SUNUŞ
Değerli Okuyucularımız; 17 Ağustos yıkımının üzerinden tam bir yıl geçti. Yıkım o kadar büyüktü ki yaşamımızda öncesi ve sonrası olan yeni bir milattı, bundan sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı, devlet yaraları saracak, sorumlulardan hesap sorulacaktı... Ancak geçen bir yıl içerisinde yapılanlarla ilgili tabloya baktığımızda hiçbir zaman ve hiçbir şekilde karşılanamayacak manevi kayıplar bir yana maddi kayıpların bile telafi edilemediğini, deprem vergilerinin kamu açıklarını kapatmak için kullanıldığını, enkazların kaldırılamadığını, kayıp pek çok insanın sonunun ne olduğunun bilinmediğini, insanların mutsuz ve gelecekten umutsuz olduğunu görmekteyiz.Depremin ilk günlerinden itibaren bölgeye giden ve her türlü yardımı yapmaya çalışan Odamız, bir daha bu tür yıkımların olmaması için yaşama geçirilmesi gerekli olanlarla ilgili oluşturduğu tespit, görüş ve önerilerinin takipçisi olmuş, yaşanılanların unutulmaması-unutturulmaması için çalışmalarını çok yönlü sürdürmüştür. Odamız yıkımın o kadar büyük olmasının birinci nedenini ÒYapılaşmaya uygun olmayan zengin tarım topraklarının yer aldığı birinci derece deprem kuşağındaki alanların tüm bilimsel-teknik uyarılar gözardı edilerek yerel ve merkezi iktidarların teşvikleriyle sanayi merkezi haline getirilmesi ve rant amaçlı plan tadilatlarıyla 7-8 katlı yapılaşmalara izin verilmesiÓ olarak saptamış ve bunun ardından gelen Òhatalı ve denetimsiz yapı sürecinin bu sorumsuzluğun önemli bir halkasını oluşturduğunuÓ belirtmiştir. İnsanın insanla, insanın toplumla, insanın doğayla uyumlu birlikteliğini hiçe sayan, ranta dayalı sürdürülegelen bu sistemin değişmesi gerektiğini vurgulayan Odamızın görüş ve önerilerinin ülkeyi yönetenlerce dikkate alınmadığını yap(ma)tıkları çalışmalardan anlamak mümkün.
Deprem sonrası çıkarılan yapı denetimiyle ilgili 595 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili Oda görüşlerimizi önceki sayılarımızda yayınlamıştık. Şu anda Anayasa Mahkemesinde olan KHK’de diğer çelişkilerin yanı sıra kamu yapılarına -ki depremde en çok hasarı görenler kamu binalarıydı- yeni düzenlemelerin uygulanmayacak olması hükmü bile iktidarın konuya bakış açısı hakkında bir fikir verebilir.
595 sayılı KHK’nin yanı sıra mühendisleri yakından ilgilendiren ve oldukça tartışılan 601 sayılı KHK hakkında Odamız tarafından oluşturulan görüş ve eleştirileri bu sayımızda bulacaksınız.
Oldukça sıcak geçen havalara ve ülke gündemine rağmen bu sayımızı ilgiyle okuyacağınızı düşünüyor ve bir kez daha "unutmadık-unutturmayacağız" diyoruz.
Saygılarımızla
Mühendis ve Makina
Yayın Kurulu