![]() |
MÜHENDİS ve MAKİNA Ocak 2002 - Sayı 504
|
STANDARDİZASYON VE AVRUPA TEKNİK
MEVZUATI VE YAPILMASI GEREKENLER
GİRİŞ
Küreselleşme sürecinin
yaşandığı dünyamızda, tanımı Yeni Dünya Düzeni olarak yapılan bu süreç,
Ulusal Sanayi ve Ekonomi yapılanmasından dünya Endüstrisi ve Ekonomisi yapılanmasına
geçişi hedeflemektedir. Bu kapsamda endüstri toplumundan bilgi toplumuna emek yoğun
teknolojilerden ileri teknoloji uygulamalarına geçiş çabaları en yoğun şekilde
Ulusal Sanayimizi, ekonomimizi Makina İmalat sektörünü dolayısıyla Hidrolik
Pnömatik Sektörünü de etkilemektedir.
Bilimsel gelişmeler doğrultusundaki
ileri teknoloji düzeyi küreselleşme sürecindeki pazar şartları, bu ortamda gelişen,
sürekli değişim gösteren müşteri talepleri, Hidrolik Pnömatik Sektörünü
tasarımdan üretime, satıştan kullanıma, gelişkin ilişki ve iletişim ortamında,
esnek, doğru çok yönlü hareket edebilme zorunluluğu ile karşı karşıya
bırakmıştır. Tüm bu ifade edilenlerin gerçekleştirilebilmesi artık günümüzde
iyi organize olmuş bir “Üst Yapı”nın
(kanunlar, teknik düzenlemeler v.b) yanı sıra güçlü bir “Alt Yapı”nın
(teknik donanım, nitelikli personel ... v.b) varlığı ile mümkün olabilmektedir.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları
Birliği’ne (TMMOB) bağlı kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan Makina
Mühendisleri Odası (MMO) kuruluşundan itibaren, yasası, yönetmelikleri ve tüzüğü
gereği; “Ülke ve toplum yararları doğrultusunda yurdun doğal kaynaklarının
işletilmesini, üretimin artırılmasını, yurt sanayinin ulusal çıkarlara uygun
yönde gelişmesini sağlamak için teknik ve bilimsel çalışmalar yapmak ve bunları
üyelerinin ve sanayinin yararına sunmak, makina mühendisliği hizmetleri ile ilgili her
türlü normları teknik şartnameler ve benzeri belgeleri hazırlamak, diğer
kuruluşlarca hazırlananları incelemek geliştirmek, gerekli değişiklikleri yapmak ve
uygulamasını denetlemek” görevleri ile donatılmıştır.
Bu görevler çerçevesinde MMO,
Ülkemizde üretilen sanayi hammaddesi, yarı ürün ve ürünlerin kalitesinin
yükseltilerek tüketicinin korunması, dış pazarlarda diğer ülke ürünleri ile
rekabet koşullarının sağlanması ve giderek ihracatın arttırılması, kaliteli
ürün üretimini özendirerek ülke kaynaklarının ısrafının önlenmesi ve kaliteli
mal üretenleri koruyarak haksız rekabetin önlenmesi konularında eğitim ve
danışmanlık hizmetleri vermekte, işyerlerinde gerekli, inceleme, kontrol ve testleri
uygulayarak ulusal ve uluslararası standartlarda beyan edilen teknik şartlara uygun
olanlara kalite belgesi vermiştir.
Yukarıda özetlenen ana işlevlerini
sürdürmeye çalışan TMMOB örgütlülüğünde Odamız, bu temel çalışma alanları
ve toplum yararını ön plana çıkaran anlayışları ile halka hizmet etmektedir.
MMO; bilim ve teknoloji politikalarının,
planlama ve yatırım süreçlerinin, sosyal ekonomik politikalarının, üretim
ekonomisinin, sanayileşme, gelişme ve çevre politikalarının ülke ve hak yararını
göz önüne alacak şekilde gerçekleşmesi için eylem ve etkinlikle düzenlemektedir.
Bu kapsamda, ulusal ya da uluslar arası
ticarete konu olan mal ve hizmetler için ülkenin, uygunluğu tescil edilmiş güvenilir
ve tanınır belgelendirme işlevlerini yürütecek organizasyonların oluşturulması bir
gerekliliktir.
Akreditasyon ve belgelendirmeye esas
yapılanmalarca gereklerin yerine getirilmesi aşamasında MMO ve TMMOB’ye bağlı
diğer ilgili odalara büyük sorumluluk[1]lar düşmektedir.
Anılan değerlendirmelere dayanılarak
ürün ve hizmetlerin belgelendirilmesi, teknik mevzuat uyumu, uygulamaları, mevcut durum
analizi ve meslek odalarına bu kapsamda düşen görev ve sorumluluklar ekseninde söz
konusu çalışma yapılmıştır.
MEVCUT DURUM
Sanayileşmenin yaygınlaşması sonucu
gelişen ve iç içe giren pazarların taleplerinin karşılanabilmesine
çalışılırken, kaçınılmaz olarak bir takım sorunlarda yaşanmaya başlanmıştır.
Bilinmeyen alıcılara, onlarla yüz yüze gelmeyen kişiler tarafından üretilen
ürünler sunmak ve alıcıların sürekli beğenisini kazanabilmek günümüzün artık
yaygınlaşan bir ürün sunma yöntemi olmuştur.
İçinde yaşadığımız bu yeni
dönemdeki üretim biçiminin amacı, toplumun gereksinimlerini karşılamanın ötesinde
karın arttırılmasını temel hedef almaktadır. Bu sistemin en önemli özelliklerinden
birisi de aşırı üretimdir. Bu aşırı üretim bir tüketim toplumunun yaratılmasına
yol açmaktadır. Tüketim toplumunda da alıcıların sürekli beğenisini kazanmak için
kalite, temel bir rekabet unsuruna dönüşmüştür.
Teknoloji ürünlerin giderek
karmaşıklaşması ve giderek genişleyen alıcı yelpazesine hitap etmesi, gerek
şartnamelerin, gerekse ürün standartlarının, müşteri istek ve beklentilerini her
yönü ile karşılamadığı görülmüştür.
1985’li yıllardan Avrupa’da önce her
ürün için ayrı ayrı standartlar mevcut iken ve bunlar her ülke için geçerli hale
getirilmeye ve uyumlaştırılmaya çalışılırken, 1985 sonrası tek tek ürünlerle
ilgili mevzuatın uyumu yerine, benzer malların bir arada toplanması ile oluşturulan
mal grupları ile ilgili temel gerekler olarak isimlendirilen, insan can ve mal
güvenliğini, çevrenin korunmasına yönelik mevzuatın uyumlaştırılmasını ön
gören yeni yaklaşım politikası ortaya çıkarılmıştır. Özetle Yeni Yaklaşım
Politikası 4 temel dökümana dayanmaktadır;
1. Teknik standartlar ve düzenlemelerle ilgili
83/189/eec sayılı Karşılıklı Bildirim İşlemleri Direktifi,
2. Teknik Uyumlaştırma ve Standartlarla ilgili
7 Mayıs 1985 tarih ve 85/c 136/01 sayılı Yeni Yaklaşım Kararı,
3. Uygunluk Değerlendirmeleri ile ilgili 21
Aralık 1989 tarih ve 90/c 10/01 sayılı Küresel Yaklaşım,
4. Yeni Yaklaşım Direktiflerinde
kullanılmaları amacıyla Uygunluk Değerlendirme İşlemlerinin çeşitli evreleri için
modüler ve CE İşareti’nin ürün üzerinede kullanılmasına ait kurallarla ilgili 13
Aralık 1990 tarih ve 93/465/EEC sayılı Modüler Sistem Kararı
Malların serbest dolaşımı ile ilgili
AB Konsey kararları iç pazarın tesisini hedeflemiş olup, Teknik uyumlaştırma ve
standartlar için yeni Yaklaşım temellerini şu 4 önemli ilkeden almaktadır;
1. Mevzuatın Uyumlaştırılması, piyasaya
sunulan ürünlerin AB içerisinde uyulması gereken temel emniyet gereklerinin Roma
Anlaşmasının 100. Maddesine dayanarak hazırlanan direktifler yoluyla belirlenmesi ile
sınırlıdır.
2. Teknolojinin var olan durumu dikkate alınarak
direktiflerin belirlediği temel gereklere uyan ürünlerin üretimi ve piyasaya sunumu
için gerekli olan teknik özelliklerin düzenlenmesi görevi standardizasyon konusunda
yetkili organizasyonlara verilir:
3. Bu teknik özellikler zorunlu değildir ve
ihtiyari standart statüsünü korurlar;
4. Ulusal yetkililer, uyumlaştırılmış
standartlara uygun olarak üretilen ürünlerin direktifler tarafından belirtilen temel
gereklere uyduğu varsayımını kabul etmek zorundadır. Standartların, direktifler
tarafından belirlenen temel gerekler konusunda bir kalite garantisi vermesi ve ayrıca
kamu yetkililerinin, kendi faaliyet sınırları dahilinde emniyetin sağlanması
konusundaki sorumluluklarını koruması gereklidir.
Bu yeni yaklaşımın somut
göstergelerinden biri 01 Ocak 1993 yılında Avrupa’da Pazar Koşulları
tanımlanmış, tüketim ve sanayi malları için ürün üzerinde bulunması gereken
işaret olarak CE işareti tanımlanmıştır. Geçen sürede, bu işaret Avrupa
sınırlarının ötesine geçerek ürün pasaportu veya vizesi anlamını
taşımıştır. Avrupa Birliğinin para birliğine kadar bütünleşmeye başladığı bu
süreçte, özellikle sağlık ve güvenlik standartlarının uyum içinde tutulması
önem kazanmış, AB’ye giriş şartlarından birisi olarak ülkemizin de bu uyumu
sağlaması zorunlu hale gelmiştir.
Ülkemizin 1995 yılında imzaladığı
Gümrük Birliği anlaşması ile 01 Ocak 1996’da 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi
kararı yürürlüğe girmiştir. Ortaklık Konseyi kararlarının 8. ve 11. maddelerine
göre ülkemiz 5 yıl içerisinde Avrupa teknik mevzuatını benimseyecek ve Avrupa
Topluluğunu ticarette teknik engellerin kaldırılmasına ilişkin mevzuatını iç
mevzuatına dahil edecekti.
1996 yılı ortalarında, ulusal
akreditasyon kuruluşu ile ilgili özellikle oda platformlarında başlayan tartışmalar
sonrası, Dış Ticaret Müsteşarlığı koordinatörlüğünde “Türkiye Akreditasyon
Konseyi” oluşturma çalışmalarına başlandı.
29 Nisan 1997’de 97/9196 sayılı
bakanlar kurulu kararıyla Türk ürünlerinin ihracatını arttırmak için teknik
mevzuatını belirleyecek kurum ve kuruluşlar belirlenmiştir. Bunlar, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı ve Türk Telekom Üst
Kurulu’dur.
Anılan tarihten bu yana ilgili alanlarda
sorumlu olan bakanlıklar ve diğer kamu kuruluşları tarafından teknik mevzuatın
hazırlığına geçilmiştir. Ne yazık ki 4 yıllık bu süreçte önemli bir yol
alındığını söylemek ve tespit etmek mümkün değildir.
Bu süreç ilgili bakanlıkların ve/veya
kamu kurumlarının koordinasyonunda sanayicilerin, üniversitelerin, meslek odalarının,
konuyla ilgili sektör derneklerinin görüş ve önerilerinin alınarak uyumlaştırma
sürecinin ülkemiz nesnel gerçekliğine uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekirken,
yine ne yazık ki bu katılımcılık zeminleri oluşturulmamıştır. Hazırlanan bazı
mevzuatların ise ilgili kesimlerce benimsenmesi, uygulamaya geçilmesi, ülke genelinde
yaygınlaştırılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
27 Ekim 1999 tarihinde TBMM’de kabul
edilen 4 Kasım 1999 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe konulan Türk
Akreditasyon Kurumu oluşumuna dair kanun; sistem, personel ve labaratuvar belgelendiren
kurum ve kuruluşların akreditasyonuna yönelik ulusal bir yapı oluşturma konusunda
atılan adım oldu.
29 Haziran 2001 tarihinde ürünlere
ilişkin teknik mevzuatın hazırlanması ve uygulanmasına dair 4703 sayılı kanun,
onaylanarak kabul edildi. Bu kanun Ocak 2002 tarihinde, yani iki ay sonra yürürlüğe
girecektir. Bu kanun neleri hedeflemektedir.
• İnsan sağlığı, can ve mal
güvenliği, çevre ve tüketicinin korunması yönlendirenden güvenli ürünlerin iç ve
dış piyasalara sürülmesini sağlamak,
• İhracatçılarımız,
uygunluk değerlendirmesi faaliyetlerini, AB’nin test ve belgelendirme kuruluşları
yerine, AB tarafından tanınan yerli test ve belgelendirme kuruluşlarına daha az
maliyetle yapılabilmesini sağlamak,
• AB ülkelerine yapılan ihracatlarda,
ticarette teknik engeller ortadan kalkacak, ürünlerimizin gümrüklerimizden geçmek
için gerekli ürün pasaportuna kolaylıkla sahip olabilmek,
• Türk ürünleri, AB normlarına uygun
olarak dış piyasa arz edileceğinden, AB üyesi ülkelerin pazarlarında serbestçe
dolaşabilecek olması sebebiyle ihracatta rekabet gücümüzün yükselmesi,
• AB teknik mevzuatına uygun ürünler
iç piyasada arz edileceği için ürünlerimizin iç piyasada da, gerek AB, gerekse
diğer ülkelere ait ürünler karşısında rekabet gücünü yükseltmek.
Bu kanunun biraz önce
ifade edilen amaçlarına, hedeflerine ulaşabilmesi için kanun kapsamında
çıkartılacak yönetmeliklerin defalarca ifade ettiğimiz gibi ilgili tüm kesimlerin
görüş ve önerileri alınarak oluşturulması, kanunda söz edilen teknik alt yapının
halihazırda kuruluş olması ve yetkili kuruluşların oluşturulacağı yönetmeliklere
göre faaliyetlerini yürütmeye başlaması gerekmektedir. Sadece yasal düzenlemelerin
gerçekleştirilmesinin yetmediği ve yetmeyeceği açıktır.
DEĞERLENDİRME
/ SONUÇ
Gümrük Birliği
süreciyle ülke gündemine girmeye başlayan tanımı 1993 yılında yapılan Avrupa
ortak pazar koşullarına uyum konusu değişik boyutları ile gerek TMMOB’nin gerekse
MMO’nun düzenlemiş olduğu bir dizi etkinlikte 1995 yılından beri tartışılıyor.
1995 ve 1997 Sanayi Kongrelerinin, 1995, 1997, 1999 ve 2001 yıllarında Eskişehir’de
düzenlediğimiz Ölçümbilim Kongrelerinin, Otomotiv Yan Sanayi Sempozyumlarının,
Tesisat Mühendisliği Kongrelerinin, 1999 ve 2001 yıllarında Bursa’da
düzenlediğimiz Kalite Smepozyumlarının en önemli başlıkları “akreditasyon”,
“teknik mevzuat” konuları idi. Sözü edilen bütün bu etkinliklerde “Sonuç
Bildirgeleri”ne yansıyan tüm tarafların üzerinde antat kaldığı ve sorun olarak
ortaya koyduğu üç madde bizce çok önemliydi.
Bunlardan birincisi
ülkemizde her alanda yaşanılan dağınıklık, ürün ve hizmet kalitesinin
sağlanmasında kendi göstermekteydi. Ülkemizde kalite konusunda çalışmalar yapan,
kendi alanlarında yetkili olan, bir dizi kurum ve kuruluş olmasına karşın, ülke
çapında bir koordinasyon sağlayabilecek, bunlar arasında eşgüdümü oluşturabilecek
kurumsal bir yapı oluşturulamamasıydı.
İkinci saptama ise,
ülkemizde AB ülkeleri tarafından kabul gören bir akreditasyon sistemi ve buna bağlı
alt müesseseler oluşturulamadığı için ülkemiz sanayicileri bu hizmetleri AB
ülkelerinden çok pahalıya almak zorunda kalmakta; dolayısıyla maliyetler
yükselmekte, rekabet olanakları kalmamaktaydı.
Üçüncü olarak,
bütün bu sorunların çözümü için ilk adım olan Türk Akreditasyon Kurumu’nun
oluşumu isteniyordu.
Bugün geldiğimiz
noktada, meclis raflarında birtakım müdahelerle bir dizi değişikliğe uğramasına
rağmen; gerek Odamız gerekse TMMOB’nin bir akreditasyon kurumunda olması gereken,
bağımsızlık, tarafsızlık, izlenebilirlik, katılım kurullarında bazı
eksikliklerde içermesine karşın Ekim 1999 tarihinde TÜRKAK yasası meclisten
çıkartılabildiği ve TÜRKAK kuruldu; o tarihden beri de çalışmalarını
sürdürüyor. Biz bunu yine de olumlu bir başlangıç olarak görüyor ve eksikliklerin
süreç içerisinde giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
MMO önceki dönemlerde
olduğu gibi bu dönemde de gerçekleştirdiği etkinliklerinde konuyu yukarıda ifade
edilen süreç kapsamında konunun ilgili taraflarını bir araya getirerek önemli bir
tartışma ortamı oluşturmuş ve aşağıda belirtilen bulguları kamuoyunun bilgisine
sunmuştur;
• TÜRKAK bağımsız bir yapı olarak
işleyiş ve çalışmasında ivedilikle Kurumsal gelişme sağlanmalı; kalite
değerlendirilmesi süreçlerinde TÜRKAK’ın etkinliği arttırılmalıdır. (II.
Kalite Sempozyumu / Haziran 2001)
• Kalite konusunda eğitim ve
belgelendirme hizmeti veren kuruluşlarla, laboratuvarların çalışmalarının AB ve
uluslararası normlara uygun olarak TÜRKAK tarafından akredite edilme süreci
hızlandırılmalıdır. (II. Kalite Sempozyumu / Haziran 2001)
• Ürün güvenilirliği uygulamaları da
dikkate alınarak; Laboratuvarların, test laboratuvarlarının ve kalibrasyon merkezlerin
teknik altyapı ve donanımlarının oluşturulmasına yönelik gerekli çalışmalar
hızla tamamlanmalı, TÜRKAK sürecinde dünyadaki uygulamalara paralel olarak EN ISO
/IEC 17025 standartlar serisine uygun hale getirilmelidir.
• 4703 sayılı Ürün Güvenilirliği
kanun kapsamında konunun ilgili gerek kamu gerekse diğer kesimlerce Üst yapıya
yönelik çalışmalarda bir karmaşa gözlenmekte ve koordinasyon paylaşım eksikliği
olarak ifade edilebilecek olan bu ortamı daha verimli kılmak ortak akıl yaratma
hususunda meslek odalarına sektör derneklerine önemli görevler düştüğü
belirtilmiştir. (IV. Ulusal Ölçümbilim Kongresi / Ekim 2001)
• Ürün Güvenilirliğinin temelinde
ürünün temel gereklere uygun olması bulunmaktadır. Sanayi ürünleri alanında temel
gereksinimleri belirten makina imalat düzenlemeleri, bu kapsamda önem taşımaktadır.
CE İşareti ile belirtilen ürün uygunluğu için üretici sorumluluğuna karşılık
uygunluk değerlendirmesini yapacak kuruluşlara gereksinim vardır. Bu alanla ilgili
olarak TMMOB’ye bağlı ilgili odalara ve kendi meslek alanında da MMO’ya önemli
görevler düştüğü belirtilmiştir. (Makina tasarım ve İmalat Teknolojileri Kongresi
/ Kasım 2001)
• Ulusal ekonomi ve sanayiinin
geleceğinin; yeni teknolojilerden yararlanılması, teknolji geliştirilmesi ile mümkün
olabileceği, eğitim araştırma yapan kurumların yanı sıra küçük ve orta
büyüklükte sanayicilerimizin planlı üretime yol verecek şekilde desteklenmesi
gerektiği vurgulanmış, bu konuda yeterli olmasada var olan imkanlardan (KOSGEB,
TÜBİTAK, TTGV v.b. destekleri) yararlanılması için sektörün bilgi ve teknik
uygulama eksiklerinin giderilmesi için çalışma yapılması gerekliliği
vurgulanmıştır. (Makina tasarım ve İmalat Teknolojileri Kongresi / Kasım 2001)
• Bu zamana kadar yapılması planlanan ve
gerçekleşen faaliyetlerin sadece bir üst yapı organizasyonu tariflediği, aslen alt
yapının ivedilikle tamamlanması yönünde çaba harcanması gerektiği saptanması
sonrası Altyapı faaliyetleri kapsamında Ürün güvenilirliği sürecinde CE işaretine
giden yol ile ilgili üreticinin bilinçlendirilmesi amaçlı tüm teknik yapıların
kadro ve birikimlerinin faaliyete geçirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda tüm meslek
odalarının kendi dinamiklerini acilen altyapıyı güçlendirmeye yönelik seferber
etmesi gerekliliği vurgulandı. (Makina Tasarım ve İmalat Tek. Kong. / Kasım 2001)
• Üniversitelerin
yapılarında bulunan Test ve deney laboratuvarlarını 17025 kapsamında akredite
sürecine sokmaları konusunda çalışılması gerektiği, bu yaklaşımın ülke
potansiyelinin kullanılması, üniversite sanayi işbirliği ortamı oluşturulması
açısından da anlamlı olduğu vurgulandı. (Makina Tasarım ve İmalat Tek. Kong. /
Kasım 2001)
• KOSGEB sekreterliğinde Kalite
Geliştirme Md. olduğu yerlerde Makina Mühendisleri Odası, Sanayi ve Ticaret Odaları
ile işbirliği yapılarak CE işaretlemesi alanında KOBİ’lere yönelik uygulamalara
başlanması benimsendi. (Makina Tasarım ve İmalat Teknolojileri Kongresi / Kasım 2001)
Konuyu Gümrük Birliği
anlaşması ile başlayan yükümlülüklerimiz kapsamında başlayan 1997 den beri
süregelen teknik mevzuat uyum çalışmaları, hemen arkasından 1999 yılında başlayan
TÜRKAK yapılanması ve nihai olarak Haziran 2001 de kabul edilip Ocak 2002 de
yürürlüğe girecek olan ürünlere ilişkin teknik mevzuatın hazırlanması ve
uygulanmasına dair 4703 sayılı kanun. Çok hızlı geçen zamana karşı ülkemiz
imalat sektörü yeni bir dönüm noktasındadır. Çoğunlukla ihracata yönelik
firmaların hazırlıklı olduğu bu uygulama, özellikle KOBİ’ler ve iç pazara
üretim yapan firmalar açısından bir kabus olacak gibi görünmektedir.
Yerli üreticilerin bu
konularda bilgilendirilmesi, desteklenmesi gerekmektedir. Bunun için Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı olmak üzere bakanlığa bağlı kuruluşların, başta KOSGEB’in
KOBİ’lerin bu yöndeki istemlerine yanıt verecek koşulları yaratması gerekmektedir.
Aksi takdirde KOBİ’ler fırtınalı bir denizde fenersiz kalacak, uluslar arası
rekabet ortamında özlediğimiz yerini alamayacaktır.
KAYNAKÇA
1. KOBİ Küçük ve Orta Ölçekli
Sanayicinin El Kitabı MMO Yayın No: 211
2. Ürünlere İlişkin Teknik
Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun Sayı 4703 29.06.2001; Resmi Gazete
No: 24459 11.07.2001
3. Z. Aydemir, A. Aydemir,
“Avrupa’ya Teknik Alanda Entegrasyon ve Ürünler Hakkında 4701 Sayılı Kanun”
Mühendis ve Makina Ağustos 2001, Sayı : 499
4. A. Adıgüzel “CE İşareti
Uygulama Zorunluluğu” Mühendis ve Makina Ağustos 2001, Sayı : 499
5. II. Kalite Sempozyumu 15-16 Haziran 2001
Sonuç Bildirgesi
6. IV. Ulusal Ölçümbilim Kongresi
25-26 Ekim 2001 Sonuç Bildirgesi
7. Makina Tasarım ve İmalat Teknolojileri
Kongresi 2-3 Kasım 2001 Sonuç Bildirgesi
8. TMMOB MMO Tüzük ve Yönetmelikler
Yayın No : 212
9. “TMMOB Mühendislik Mimarlık
kurultayı Akreditasyon, Ürün ve Hizmetlerin Belgelendirilmesi İçin TMMOB’nin
Görüş ve Önerileri” MMO yayını Mayıs 1999