makale yayım koşulları | abonelik | reklam | iletişim | arşiv | kaynak arama
![]() |
MÜHENDİS
ve MAKİNA Mayıs 2003 - Sayı 520
|
makale
İŞ YERİNDE GÜRÜLTÜ ve SAĞIRLIK OLASILIĞI
Fatih BABALIK
Prof.Dr.Ing.,Uludağ Üniv. Mühendislik
Mimarlık Fakültesi Makina Mühendisliği Bölümü
Teknolojideki tüm aşamalara rağmen
iş yerinde gürültü hala önlenememiş problem olarak karşımızda durmaktadır.
Gürültü hem bedensel hem de ruhsal çeşitli sağlık sorunları yaratırken, 85 dB (A)
düzeyini aştığı takdirde bir meslek hastalığı olarak kabul edilen sağırlığa
neden olmakta, duyma yeteneğini kaybettirmektedir. İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı
Tüzüğü’nde yeterli sınırlama ve önlemler yoktur.
Azımsanmayacak sayıda iş yerinde
ise çoğu zaman bilgi eksikliği veya umursamazlıktan doğan davranış, işçi
sağlığını tehlikeye atacak düzeydedir. Bir dokuma fabrikasında yapılan ölçümler
çalışanların emekli olmadan % 35’inin sağır olma riski ile karşı karşıya
olduğunu göstermiştir.
Anahtar sözcükler :
İş güvenliği, gürültü, sağırlık olasılığı, dokuma
fabrikası
Despite all the further steps in
technology, noise in the workplace is stil a non-prevented problem. While noise
is causing various health discorders both in pyhsical and mental ways, it also
causes deafness, whiçh is accepted as an occupational disease when it ewceeds
85 dB (A) level and it losses the ağabeylity to hear. Work safety and worker
health guideline does not include enough frontiers and precautions. Also in
many workplaces usually the behavior, which appears because of the ignorance
and indifference, is in the level of putting the worker in danger. The
measurements made in a weaving factory shows that 35 % of the workers is in the
risk of deafness before their retirement.
Keywords: Work safety, noise, deafness
danger, textile factories.
02-03 Mayıs 2003 tarihlerinde Adana’da gerçekleştirilen “II. İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi”nde bildiri olarak sunulmuştur.
GİRİŞ
Duyma çevremiz hakkında bilgi algılamada, görme duyumuzdan sonra en önemli, hemcinslerimizle iletişim kurmada ise başta gelen yeteneğimizdir. Kaybedildikten sonra yeniden kazanılması olası olmayan duyma yeteneğimizin çok dikkatli olarak kullanılması şarttır.
Bazı araştırıcıların "günlük
terör" diye de nitelendirdiği gürültü rahatsızlık veren sestir. Herkesin
sesi gürültü olarak algılamaya başladığı eşik farklı da olsa, belirli bir
değerden sonra herkes algılanan sesin gürültü olduğu hakkında hem fikirdir.
Gürültü, düzeyine göre duyma yeteneğimize ya hemen anında, ya da uzun bir süre
gürültülü ortamda kalındığında zarar verir.
Gürültünün insan beden ve ruh
sağlığına olumsuz etkidiği bilinmektedir. (1). Beden sağlığı açısından kan
basıncının yükselmesi, depresyon ve
mide ülserleri başlıca olumsuz sonuçlar olup, ruhsal etkileri ise iletişimi
zorlaştırması, korku oluşturması, saldırgan yapması, yaratıcı uğraşları
engellemesi, yorması, stres oluşturması, dinlenme,gevşeme ve uyku zamanında
uyumayı engellemesi, dinlenme zamanlarının değerini azaltması olarak
sayılabilir. Ses gücünün yüksek değerlerde olması daha çok fiziksel zararları,
nispeten az olması halinde de psikolojik olumsuz etkileri öne çıkarır.
Gürültünün en büyük zararı ise, uzun süre etkisinde kalındığı takdirde duyma
yeteneğinin kaybı yani sağırlaşmadır. Günde 8 - 10 saatimizi geçirdiğimiz iş
yeri sağlığa zarar verecek düzeyde gürültülüyse sağırlık iş göreni bekleyen bir
tehlikedir.
SAĞIRLIK
İnsanların % 90 ı gürültüye karşı
normal bir davranış gösterirken, % 5 i gürültüye karşı çok duyarlı ve hassas,
geri kalan % 5 i de duyarsızdır. Sağırlık 350 - 2800 Hz frekansları arasındaki
sesleri duyma yeteneğinde 25 dB(A) ve daha fazlası kayba uğramak olarak
tanımlanmaktadır. (ISO DIS 1999). İş yaşamına başlama yaşı olarak 18
alındığında, çalışma ortamının gürültü düzeyinin 80 dB(A) ile 115 dB(A)
arasında değiştiği ortamlarda çalışan işçilerden yüzde olarak ne kadarının
ileriki yaşlarında duyma yeteneğini kaybedeceklerini, yukarıdaki tanımda
belirlenen şekilde sağır olacaklarını tahmin eden diyagram Şekil 1 de
görülmektedir.

Şekil 1. Gürültülü Ortamda Sağırlaşma Olasılığı
İnsan duyma yeteneğini
yaşlandıkça doğal olarak bir ölçüde kaybeder. 80 dB(A) ortamında çalışan
kişinin duyma kaybı, sağırlaşması daha ziyade yaşlılıktan ileri gelmektedir.
Ancak gürültü değerlendirme düzeyi arttıkça, sağırlaşma oranı artmaktadır.
Örneğin 15 yıl 85 dB(A) gürültü
düzeyine sahip işçiler, 33 yaşlarına geldiklerinde her on işçiden biri (% 10)
sağırlaşma riski taşırken, 100 dB(A) ortamında çalışanlarda 15 yıllık iş hayatı
sonrası sağırlaşma riski ile karşı karşıya kalanların oranı % 42 dir.(2) Bu acı sonuç gürültünün iş görene ne kadar
ve ne çabuk zarar verebileceğinin açık bir ifadesidir.
Eylül 99 da Amerikan "The
Hearing Review" dergisindeki bir makaleye göre sadece Amerika Birleşik
Devletlerinde yaklaşık 30 milyon kişi duyma yeteneğinde kayıplardan
şikayetçidir. Bu kişilerin % 33.7 si sağırlık nedeni olarak gürültülü ortamları
göstermişlerdir. Tahminlere göre Amerika'da sadece imalat sanayiinde 5 milyon
kişi iş yerlerinde 85 dB(A) nın üstünde bir gürültü ile karşı karşıyadır. Bu
düzeydeki emisyon, eğer iş gören
koruyucu önlem almadıysa, zaman içinde sağırlığa neden olacak
düzeydedir. 85 dB(A) düzeyinin üstünde gürültü ile birlikte yaşayan işçilerin
sayısı, tarım, maden, inşaat sektörünü ve ordu mensuplarını da katınca sadece
Amerika'da 20 milyonu bulmaktadır. (3)
İşçi sağlığının, çevre bilincinin
gittikçe önem kazanmasıyla makine mühendisleri makinelerin konstrüksiyonunda
gürültüye daha fazla önem verir olmuşlar ve bu alanda da oldukça başarı
göstermişlerdir. Aynı tür iki makinenin 1980 ve 2000 yılı modelleri
karşılaştırıldığında tespit edilecek farkların başında yeni makinenin daha
sessiz çalıştığı olacaktır. Ancak şu anda elde edilmiş sonuçlar yeterli
görülmemekte, bu alanda pek çok teorik ve pratik araştırma sürdürülmektedir.
Bugün konstrüktörler daha az gürültülü makine konstrüksiyonları için özel bilgi
bankalarından yararlanabilmekte veya kendi bilgi bankalarını geliştirerek yeni
tasarımları için bu bilgilerden yararlanabilmektedir. Eskiden uzun yılların deneyimi
ile elde edilebilen bilgiler şimdi bu bilgi bankaları sayesinde mühendislere
mesleklerinin ilk gününden itibaren deneyimli bir tasarımcı gibi çalışma
olanağı sağlamaktadır. (4). Tüm bu çalışmaların sonucu iş yerinde işçi
sağlığının korunmasına katkı sağlamaktadır.
TÜRKİYE'DE ve AB ÜLKELERİNDE MEVZUAT
Ülkemizde iş yerinde gürültüden
korunma 1974 yılında çıkarılmış İşçi
Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün o
günün bilgilerine göre önemli önlemleri içeren 22. 78. ve 525. Maddelerine
dayanılarak sağlanmaktadır. Gürültü derecesinin 95 dB(A) ya kadar çıkmasına
izin veren tüzükte daha ziyade genel hükümler yer almaktadır. Bu önlemlerin
teknik açıdan nasıl gerçekleştirileceği belirtilmemiştir. (5)
İŞÇİ
SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ TÜZÜĞÜ
Madde 22 : Ağır ve tehlikeli
işlerin yapılmadığı yerlerde, gürültü derecesi 80 desibeli geçmeyecektir. Daha
çok gürültülü çalışmayı gerektiren işlerin yapıldığı yerlerde, gürültü derecesi
en çok 95 desibel olabilir. Ancak, bu durumda işçilere başlık, kulaklık veya
kulak tıkaçları gibi koruyucu araç ve gereçler verilecektir.
Madde 78 : Gürültünün zararlı etkilerinden korunmak için aşağıdaki
tedbirler alınacaktır:
1) İş yerlerinde gürültü çıkaran makinelerin monte edilmesi sırasında, işyeri tabanı, titreşimi ve sesi azaltacak malzeme ve sistemle yapılacaktır.
2) Gürültülü işyerlerinin duvarları, sesin yansımasını önleyecek malzeme ile kaplanacak, ve bu binalar, çift kapılı, çift pencereli inşa edilecektir. Duvarlar ses geçirmeyen malzeme ile yapılacaktır.
3) Gürültünün azaltılamadığı hallerde, bu tüzüğün 22. maddesi hükümleri uygulanacaktır.
4) Gürültülü işlerde çalışacak işçilerin işe alınırken genel sağlık muayeneleri yapılacak , özellikle duyma durumu ve derecesi ölçülecek, kulak ve sinir sistemi hastalığı olanlar ile bu sistemde arızası bulunanlar ve hipertansiyonlular, bu işlere alınmayacaklardır. Ancak doğuştan sağır ve dilsiz olanlar, bu işlere alınabileceklerdir.
5) Gürültülü iş yerlerinde çalışanların periyodik olarak, genel sağlık muayeneleri yapılacaktır. Duyma durumunda azalma ve herhangi bir bozukluk görülenler ve kulak ve sinir hastalığı bulunanlar ve hipertansiyonlu olanlar, çalıştıkları işlerden ayrılacaklar, kontrol ve tedavi altına alınacaklardır.
Madde 525 : Gürültülü
yerlerde çalışan işçilere, kulakların korunması için uygun kulak tıkaçları verilecek ve bu tıkaçlar her gün
temizlenecek ve sterilize edilmeden bir diğer işçiye verilmeyecektir.
AB
MEVZUATI
Bizim kurallarımızla bir
karşılaştırma yapabilmek amacıyla, halen
dış ticaret ilişkilerimizin en yoğun olduğu, Avrupa Birliğinin önde
gelen ülkesi Federal Almanya'da 1990 yılında yenilenen Kazaları Önleme Kurallarından önemli
maddeler aşağıdadır.(6) Bu tüzüğe göre :
- İş veren iş yerindeki gürültü düzeyini ölçtürtmek ve iş görene bildirmek sorundadır.
- Gürültü değerlendirme düzeyi 90 dB(A) yı geçen iş alanları, özel işaretlerle herkes tarafından anlaşılacak şekilde belirtilmelidir.
- Bu bölgelerde çalışan iş görenler için teknik önlemler, organizasyon önlemleri ve iş düzenlemeleri için özel bir program hazırlanmalıdır.
- Gürültü düzeyi 85 dB(A) yı aşıyorsa işveren uygun koruyucuları, kulak tıkaçlarını, iş yerinde iş görenin kullanımına hazır tutmalıdır.
- 90 dB(A) yı aşan iş yerlerinde iş gören işverenin hazırda tutup kullanıma sunduğu koruyucuları kullanmak zorundadır.
- Gürültü düzeyi 85 dB’i aşıyor ve teknik önlemlerle bu sınırın altına düşürülemiyorsa, işçi işitme kontrolü için önleyici muayeneler talep edebilir.
|
İmisyon sınırları: |
|
|
Revir,
mola dinlenme odaları ve daha ziyade
mental
faaliyetlerin yapıldığı iş alanları için
(Bu
sınırı tutturabilmek dışarıdan gelen gürültüler
düşünüldüğünde
pek kolay değildir.) |
55 dB(A) |
|
Basit
veya daha çok mekanize büro ve
benzer
iş
alanlarında |
70 dB(A) |
|
Diğer
iş yerlerinde
|
85 dB(A) |
Eğer işletme tarafından
gürültünün azaltılması teknik olarak mümkün değil veya ekonomik olarak işletme
tarafından kaldırılamayacak bir maddi yük getiriyorsa bu sınır 5 dB aşılabilir.
(6)
Görüldüğü gibi Almanya'daki
kurallar daha belirgin ve detaylıdır.
Gürültülü ortamda çalışma
tehlikesinin yanlış yorumlandığı bir yer de Türk Standartlarıdır. Türk Standartları
Enstitüsü TS 2607 de akustik işitme yeteneğinin korunması sınırlarını
belirlerken iş görenin 85 dB(A) ses
düzeyindeki bir ortamda günde 8 saat
kalmasını emniyet sınırı olarak ifade etmiştir. TS 2607 bu değerden sonra gürültü düzeyinin artması halinde sağlığa zarar vermeden çalışabilme süresinin
ne kadar azalması gerektiğini biraz karmaşık bir yöntemle ifade etmiştir. (7)
Halbuki pek çok uluslararası araştırma ve yayın, teorik olarak hesaplandığı
gibi, pratikte de ses değerlendirme düzeyi 3 dB(A) kadar arttığında çalışma
süresinin yarıya indirilmesi gerektiğini ifade etmektedir.(8) Bu basit yöntemin bilinmesi ve uygulanması
işyerleri açısından daha kolay ve yararlıdır.
İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı
tüzüğünde yaklaşık 30 yıl önce gürültünün tehlikesi üzerinde durulmuş olmasına
rağmen ülkemizde gürültüsüz çalışma ortamı ve gürültüden korunma konularına iş
yerlerinde gerekli önemin verildiğini iddia etmek pek mümkün değildir.
Özellikle orta ve küçük ölçekli işyerlerinde gürültü sınırının insan sağlığına
zarar verici sınırı aştığına, çoğu vakit bu durumun tespit bile edilmediğine
rastlanılmaktadır.
Bu üzücü durumun sebepleri
incelemelerimize göre şunlardır :
- Fabrika veya atölye binası teknik yapı olarak planlanmamış, başka bir amaç ile yapıldıktan sonra çeşitli nedenlerle fabrika veya atölye olarak kullanılmaya başlanmıştır. Duvarlar, bölmeler, pencerelerin sesi yutma özelliğine sahip olması gerektiği hiç düşünülmemiştir. Döşeme, taban betonu titreşimleri kolay ileten düzeyde yapılmıştır.
- Makinaların yerleştirilmesinde birbirleri arasında mesafe yetersiz olup, aralarda ses yutucu, çok basit konstruksiyonlar bile düşünülmemiştir.
- Kullanılan ikinci el makineler eski tarihli, dolayısıyla gürültülü tasarıma sahiptirler.
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının büyük şehirlerdeki birimlerinde bile iş yerinde gürültüyü ölçecek ölçme aleti ve/veya yeter teknik eleman mevcut değildir.
- İşveren gürültünün zararları ve önlenme yöntemleri hakkında bilgi sahibi değildir.
- İş gören de aynı şekilde gürültünün sağlığa zararı hakkında yeterli bilince sahip değildir, çok basit önlemleri bile kendi sağlığı için uygulamama tembelliğini göstermektedir.
Bu genel değerlendirmeler
ülkemizde iş yerlerinde gürültü ile mücadeleye yeter önem verilmediği kuşkusunu
ortaya koymaktadır. Bu kuşkumuz yaptığımız bazı alan çalışmaları ile biraz daha
kuvvetlenmiştir.
BİR
DOKUMA FABRİKASINDA GÜRÜLTÜ ÖLÇÜMLERİ
Sanayi merkezlerimizin birinde,
oldukça yeni teknoloji uygulayan, yeni bir dokuma fabrikasında iş görenlerin
maruz kaldıkları gürültüyü belirlemek üzere ölçümler yaptık. İş yeri
düzenlenmesinde gürültüyü azaltma açısından hiçbir özel önlem alınmamıştır.
Fabrikada, ölçümlerin yapıldığı bölümde 54 adet Vamateks marka dokuma makinesi
çalışmaktadır. Makinelerin bir kısmı kamlı, bir kısmı armürlüdür. Çalışma
devirleri 193 - 224 dev/dak arasında değişmekte olup güç sarfiyatları 4,8 - 6,5
kW arasındadır.
Makinalar 5 adımda çalışmaktadır
: Çözgü sarma, ağızlık açma, atkı atma, tefe vurma ve kumaş sarma.
İşletmenin şekil 1 de verilen
gürültü haritası çıkartılırken ses düzeyleri, 1. Sınıf, el tipi, taşınabilir
akustik ölçü cihazıyla makinelerden 1 m uzaklıkta ve yerden 1 m yükseklikte
ölçülmüştür. (9)
Makinaların bulunduğu hacme yakın
bürolarda ölçülen ses düzeyleri de 70 - 80 dB(A) arasında değişmektedir. Şekil
2.

Şekil 2. Dokuma Atölyesinde Gürültü Haritası
Dokuma tezgahlarının bulunduğu,
ölçüm yapılan bölümde ses düzeyi 86 - 96 dB(A) arasında değişen, oldukça yüksek
değerlerdir. Düşük değerler, çalışmayan makinelerin bulunduğu alan, yüksek
değerler ise uygun bir malzeme ile kaplanmamış duvarlardan yansıyan seslerin,
kamlı makinelerden (sağ ucu taranmış kutucuklar) yayılan seslerle birleştiği
noktalarda çıkmaktadır. Armürlü dokuma makineleri kamlı makinelere göre
nispeten daha az gürültülüdür. Hacim etkisi gürültü haritasında verilmiş olan
değerlerde hesaba katılmamıştır. Sonuçlar
iş güvenliği tüzüğümüze göre tehlikeli boyuttadır ve iş görenlerin
gürültüden korunma önlemleri alınma zorunluluğu vardır.
Ölçümlerin yapıldığı işletmede bu
kadar yüksek ses imisyon değerlerinin çıkmasının başlıca nedenleri şunlardır:
1. Çalışan makinalar fonksiyonları ve yapıları gereği yüksek ses düzeyine sahip makinelerdir.
2. Makinalar birbirlerine çok yakın yerleştirilmişlerdir.
3. Duvarlar sert / brüt betondur, sesi hemen hiç sönümlemeden yansıtmaktadır.
4. Makinalar zemin bağlantıları hatalıdır.
5. Makina bakımları özensiz yapılmaktadır.
6. Makinalar arası ses sönümleyici, ses yalıtıcı duvarlar, perdeler ön görülmemiştir.
Eğer fabrikanın duvarları
sönümleyici özelliğe sahip olsaydı ve
makineler ses absorbe eden duvarlarla birbirlerinden kısmen veya tamamen
ayrılabilseydi gürültü düzeyini tehlike sınırının altına çekebilmek belki
mümkün olurdu. Makineler arasındaki, nispeten geniş koridora 2 m yükseklikte,
ses yutucu malzeme ile kaplanmış levhaların konması, duvarların klimatik
şartlara da uygun ses yutucu elemanlarla kaplanması işletmenin akustik
özelliklerini iyileştirecek, ses düzeyinde 20 dB(A) kadar bir düşüş
sağlanabilecektir. Ancak tekstil makinelerinde işçinin makine başında bulunması
zorunluluğu olduğundan, makineye yakın çalışan işçi için bu önlemler yeterli
değildir. Bu nedenle çalışanlara mutlaka kulak tıkaçları veya kulaklıklar
verilmeli, belli sürelerle gürültüsüz odalarda dinlendirilmeleri sağlanmalıdır.
Gürültünün sahip olduğu frekansa göre koruma araçlarıyla kulağa gelen ses
şiddeti 15 - 35 dB(A) kadar indirgenebilir. Ayrıca bu bölümde çalışanların
periyodik sağlık kontrolleri yapılmalı, her işçinin audiyodiyagramı çıkarılarak
duyma yeteneği takip edilmelidir.
Gerekli ve doğru önlemler alınmadığı
takdirde, bu işletmede mevcut 96 dB(A)
ses düzeyi ortamında 20 yıl çalışan
işçilerin % 35 i sağır olacaklardır.
SONUÇ
Gürültüye karşı önlem daha
fabrika binasının planlanması, makinelerin seçimi ve yerleştirilmesi ile
başlamalıdır. Hem işveren, hem de iş gören bu konuda bilinçli şekilde
eğitilmeli, ortamda ses düzeyi tehlikeli sınırı aşıyorsa tıkaç, kulaklık gibi
koruyucuların kullanıldığından kesinlikle emin olunmalıdır. Tıkacın veya
kulaklığın "rahatsız ediyor" diye kullanılmaması bu konuda yapılabilecek
en büyük hatadır. Unutulmamalıdır ki, "Ben gürültüye alışkınım"
demek, "Ben sağırlaşıyorum" demekle eş anlamlıdır.
KAYNAKÇA
1. Fleischer, G. Laerm, der taegliche Terror, Georg Thime Verlag 1990
2. Burck,W. Laerm - Messung, Bewertung und Wirkungen auf den Menschen. Lehrbuch der Ergonomie, München, 1981
3. Miller, M.H. The Hearing Review, September, 1990
4. Çavdar, K. Gürültüsü Az Konstruksiyonlar, Uludağ Üniversitesi Fen Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2000
5. Centel, T. İş Sağlığı ve İş Güvenliği Mevzuatı, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası, 2000
6. Unfallverhütungsvorschrift Laerm VBG 121, 1990
7. TS 2607, Akustik İşitme Yeteneğinin Korunması Amaçları İçin İş Yerinde Oluşan Gürültünün Değerlendirilmesi , 1977
8. Strasser, H. Richtlinien des Gesundheitsschutzes bei Schallbelastungen aus arbeitsphysiologisch-ergonomischer Sicht. Zeitschrift Arbeitswissenschaft no 41, 1987
9. Babalık, F.C., Çavdar K. Tekstil İşletmelerinde Karşılaşılan Yüksek Gürültü Seviyeleri; Etkileri ve İndirgeme Yöntemleri, Tekstil ve Konfeksiyon Dergisi 9/4 , 1999