STK TEMSİLCİLERİ HASANKEYF’TE BASIN AÇIKLAMASINDA BULUNDULAR

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
Diyarbakır Şubesi

TMMOB Amed İKK, KESK Amed, TMMOB Batman İKK, KESK Batman, İHD Batman oluşan STK Temsilcileri Hasankeyf ilçesine giderek tarihi kentte basın açıklamasında bulundular.

1 Martta 2019 tarihinde yapılan basın açıklaması şöyle;

 

BASINA VE KAMUOYUNA                                                                                                        

Değerli Basın Emekçileri, Değerli Katılımcılar, Saygı Değer Halklarımız!

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, günümüze kadar korunabilmiş 12 bin

yıllık Hasankeyf, bütün itiraz ve engellemelere rağmen maalesef bu gün yok olmakla yüz

yüze. Dicle nehrinin kenarında bulunan bu kültürel ve doğal miras belli çevrelerin ekonomik

ve siyasi çıkarlarında boğulmak üzere. Hasankeyf’i yaşatmak için yapılan girişimler,

hazırlanan raporlar, sesini yükselten tüm kesimler baskıcı rejim tarafından susturulmaya,

bastırılmaya çalışılmıştır. Bölgede gerçekleşen çatışmalı süreç de fırsat bilinip Hasankeyf’in

ölümü hızlandırılmıştır. Bu cinayeti durdurmak için ulusal ve uluslararası kurum ve

kuruluşların üzerlerine düşen görevi yerine getirmelerini daha önce de ifade ettik.

 

Hasankeyf, UNESCO`nun on kriterinden dokuzunu yerine getirmesine rağmen ne Türk

Hükümeti`nin ne de Unesco`nun Dünya Miras Listesi`ne alınması yönünde bir girişimi

olmamıştır. Yine geçtiğimiz günlerde AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ, 2006 yılında

Hasankeyf’teki kültürel mirasın korunmasına ilişkin yapılan başvuruyu “Kültür mirasının

korunmasına yönelik Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) dayandırılabilecek genel

bir bireysel hak bulunduğuna dair Avrupa Konseyi üye ülkeleri arasında bir görüş birliği ya da

eğilim şimdiye kadar söz konusu olmamıştır” diyerek başvurunun AİHS kapsamına

girmediğine hükmetmiştir. Bir kez daha tarihi mirasın talan edilmesine göz yumulmuştur.

 

Hükümet ve sermaye grupları Ilısu projesi etrafında kenetlenmiş, yüzyılı tamamlayamayacak

bir baraj için 12 bin yıllık tarihi talan etmiştir. Yöre halkı göçe zorlanmış, bölge

insansızlaştırılmıştır. Böylece tarihi kent şantiye alanına daha rahat dönüştürülmüştür. Tarihi

doku patlayıcılarla yerinden koparılmıştır. Vadiler doğal yapısını kaybetmiş, ağır iş

makinelerine mahkûm edilmiştir.

Projenin sonlanması yolunda tarihi eserler yerlerinden kopartılıp taşınmıştır.

Keşfedilmemiş mağaralar, ilk kez gün yüzüne çıkarılabilmiş tarihi eserler yağmalanmıştır.

Tüm bunlara seyirci kalan hükümet organları suç işlemiş ve bu suçu işlemeye devam

etmektedir.

Bilinçli bir şekilde Toplumun hafızası ve mirası yok edilmeye çalışılsa da Hasankeyf’i binlerce

yıllık tarihiyle hatırlatmaya ve bu talana karşı çıkmaya devam edeceğiz.

 

Ilısu Barajı Projesi’nin bitmesi ile 250’ye yakın höyük, 5 binden fazla mağara, tarihi camiler,

minareler, kilise kalıntıları, sahabe kabirleri, türbeler, tarihi köprüler gibi eşsiz değerler sular

altında kalacaktır. Tarihi eserlerin taşınarak tarihi kenti yeniden kurma girişimleri beyhudedir.

Bu işleme başlanıldığı andan itibaren tarihi yapı zarar görmeye başlamıştır. Elverişsiz

koşullar altında taşınan eserler tahrip olmuştur. Yıkımlar ve tahribatlar birkaç eserin

kurtuluşunun arkasına gizlenemeyecek kadar büyüktür.

 

Hasankeyf ilçesinin yüzde 90 gibi büyük bölümü barajdan etkilenecek, aralarında köy ve

mezraların da bulunduğu 199 yerleşim yeri sular altında kalacaktır. Barajda su tutulmaya

başladıktan sonra bölgede iklim değişikliği yaşanacaktır. Yöreye özgü canlı çeşitliliği yok

olmakla karşı karşıya gelecektir.

 

Ilısu Projesi sosyal açıdan da büyük bir facia getirecektir. Bu coğrafyada yaşayan yaklaşık 80

bin insanın yaşam kaynaklarının yok edilerek yoksulluğa mahkûm edilmesi anlamına

gelmektedir. Köylerden civar kentlere yapılan göçler tarımsal üretimi büyük oranda yok

edecektir. Kent yaşamını da ki şimdiden hissedilebiliyoruz, olumsuz etkileyecekti.

Coğrafyamızın önemli bir kısmını su altında bırakmayı hedefleyen Ilısu Projesi, ekolojik

olarak büyük yıkım ve tahribatlara neden olacağı ortadadır. Sadece Türkiye coğrafyasında

değil Ortadoğu`da da neredeyse bütün nehirler doğal özelliğini kaybetmiştir. İnsan eliyle

yapılan suni müdahalelerle planlanan baraj gölüyle bölgesel iklimin de değişeceğini Fırat

nehrinden anlayabiliriz.

 

Basra Körfezine kadar Dicle boyunca yaşama darbe vuracak Ilısu Projesi, ekonomik rant ve

Ortadoğu özelinde siyasi çıkarlar için yapıldığı açıktır.

Ilısu barajı projesinin ortaya çıktığı günden bu güne her türlü itiraza rağmen yapımına devam

edilmiştir. Ancak bizler direnişten vazgeçmeyerek birçok kesim tarafından imkânsız gibi

görüleni, yani Ilısu Projesini durdurulmasını, başaracağımıza halen inanıyoruz. Ilısu

Barajında su tutulmasına engel olmak için yine sesimizi yükselteceğiz. Su tutsa bile, suyun

bırakılmaması için mücadeleye devam edeceğimizi belirtmek isteriz. Proje tamamlansa bile

barajın yıkımı için mücadeleye devam diyeceğiz.

 

Kent ve doğa katliamına izin veren, ortak tarihimiz ve ortak mirasımız üzerinden yıkımları

başlatanları biliyoruz, bu mirasın sahipleri olan topluluk ve kültürleri kutuplaştıranları, yıkıp

tekrar yapmayı politik yatırımlara çevirmek isteyenleri bizler çok iyi tanıyoruz. Hasankeyf`te

Sosyal, Politik, Ekolojik ve Kültürel Kırımın amaçlarını kuşaktan kuşağa anlatacağız. Bu

kötülüğün aktörleri tarihte bu güzelim mekânları yok edenler olarak yerlerini alacaklar. Bunun

için Hasankeyf`teyiz, Dicle’deyiz, Gitmiyoruz, Gitmeyeceğiz.

 

SİZE SESLENİYORUZ, BU SESE KULAKLARINIZI TIKAMAYIN ARTIK!

BM, AB ve ilgili uluslararası örgütler başta olmak üzere; Sanatçı, Aydın ve Yazarları, Ekoloji

Hareketlerini, Kent Hareketlerini, Kadın Örgütlerini; STK`lar, Platform ve İnisiyatifleri, duyarlı

Siyasi Parti ve Sendikaları, Meslek Örgütleri ve Odalarını, Bütün duyarlı çevreleri ve

halklarımızı bir kez daha Hasankeyfi sahiplenmeye davet ediyoruz.

Bu kent insanlığın ortak mirasıdır, herkese aittir. Bu nedenle bu kentin yıkımının,

taşınmasının ve satışının durdurulması için herkesi sorumluluk almaya ve bu kente sahip

çıkmaya davet ediyoruz. Hasankeyf yıkılmış yağmalanmış olsa bile hala binlerce yıllık

değerini korumaktadır. Geçmişten gelen bu mirası gelecek kuşaklara aktarabilmeliyiz. Geç

kalındı, artık sona gelindi demeden Hasankeyfi yaşatmak için hep beraber ses

olalım. Tarihimize geçmişimize ve geleceğimize sahip çıkılalım.

 

TMMOB AMED İKK

KESK AMED

TMMOB BATMAN İKK

KESK BATMAN

İHD BATMAN