle Onaylanmış Kuruluş olmak için yaptığı başvuru dosyalarının, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca ivedilikle sonuçlandırılmasının gerekliliği, ayrıca bu konunun ulusal sanayimizin küresel gelişimi açısından büyük önem taşıdığı yeniden vurgulanmıştır.

       Zorunlu uygulamaya geçilen yönetmelikler alanında, makina-imalat sektöründe kamusal denetim mekanizmalarının bir an önce oluşturulması gerekmektedir.

Ulusal sanayimizin gelişmesi açısından üniversitelerimizde yapılan ürün ve teknoloji geliştirme, araştırma, verimlilik çalışmalarının; ekonomimizin lokomotifi konumundaki Küçük ve Orta Boy İşletmelere (KOBİ) yönelik katkı sağlamasının önemi vurgulanarak, bu konuda Sanayi-üniversite işbirliği olanaklarının geliştirilmesi ve bir an önce hayata geçirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır.

       Gerek Makina İmalat Sektörünü ilgilendiren gerekse diğer alanlarda uygulamada olan Yeni Yaklaşım Yönetmelikleri' nin anlaşılırlık açısından sıkıntılı olduğu ifade edilmiş ve sorunun yönetmelik hazırlık sürecinde konunun tüm taraflarının dahil edilmesi ile aşılabileceği değerlendirilmiştir,

       Yeni Yaklaşım Yönetmelikleri kapsamında kullanılan uyumlaştırılmış (Harmonize) standartlarla ilgili TSE'ce yürütülen çalışmaların yeterince hızlı yürümediği, Türkçe uyumlaştırmalarda anlaşılabilirlikte zorluk, hala İngilizce standartların kullanımında olması, standartların temin zorlukları ve yüksek ücretli olmaları vb. sorunlar belirtilmiş, sorunun çözümüne yönelik başta TSE olmak üzere konunun tarafı olan kamu yapılandırmalarına ciddi görevler düştüğü değerlendirilmiştir.

       Yeni Yaklaşım Yönetmelikleri çerçevesinde gerek uygunluk değerlendirme, gerekse piyasa denetim gözetiminde yer alan sigorta uygulamasının halen sigorta kuruluşlarınca anlaşılamamış olması, dolayısı ile bu işlevi yerine getirecek sigorta kuruluşlarının henüz olmaması, yaşanan sorunun çözümü amaçlı Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca daha fazla çaba harcaması gerekliliği ifade edilmiştir.

       KOSGEB'in CE Uygulamaları için; danışmanlık, laboratuvar ve eğitim konularında kurum kuruluşların ihtiyaç  duyacağı çalışmalarla ilgili destek kararı aldığı belirtilmiş ve teşvik unsuru olan bu imkanların MMO benzeri Meslek Odaları, Sanayi ve Ticaret Odaları vb. Kuruluşların ortak çalışmaları ile KOBİ'lerin kullanımına sunulması gerekliliği vurgulanmıştır.

       Yeni Yaklaşım Yönetmelikleri ve CE Uygulamaları ile ilgili KOBİ'ler ve Tüketici düzeyinde bilgilendirme çalışmalarının hala ihtiyaç olduğu tespiti ile MMO'nun her uygulama alanına dönük yayınlamaya başladığı uygulama rehberlerinin yararlı olacağı belirtilmiş, KOSGEB Sanayi - Ticaret Odaları, Üniversiteler, vb. kurum ve kuruluş çalışmalarının ortaklaştırarak başta Makina İmalat Sanayisine ve Tüketicilere genelde uygulamanın ilgili tüm taraflarına yönelik bilgilendirme, bilinçlendirme amaçlı yayın ve eğitim çalışmaları gerçekleştirilmelidir.

       Mühendislik Eğitimi Sırasında Yeni Yaklaşım Yönetmelikleri ve kapsamı eğitim programlarına eklenmeli ve sürece hazır mühendisler yetiştirilmelidir.

       Üniversitelerin, KOSGEB vb. Kamu kurum ve kuruluşlarının test ve deney laboratuvarlarının TÜRKAK akreditasyon sürecinden geçirilerek sürece dahil edilmeleri sağlanmalıdır.

       Yeni Yaklaşım Yönetmelikleri ile ilgili konuların taraflarını bir araya getirecek danışma kurulu yapısı olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmiş, kurullarda MMO'nun yer alma isteği ifade edilmiştir.

       Yeni Yaklaşım Yönetmelikleri yürürlüğe girme tarihlerinin ertelenmesinin süreci olumsuz etkilediği belirtilerek sorumlu kamu kurumlarından geçmişteki benzeri uygulamalar gibi tarih ertelemesi yapılmaması isteği dile getirilmiştir.

"II. Makina Tasarımı ve İmalat Teknolojileri  Kongresi" nin niteliği ve niceliğiyle "çağdaş, demokratik, sanayileşen, üreten bir Türkiye" yaratılması sürecine katkıda bulunacağı inancı ile yukarıdaki isteklerimizin yaşama geçirilmesinin takipçisi olacağımızı bildiririz.

 

V. ULUSAL ÖLÇÜMBİLİM KONGRESİ SONUÇ BİLDİRGESİ

(9-10 Ekim 2003/Eskişehir)

Ülkemizin sanayi alanında üretimi, buna bağlı olarak ihracat ve ithalatı gün geçtikçe artmaktadır. Bu durum; yüksek doğrulukta ve tekrarlanabilir ölçümlere duyulan ihtiyaç ile birlikte gelişen teknolojiye uyum sorununu ortaya çıkarmıştır. Günümüzde kullanılan teknolojinin kalitesinin sürdürülmesinde kalibrasyonun temel unsurlardan biri olduğu görülmektedir.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Makina Mühendisleri Odası 1995, 1997, 1999 ve 2001 yıllarında olmak üzere dört kez Ulusal Ölçümbilim Kongresi düzenlemiş, bu kongrelerde; bilimsel, endüstriyel ve yasal ölçümbilim esas ve uygulama içerikleri işlenmiş ve sorunlar tartışılmıştır.

V. Ölçümbilim Kongresi ve Sergisi, kurumsallaşan ve gelenekselleşen özelliğiyle 9-10 Ekim 2003 tarihleri arasında Makina Mühendisleri Odası adına Eskişehir Şubesi yürütücülüğünde Eskişehir’de gerçekleştirilmiştir. Bu kongrede, ana konu “KALİBRASYON KAVRAM ve UYGULAMALARI” temelinde endüstriyel, bilimsel ve yasal ölçümbilim alanlarında, sektörel (sağlık, gıda, kimya, mekanik vb.) bazda ulusal ve uluslararası yeni gelişmelerle, Avrupa Birliğine uyum çerçevesindeki sorunlar ele alınmış, ölçümbilim uygulamalarındaki yeni teknolojilerin, standartların irdelenmesi ile, ölçümbilim konusunda eğitim ve uzmanlaşma yolları irdelenerek tartışılmıştır.

Kongre 20 kurum ve kuruluş tarafından desteklenmiş, kongre boyunca toplam 6 oturumda 26 adet bildiri sunulmuştur. Kongre süresince 1 panel, 1 sunum, 4 kurs gerçekleştirilmiştir. Kongre boyunca düzenlenen sergiye sektöre ürün ve hizmet üreten, bir kuruluş katılmıştır. Kongre ve sergiyi 50’ye yakın delege olmak üzere 200’e yakın mühendis, teknik eleman ve üniversite öğrencisi izlemiştir.

Oturumlarda ölçümbilim alanında teknik gelişmelerin, sektörde yapılan AR-GE çalışmalarının tanıtıldığı, sektörel yenilik bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı özgün bildiriler sunulmuştur.

Panelde ise, Ülke ve Odamız gündeminde önemli bir yer tutan, “Ürün Güvenilirliği İçin CE Uygulamaları ve Kalibrasyon” Kamu, Üniversite ve Sektör Temsilcilerince tartışılmış görüş ve öneriler paylaşılmıştır.

Kongrede “Kumpas, Mikrometre, Mihengir ve Ölçü Saati Kalibrasyonu”, “Sayısal Termometre Kalibrasyonu”, “Basınç Ölçer (Manometre, Vakummetre) Kalibrasyonu”, “Terazi kalibrasyonu” konularında 4 farklı kurs gerçekleştirilmiş, bu kurslara gösterilen yoğun ilgi ve katılım sürekli eğitim anlayışımızın ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi olmuştur.

Odamız kamuoyuna olan sorumluluğunun bilinciyle, benzer etkinliklerinde olduğu gibi kongremizin bilim ve teknolojinin ışığında etkin bir tartışma ortamı yaratarak, önemli bir platform oluşturduğu düşüncesindedir. Bu bağlamda etkinlik boyunca yapılan tartışmalarla, aşağıda elde edilenlerin kamuoyunun bilgisine sunulmasına karar verilmiştir.

Makina Mühendisleri Odası, AB yeni yaklaşım direktifleri kapsamında bulunan ve meslek alanlarımızla ilgili altı konuda uygunluk değerlendirme kuruluşu olmak için ilgili yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırladığı başvuru dosyalarını Sanayi ve Ticaret Bakanlığına iletmiştir. MMO olarak 3 Ocak 2003 tarihinde yapılan başvurularımızla ilgili, sürecin sonuçlandırılması yönünde ilgili bakanlığımızca çalışma yürütülmesini talep etmekteyiz.

Makina Mühendisleri Odası’nca sürdürülen Teknik Hizmetlerin, akredite edilmesi için hazırlanan dosya TÜRKAK tarafından incelenmektedir. 21 Kasım 2002 tarihinde yapılan başvuru konusunda da sürecin sonuçlandırılmasına yönelik TÜRKAK’ca çaba harcanması gerekmektedir.

Yeni yaklaşım direktifleri çerçevesinde zorunlu uygulamaya geçilen yönetmelikler alanında, kamusal denetim mekanizmalarının biran once oluşturulması gerekmektedir. MMO piyasa gözetimi ve denetimi konsunda üzerine düşecek her görevi yerine getirmeye hazırdır.

Türkiye’de kamu, üniversite ve özel kurumların bünyesinde ülkenin ihtiyacının ötesinde laboratuvarlar olması, bu laboratuvarları denetleme, değerlendirme ve akreditasyonları yönünde karar verme yeterliliğine sahip denetçilerin olması, bu denetçileri izleyen ulusal akreditasyon kurumunun var olması artık hiç zaman yitirilmeden tüm ülke deney ve kalibrasyonların yapıldığı bir laboratuvar alanına dönüştürülmesi gerekliliğini ortaya çıkartmaktadır.

Atıl laboratuvar ve test ve ölçüm ekipmanlarının oluşmasının önüne geçilmesi için Ulusal laboratuvar envanterinin çıkarılması konusunda çalışma yapılmalıdır.

Sağlık alanında kullanılan test ve ölçüm ekipmanlarının kalibrasyonlarının yapılması konusu Sağlık Bakanlığı, UME, TSE ile birlikte değerlendirilmelidir.

Orta seviyedeki teknik mesleki eğitim kurumlarında verilen eğitim programları içerisinde metroloji eğitiminin yeterli düzeyde ve nitelikte olmak üzere eğitim programlarına dahil edilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı, ilgili kuruluşlar ile işbirliği içerisinde çalışmalar başlatmalıdır. Ayrıca yüksek okul ve üniversitelerde ilgili bölümlerin açılması çalışmaları hızlandırılmalı, diğer bölümlerde teorik ve pratik ölçme bilgisi eğitimi oranının yükseltilmesi çalışmaları yapılmalıdır.

Yasal ölçümbilim alanında mevcut yapının günün gereksinimlerini karşılamakta yetersiz kaldığı ifade edilerek bilimsel ve endüstriyel ölçümbilim alanlarında var olan yapı benzeri özerk organizasyona ihtiyaç duyulduğu vurgulanmıştır.

TÜRKAK akreditasyon sürecinin beklenenden yavaş geliştiği, dolayısı ile ulusal boyutda akredite olan kurum kuruluş sayısının yetersiz kaldığı belirtilerek, gerek TÜRKAK gerekse akreditasyon sürecindeki kurum kuruluşların ortak sorumluluk ve çabası ile gelişim sağlanabileceği değerlendirmesi yapılmıştır.

TÜRKAK akreditasyon işlemininin özverili ve mali açıdan külfetli olması nedeniyle; KOSGEB, TTGV, TÜBİTAK vb. kurumlarca sürecin çekici ve teşvik edici hale getirilmesi için çaba harcanmalıdır.

V. Ulusal Ölçümbilim Kongresi ve Sergisinin niteliği ve niceliğiyle çağdaş, demokratik, sanayileşen, üreten bir Türkiye yaratılması sürecine katkıda bulunacağı inancıyla yukarıdaki istemlerimizin yaşama geçirilmesinin takipçisi olacağımızı bildiririz.