makale yayım koşulları | abonelik | reklam | iletişim | arşiv | kaynak arama

 MÜHENDİS ve MAKİNA
 Kasım 2003 - Sayı 526

 

 

 

Çalışma Güvenliği

 

 

 

ÜLKEMİZDE ÇOCUK İSTİHDAMI, EĞİTİMİ ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ*

 

 

* Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Tarafından 13-15 Ekim 2003 tarihleri arasında  Ankara’ da düzenlenen “

III.Uluslar arası İş Sağlığı ve Güvenliği Bölgesel Konferansı’nda ” TMMOB Makina Mühendisleri Odası adına  Makina Mühendisleri Odası İş Sağlığı ve

Güvenliği Çalışma Grubu  Üyesi Yıldırım ÇAKAR tarafından sunulmuştur
.”

 

 


"Çırağın Feryadı - 2001 Hürriyet Gazetesi"


İstanbul_ Çemberlitaş'taki bir matbaada yeni işbaşı yapan 15 yaşındaki Vaiz Demir isimli işçi, bakım yaptığı makinada, yanlış düğmeye basınca, sağ kolunu merdanelere kaptırdı. Acılar içinde " Aaah kolum, kurtarın beni" diye bağırmaya başlayan acemi çırak, yarım saat süren bir çalışma sonucu iş arkadaşları tarafından kurtarıldı.


Çemberlitaş Peykhane Sokaktaki ....Ofset 'te bir hafta önce işbaşı yapan 15 yaşındaki Vaiz Demir, dün sabah ofset baskı makinasında bakım yapmaya başladı.


Vaiz Demir yanlış bir düğmeye basınca makina aniden çalıştı ve merdaneler acemi çırağın sağ kolunu eze eze kaptı. Çırağın büyük feryadıyla yerlerinden fırlayan iş arkadaşları, hemen makinanın çalışmasını durdurdular. Matbaa çalışanları ile  hemen olay yerine gelen Hızır Acil Servis Görevlileri tarafından güçlükle makinalar arasından çıkartılan Vaiz Demir, hastaneye zor yetiştirildi. Bir anlık hatasını pahalı ödeyen 15 yaşındaki Vaiz Demir , Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi Servisinde tedavi altına alındı.


Sigortasız olduğu öğrenilen Vaiz Demir' in kolunda ileri derecede ezilme olduğu tespit edildi.

 


"Kıyma Makinasına Kaptırdığı Kol Kesildi  13 Mart 2001 Hürriyet Gazetesi "


Şanlıurfa'nın Bağlarbaşı semti Karakoyunlu Caddesi'ndeki babasına ait kasap dükkanında çalışan İbrahim Demir(10)  temizlik yaparken makinaya elini fazla sokunca sağ kolunu kaptırdı. Çocuğun feryatları üzerine yan dükkanda oturan amcası Kadir Demir daha sonra komşularının da yardımıyla makinayı sökerek yeğenini devlet hastanesine götürdü. Durumu ağır olan küçük İbrahim burada müdahale edilmeyince kolunun içinde bulunduğu makinayla birlikte ambulansa konularak ameliyat edilmek üzere Gaziantep Tıp Fakültesi Hastanesine götürüldü.Gaziantep Tıp Fakültesi Hastanesin' de yapılan ilk müdahale sonrası İbrahim Demir' in sağ kolunun tedavisinin olmayacağı belirlendi.Bunun üzerine baba Mehmet Demir'e durum anlatıldı ve izni alınıp İbrahim Demir'e yaklaşık iki saat süren müdahaleyi   yapan 5 kişilik ekibin başkanı Dr. Cuma  Yıldırım "Hasta bize geldiğinde kolun tıbben kurtarılma şansı yoktu. Çünkü kol yalnız iki tendon bağı ile bağlıydı ve kemikleri  tamamen ezilmişti.  Bizde kesmek zorunda kaldık" dedi.

 


" Küçük Çırağın Ölümü - 9 Ağustos 1996 Hürriyet Gazetesi "


Doktor Hanımın Hayat  Öpücüğü de Kurtaramadı!


Yüksel Aydemir 16 yaşındaydı. Kadıköy' de bir elektrikçinin yanında aile bütçesine katkıda bulunmak için 2 aydır çıraklık yapıyordu.Bozuk bir zili onarmaya çalışıyordu.Çıplak teli 12 voltluk priz yerine 220 voltluk prize takmıştı. Cereyana kapıldı ve çırpınarak yere yığıldı.


Sokaktan geçmekte olan Dr. Ayşe Akçam çığlıklara koştu. Kalp masajı, hayat öpücüğü ciğerleri biraz çalıştırdı. Hastaneye koştular... 1 saatlik çaba boşunaydı. Küçük çırak ölmüştü.

GİRİŞ


Bilim ve teknolojide yaşanan büyük gelişmeler nedeniyle hızla gelişen sanayileşmeye paralel olarak işyerlerinde yeterli önlemlerin alınmaması sonucu her yıl artan iş kazaları, meslek hastalıkları ve çevre kirliliği insan  sağlığını tehdit eder bir noktaya ulaşmıştır.


Küreselleşme sürecine paralel olarak özelleştirme, sendikasızlaştırma ve taşeronlaştırma, kısaca örgütsüzleştirme politikalarıyla her türlü sosyal güvenlik ve güvencelerden yoksun kayıt dışı işçilik ve çocuk çalıştırmayla katmerlenen iş kazaları ve meslek hastalıklarının boyutu resmi istatistiklerde yayınlanandan çok daha büyüktür.

 

Ülkemizde Çocuk İstihdamı ve Eğitimi


Ülkemizde çocuk kimlere denilmektedir? Medenî yasa da   "18 yaşını doldurmakla reşit olunur." denilmektedir. O hâlde medenî yasa 18 yaşından küçükleri  çocuk olarak kabul etmektedir. Ayrıca 17.06.2003 tarihinde kabul edilen ve ülkemiz tarafından da  Çok Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin 182 Sayılı Acil Eylem Sözleşmesinin 2. Maddesinde" Bu Sözleşmenin amaçları bakımından "çocuk" terimi 18 yaşın altındaki herkese uygulanır" denilmektedir.


Sağlıklı bir toplum olmanın koşulu; bedensel, ruhsal ve  sosyal yönden sağlıklı bireylerin varlığından geçer. Bireylerin tüm yönleriyle sağlıklı olabilmesi ise toplumun en küçük hücresi olan aile ve onunda en küçük bireyi olan  çocukların çok yönlü gelişimine ve eğitimine önem verilmesi ve kaynak ayrılması ile  mümkündür. Sağlıksız ve nitelikli eğitimden yoksun çocuk ise, toplumun mutsuzluk kaynağıdır ve toplumsal gelişmeyi önleyecek en önemli faktörlerden bir tanesidir. 


Ülkemizde eğitim sisteminin nitelikli işgücü yetiştirmedeki yetersizliği ve eğitimli insana dayalı iş sahalarının sınırlılığı, insanların eğitime olan güvenlerini sarsmaktadır. Dünya Bankası tarafından hazırlanan raporda  "Türkiye, millî gelir içinde dünyada eğitime en az kamu harcaması yapan ülkeler arasında yer almaktadır." denilmektedir.
1 Bu durum ise, eğitim niteliğinin artırılmasını büyük ölçüde engellemektedir. Yine DİE verilerine göre yapılan çalışmalarda eğitimli insanlar arasında işsizlik oranının eğitimsizlere göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu durumda,  gelir düzeyi düşük aileler için; çocuklarının okumuş işçi olmaktansa, vasıfsız işçi olarak hayata atılmaları ve biran önce gelir getirmeleri daha önemli hâle gelmektedir.2


Çocuk işçiliği sadece Türkiye'de ya da gelişmekte olan ülkelerde değil,  gelişmiş ülkelerde de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan araştırmalar; dünyada  yaşları 5 ila 14 arasında değişen 250 milyon çalışan çocuk olduğunu  göstermektedir. Bu oranlar ülkelerin  gelişmişlik düzeylerine  bağlı olarak değişmekle  birlikte dünyadaki her 5 ila 3 çocuktan birisinin ekonomik olarak faal olduğu gözlenmektedir. Ancak bu oranın gelişmekte olan ülkelerde daha yüksek olduğu ise bilinen bir gerçekliktir.
3


İlköğretim çağı çocuklarını kapsayan 7-14 yaş gruplarının da dahil olduğu çocukların toplamı 10 milyon 613 bin'dir. İlköğretimde okullaşma oranı yüzde 89.6'dır. Her yıl 125 bin çocuk okuma yazma dahi öğrenemeden zorunlu eğitim  dışında kalmaktadır. Kimsesiz çocuk sayısı 700 bin, himaye edilen çocuk sayısı ise 21 bin 200' dür.
4


Türkiye, çocuk çalıştıran ülkeler arasında Kenya, Bangladeş ve Haiti`den sonra dünyada dördüncü sırada yer almaktadır. Türkiye`de 843 bin 944 çocuğun çalıştığı işyerinin hiçbir yerde kaydı bulunmazken, 18 bin 178 çocuğun çalıştığı işyerlerinin durumu hakkında da bilgi bulunmamaktadır. Sadece 150 bin 902 çocuğun çalıştığı işyerlerinin ticaret odaları ya da meslek kuruluşlarında kaydı geçmektedir. Türkiye`de 12-19 yaş grubundaki her 3 çocuktan biri çalışarak, aile bütçesine katkıda bulunmaktadır.
5 Özçelik-İş Sendikası tarafından 2001 yılında yapılan araştırmaya göre  ekonomik işlerde çalışan çocuk işçilerin yüzde 77`si tarım, yüzde 11`i sanayi, yüzde 7`si hizmet ve yüzde 5`i de ticaret sektöründe çalışmaktadır. Aynı araştırmaya göre, Türkiye`de 12-19 yaş grubundaki her 3 çocuktan biri, imalat, hammadde sanayi ve çeşitli hizmetlerde emek harcarken,  bu çocukların yarısı okumak istemelerine karşın, bu amaca ulaşamamaktadır.


Devlet İstatistik Enstitüsü'nün araştırmasına göre 6-14 yaş arasındaki toplam 11 milyon 889 bin çocuğun 3 milyon 848 bini çeşitli işlerde çalışmaktadır. Çalışan çocukların % 54' ü sigara, % 6' sı içki içmektedir. Türkiye'de çalışan çocuk ve gençlerin % 95' inin tamamına yakını küçük ve orta boy işletmelerde (KOBİ) istihdam edilmekte  ve çalışan çocukların yarısından çoğu okuma-yazma bilmemektedir. İstihdam edilen çocukların % 39'u ise ailelerine katkıda bulunmaktadır. Ülkemizde 20 bin çocuk sokakta yaşamakta ve  çocuk suçlarından sanık sandalyesine çıkan çocuk sayısında ciddi bir artış gözlenmektedir.
6


Anayasanın 50. maddesinde "Kimse yaşına, cinsiyetine ve gücüne uygun olmayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedenî ve ruhî yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak  korunurlar" biçiminde ifade edilerek çocukları çalışma yaşamında koruyacak  önlemlerin alınmasına işaret etmektedir.   Ayrıca  İş Yasasının 71. maddesinde de çalışma yaşının 15 olarak  belirlendiği  görülmektedir. 15 yaşından küçük çocukların çalıştırılmaları  yasaktır. Ayrıca yasada ".........Ancak, 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocuklar, bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler." denilmektedir. Bu ibareyle yasa koyucu her ne kadar çocuğu korumaya  dönük birtakım ilkeler benimsemişse de çalışma yaşını 14'e kadar   düşürerek; çocukların yeterli eğitimi almaksızın iş gücü olarak kullanımının önü açılmıştır. Böylece çocuğun gelişim ve eğitimindeki aile ve devletin yükümlülüğünü azaltıp henüz gelişmekte olan çocuğun kendisine ağır bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu anlayış yasal mevzuat ile pratik açısından bir çelişki oluşturmakta ve çocuk işgücü istihdamını meşrulaştırmaktadır. Ülkemizde çocuk işçilik ve istihdamına ilişkin çok sayıda istatistiki  veri bulunmaktadır. Ancak uzmanların üzerinde hem fikir olduğu bir konu varsa o da bu işin sayısal ve sosyal boyutunun bu istatistiklerin verilerinden çok daha kötü bir noktada olduğudur.

 

Tablo 1. Dönem ve 12-19 Yaş Gruplarına Göre Türkiye’de Toplam, Kent ve Kırda İstihdam Edilenler

 

Dönem

Türkiye'de Toplam

%

12-14 Yaş

%

15-19 Yaş

%

Istihdam

Edilenler

Toplam 1991 Nisan

 T. 20.019.000

100.0

872.000

4.4

2.693.000

13.04

 K.6.294.000

31.4

360.000

1.8

1.148.000

5.7

 E. 13.725.000

68.6

512.000

2.6

1.546.000

7.7

1994 Ekim

 T. 20.396.000

100.0

681.000

3,3

2.603.000

12.8

 K. 5.551.000

28.8

262.000

1.2

1.021.000

5.0

1997 Ekim

 K. 5.450.000

26

192.000

4

782.000

14

 E. 15.364.000

74

296.000

2

1.455.000

9.5

KENT 1991 Nisan

 T. 7.921.000

100.0

182.000

2.3

845.000

10.7

 K. 1.258.000

84.1

30.000

0.4

193.000

2.4

 E. 6.662.000

15.9

152.000

1.9

651.000

8.2

1994 Ekim

 T. 9.080.000

100.0

158.000

1.7

900.000

9.9

 K. 1.542.000

17.0

34.000

0.4

203.000

2.2

 E. 7.639.000

83.0

124.000

1.4

698.000

7.7

1997 Ekim

 T. 9.949.000

100.0

141.000

1

935.000

9.4

 K. 1.739.000

17

44.000

3

234.000

13

 E. 8.210.000

83

97.000

1

7.001.000

8.5

KIR 1991 Nisan

 T. 12.099.000

100.0

690.000

5.7

1.649.000

15.3

 K. 5.036.000

42.0

330.000

2.7

954.000

7.9

 E. 7.063.000

68.0

359.000

3.0

894.000

7.4

1994 Ekim

 T. 11.315.000

100.0

523.000

4.6

1.703.000

15.1

 K. 4.339.000

38.0

229.000

2.0

839.000

7.2

 E. 6.977.000

62.0

295.000

2.6

864.000

7.8

1997 Ekim

 T.10.865.000

100.0

347.000

3

1.303.000

12

 K.3.711.000

34

148.000

4

548.000

15

 E.7.154.000

66

199.000

3

755.000

11

 

 


1991'de yapılan bir araştırmada 12-14 yaş grubunda istihdam edilenlerin Türkiye'de toplam istihdam edilen nüfusun %4.4'ünü oluşturduğu görülmektedir. Bu durum,Türkiye'de istihdam edilen her 100 kişiden yaklaşık beşinin 12-14 yaş grubundaki çocuklar olduğunu göstermektedir. Bu oran 1994 Ekiminde % 3.3'e 1997'de % 2.3'e düşmüştür.


15-19 yaş grubunda ise istihdam edilenlerin  toplam istihdam edilenlere oranı 1991 Nisanına göre % 13.4, 1994 Ekimine göre % 12.8; 1997 Ekiminde ise % 11 olarak görülmektedir. 


15-17 yaş gurubunun kendi yaş gurubu içinde  sadece % 50'lik bir bölümünün eğitimden yararlandığı, bu grubun da sadece % 43'ünün meslekî ve teknik liselere  gittiği düşünülecek olursa, 15-19 yaş grubunda çalışanların büyük çoğunluğunun temel ve meslekî eğitimden yoksun çocuk ve gençler olduğu görülmektedir. 


Ayrıca, 15-19 yaş grubunda kentte istihdam edilen kız çocuk sayısı, 1991 ve 1994'te erkeklere göre daha az iken, kırda ise 1991 Nisan'da  erkeklerden daha çok, 1994 Ekim'de erkeklere yakın bir sayıdadır. Bu  durum, yukarıda da belirtildiği gibi kentte erkeklerin daha çok sanayide,  kırda ise daha çok tarımda istihdam edilmelerinden kaynaklanabilir.


Ancak  1997'de ise 15-19 yaş arası kız çocukların istihdam oranları gerek kent gerekse kırda erkeklerden daha yüksektir. Hatta istihdam içindeki oranlarına bakıldığında 15-19 yaş kız çocukların istihdamının erkeklerden  yaklaşık 1/3 civarında daha yüksek olduğu gözlenmektedir. Bu durum kız çocukların gerek kent, gerek kırda çalışma yaşamına daha erken atılmaya başladıklarının bir göstergesi olabileceği gibi, kız çocukların eğitimlerine devam edememelerinin bir sonucu da olabilir. Bu çağdaki kız ve erkeklerin okullaşma oranlarına bakıldığında bulgular arasında bir tutarlılık görülmektedir. Sonuç olarak 1991 Nisan'a göre 12-19 yaş grubundaki istihdamın Türkiye'deki toplam istihdamın%17.9'unu; 1994  Ekim'e göre %16.1'ini, 1997 Ekim verilerine göre de %13'ünü kapsadığı  görülmektedir. Yıllar itibarıyla çocuk denecek yaştaki bireylerin istihdamlarında gözlenen düşüş olumluluktur.
7


 
Her  şeye rağmen yine de ülkemizde istihdam edilen her 100 kişiden yaklaşık 13'ü 12-19 yaş grubunda olan henüz eğitimini tamamlamamış, kişilik gelişimi bakımından kimlik kazanma döneminde olduklarından çevresindeki her türlü davranış modelini kolaylıkla benimsemeye, istismara, sömürüye açık ve korumasız olarak çalıştırılan çocuklardır.


Yapılan birçok araştırma, özellikle organize olmamış sektörlerde ve enformel sektörde çocuk işçi çalıştırılarak emek girdisinin ucuza mal edildiğini göstermektedir( ucuz işgücü). Bu durum, küçük ve orta ölçekli işletmelerde (KOBİ) çocuk işçi çalıştırmayı teşvik etmektedir. Ülkemizde istihdam edilen çocukların % 93.2'sinin 1 ilâ 24 kişi çalıştıran küçük ve orta ölçekli işletmelerde bulunduğu görülmektedir.
8


Ülkemizde KOBİ'lerde istihdam edilen çocukların cinsiyet ve yaşlarına göre dağılımları Tablo 2'de verilmiştir. Tabloda; 12-14 yaş grubunun tamamına yakını, 15-19 yaş grubunun da 9/10'u, 1 ilâ 24 kişi çalıştıran küçük ve orta ölçekli işletmelerde çalıştırılmaktadır.
9  Bunların % 86'sı 1 ilâ 9 çalışanın bulunduğu küçük ölçekli işletmelerdir. Bu istatistikler kayıt dışı alanları kapsamamaktadır. Asıl çocuk çalışmasının sosyal ve ekonomik boyutu da aslında burada gizlidir. Aslında Türkiye'de çocukların enformel sektör olarak adlandırılan ayakkabı boyacılığı, otoparkçılık, oto cam siliciliği, kağıt, pet şişe, kutu toplama işleri gibi emek yoğunluklu kayıt dışı işlerde  yoğun olarak çalıştırıldığı da bilinen bir gerçekliktir.10


Ülkemizde çocuk işçiliğinin ürkütücü boyutları ile birlikte çalışan çocukların sağlık sorunları da ciddi bir parametre oluşturmaktadır. Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı'nca 2001 yılında Pendik Oto Sanayi Sitesi ile çevre sanayi sitelerinde berber, bobinaj, çaycı, kaporta-kaynak, konfeksiyon, mobilya, motor, oto elektrik ile torna-tesviye işlerinde çalışan 13-18 yaş arasındaki 24'ü kız 258 çocuğun sağlık taraması sonuçlarına yer verilmiştir.

 

Tablo 2. KOBİ’ lerde İstihdam Edilen Çocukların Cinsiyet ve Yaş Grubuna Göre Dağılımları

 

Yaş Grubu

Toplam İstihdam Edilenler

KOBİ’ lerde İstihdam Edilenler

%

Kız

Erkek

12-14

666.209

642.897

96.5

307.255

335.642

15-19

2.354.424

2.171.520

92.2

877.451

1.294.069

12-19

3.020.633

2.814.417

93.2

1.184.706

1.629.711

 

Kaynak: DİE,Bulunduğu Kaynak:TİSK, 1994

 

 


Sağlık muayenelerinde çocukların 80'i bel ağrısından yakınırken, 89'u tozlu işlerde çalıştığını, 114'ü ise az veya çok sigara içtiğini belirtmiştir. Akciğer fonksiyon testlerinde de çocukların 140'ında fonksiyonlar normal çıkarken,çocukların koruyucu amaçla maske kullanmadığı belirlenmiştir. Çocukların 143'ü gürültülü işlerde çalıştığını, 80'i müziği yüksek sesle dinlediğini söylerken, 60 çocukta az veya çok işitme azalması saptandı. Çocukların yine koruyucu amaçla kulak tıkacı kullanmadığı da belirlenmişti