VII. ULUSAL ÖLÇÜM BİLİM KONGRESİ İZMİR'DE GERÇEKLEŞTRİLDİ

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/srv/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/srv/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Expected parameter 1 to be an array, null given.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/srv/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Expected parameter 1 to be an array, null given.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/srv/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Expected parameter 1 to be an array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/srv/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/srv/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
Eskişehir Şubesi

VII. Ulusal Ölçüm Bilim Kongresi ve Kalite Fuarı 30 Ekim-01 Kasım 2008 tarihlerinde İzmir'de TMMOB Makina Mühendisleri Odası Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi'nde yapıldı.

VII. Ulusal Ölçüm Bilim Kongresi ve Kalite Fuarı 30 Ekim-01 Kasım 2008 tarihlerinde İzmir'de TMMOB Makina Mühendisleri Odası Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi'nde yapıldı. Kongrenin açılış konuşmaları MMO İzmir Şube Başkanı Mehmet ÖZSAKARYA, Eskişehir Şube Başkanı Erhan KUTLU, Kongre Yürütme Kurulu Başkanı S. Melih ŞAHİN, Oda Yönetim Kurulu Başkanı Emin KORAMAZ ve TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet SOĞANCI tarafından yapıldı.

Makina Mühendisleri Odası adına Eskişehir ve İzmir Şubelerinin yürütücülüğünde düzenlenen ve ana teması "Ülkemizde Yasal Metroloji Alanındaki Uygulamalar" olarak belirlenen kongrede yasal, bilimsel ve endüstriyel metroloji alanında, çeşitli sektorel uygulamaları da içeren 37 bildiri ve 19 poster bildiri sunumunun yapıldı.

Kongre açılışında yapılan konuşmalar yazının devamında verilmiştir. İzmir Şube Başkanı Mehmet ÖZSAKARYA:

"Bildiğiniz gibi 1998 yılından bugüne Şubemizin çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Ege Kalibrasyon ve Metroloji Laboratuarı, "ölçümbilim" diğer adıyla metroloji alanında Şubemizin derinlemesine bilgi sahibi olmasını sağlamıştır.

Bu alanda mevzuat ve teknik bilgilerimizi her zaman Odamızla ve tüm üyelerimizle paylaşmaya özen gösterdik. Ege KALMEM tarafından düzenlenen Ölçümbilim eğitimlerimizde bugüne kadar 1.000'e (bin) yakın üyemize ve teknik elemana eğitim verdik. Odamızın teknik hizmetlerinde kullanılan cihazların yanı sıra bölgemizde yaklaşık 1.200 firmada kalibrasyon çalışmaları gerçekleştirdik. Merkezimiz halen 2 mühendis ve 3 teknik eleman ile çalışmalarını sürdürmektedir.

Metroloji, ya da "ölçümbilim" konusu, ne yazık ki ülkemizde henüz yeterince tanınan ve önemi anlaşılmış bir konu değildir.

İzmir'de 1993 yılında Tesisat Mühendisliği Kongresini ilk kez düzenlediğimizde, "tesisat mühendisliğinin" önemli bir uzmanlık konusu olduğu halkımızca yaygın olarak bilinmiyordu.
Aynı şekilde 1999 yılında hidrolik pnömatik kongresini ilk kez düzenlediğimizde de bu sektörün, sanayimizin vazgeçilmez ürün ve hizmetlerini ürettiği bilinmiyordu.
Kongrelerimiz her iki uzmanlık alanının da öneminin anlaşılmasına çok büyük katkılar sağlamıştır. Bu alanlarda sektörel yayınlar gelişirken, kamuoyunun bilgilendirilmesinde yerel basınımızın destek ve katkılarına da buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.

Şimdi Odamızın önünde "ölçümbilim alanında" aynı toplumsal sorumluluk durmaktadır.
Ölçümbilimin önemini, bireysel ve toplumsal yaşamdaki yerini, yaşam kalitesindeki vazgeçilmezliğini, güvenli ve sağlıklı bir yaşamın en gerekli unsurlarından biri olduğunu kongremizde ayrıntılı olarak göreceğiz.

Panel ve oturumlarımızda, ölçümbilim alanında ülkemizde neler yapılması gerektiğini hep birlikte tartışacağız. Dünya standartlarına göre ülkemizin durumunu, ekonomimizi yakından ilgilendiren ve tüketici haklarına kadar uzanan boyutunu hep birlikte tanıyacağız."
Eskişehir Şube Başkanı R. Erhan KUTLU konuşmasının tam metni:
Değerli Katılımcılar
1994 yıllında ISO 9000 Kalite Standartları, Kalite Çemberi, Toplam Kalite Anlayışı gibi kavramların, sistemlerin konuşulmaya başlandığı, üyelerimizin de bu konularla ilgili eğitimlerin Şubemizce verilmesi isteklerinin yoğunlaştığı günlerde kalite komisyonumuzun önerisi doğrultusunda Şubesi Yönetim Kurulumuz bir etkinlik yapmak kararı aldı. Kalite konusunda Bursa Şubemizce sempozyum yapılıyordu, ülkemizde kaliteye yönelik çalışmaların altyapısını oluşturan, metroloji, kalibrasyon, akreditasyon, belgelendirme ile ilgili konuları tartışmak, ilgililerin deneyim ve bilgi birikimlerini yansıtmak, konu ile ilgili makamlara hazırlanacak yasalarda ipuçları vermek amacıyla, bizde Metroloji konusunu gündeme getirelim istedik ve çalışmalarımıza başladık.Ancak biz şube olarak ilk defa bir kongre düzenleyecektik ve açıkçası tam olarak da bilmediğimiz konuda çünkü Metroloji ile meteoroloji kavramlarının karıştığı, kalite kavramının tartışıldığı, nedir ne değildir diye sorulduğu günlerde kongremizin adının Ölçüm Bilim Kongresi olsun dedik ve Oda Yönetim Kurulumuzun desteği ile yola çıktık.Bugün 7. sine geldik, müsaade ederseniz yaşanan bu süreçle ilgili kısa bir değerlendirme yapma gereği ile bazı konuları hatırlatmak istiyorum.
19-20 Ekim 1995 tarihlerinde Eskişehir'de I.Ulusal Ölçümbilim Kongresini gerçekleştirdik.Bu kongrede bize destek veren tüm kurum, kuruluşlarla birlikte, değerli bilim insanlarına ve uzmanlarına, özellikle UME yetkililerine, teşekkür ediyorum.Kongre sonuç bildirgesinde, sanayicimizin ve orta kademe kalibrasyon laboratuar yöneticilerinin yasal boşluklarından ötürü ne yapacakları arayışı içerisinde oldukları, birçok sanayi kuruluşumuzu dış müşterilerinin isteği ile yönlendirilmesi doğrultusunda kalibrasyon ve sertifikasyon gereksinimlerine Türkiye dışından veya yabancı ortaklı iç şirketlerden karşılandığını, sağlıklı düzenlemeler sonucunda hem olası karışıklıkların ortadan kalkacağı, hem de milyar dolar düzeyinde ifade edilebilecek rakamların Ülkemizde kalacağı, bu bağlamda en önemli adımın Milli Kalite Konseyi ve Milli Akreditasyon Konseyi çalışmalarının en geniş katılımlarla tekrar başlatılması gerektiği, sonuç olarak her ne şekilde ve kimlerle olursa olsun ülke çıkarları ön planda tutularak yapılacak yasal düzenlemelere ivedilikle ihtiyacımız olduğu vurgulanmıştır.
23-24 Ekim 1997 tarihinde Eskişehir'de gerçekleştirilen II.Ulusal Ölçümbilim Kongresi'nin sonuç bildirgesinde; Ülkemizde AB Ülkeleri tarafından tanınırlığı olan Ulusal bir Akreditasyon Konseyi ve buna uygun alt kuruluşlar oluşturulamadığı için üreticilerin bu hizmetleri Gümrük Birliği Anlaşması uyarınca AB ülkelerinden çok yüksek fiyatlarla satın almak zorunda kaldıkları, aksi halde topluluk ülkeleri tarafından standardizasyon, ölçüm, kalibraj, kalite, akreditasyon test ve belgelendirme konusunda konulan teknik engelleri aşamadıkları, bunun da maliyetleri dolayısı ile rekabet edilebilirliği olumsuz yönde etkilediği vurgulanmış, ilgili tüm kurum, kuruluş ve taraflar arası gerekli eşgüdümün sağlanarak, özerk, bağımsız, tanınır bir Ulusal Akreditasyon Konseyinin oluşturulması doğrultusunda gerekli tüm teknik ve hukuksal düzenlemelerin ivedilikle tamamlanması gerektiği görüşü dile getirilmiştir.
3.Ölçümbilim Kongresi 7-8 Ekim 1999 - Eskişehir'de gerçekleşmiş ve sonuç bildirgesinde, Ülkelerin farklı uygulamaları sonucunda ortaya çıkan ölçümbilimle ilgili sorunların çözümünde akreditasyon kuruluşlarının bağımsız, tarafsız ve tüzel kişiliğe haiz kamu ya da özel kuruluşların yetkilendirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda ülkemizde de Türkiye Akreditasyon Konseyinin (TÜRKAK) ilgili tüm tarafların katılımıyla devlet güvencesi altında Avrupa Birliğinde ön görüldüğü gibi ekonomik ve idari yönden bağımsız ve tarafsız bir şekilde örgütlenmesi gerekmektedir. Akreditasyon sisteminin yasal zemine oturtulabilmesi için Akreditasyon Konseyi kuruluş ve görevleri hakkındaki yasal düzenlemenin ivedilikle yapılması gerekmektedir. Yasanın çıkmasıyla bu alandaki belirsizliklere, kurumlar ve sektörler arası iletişim sorunlarına da kalıcı çözümler getirilmiş olacaktır denilmiştir.
4 Kasım 1999 günü resmi gazetede yayınlanan Türkiye Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki kanun çerçevesinde kurulabilmiştir. Türkak'ın kurulması sistem personel, laboratuar ve ürün belgelendiren kurum ve kuruluşların akredite edilmesi için ulusal bir yapı oluşturulmasında atılan en önemli adımdır.
4, 5 ve 6. Kongreler Eskişehir'de gerçekleştirilmiş, Ülkemizde sanayimiz ve özelliklede KOBİ' ler için büyük önem taşıyan, Türk Akreditasyon Kurumunun kurulması ile verilen belgelerin uluslar arası tanınırlığını ve geçerliliğini arttıracağı, ihraç ürünlerimizin dünya piyasalarında teknik engellerle karşılaşmamasını sağlayacağı, bu sayede hem yurtdışındaki kuruluşlara verilen yüksek belgelendirme ücreti, hem de ürün analizi için geçen süre ve yurtdışındaki akredite edilmiş kuruluşlara gönderilmesi için gereken nakliye giderlerinin en aza indirileceği, kalibrasyon ve uygulamaları, ölçümbilim uygulama alanındaki yeni teknolojilerin, standartların irdelenmesi, eğitim ve uzmanlaşma konuları, ölçümbilimin dışarıdan cihaz satın alarak sürdürülemeyeceği ve rekabet edilemeyeceği, ölçme teknolojilerine ve ölçme cihazı imalat teknolojilerine önem verilmesi gerektiği, ekonomik sürdürülebilirliği ve rekabet gücünü artırmak için bilimsel, endüstriyel ve yasal ölçümbilim alanında ülke altyapısını güçlendirerek ar-ge faaliyetlerinin desteklenmesi, ölçümbilim konusundaki eğitimin yetersizliği gibi konular tartışılmış, çözüm önerileri sunulmuştur.
Küreselleşme sürecinin yaşandığı dünyamızda, ulusal devletlerin sanayi ve ekonomileri zayıflatılarak küresel güçlerin egemenliği pekiştirilmektedir. Bu süreçde emek yoğun teknolojilerden ileri teknoloji uygulamalarına geçiş çabaları, ulusal sanayimizi, ekonomimizi dolayısıyla Ölçüm Bilim teknolojilerini de yoğun bir şekilde etkilemektedir. Ölçüm Bilim ve özellikle kalibrasyon, eğitim-belgelendirme, akreditasyon alanında uluslar arası alan ve organizasyonlarda eşit haklar elde etmesi için ulusal bir örgütlenmenin gerçekleştirilmesi, bu konuyla ilgili ciddi ve yaygın bir uğraş verilmesi gerekliliği ortadadır.
Ülkemizde bu alanda gözlenen çok yönlü eksiklikler, sanayimize büyük sıkıntılar yaşatmaktadır. Yasal düzenlemelerin henüz yaşama geçirilememesi, personel ve eğitim eksikliği, kalibrasyon, , akreditasyon ve izlenebilirlik konularındaki yetersizlikler bu alandaki üretimleri kısıtlı kılmaktadır.
Akredite olmuş kuruluş sayısının AB'de 7000 civarındayken, ülkemizde bu sayının 84 olmasının çok yetersiz kaldığı, bunun büyük miktarda döviz kaybına sebep olduğu ve bu sayının en azından Ulusal sanayimiz için yeterli düzeye gelmesi doğrultusunda tüm kesimlerin ortaklaşa bir çaba içine girmesi gerektiği, ülkemizdeki yetişmiş eleman potansiyeli göz önüne alındığında öz kaynaklarımızın yeterince değerlendirilmediği sonucuna varılmıştır
Bu yaşanan süreçte Odamızda onaylanmış kuruluş olmak için başvuruda bulunmuş altı konuda (makina emniyeti, asansör, sıcak su kazanları, gaz yakan cihazlar, basınçlı ekipmanlar, basit basınçlı kaplar) gerek personel, gerekse örgütsel yaygınlık çerçevesinde artıları olduğu, bu bilgi birikimiyle de piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerinde aktif rol alabileceği gerçeğini ortaya koymuştur.
Değerli Arkadaşlar
Şubemiz yürütücülüğünde düzenlenen bu kongrelerde, görüldüğü gibi özellikle yasal konularda birçok açılım ve kazanım getirmiştir. Bu kongrelerde bize destek ve katkı veren tüm kurum ve kuruluşlara, bilim insanlarına, uzmanlara ve yetkililere bir kez daha huzurunuzda teşekkür ediyorum.
6. Kongre açılış konuşmasında, kongremizin artık rüştünü ispat ettiğini, bundan sonra ki kongrenin uluslar arası olarak yapılmasının hedefimiz olduğunu söylemiştim. Umarım önümüzdeki kongrede Uluslararası olarak düzenlenmiş şekilde Eskişehir'de buluşuruz.
7.Kongremizin yeni açılımlar ve kazanımlar getirmesi dileğiyle, kongrede emeği geçen düzenleme, yürütme, danışmanlar kurullarına, bildiri sunan değerli bilim insanlarına, uzmanlara, yetkililere, kurum ve kuruluşlara, kongre sekreterimize ve çalışanlarımıza ellerinize sağlık diyerek teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.
R.Erhan KUTLU
MMO Eskişehir Şube Başkanı

Oda Yönetim Kurulu Başkanı Emin KORAMAZ'ın konuşmasının tam metni:

"Sayın Konuklar,

Değerli Katılımcılar, Değerli Meslektaşlarım,
Sevgili Basın Mensupları,

Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. İzmir ve Eskişehir Şubelerimizin yürütücülüğünde düzenlenen VII. Ulusal Ölçüm Bilim Kongresi ve Kalite Fuarına hoş geldiniz.

Yalnızca örgütlü üyesinden aldığı güç ile çalışmalarını sürdüren Odamız, her zaman çağdaş, demokratik, üreten, sanayileşen bir Türkiye yaratılmasına katkıda bulunacak çalışmalar gerçekleştirmeyi ana ilke edinmiştir.

Bugün 18 Şubesi, 100'ü aşan il-ilçe temsilciliği ve mesleki denetim büroları ile ülke düzeyinde 70 bine ulaşan mühendis üyeyi temsil eden Odamız, taşıdığı toplumsal sorumluluğun bilincindedir. Mesleğimizin her geçen gün gelişen etkinlik alanında tüm üyelerimizi kapsayacak çalışmalar gerçekleştirmek Odamızın en önemli hedefidir.
Bu nedenle Odamız mesleki denetim ve eğitim faaliyetlerinin yanı sıra her çalışma döneminde enerjiden, tesisata, tekstil teknolojilerinden, iş güvenliğine, uçak ve havacılıktan, endüstri mühendisliğine, kaliteden, kaynağa, makina tasarımından tıbbi cihaz teknolojileri ve sanayileşmeye varana değin uzmanlık alanlarımızla ilgili bir dizi kongre, kurultay ve sempozyum düzenlemektedir.

Bu etkinliklerde, mühendisler, kamu, üniversiteler ve sektörel kuruluşlar bir araya getirilerek meslek alanlarımızdan hareketle kamu ve sanayimizin yararına ortak yaklaşımlar ve çözüm önerileri geliştirilmeye çalışılmaktadır. Odamız bu platformlarda oluşan görüşleri ilgili yerlere ulaştırmadaki ısrarlı ve takipçi tavrını da sürdürmektedir.
1995 yılında ilkini düzenlediğimiz ve bu yıl yedincisini gerçekleştirdiğimiz Ölçüm Bilim Kongrelerimiz de böylesi bir yaklaşımın ürünüdür. Ülkemizin kalkınması için bir meslek Odası olarak üzerimize düşen görev ve sorumluluğun yerine getirilmesidir.
Değerli Katılımcılar, Değerli Meslektaşlarım,

Odamız uzmanlık alanlarımızla ilgili tüm dallarda olduğu gibi, birçok sektörle ilişkisi bulunan Ölçüm Bilim alanında da ciddi çabalar sarf etmektedir.
Kongre konumuzu doğrudan ilgilendiren önemli konulardan biri, Gümrük Birliği Anlaşması ile başlayan ve bugün AB müzakere süreçleriyle devam eden, AB teknik mevzuat uyumu ve üretimin uluslararası kabul görmüş koşullara uygun sürdürülmesi çalışmalarıdır.

Odamız bu alanda konunun tüm taraflarını aynı masa etrafında toplayan birçok etkinlik gerçekleştirmiştir. Ölçüm Bilim Kongreleri, Kalite Sempozyumları ve Sanayi Kongreleri bu bağlamda söz edilebilecek etkinliklerden sadece birkaçıdır. Bu platformlarda dile getirilen görüşler sürecin gelişimine olumlu katkı sağlamış ve Türk Akreditasyon Kurumu 4 Kasım 1999 tarihinde çıkarılan bir kanunla oluşturulmuştur.
Bu arada Ölçüm Bilim alanında TÜBİTAK-UME/Ulusal Metroloji Enstitüsü'nün değerli çalışmalarını da bu arada anmak isterim.

Ancak gelinen noktada alınan yol yetersizdir. Ülkemizde nitelikli işgücü ve eğitim eksikliği, kalibrasyon, izlenebilirlik, test, muayene, belgelendirme ve akreditasyon konusunda hala ciddi eksiklikler bulunmaktadır. Bugüne değin TÜRKAK tarafından akredite edilen deney laboratuvarı sayısı 171, kalibrasyon laboratuvarı sayısı 48, muayene kuruluşu sayısı 33, sistem belgeleme kuruluşu sayısı 31, personel belgelendirme kuruluşu sayısı 8, ürün belgelendirme kuruluşu sayısı ise 6'dır. Bu rakam AB ülkelerinde 7 bin civarındadır.

Üreticilerimiz uygunluk değerlendirme faaliyetlerini çok yüksek bedellerde AB test ve belgelendirme kuruluşlarına yaptırmak zorunda kalmakta ve bu alandaki mühendislik hizmetleri hala yurt dışından satın alınmaktadır.

Bu alana yönelik şimdi dile getireceğim Odamız çalışmaları bu nedenle önem taşımakta ve ülkemiz lehine kazanımlar hanesine yazılmaktadır.

Odamız, üyelerinin mesleki gelişmeler ve mesleki faaliyetlerde yeterli bilgi ve deneyime sahip olmasını ve mesleki denetimlerin bu esasa göre yapılmasını ana ilke olarak benimsemiştir. Bu kapsamda kurulan Meslek İçi Eğitim Merkezi (MİEM) bünyesinde kurulduğu günden bu yana 17 konuda 2 bine yakın kurs açılmış, bu kurslara 40 bini aşkın üyemiz katılmış ve 39 bin belge verilmiştir.
MİEM tarafından verilen belgelerin ulusal ve uluslararası tanınırlığı, hizmetin niteliğinin yükseltilmesi için Oda Merkezinde bir Personel Belgelendirme Kuruluşu kurulmuş ve Ocak 2007 yılında kuruluşumuz Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilmiştir.

Eğitim ve belgelendirme çalışmalarımızın yanı sıra İzmir'de kurulu bulunan Ege Kalibrasyon Laboratuvarı ve Metroloji Eğitim Merkezi'miz ile 1998 yılından bu yana bölgedeki sanayi kuruluşlarına hizmet üretiyoruz. EGE KALMEM elektrik, basınç, kütle, boyut ve sıcaklık ölçüm ve kalibrasyon hizmetleri yanı sıra çeşitli konularda eğitimler de gerçekleştirilmektedir.

Odamız CE uygulamalarına ilişkin olarak da üzerine düşen görevleri yapmaktadır. Ülke genelinde CE uygulamaları konusunda üyelerimiz ve sanayicimize eğitimler, seminerler verilmektedir. Şubelerimizde CE danışma merkezleri oluşturulmuş, konu hakkında Oda teknik görevlilerine yönelik eğitimler düzenlenmiş, gerekli alt yapı oluşturulmuştur.

Değerli Katılımcılar, Değerli Meslektaşlarım,

Odamız uygunluk değerlendirme alanında da somut adımlar atmıştır.
Bu konuda İzmir'de oluşturduğumuz Asansör Kontrol Merkezimiz ilgili direktif kapsamında Avrupa Birliği ve Türkiye'de Onaylanmış Kuruluş olarak atanmış olup Asansör AT Tip İncelemesi, Asansör Son Muayene, Modül Birim Doğrulaması ve Tam Kalite Güvence modellerinde ürün belgelendirmesi yapmaktadır...
TÜRKAK tarafından akredite edilen İstanbul merkezli A Tipi muayene Kuruluşumuz ise İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğine Yönelik olarak "Basınçlı Kaplar ve Kaldırma İletme Makinalarının Periyodik Kontrolleri İle Teknik Ölçüm ve Analiz Hizmetleri" vermektedir.
Yine Ankara merkezli Çevre laboratuarımız emisyon, partikül ve gürültü ölçümleri konusunda TÜRKAK tarafından akredite edilmiş olup Odamız bu konuda da ülke sanayisine hizmet üretmektedir.

Değerli Katılımcılar,
Görüldüğü gibi Odamızın yasal ölçümbilimi de kapsayan eğitim, belgelendirme, akreditasyon ve onaylanmış kuruluş çalışmalarına dair önemli bir altyapısı bulunmaktadır. Odamız bu alt yapısı ve sayısı 70 bine ulaşan uzman üyeleriyle yasal ölçüm bilim konusunda da üzerine düşen görevleri yürütmeye hazırdır.
Ülkemizde yasal metroloji kapsamındaki ölçü aletlerinin sayısı 100 milyon gibi çok büyük bir rakamı aşmakla birlikte ölçü aletlerinin denkliği ve güvenilirliğini sağlayacak nitelikli kadro eksikliği çok ciddi bir düzeydedir. Ülke genelindeki 3.225 belediyemizden yalnızca 167'sinde ölçü ve ayar memuru bulunmaktadır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın Ölçüler ve Standartlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı İl Müdürlüklerimizdeki çalışanlarla birlikte bu konudaki hizmetler Türkiye genelinde toplam 500 civarındaki personelce yürütülmektedir.

Bu sayının yetersizliği ve denetim eksikliğinden kaynaklı tüketicilerimizin uğradığı maddi kayıplar, haksız rekabet ve yaşanan bir dizi sıkıntı Sanayi ve Ticaret Bakanlığımız tarafından da ifade edilmektedir.

Bu noktada bağımsız, tarafsız kamu yararını esas alan, işlevsel bir denetim mekanizması oluşturulması gerektiği açıktır. Ölçü aletlerinin ilk muayene ve periyodik muayenelerinin ülke genelinde düzenli, sürekli, etkin ve yaygın olarak gerçekleştirilmesi böylesi bir düzenlemeyi zorunlu kılmaktadır.

Bu amaca yönelik olarak 2006 ve 2007 yıllarında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Ölçüler ve Standartlar Genel Müdürlüğü ile Odamız arasında "Otomatik Olmayan Tartı Aletleri, Taksimetreler ile Akaryakıt, Gaz ve Su Sayaçlarının Periyodik Muayeneleri"nin Odalarca eğitilerek belgelendirilmiş ve yeterli alt yapıya sahip Mühendislik Kuruluşları eliyle verilmesi doğrultusunda bir dizi çalışma yürütülmüştür. Bu alanlara ilişkin Bakanlığımızla iş birliği içerisinde yönetmelik taslakları da hazırlanmıştır.

Bu noktada 2006 yılında hazırlıkları Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Odamız tarafından yapılan Yönetmeliklere Başbakanlık tarafından yayımlanacak bir tebliğ ile yürürlük kazandırılması bu alandaki denetim boşluğunu büyük ölçüde giderecektir.
Değerli Katılımcılar,

Kongremiz uluslararası bir kriz ortamında toplanmaktadır. Bugün uluslararası sistem büyük çaplı bir finansal kriz ile çalkalanmaktadır.

Biliyoruz ki, bu krizin ABD ve Avrupa'da yol açtığı büyük maliyet yakın orta ve uzun vadede bizim gibi gelişmekte olan ülkelere fatura edilecektir. Gerek bu durum gerekse neo liberal politikaların bütün hızıyla uygulandığı 28 yılın sanayi ve ekonomimizde yarattığı toplam etkilerle Türkiye çok zor bir geçide sokulmuş olacaktır
Sıcak para, ithalat, yüksek cari açık ve yüksek dış borca dayalı istihdam ve toplumsal refah yaratmayan sözde büyüme yıllarından ekononomi ölçeğinin küçüleceği bir döneme girilmektedir.

Ara malı, yatırım malı ve hammadde konusunda % 70'ler düzeyinde ithalata bağımlı olan ve fason üretimle ayakta kalmaya çalışan sanayi sektörlerimiz de bu krizden ciddi bir şekilde etkilenecektir. Başta Otomotiv olmak üzere birçok sektörde üretimin kısılması ve işten çıkarma uygulamalarına şimdiden başlanmıştır.
Dolayısıyla Türkiye bu krizi yalnızca finans, bankacılık ve borsa alanlarında değil, bizzat üretici sektörlerde, artan stoklarda, dolayısıyla hizmet sektörlerinde ve tüm toplumda yaşayacaktır.

Değerli Konuklar, Değerli Katılımcılar,
Çok özet olarak söyleyeyim, bu koşullara bile direnmek ve ayakta kalmak olanaklıdır. Ülkemizin kaynakları, küresel güçlerin baskısından bağımsız bir şekilde değerlendirildiğinde, bilimi ve teknolojiyi esas alan, AR-GE ve inovasyona ağırlık veren, yerli yatırımcıyı özendiren ve koruyan, özelleştirme saplantısından vazgeçen, devletin ekonomideki yönlendiriciliğini artıran, dış girdilere bağımlı olmayan, öznesine sosyal devlet anlayışını oturtan, istihdam odaklı ve planlı bir kalkınmayı öngören politikalar uygulandığında, durum değişecektir.

Ancak böylece ülkemizi barış ve gönenç içinde yaşanabilir kılmak olanaklıdır. Şiddet ve terör ortamının dayanaklarının ortadan kaldırılması, sadaka kültürünün ve gerici ideolojilerin etkinliğinin kırılması, toplumun etnik kökenleri, yaşam biçimleri ve dinsel inançları üzerinden birbirine düşman edilmesinin önüne geçilmesi de ancak böylece mümkündür.

Kongremizin de bu yönde duyarlılıklar geliştireceği ve ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayacağı inancıyla sözlerimi tamamlıyor ve son derece bilimsel, teknik içerikli bu kongreye emeği geçen Düzenleme, Danışma ve Yürütme Kurulları ile Kongre Sekretaryasına, İzmir ve Eskişehir Şubemizin Başkan, Yönetim Kurulları ve çalışanlarına, Kongreye bildiri sunacak, panel yer alacak değerli konuşmacılara, delege ve izleyiciler ile katkıda bulunan kurum, kuruluş ve üniversitelere ve Kalite Fuarına katılım sağlayan tüm firma ve kuruluşlara içtenlikle teşekkür ediyor, etkinliğimizin başarılı geçmesini diliyorum."

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet SOĞANCI'nın konuşmasının tam metni:

Değerli Konuklar,

Sevgili Meslektaşlarım,

Hepinizi TMMOB Yönetim Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.
Hepimiz biliyor ki; mühendislik, bilim ve teknolojiyi insanla buluşturan bir meslek. Bizim örgütümüz TMMOB; odağında, öznesinde insanın olduğu bir mesleğin uygulayıcılarının örgütü. İnsan odaklı olmasından dolayı, bizim mesleğimiz onurlu bir meslek ama bir o kadar da sorumlulukları olan bir meslek.

Biz, bir yandan insana ve insanlığa karşı işlenmiş suçlara karşı çıkıyoruz, öte yandan da insana ve insanlığa olan sorumluluklarımızı biliyoruz ve sorumluluklarımızın gereklerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Bir yandan da üyelerimizi haklarının elde edilmesine, taleplerinin gerçekleşmesine yönelik çabalarda bulunuyoruz.
Öte yandan, sorunlarımızın, toplumun ve halkın sorunlarından ayrı tutulamayacağını da biliyoruz. Sıkıntılı, sancılı, sorunlu bir ülkede yaşıyor olmanın tüm sonuçları mühendis kimliğimizle birlikte, yurttaş kimliklerimiz dolayısıyla yine bizi buluyor.
İşte kapitalist küreselleşmenin yaşamakta olduğumuz küresel krizi!
Neo-liberal değişim süreci dünyada ve Türkiye'de her geçen gün etkisini daha fazla hissettiriyor. Yoksulların daha fazla yoksullaştığı, siyasal yapıda pek çok değişimin gerçekleştiği süreç, kapitalist küreselleşmenin küresel kriziyle karanlık yüzünü bir kez daha gösterdi. Neo-liberalizmin kurallarının değişmez olduğu öngörüsü sarsılırken krizden kurtulmak için sistemin taleplerine cevap vermenin de doğru olmadığı ortaya çıktı. Piyasanın inisiyatifine bırakılmış bir ekonomi sürekli kriz üretmekte, faturası da emekçi halka kesilmektedir.

Küresel ekonomiyle yakın bağları olan hiçbir ülke bu krizden zarar görmeden kendisini kurtaramayacak. Özellikle Türkiye gibi kendi kaynaklarını kullanamayan, emperyalizme bağımlı ülkeler bu krizden daha da fazla etkilenecektir. Ülkenin tüm kaynakları uluslararası sermayeye peşkeş çekilmiş ve bugün iflasın eşiğinde krizin göbeğinde duran uluslararası sermayeye teslim edilmiş durumdadır.
Türkiye'yi küresel sermayeye eklemleme süreci AKP iktidarı eliyle hızla gerçekleştirilmektedir. AKP iktidarının ülkeyi sermayeye pazarlayan, yoksulları daha da yoksullaştıran politikaları siyasal üst yapıda İslami gericileşme dalgası ile paralel yürümektedir. Sosyal devlet tahrip edilirken cemaat ağları, sadaka dernekleri ülkeyi sarmıştır. Yurttaş olmanın gereği olan sosyal haklar, yerini biat kültürüne, el pençe divan durmaya bırakmıştır.

Sevgili arkadaşlar,

Görülen o ki bugüne kadar Türkiye'yi yönetenler büyük bir bunalım, çözümsüzlük ve alacakaranlık dışında hiçbir şey yaratamamıştır. Daha çok yoksulluk, IMF'ye ve emperyalizme daha çok bağımlılık, baskı, şiddet, çeteler ve yolsuzluklar, bu düzenin ve ülkeyi yöneten siyasi iktidarların marifetleridir.

Dünyada da ülkemizde de umut ancak başka bir yaşam arayışının güçlenmesinden geçmektedir. Bugün başka bir ülke ve dünyaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Kapitalizmin geleceği yoktur, bizler insanlığın yok oluşa sürüklenmesine karşı özgürlüğün, barışın, kardeşliğin hakim olduğu yepyeni bir dünyayı bugünden yaratmanın mücadelesini şimdi daha güçlü ve kararlı yürütmeliyiz.

Kapitalizmin iflasının ilan edildiği böylesine bir dönemde, tüm dünyadaki emekten ve halktan yana güçlerin "daha demokratik, daha barışçı, gelirini adaletli paylaşan" bir dünya için mücadelesinin yükseltilmesi zamanıdır diyen TMMOB'ye ve bağlı odalarına büyük görevler düşüyor. "Başka bir Türkiye'nin, başka bir dünyanın mümkün" olduğunu daha sık haykırmamız gerekiyor. Ülkemizin emekten ve halktan yana güçlerini seferber edebilmek için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmemiz gerekiyor. TMMOB emek ve demokrasi güçleri ile birlikte omuz omuza böylesi bir hattı yürütmek zorundadır. Bizim sorumluluğumuz çok büyük. TMMOB sorumluluğunun bilincindedir ve bu sorumluluğun gereklerini yerine getirmek zorundadır.
Değerli konuklar,

TMMOB'nin sorumluluklarından biri de meslek alanları üzerine gerçekleştirdiği sempozyum ve kongre gibi etkinliklerle bu alandaki sorunları ortaya koyarak çözüm önerilerini getirmektir. İşte bugün de burada VII. Ulusal Ölçümbilim Kongresi'ni gerçekleştiriyor ve ülkemizde yasal metroloji alanındaki uygulamalar üzerine bilgi ve birikimimizi bilim insanları ile buluşturuyoruz.

Ölçüm bilim, Türkiye'de esasen Makina Mühendisleri Odamızın 13 yıldır düzenlediği bu kongrelerle gündeme sokulmuştur.

Sağlık, sanayi, ticaret, turizm, spor, telekomünikasyon, taşımacılık, teknoloji gibi yaşamın her alanında işlevselliği bulunan ölçüm bilim; ekonomi ve gündelik yaşamda, planlama, tasarım, üretim ve denetim aşamalarında birer ölçü aletinde somutlanarak karşımıza çıkmaktadır.

Ölçüm bilim kapsamındaki ölçü aletlerinin doğru, ayarlı ve uluslararası birimler sistemine uygun olarak kullanılması yasal bir zorunluluk olmasına karşın kamu yararı, kullanıcı ve tüketici çıkarlarına uygun ve ilgili birimler ve standartlar sistemine uygun olarak kullanılması ülkemizde henüz sağlanamamıştır.

Bugün bu noktada söz konusu olan, ölçüm aletlerinin kullanılması değil, aletlerin nasıl kullanıldığı, ayar ve denetimlerinin yapılıp yapılmadığıdır. Bu konuda piyasa gözetim ve denetiminin mutlaka sağlanması gerekmektedir.
Kongrelerimizin tespitleri ve Oda Başkanımızın biraz önce söyledikleri de gösteriyor ki ölçü aletlerinin ilk muayene ve periyodik muayenelerinin ülke genelinde etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Gözümüzde canlandıralım, otomatik olmayan tartı aletleri, taksimetreler, akaryakıt, gaz ve su sayaçları, elektrik sayaçları; kuyumculardan sanayi tesislerine, hastanelerdeki bebekler için kullanılandan tıbbi cihazlara kadar ölçüm aletlerinin birçok kullanım alanı vardır ve bunların denetim ve periyodik kontrolleri yapılamamaktadır.
Oda Başkanımızın bu alanda görevli Bakanlık ve belediyelerin personel sayısına ilişkin verdiği rakam trajik düzeyde azdır, ülkemizin bu alanda yakalaması gereken standartları karşılamaktan uzaktır.

Kalibrasyon, izlenebilirlik, kamu yararına organize olmuş bir ölçme sistemi ve ölçümbilim alanında belgeli ve eğitimli personel gereksinimi ve buradan hareketle kamu adına piyasa gözetim ve denetimi... İşte asıl sorun buradadır ve başta Makina Odamız olmak üzere TMMOB'ye bağlı Odalarımızın bu konuda kendilerinden istenecek ve talip olunan görevleri yerine getirebilecek, yetkinlik ve organizasyona sahip olduğunu Birlik Başkanı olarak belirtmek istiyorum.

Bu kongrenin gerçekleşmesini sağlayan Makina Mühendisleri Odamızın Eskişehir ve İzmir Şubelerinin yönetici ve çalışanlarına teşekkürü bir borç biliyorum."