TÜRKİYE’DE SİSMİK KORUMA SEKTÖRÜNÜN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE YARINI

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
İstanbul Şubesi

Ülkemizin deprem gerçeğinde tesisatların önemi tartışılamaz. Makina mühendisi olarak geçen 22 yıllık meslek hayatının neredeyse tamamını bu konuya adamış biri olarak Türkiye’de sismik koruma sektörünün geçmişini ve bugünkü durumunu meslektaşlarıma özetlemek ve yarınlara dair önerilerimi paylaşmak amacıyla bu yazıyı kaleme aldım.

Eren Kalafat

Makina Mühendisi

Tesisatların sismik koruması bir uzman mühendislik konusu. Bu konu ilk defa karşıma çıktığında 1999 depreminin acısı henüz sürmekteydi. Uluslararası bir mimarlık ofisince tasarlanmış ve yine uluslararası müşavirlerin ağırlıklı söz sahibi olduğu meşhur bir ofis binasının mekanik tesisat taahhüt ekibindeydim. Şartnamede yer alan “sismik koruma” konusu bizler için yeniydi. Araştırmalarım sonucunda bu konuda faaliyet gösteren birkaç tane ABD firması karşıma çıktı. Bu firmalar, yarım asırdan uzun bir süredir sadece bu konuda faaliyet gösteren uzman firmalardı. Bir tanesinin Türkiye’de temsilcisi de vardı. Neticede her iki firmadan alınan tekliflerden ticari olarak daha avantajlı olanı (henüz Türkiye’de bir temsilcisi olmayanı) işveren tarafından tercih edildi ve ben de bu vesileyle bu firmanın Türkiye temsilcisi olarak faaliyet göstermeye başladım.

İlk iş olarak ABD’ye gittim ve konuyla ilgili eğitimler aldım. Bu esnada konunun mühendislik açısından ne kadar derin temelleri olduğunu gözlemledim. Her ne kadar söz konusu mühendislik çalışmalarının ağırlıklı olarak sadece cebir ve geometri hesaplarından ibaret olduğunu fark etmiş olsam da aynı zamanda konuya dair yönetmeliklere tam anlamıyla bir hakimiyet gerektirdiğini ve bunun da ötesinde sismik koruma konusunda gerçek anlamıyla bir uzman mühendis olabilmenin yolunun, uzun yıllara dayalı bir deneyimden geçtiğini tespit ettim.

Meslek hayatımın bundan sonrası, Türkiye’de ve daha birçok ülkede tesisatların sismik koruması ve titreşim yalıtımı konularında faaliyet göstermekle geçti ve halen de geçmekte. Her ne kadar bu sürecin ilk yıllarında konunun farkındalığını artırmak için harcadığım yoğun çabalara ve zamana karşılık büyük zorluklar yaşamış olsam da bugün itibariyle Türkiye’de tesisatların sismik koruması konusundaki farkındalığın tamamlanmış olduğunu görmekten büyük bir mesleki tatmin duyduğumu söylemeliyim.

Evet, ilk yıllarda hep şu soruyla karşılaşıyordum: “Bizim binamız depremde yıkılmayacak şekilde tasarlandı ve inşa edildi. O halde neden tesisatlar için ayrıca bir sismik koruma yaptırmalıyız?”. Ben de bıkmadan ve usanmadan bu soruyu şöyle cevaplıyordum: “Binanızın yapısal güvenliğini sağlamışsınız ve bu çok iyi. Ancak binanızdaki yapısal-olmayan bileşenlerin de depreme dayanacağından emin misiniz?”. İşte bu noktada büyük bir bilgi eksikliği vardı. Neydi bu yapısal-olmayan bileşenler? Bunlar binanın bir nevi iskeleti diyebileceğimiz statik taşıyıcı sisteminin dışında kalanlardı; yani taşıyıcı olmayan duvarlar, asma tavanlar, dış cepheler vb. mimari bileşenler (ki gelin bunlara binanın eti ve derisi diyelim) ve en önemlisi de binaya can veren tesisatlardı ki bunları da binanın organları (tesisat ekipmanları) ve damarları (boru, hava kanalı, elektrik kabloları vd.) olarak tarifleyebiliriz. Buna göre bir binanın depremde ayakta kalması yeterli değil, depremden sonra hayatını sürdürebilmesi gerekli. İşte tesisatların sismik koruması da bunu sağlamanın tek yoludur.

Bugün itibariyle Türkiye’de artık bu gibi sorularla karşılaşmıyoruz. Sektörde küçüğünden büyüğüne hemen her projede sismik koruma gereksinimi karşımıza çıkıyor. Ancak bu durum her ne kadar sevindirici olsa da başka sorunları beraberinde getirdi.

Tıpkı yangın tesisatlarının Türkiye’de ilk defa uygulanmaya başladığı yıllarda olduğu gibi, sismik koruma da az sayıda firmanın uzmanlığında olduğu için, bu konudaki mühendislik hizmetleri için malzeme satıcısı firmalara başvuruluyor. Yangın tesisatı sektörü yıllar içinde çok büyüdü ve neticede artık bağımsız mühendislik firmaları tarafından mühendislik hizmetleri verilmekte. Ancak sismik koruma konusunda halen malzeme satıcısı firmalardan mühendislik alınıyor ki bundan ötürü sektörde ciddi bir haksız rekabet ortamı baş gösterdi.

Oysa sismik koruma özünde bir deprem mühendisliği konusu olduğu için, bu konuda Türkiye’de faaliyet gösteren çok sayıdaki deprem mühendisliği hizmeti veren firmaların ön plana çıkmaları gerekiyor. Bu noktada çok başarılı bir kurumlar arası iş birliği örneği olarak şunu söylemek istiyorum; odamızın yıllardır büyük bir başarıyla sürdürdüğü Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi’nin bir sonrakisi olan TESKON 2019’da MMO ve DİD

– Deprem İzolasyon Derneği iş birliğiyle bir seminer gerçekleştirilecek. Bu seminer kapsamında sismik koruma konusunun temellerinden başlayarak ayrıntılı mühendislik örneklerinin gösterileceği sunumlar yapılacak. Sismik koruma konusunda kapsamlı bilgi edinmek isteyen tüm meslektaşlarımızın bu seminere katılmalarını şiddetle tavsiye ediyorum.

Evet, tesisatlarda sismik koruma sektörünün günümüzde geldiği nokta, bir yandan tamamlanmış farkındalık düzeyiyle sevindirici ancak diğer yandan bağımsız mühendislik hizmetlerinin eksikliği sebebiyle tehlike arz ediyor. Bu tehlikeyi gidermek de biz mühendislerin elinde. Tesisatlarda sismik koruma konusu karşımıza çıktığında, özellikle ihale dosyaları ve keşif özetleri hazırlanırken bağımsız mühendislik firmaları ile çalışarak bu tehlikeyi ortadan kaldırabiliriz. Böylece sektörün yarınlarını güvence altına alabiliriz.

Yarınlar demişken, sadece ülkemizde değil tüm dünyada baş döndürücü bir hızla gerçekleşen dijital dönüşümden de bahsetmek gerekli. Sadece 15-20 sene öncesine kadar dünyanın en değerli markaları fiziksel ürün üreticileriydi; General Motors, Coca Cola, Walmart vd. Günümüzde ise bu liste çok farklı. Artık en değerli markalar Google, Amazon, Microsoft vd. Yani dijital dünyanın aktörleri.

Peki, Türkiye bu dönüşümün neresinde? Bu soruyu cevaplamadan önce şuna değinmek gerekli: Dijital tüketici olmak ya da dijital üretici olmak. Gelişmekte olan ülkelerde dijitalleşmenin yaygınlaşması maalesef çoğu zaman tek taraflı algılanıyor ve kitlelere de bu yönüyle aktarılıyor. Elbette ki internet, sosyal medya ve akıllı cep telefonu gibi cihazları kullananların yaygınlaşması, dijitalleşmenin bir parçası. Ancak bu, işin sadece “tüketim” tarafı. Yazılımlar geliştirmek, sosyal medya platformları gibi dijital ürünler “üretmek” ise madalyonun diğer yüzü. İşte bu noktada Türkiye’nin de içinde bulunduğu çok sayıda ülke, dijitalleşmeyi sadece tüketim tarafıyla yaşıyor.

Sanayi devrimi dünyadaki tüm ülkeler için uygarlık tarihinde büyük bir sıçrama fırsatıydı. Batılı ülkelerin çoğu bu fırsatı çok iyi değerlendirdiler. Şimdi yine dünyadaki tüm ülkeler yeni bir fırsatla karşı karşıyalar.

Türkiye olarak biz de bu dönüşümün ön saflarında yer alabilme şansına sahibiz. Ülkemizde artık mühendisliğin hemen her alanında büyük bir dijital dönüşüm yaşanıyor. Tesisat mühendisliği ve yazımızın konusu olan sismik koruma da bunların arasında. Artık sismik koruma gibi uzmanlık gerektiren alanlarda bile akıllı yazılımların sağladığı imkanlara sahibiz. Üstelik bu yazılımların sadece kullanıcısı değil geliştiricisi olarak da dijital dönüşüm rüzgarını arkamıza almış durumdayız.

Yine dijital dönüşümün çok önemli bir alanı olan e-ticaret konusu da hayatımıza hızla girmekte ve her alanda öne çıkmakta. Tesisat malzemeleri gibi ürünlerin internetten temin edilemeyeceği düşüncesi geri kalmışlığın bir göstergesidir. Nitekim günümüzde otomobiller bile artık internette satılmaya başladı. Ülkemizde tesisat malzemeleri temin eden çok sayıda sektörel e-ticaret sitesi mevcut. Sektördeki tüm meslektaşlarımıza bu dijital dönüşümde bir an evvel yer almalarını tavsiye ediyorum.

Sözlerimi bitirirken okuyuculara bu yazının konusu olan sismik korumayla ilgili detaylı bilgi edinebilecekleri bir kaynak önereceğim. Odamız tarafından ilk baskısı 2012 yılında gerçekleştirilen Tesisatlarda Sismik Koruma adlı kitap, yıllardır çok sayıda mühendis için çok faydalı bir Türkçe başvuru kaynağı oldu. Bu kitabı odamızdan temin ederek sismik koruma hakkında çok daha fazla bilgiye sahip olabilirsiniz.