"TAYYARE"DEN
"UÇAK"A: BİR MONTAJ ÖYKÜSÜ
Hazırlayanlar:
Barış ALBAYRAK,
İlke AYDINCAK, İ. Evrim DİZEMEN, Yücel GÜRSES, A. Bahar HASER
"İstikbal göklerdedir"
, sözünün anlamını kavrayamamış bir neslin çocukları olan bizler, Türk
Havacılık Tarihi konulu bir araştırma yaparken çok defalar hayal kırıklığına
uğradık. Gerek özel gerekse de tüzel birçok girişimin başarısızlıkla
sonuçlandığını okuyacağınız bu yazı yine de son bölümüyle bizlere bir umut
ışığı yakıyor.
CUMHURİYET’TEN ÖNCE
Geçmişi
günümüzden 1000 yıl öncesine uzanan Türk Havacılığı dünyadaki gelişmelere
paralel olarak son 70-80 yılda yaptığı atılımlarla bugünkü durumuna erişmiştir.
İmam İsmail Cevheri’nin 1002 yılında Nişabur’da (Türkmenistan) kollarına
yerleştirdiği tahta plakalarla minareden atlayışı yazılı kaynaklara geçen ilk
havacılık olayıdır. Memluk Türkleri’nin 1248’de haçlı seferlerine karşı
koymak için, Osmanlı Devleti’nin ise 1453’te İstanbul’un fethi sırasında
gemileri batırmak için roket esaslı silahlar kullandıkları günümüze ulaşan
bilgiler arsındadır.
IV. Murat
döneminde; 1630 yılında Hezarfen Ahmed Çelebi Galata Kulesi’nden Üsküdar-
Doğancılar’a kadar olan 6000 m.lik mesafeyi kendi yapımı planör kanatlarıyla kat
ederek dünya tarihinde uçan ilk insan olarak yerini aldı. 1633 yılında ise Lagari
Hasan Çelebi roket esaslı aracıyla Sarayburnu’ndan havalanıp denize indi. Saltanat
bu girişimleri desteklemek yerine Hezarfen ve Lagari’yi imparatorluğun merkezden uzak
bölgelerine sürgüne gönderdi. Bu denemeleri takip eden yıllarda yeni girişimler
olmadı, ancak savaşlarda roket esaslı silahlar kullanılmaya devam edildi.
18.
yüzyılda yabancı uyruklu kişilerin gösterileriyle balonculuk Osmanlı’da yer
edinmeye başladı. Bu yüzyılın sonlarına doğru ordu teşkilatında roket kıtaları
önemli hale geldi.
19.
yüzyılda kişisel denemeler hız kazandı. Oflu Uzun Hasan ve Oflu Veli Direko
kuşlardan esinlenerek tasarladıkları planörlerle kısa mesafeli uçuşlar
gerçekleştirdiler. 1861’de Bebekli Atıf Bey, tasarımını yaptığı, kanat, kuyruk
ve pervane donanımlı uçakla başarısız bir denemede bulundu.
20.
yüzyılın savaşlarla başlaması dünya havacılığına hareket kazandırdı. Son
günlerini yaşayan Osmanlı İmparatorluğu da bu hareketten etkilendi. Fesa Bey, 1909
yılında belgesini Fransız Hava Klübü’nden alarak ilk bröveli pilotumuz oldu.
İtalya 1911 yılında dünyanın ilk hava saldırısını gerçekleştirip, imparatorluk
sınırları içerisinde yer alan Trablusgarp’ı bombaladı. Bu saldırının sonucunda
kişisel deneyimlerin ötesine geçemeyen havacılığın önemi devletçe anlaşıldı ve
orduda havacı birliklerin oluşumu için resmi çalışmalar başlatıldı. İmparatorluk
tarafından havacılık komisyonu kuruldu.
1912
yılında Ermeni bir vatandaşın uçak fabrikası kurma teklifi geri çevrilirken
Fransa’dan Deperdesin, Almanya’dan Harlan, İngiltere’den Bristol uçakları
alındı. Bu olay Osmanlı’dan günümüz Türkiye’sine kadar süregelen,
dışalımın yerli üretime tercih edilmesine ilk örneği teşkil eder.
Fransız
REP fabrikasında Türk pilot, marangoz ve makinistler tayyare mektebi kurmak üzere
eğitildi, fakat maddi yetersizlikler ve de Balkan Savaşı’nın başlamış olması
eğitimin tamamlanmasına engel oldu. 1912 yılında havacılık komisyonu tayyare okulu
ve ordu tayyare teşkilatı için devletten ödenek istedi, Avrupa’da incelemelerde
bulundu. Alman, İngiliz ve Fransız eğitmen ve teknisyenlerle anlaşıldı. Yıl sonunda
4 eğitim, 10 keşif ve bombardıman uçağı hizmete hazır durumdaydı. Siyasi
anlaşmazlıklar nedeniyle tayyare mektebi inşaatı durduruldu.
Türkler’in
uçaklarla katıldığı ilk savaş Balkan Savaşı oldu. Fakat teknik eksiklikler (yedek
parça ve yakıt) ve tecrübe eksikliği uçakların görevini keşifle sınırladı..
Savaşın bitiminde Yeşilköy Tayyare Mektebi tamamlandı. 1913 yılında temel
eğitimini tamamlayan pilot Ord. Prof. Dr. Ali YAR dünyanın ilk üç uçak
mühendisinden biri oldu. 1914 yılında ilk hava postası taşındı ve aynı yılda
Tayyareci Üsteğmen Mithad Nuri, “Vasıta-i Tayyare” isimli ilk Türkçe teknik
havacılık kitabı yazdı. Rıza Bey ve Hayri Bey isimli otomobil teknisyenleri ise
Tophane Askeri Fabrikası’nda basit bir uçak yaptılar ama bu uçak uçurulamadı.
Osmanlı
Ordusu, I.Dünya Savaşı’nda uçak ve balonlarla Çanakkale, Kafkas, Filistin ve Irak
cephelerinde yer aldı. Uçaklar saldırı, keşif ve gözetlemede, balonlar ise yalnızca
keşif ve gözetlemede kullanıldı.
Kurtuluş
Savaşı’nda, I.Dünya Savaşı’ndaki cephelerden gelen farklı uçak parçaları
birleştirildi. Bu dönemde uçak parça ve malzemelerinin bulunmasında sıkıntılar
söz konusuydu. Uçakların kaplama bezlerini dış etkilerden koruyacak ve profil
direncini azaltmak için germeyi sağlayacak selülozik esaslı emayit/astar boyasını
bulmak mümkün değildi. Bunun yerine kimyager ve malzeme uzmanları patates,paça suyu
ve yumurta akını karıştırıp elde ettikleri sıvıyı gerdirme amaçlı kullandılar.
Yapılan uçaklar bomba, keşif ve av görevlerinde kullanıldı.
CUMHURİYET DÖNEMİ
Cumhuriyetin
ilk yıllarında havacılık; sivil havacılık ve havacılık sanayii olmak üzere iki
koldan geliştirilmeye çalışıldı. 16 Şubat 1925’te ATATÜRK’ün emriyle, daha
sonra Türk Hava Kurumu adını alacak olan, Türk Tayyare Cemiyeti kuruldu. Türk Hava
Kurumu (THK) planörcülük, motorlu tayyarecilik, paraşütçülük ve modelcilik
dallarında kamplar, eğitim tesisleri, yarışma vb. faaliyetlerle Türkiye’de sivil
havacılığın gelişmesinde önemli rol oynadı. THK’ nın görüşleri ve amaçları
doğrultusunda 1928 yılında Tayyare Makinist Mektebi açıldı. Fransa ve Almanya’ya
uçak mühendisliği öğrenimi için öğrenciler gönderildi. Eskişehir’de bir
tamirhane kuruldu. Kurumun planör ve motorlu uçaklarının onarım ve revizyonu
amacıyla 1925 yılında Ankara-Akköprü’de kurulan marangoz atölyesi daha sonra
planör imalathanesi halini aldı. Burada 1938-1939 yılları arasında 150 planör inşa
edildi. Kurum, uçaklarının üretim ve bakımı için çeşitli tesisler kurdu. 1935
yılında Türkkuşu hizmete girdi.
1933
yılında kurulan Havayolları Devlet İşletme İdaresi (HDİİ), Türkiye’de sivil
havayolları kurmak ve bu yolda taşıma yapmak üzere görevlendirildi. İdare,
kurulduğunda filosunda toplam koltuk kapasitesi 28 olan ve sadece Ankara-Eskişehir
arasında çalışan 5 küçük uçağa sahipti. HDİİ daha sonra Türk Hava Yolları
(THY) adını aldı.
THK Uçak
Fabrikası, THK Uçak Motoru Fabrikası ve THK Ankara Hava Tüneli tesislerinden önce
Türk Tayyare Cemiyeti’nin ortaklarından olduğu, havacılık sanayiinin kuruluş
çalışması olan TOMTAŞ ve bir döneme damgasını vuran Nuri DEMİRAĞ’dan
bahsedilmelidir.
ATATÜRK’ün
“Bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılması ve hava harp
sanayiinin de bu esasa göre inkişaf ettirilmesi icap eder,” sözleriyle belirttiği
dönemin havacılık politikası doğrultusunda 1925 yılında Tayyare Otomobil ve Motor
Türk Anonim Şirketi (TOMTAŞ) kuruldu. Alman Junkers firması ve Türk Tayyare
Cemiyeti'nin ortak girişimi olan bu şirketin kuruluşunda I.Dünya Savaşı’ndan
yenilgiyle ayrılan Almanya’nın Versay Antlaşması ile kısıtlanmış uçak
imalatları sonucu elindeki birikimlerini eski müttefikleri olan Türkler’e aktararak
havacılık çalışmalarına devam etme istekleri büyük etken oldu. Yapılan antlaşma
sonucu Türk Hava Kuvvetleri’nin ihtiyacı olan her türlü uçağı ve motoru üreterek
bunların revizyonunu yapacak ve her türlü makine aksamı Junkers firması tarafından
karşılanacak olan Kayseri Uçak ve Eskişehir Bakım Tesisleri kuruldu.
6 Ekim
1928’de resmen üretime geçen Kayseri’deki fabrikada Türk ve Alman ekip birlikte
çalıştı. Fabrika, çift motorlu Junkers A-20 bombardıman uçaklarının yapımı
için hazırlıklarını bitirdikten sonra A-20’lerin montajı üzerinde çalışırken
çıkan bir sorun nedeniyle Junkers firması tüm hisselerini 3 Mayıs 1928’de THK’ya
devretti. Fabrika sonradan Hava Müfettişliği’nin emrine verildi. 1929 yılında
tesisler onarım ve revizyondan geçti. 1932 yılına kadar burada 15 adet Junkers A-20
imal edildi. Bunlar tamamen metal yapım olup Türk Hava Kuvvetleri’nin ilk telsizli
uçaklarıydı. 1932’ den sonra ilk anlaşma Amerikan Curtis-Wright grubuyla yapıldı.
Anlaşmada Curtis’den av, yolcu ve Fledgling uçakları alınması planlandı. Bununla
beraber Curtis-Wright uçaklarının montajının Kayseri’de yapılmasına karar
verildi. Bu anlaşma sonrasında yapılan anlaşmalarla fabrika, II.Dünya Savaşı’na
kadar içlerinde Alman Gotha 145, İngiliz Miles-Magister gibi uçaklarında bulunduğu
112 adet uçak imal etti. 1939’da fabrikanın uçak üretim, bakım ve revizyon hakkı
Türk Hava Kuvvetleri’ne verildi. II.Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan Amerikan
yardımı sebebiyle uçak üretimi durduğundan yeni projeler devreye konulmadı, tesisler
uçak bakım ve onarımı amacıyla 1950’de Kayseri Hava İkmal ve Bakım Merkezi oldu.
Eskişehir’deki
uçak fabrikası ise yine 1926’da açıldı. Bu dönemde, fabrikada teknisyen olarak
çalışan, Kurtuluş Savaşı pilotlarından Vecihi HÜRKUŞ tarafından Vecihi-14
adıyla bir uçak geliştirildi ama başarılı olunamadı. 1928’de fabrika,
TOMTAŞ’ın lağvedilmesiyle Hava Müfettişliği’ne devredildi. 1930’da,
Fransa’da eğitimini tamamlayarak yurda dönen Selahaddin Reşit (ALAN) Bey’in
tasarımını yaptığı MMW-1 tipi eğitim uçağının üzerinde çalışıldı.
Uçağın prototipi 1932’de tamamlandı. Hızı 200 km/saat, havada kalma süresi 2,5
saat olan ve bazı parçalarının Kayseri Fabrikası’nda imal edilen uçağın uçuş
testleri tamamlanamadan proje yarıda kesildi. Eskişehir fabrikası, uçak bakım
faaliyetlerine 1960’lı yıllardan sonra jet uçak ve motorlarının bakımlarını
üstlenerek devam etti.
Kayseri ve
Eskişehir’deki fabrikalarının kuruluşundan bir süre sonra uçak endüstrisine özel
sektör de katıldı. İş adamı Nuri DEMİRAĞ, 1936’da İstanbul-Beşiktaş’ta
dizayn ve prototip çalışmaları yapacak büyük bir atölye ile Sivas-Divriği’de
seri imalat yapacak bir uçak fabrikası ve havacılık okulu kurma girişimde bulundu.
SelahaddinALAN’ın ve Alman uzmanların yardımıyla 1937 yılında Beşiktaş-Hayrettin
İskelesi’nde Etüt Atölyesi’ni ve 1941 yılında Divriği’de çok sayıda pilot ve
teknisyenin yetişeceği Gök Uçuş Okulu’nu kurdu. Etüt Atölyesi; montaj atölyesi,
dökümhane, motor ve pervane imalathanesi, malzeme muayene ve teknik laboratuarları olan
uçak imalat fabrikası haline getirildi. Nuri DEMİRAĞ, Yeşilköy’de, şimdi Atatürk
Hava Limanı olarak kullanılan arazide, uçuş sahası yaptırdı. Yine Yeşilköy’de
tamir atölyesi ve hangarlar kurdurdu, deniz uçakları için sahile kızak döşettirdi.
İlk paraşüt imalatı da DEMİRAĞ’ın çalışmaları arasında yerini aldı.
THK,
Beşiktaş’taki fabrikaya ilk olarak 65 adet planör, sonrasında 10 adet başlangıç
eğitim uçağı sipariş etti. Planörler, 1937-1938 yıllarında tamamlanarak teslim
edildi. Bu dönemde Selahaddin ALAN’ın Eskişehir’de prototipini yaptığı MMW-1
çift kişilik başlangıç uçağı geliştirilerek ALAN-2 prototipi hazırlandı ve
NuD-36 rumuzuyla 24 adet imal edildi. 1938 yılında, Alman uzmanların yardımıyla,
NuD-38 rumuzlu, çift motorlu ve madeni gövdeli, 6 kişilik yolcu uçağının dizaynına
başlandı. Fakat 1939’da THK, sipariş ettiği uçakların imal edilen prototipe uygun
olmaması, uçakların akrobasi kabiliyetinin bulunmaması ve zamanında teslimat
yapılmaması gerekçeleriyle sözleşmeyi feshetti. Nuri DEMİRAĞ’ın THK’ya
açtığı davada bilirkişinin DEMİRAĞ hakkında olumlu rapor vermesine rağmen mahkeme
THK’nın lehinde karar verdi ve bu karar DEMİRAĞ’ın havacılık konusundaki
faaliyetlerine büyük ölçüde sekte vurdu. Nuri DEMİRAĞ çalışmalarına bir süre
daha devam etti. II.Dünya Savaşı sırasında fabrikaya Westland Cysander tipi
keşif/irtibat uçaklarının onarım ve yedek parça üretimi verildi. Fakat 1943’te
fabrika faaliyetlerini durdurdu. DEMİRAĞ’a İspanya, Irak ve İran’dan gelen
teklifler hükümet tarafından engellendi. Gök Okulu kapatıldı. Yeşilköy’deki
tesisler havaalanı yapılmak üzere istimlak edildi. Elde kalan uçaklar ise
devredilemeyip hurdacıya satıldı.
1940-1965
yılları arasında faaliyet gösteren diğer tesisler ise daha önce de bahsedilen
THK’nın tesisleridir. Bunlardan ilki 1940 yılı sonlarında THK’nın eğitim ve spor
tipi uçaklarının üretimi amacıyla hizmete giren THK Etimesgut Uçak
Fabrikası’dır. Fabrikada ilk olarak İngiltere’den lisans alınarak Miles-Magister
eğitim uçaklarının imalatına başlandı. 1 Mart 1942’de Hava Kuvvetleri’ndeki PZL
uçaklarının revizyon ve onarım faaliyetlerini yine bu fabrika üstlendi. 1944’te ilk
30 Magister uçağı tamamlanarak THK’ya teslim edildi. THK Uçak Fabrikası’nın
kuruluş aşamasında oluşturulan dizayn ofisi orijinal tasarım ve prototip
çalışmaları yaptı. Bu ofiste 1945 yılında altı yüksek mühendis, dört mühendis
ve iki ressamın çalıştığı bilinmektedir. THK-1 ulaştırma planörü, THK-2
akrobatik eğitim uçağı, THK-3 akrobasi planörü, THK-4 okul planörü, THK-5 ambulans
ve turizm uçağı, THK-7 ve THK-9 eğitim planörleri, THK-10 ve THK-11 turizm
uçakları, THK-13 uçan kanat araştırma planörü, THK-14 eğitim planörü, THK-15
eğitim uçağı bu ofisin çalışmaları sonucunda üretildi.
THK Uçak
Motoru Fabrikası ise 1944 yılında Gazi Orman Çiftliği’nde kuruldu. Fabrikada Gipsy
Major uçak motoru imalatı, Valentine motoru onarımı yapıldı. Kapasitesinin çok
altında çalışan fabrika, adıyla bağdaşmayan pek çok üretimde (musluk, piston,
kuyu tulumbası vb.) bulunmuştur.
THK’nın
araştırma üniteleri arasında yer alan Ankara Hava Tüneli (AHT) 1950 yılında kuruldu
ve dönemin en büyük hava tünelleri arasında yerini aldı. 1956 yılında
Genelkurmay’a devredildi ve bir süre için depo olarak kullanıldı. AHT günümüzde
TÜBİTAK-SAGE bünyesinde hizmet vermektedir.
II.Dünya
Savaşı sonrasında; 1948-1952 yılları arasında ABD hükümetinin, Marshall planı
adı altında, Türkiye’ye uyguladığı ekonomik yardım çerçevesinde uçak ve motor
vermesi THK Uçak ve Motor Fabrikaları’nın üretim faaliyetlerini sekteye
uğratmıştır. THK fabrikalarının yeterli sipariş alamamasında dönemin
yöneticilerinin yerli üretime olan güvensizliği büyük rol oynamıştır. 1952’de
uçak fabrikası, 1954’te uçak motoru fabrikası MKEK’e devredilmiştir.
Makine ve
Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) THK’nın tesislerini devraldığı zaman havacılık
alanına uzak olduğu için Türk Hava Kuvvetleri’yle birlikte çalıştı. Eski THK
dizaynlarından MKEK-1/MKEK-7 isimlerinde 7 uçak modeli projelendirdi. MKEK-4 ve MKEK-7
eğitim uçakları, MKEK-6 temel eğitim planörü üretildi. Motor fabrikası 1955’te
traktör imalatına geçerek bügünkü Türk Traktör Fabrikası haline getirildi. Uçak
fabrikasında ise 1959’da üretim durduruldu, 1965’e kadar bakım ve tamir işlerine
devam edilen fabrikada 1963’den sonra traktör üretimine başlandı. 1968 yılında
fabrika MKEK Tekstil Makineleri Fabrikası’na dönüştürüldü. Bu fabrika da daha
sonra kapatıldı.
1954 yılında
Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde kurulan Sivil Havacılık Dairesi Başkanlığı,
1987 yılında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü adı altında yeniden
teşkilatlandırıldı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tüm sivil havacılık
sisteminin denetiminden sorumludur. SHGM, havacılık personelinin lisanslarının düzenlenmesi,
tüm havacılık faaliyetlerinin ruhsatlandırılması, Türkiye’nin hava sahasındaki tüm
uçuş hizmetlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri, Dışişleri Bakanlığı ve Devlet Hava
Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ile işbirliği içinde koordinasyonunun sağlamasıyla
görevlidir.
Kaynaklar:
Yavuz KANSU, Sermet ŞENSÖZ,
Yılmaz ÖZTUNA; "Havacılık Tarihinde Türkler" ; Hava Kuvvetleri Basım ve
Neşriyat Müdürlüğü, Etimesgut; 1971; Cilt-1
Tuncay DENİZ; "Türk Uçak
İmalatı", Kendi Basımı; Ocak 2000
H. Nadir BIYIKOĞLU; "Türk
Havacılık Sanayii", Ankara; 1991
Semih İNCEÖZ; "Türkiye'nin
İlk Uçak Fabrikasını Kuran Adam Nuri Demirağ", Aksiyon Dergisi;
15-21 Haziran 1996
Şükrü ER; "Etimesgut Uçak
Fabrikası ve Endüstrimiz", Mühendis ve Makina; Cilt:16 Sayı:178; Ocak 1972