İlke Evrim Dizemen
O.D.T.Ü. Havacılık Müh. Öğrencisi
O.D.T.Ü Havacılık Topluluğu Üyesi
“Bir kez uçmayı tattın mı, dünyada
gözün hep gökyüzünde dolaşırsın. Çünkü bir kez orada oldun ve tekrar orada
olmak istersin.”
İnsanoğlunu gökyüzüne bağlayan Leonardo Da Vinci’nin ifade ettiği işte bu
ortak tutkudur. Mitolojik çağlardan bu yana, insanlık kuşlara özenmiş, uçmanın
benzersiz zevkini tatmanın yollarını aramıştır. İster uçak, ister paraşüt,
isterse de balon olsun, bütün bu araçlar aslında birer uçuş makinası değil,
bizleri maviliklere çıkaran kanatlardır.
İşte bu felsefeyi benimsemiş insanlar, ülkemizde sportif havacılığın birçok
dalında etkinlikler gerçekleştirmektedir.
Öncelikle en pahalı hava aracı olan uçaklarla başlıyalım. Ülkemizde
kişisel uçaklarıyla lisanslı (ya da lisanssız!) olarak uçuş yapan birçok sporcu
vardır. Bu kişiler çok sayıda şehirde kulüpler kurarak örgütlenmiş ve Sivil
Havacılık Genel Müdürlüğü’nün yetersizliğinden (ilgisizlik mi desek)
kaynaklanan organizasyon ve bilgi paylaşımı eksikliklerini bu şekilde gidermeye
çalışmışlardır. Türkiye’de birçok özel kurs tarafından Özel Pilotluk Lisansı
(PPL, Private Pilot Licence) verilmektedir; fakat bu kursların yetkinliği ve
verdikleri eğitimin kalitesi görecelidir.
Ancak, başlı başına ayrı bir tartışma konusu olabilecek bu ayrıntıya hiç
girmeden başka bir yaygın hava sporu olan “yamaçparaşütüne” geçelim.
Yamaçparaşütü (uğraşanlar arasındaki adıyla yamaşüt) maliyet ve yapılabilirlik
açısından bakıldığında en ideal havacılık sporudur. Zaten ülkemizde ve dünyada
bu denli yaygın olmasının temel nedeni de budur. Yamaçparaşütü basit olarak
uçak paraşütünün süzülme oranı (1 m. alçalırken kaç metre ileriye
gidebileceğinizi gösteren oran) arttırılmış halidir. Yamaçparaşütünü cazip
kılan bir diğer olgu da havayla doğrudan temas halinde olmanızdır.
Yamaçparaşütçülerinin dediği gibi “uçuşta yalnız siz, hava ve damarlarınızda
dolaşan adrenalin” vardır. Yamaçparaşütünün bir diğer avantajı da yapılabileceği
yer sınırlamasının (pist ihtiyacı gibi) yok denecek kadar az olmasıdır. Uçuş
için sadece uygun yükseklikte temiz (ağaç, elektrik direği gibi şeylerin
olmadığı) bir tepe, güzel bir hava ve kanadınız yeterlidir (tabii kaskınızı
asla unutmamanız lazım).

Şekil 1. ODTÜ Havacılık Topluluğu üyeleri Muğla Ölüdeniz’de düzenlenen bir etkinlikte…
Ülkemizde bu sporla üniversite toplulukları ve bu işe gönül vermiş
insanların kurdukları kulüplerde yaygın olarak uğraşılmasına rağmen hiçbir
lisanslandırma ve denetim sözkonusu değildir. Son yıllarda birtakım federasyon
kurma girişimleri olmuş ancak bunlar da bir sonuç vermemiştir. Türkiye’de
yaklaşık bin kişinin uğraştığı bir sporun bu denli disiplinsiz ve düzenlemesiz
yapılması, doğal olarak birtakım tatsız olaylara sebep olmuştur. Örneğin,
basına birçok defa yansıyan Fethiye’de (Babadağ) yaşanan kazaların çoğu, uçuş
sayısı yirmi ila otuzu geçmeyen ve uçuş pratiği tam oturmamış yabancı (turist)
pilotlar tarafından yapılmıştır. Fethiye gibi ileri seviye pilotaj bilgisi gerektiren
bir uçuş bölgesinde bu yeterliliğe sahip olmayan yamaçparaşütçülerinin uçuşuna izin verilmemelidir. Ancak ülkemizde
bu yaptırımı uygulayacak yetkiye sahip bir denetçi kurum bulunmamaktadır.
Sanırız bu kadar bilgi ülkemizde yamaçparaşütü sporunun durmunu ana hatlarıyla
görmek için yeterlidir.

Şekil 2. Delta kanat uçuşu.
Ülkemizde sportif havacılık etkinlikleri tabii ki bu anlattıklarımızla
bitmez. Türk Hava Kurumu merkezli olarak ülkemizde planör, delta-kanat ve
mikrolight pilotluğu, balonculuk, serbest atlayış (sky-diving) ve modelcilik
gibi sportif havacılık etkinlikleri de yapılmaktadır. Bunlardan özellikle model
uçak ve füze yapımı ülkemizde oldukça yaygındır. Ve modelcilerimiz (basına
futboldaki başarılarımız kadar yansımasa da)
dünya çapındaki yarışmalarda pek çok başarı elde etmişlerdir. Ayrıca son
yıllarda serbest atlayış dalında Türk Hava Kurumu dışında da birkaç merkez
açılmış ve bu merkezlerde yetişen sporcular sponsor desteğiyle Türkiye Paraşüt
Şampiyonası’na katılmışlardır.
Ayrıca ülkemiz planörcülük eğitimi açısından dünyada hava koşulları en
elverişli ikinci ülkedir.Türkiye’de sadece T.H.K. bünyesinde yapılmakta olan
planörcülük dünyanın en büyük üçüncü planör kampı olan T.H.K. İnönü Eğitim
Merkezinde sürdürülmektedir.T.H.K. planörcülük konusunda lisans verme yetkisine
sahiptir ve eğitim kalitesini yetiştirdiği yedi binden fazla sayıdaki pilotun
başarılarıyla göstermiştir
Türkiye’de sportif havacılığın pek çok dalı yüksek maliyetler nedeniyle
gelişememiştir. Belki de bu denetim ve düzenleme kaosu içinde bu sporla uğraşan
kişi sayısının az olması bir avantajdır; çünkü uğraşan kişi sayısı ne kadar az
olursa bu başıboşluktan kaynaklanacak can kaybı sayısı da o kadar az olacaktır.
Bugün, genç nüfusun sportif havacılığa olan ilgisinin artması gelecek için hem
sevindirici hem de kaygı verici bir gelişmedir. Eğer ülkemizde sportif
havacılığı denetlemekle ilgilenecek bir kurum oluşturulmaz ve bu kaos ortamına
bir son verilmezse gelecek çok karanlık ve kanlı olacaktır!
1.http://havasporlari.tripod.com/
2.http://www.metu.edu.tr/home/wwwhavat/turkce/index.htm
3.Uçan Türk ( sayı:440 / ocak 1999)