IV. ENERJİ VERİMLİLİĞİ KONGREMİZ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 778 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 839 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 845 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
Kocaeli Şubesi

Odamız adına Şubemiz sekretaryalığında düzenlenen IV. Enerji Verimliliği Kongresi, 13-14  Ekim 2017 tarihlerinde Kocaeli Üniversitesi Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

“Enerji ve Gelecek” ana temasıyla, Türkiye’de Enerji Planlaması, Yönetimi ve Enerji Verimliliği sürecinde gelinen durumun ve çözüm önerilerinin ortaya konulduğu bir tartışma ortamı yaratılması planlanan ve iki gün süren kongrenin açılış konuşmaları MMO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, MMO Kocaeli Şube Yönetim Kurulu Başkanı Ünal Özmural ve Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Tekin Öztürk tarafından yapıldı.

2017 yılından bu yana gerçekleştirdiğimiz Enerji Verimliliği Kongrelerinde Enerji sektöründeki yasal düzenlemeler ve temel politikalar, ülkemizde dünden bugüne enerji verimliliği, teknolojik gelişmeler irdelemiş, enerjinin etkin, verimli ve tasarruflu kullanımı için toplumsal "farkındalık", "bilinç" yaratma sorumluluğunu yerine getirilmiştir. 

Bu doğrultuda, IV. Enerji Verimliliği Kongresinde de büyük bir bilgi sunumu ve paylaşım ortamı gerçekleştirilmiştir. "Enerji ve Gelecek" ana temasıyla Türkiye'de Enerji Planlaması, Yönetimi ve Enerji Verimliliği sürecinde gelinen durumun ve çözüm önerilerinin ortaya konulduğu bir tartışma ortamı yaşanmıştır.

Kongre boyunca;

"Dünya'da ve Türkiye'de Enerji Verimliliği ve Gelecek" konulu açılış oturumunun ardından,

  • Enerji Verimliliğinde iklim, çevre politikalar,
  • Enerji santrallerinde verimlilik,
  • Sanayide Enerji verimliliği uygulamaları başlığında 4 farklı oturum,
  • Sanayide Enerji verimliliği uygulamaları - Kojenerasyon,
  • Soğutma sistemlerinde Enerji Verimliliği,
  • Elektrik üretiminde verimlilik,
  • Enerji Yönetimi ve ISO 50001,
  • Alternatif Yakıtlar ve Yenilenebilir Enerji,
  • Enerji Verimliliği öncelikli tasarım ve yatırımlar,
  • Binalarda Enerji Verimliliği,
  • Ulaşım ve tarımda enerji verimliliği

başlıklı toplam 16 oturumda 61 bilimsel sunum gerçekleştirilmiştir.

Enerji Verimliliği ve uygulamaları konusunda faaliyet gösteren 9 firma kongreye stantlarıyla katılarak katılımcılar ve üretici firmalar bir araya getirilmiştir.

650 civarında katılımın gerçekleştiği IV. Enerji Verimliliği Kongresi'nde, Bilimsel ve Teknolojik Araştırma oturumları aracılığıyla, konusunda uzman kişi ve kuruluşlar, akademisyenler, ürün ve hizmet üreticileri bilgi ve deneyimlerini paylaşmış, mühendis ve teknik elemanlar ile öğrenciler buluşmuştur. 

MMO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar açılışta şunları söyledi:

“TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum. Dördüncüsünü düzenlediğimiz Enerji Verimliliği Kongresi’ne hoş geldiniz.

Odamız, 64 yıla varan tarihinde, çağdaş, demokratik, üreten, sanayileşen bir Türkiye yaratılmasına katkıda bulunacak çalışmalar gerçekleştirmeyi ilke edinmiştir.

Yalnızca örgütlü üyelerinden aldığı güç ile çalışmalarını sürdüren Odamız, meslek alanlarına ilişkin olarak kamu ve ilgili tarafların bilgilendirilmesini sağlamaya yönelik platformlar oluşturmakta, oluşan platformlarda yer almakta; bu zeminlerde oluşan görüşleri ilgili yerlere ulaştırmadaki takipçi tavrını sürdürmektedir.

Değerli Katılımcılar,

Enerji toplumsal yaşamın ve biz makina mühendislerinin ağırlıkla çalıştığı, ülke sanayisinin en temel girdisi konumundadır.

Enerji dönüşüm sistemleri, yalıtım, enerji performans değerlendirmeleri, enerji verimli ve çevre uyumlu taşıtlar, ısıtma, soğutma, iklimlendirme ve sıhhi tesisatların tasarlanması, uygulanması, atık enerjinin geri kazanımı; kojenerasyon tekniklerinin kullanımı ve bu amaçlara uygun cihaz, ekipman ve sistemlerin tasarımı, imalatı ve kullanımı; enerji ile ilgili konulardan bazılarıdır ve doğrudan makina mühendisliği meslek uygulama alanları arasındadır.

Bu nedenle Oda olarak enerji ve bağlantılı konularda geçmişten beri bir dizi çalışma yürütmekteyiz. Doğalgaz Kongresi, Enerji Verimliliği Kongresi, enerji konulu Tesisat Kongreleri, Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Güneş Enerjisi Sistemleri Sempozyumları; ülkemizde bu alanda yapılan öncü etkinlikler arasında yer almaktadır.

Odamızın hazırladığı Türkiye’nin Enerji Görünümü, Türkiye’de Termik Santrallar, Enerji Ekipmanları Yerli Üretimi Durum Değerlendirmesi ve Öneriler, Dünyada ve Türkiye’de Enerji Verimliliği, Türkiye’nin Doğal Gaz Temin ve Tüketim Politikalarının Değerlendirilmesi, ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları adlı Oda Raporları da bu alandaki öncü çalışmalar arasında yer almaktadır. Raporlarımızın referans oluşturan nitelikte olduğunu ayrıca belirtmek isterim.

Enerji Verimliliği Kanunu ve ikincil mevzuatın hazırlıkları ve revizyonları sırasında kapsamlı çalışmalar yaparak hazırlanan görüş ve önerilerimiz ilgili kurumlarla paylaşılmıştır, bu işbirliğimiz sürmektedir.

Enerji konusu, Odamızın eğitim ve belgelendirme çalışmalarında da önemli bir yer tutmaktadır. Meslek İçi Eğitim Merkezlerimizde; Mekanik Tesisat ve alt dalları, Güneş Enerjisi Sistemleri, Doğalgaz, Bina ve Sanayi Enerji Yöneticisi, Bina ve Sanayi Etüt-Proje, Enerji Kimlik Belgesi Uzmanı (Yeni Tasarlanan Bina) Eğitimi gibi konularda kurslar ve seminerler düzenlenmekte; bu konularda zengin bir yayın faaliyeti de yürütülmektedir.

Odamız, enerji verimliliği çalışmalarında temel kuruluşlardan biri olarak, Enerji Yönetici Yetiştirme Kurslarının düzenlenmesine özel bir önem vererek yetkilendirme sürecindeki uzun ve bürokratik prosedürleri sabırla tamamlamış ve Türkiye’nin ilk “Enerji Verimliliği Yetkili” kuruluşu olarak, Kasım 2009’da İstanbul Şubemizde ilk sertifika programını düzenlemiştir. Eğitimlerimiz ülke geneline yayılarak bugün 18 Şubemizin tamamında sürmektedir.

Kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olma sorumluluğumuz uyarınca, Kocaeli’nde Odamızın öz kaynaklarıyla; İzmir’de İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü işbirliğiyle enstitü bünyesinde, uygulamalı enerji verimliliği laboratuvarları oluşturduk. 2010 yılında İzmir’deki merkezi, 2011 yılında Kocaeli’ndeki merkezimizi, geçen ay da Mersin’de Güneş Park Enerji Kompleksi Uygulamalı Eğitim Merkezimizi hizmete açtık. Böylece Odamız ekonomik sınaî aktivite ve nüfus yoğunluğu ağırlıklı Ege, Marmara, Akdeniz bölgelerinde enerji verimliliği için önemli olan eğitim altyapılarını geliştirmiştir.

Odamız, enerji verimliliği ile bağları bulunan basınçlı kaplar, kaldırma ve iletme makinalarının periyodik kontrolleri, gaz yakma tesislerinin baca, tesis ve yerleşim uygunluğu denetimleri, baca gazı ölçümleri dahil birçok konuda “Akredite A Tipi Muayene Kuruluşu” olarak, 2004 yılından bugüne, teknik mevzuata uyum ve uluslararası tanınırlık alanında ülkemiz lehine önemli adımlar da atmıştır.

Değerli Katılımcılar,

Dünya enerji sahnesinde enerji kaynaklarının kullanımı ve bu kaynaklar üzerindeki hakimiyet kavgası doruk noktaya ulaşmıştır. Enerji kaynaklarının kullanımı, ülkelerin egemenlik ve bağımsızlıklarıyla iç içe geçmiştir.

Ülkemizde nüfus artışı ve sanayileşmeye bağlı olarak enerji talebimiz hızla artmaktadır. Dünya ortalamasının üç misli bir enerji talebi ile karşı karşıyayız. Artan enerji ihtiyacımızın ucuz, sürekli ve güvenli bir şekilde karşılanmasında yaşanan sıkıntılar ülkemizin en önemli problemlerinden biridir.

Stratejik bir planlamanın olmaması, ithal doğalgaza dayalı elektrik enerjisi üretim tesislerinin teşvik edilmesi, kamunun enerji yatırımlarından çekilerek mevcut zenginliklerimizin değerlendirilmemesi sorunlarımız arasında yer almaktadır.

Dünya enerji sektörü de radikal bir değişimin eşiğindedir. Özellikle fosil kaynaklara sahip olmayan ve enerjide dışa bağımlılığı artan sanayileşmiş ülkeler, bu değişim sürecinde; hem güvenli enerji kaynaklarına yönelmek, hem de yenilenebilir enerji teknolojileri satarak bu yeni dönemde ekonomilerini güçlendirmeye çalışmakta ve “temiz enerji ekonomisi” olarak adlandırdıkları bu sektörü ciddi olarak desteklemektedir.

Gelişmiş ülkeler, yenilenebilir enerji konusunu, enerji güvenliğinin yanı sıra, gelecek için önemli bir ekonomik yatırım, istihdam ve teknoloji egemenliği alanı olarak görmektedir. Dünyanın güçlü ülkeleri, bir yandan fosil kaynaklar üzerindeki politik etkinliklerini çatışmalı bir şekilde sürdürmeye çalışırken yeni teknoloji pazarındaki paylarını artırmak için de rekabet etmektedirler.

Bu noktada ülkemizde emisyon grafiği seyrinin aşağıya doğru çekilmesi, karbonsuz ekonomiye dönüşümün planlanması ve uzun erimde bu hedefe ulaşılmasına yönelik planlama ve uygulamalara ihtiyaç vardır. Bu yaklaşım; enerji verimliliğinde önemli artışların sağlanmasını, toplumların yüzlerini güneşe dönmelerini; fosil yakıtların paylarının radikal bir şekilde düşürülmesini, yenilenebilir enerji kaynaklarına, temiz enerjilere daha çok yönelmeyi zorunlu hale getirmektedir.

Değerli Katılımcılar,

Türkiye bugün doğalgaz, petrol, kömür, petrol koku ithalatında ve dünya “net enerji ithalatında” ön sıralarda yer almaktadır. Ayrıca proje stoku gerçek ihtiyacın üzerindedir.

Toplum yararını gözetmeyen serbestleştirme ve özelleştirme politikaları kapsamında plansızca ve ihtiyacın çok üzerinde elektrik üretimi amaçlı tesisin yapımı için lisans verilmekte ve teşvik edilmektedir. Bu projelerin 35 milyar dolar tutarındaki kredilerinin nasıl geri ödeneceği sorusunun tek yanıtı, ne yazık ki faturanın yine halka ödetileceği şeklindedir.

Plansız, çevre ve toplumla uyumsuz yatırım alanlarında halkın istemediği projeler üretim ve yaşam alanlarını tahrip etmektedir.

Ülkemizin enerji ihtiyacı esas olarak yeni enerji arzı ve ithal enerji kaynağına dayandırılmış, fosil kaynaklı ithalata dayalı yüksek maliyetli yatırımlar yapılmıştır. Dışa bağımlılık yüzde 75,9 gibi çok ciddi bir boyuta ulaşmıştır ve bağımlılık oranı her yıl biraz daha artmaktadır.

Yerli kaynak üretiminde ciddi bir atılım yapılmadığı ve enerji verimliliği potansiyelini geliştirmediği takdirde, söz konusu bağımlılığın önümüzdeki dönemlerde hızla yüzde 80’lerin üzerine çıkması muhtemeldir. Yalnızca 2017 yılı enerji girdileri ithalat tutarının 40 milyar dolara yaklaşması söz konusu olabilecektir; bunun çok ciddi bir rakam olduğunu sanırım hepimiz kabul ediyoruzdur.

Sadece arz tarafına önem veren enerji politikası terk edilmediği; enerji arzı ve tüketiminin, toplum çıkarları doğrultusunda, gerçekçi hedefler ile verimlilik kazançlarına dayalı olarak planlanıp uygulanmadığı sürece; yüzde 25 olarak hesaplanan enerji verimliliği potansiyelini geri kazanmak mümkün olamayacaktır.

Sevgili Katılımcılar,

30 yılı aşan neoliberal politikalar ile enerji alanındaki kamu kuruluşlarının parçalanması, küçültülmesi, işlevsizleştirilmesi ve özelleştirilmesi ulusal çıkarlarımızı oldukça zedelemiştir.

Artan enerji ihtiyacımızın ucuz, sürekli ve güvenli bir şekilde karşılanmasında yaşanan sıkıntılar, ülkemizin en önemli problemlerinden biridir. Bunun en önemli nedeni, stratejik bir planlama anlayışının olmaması, ithal doğalgaza dayalı elektrik enerjisi üretim tesislerinin teşvik edilmesi, kamunun enerji yatırımlarından çekilmesi; zengin linyit rezervlerimizin ve hidrolik kaynaklarımızın değerlendirilmemesi; bu alanlara yatırım yapılmaması, yenilenebilir enerji kaynaklarımızın yeterince değerlendirilememesidir.

Oysa Türkiye yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları açısından birçok güçlü yöne sahip bir ülkedir. Güneş, su, rüzgâr, jeotermal, hidroelektrik ve linyit kaynaklarımızdan elde edilebilecek kurulu güç olanaklarının iyi değerlendirilmesi ile ülkemizin yüzde 75-76 seviyesine ulaşan enerjide dışa bağımlılığını ciddi ölçülerde azaltması söz konusu olabilecektir.

Sorunların çözümü kamusal planlama ve yerli kaynak kullanımını esas alan enerji politikalarının en geniş katılımla oluşturulup uygulanmasından geçmektedir. Bu politikalarda enerji verimliliği özel bir yer tutmalıdır.

Türkiye mutlaka etkin enerji verimliliği politikaları ve enerjide kaynak çeşitlemesine yönelmek, bir tür bir “enerji aydınlanması” gerçekleştirmek zorundadır. Enerjinin verimli ve etkin kullanımı ulusal, toplumsal bir politika haline getirilmelidir.

Bu noktada ülkelerin sahip olduğu en önemli öz kaynak olan enerji verimliliğinin daha da etkinleştirilmesi, kurumlardaki kadroların güçlendirilmesi, genel ve sektörel hedeflerin ve eylemlerin belirlenmesi, halkın ve sanayicinin enerji verimliği önlemlerini uygulamak üzere teşvik edilmesi, mevzuatın gözden geçirilerek düzeltilmesi ve tüm bu çalışmaların yerli mühendis ve mimarlar tarafından yürütülmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Sayın Katılımcılar,

Önemli bir konuya değinerek konuşmamı tamamlayacağım.

12 Eylül döneminde yapılan ve hiçbir hükümetin işletmediği bir düzenleme uyarınca, TMMOB ve bağlı Odalarının, bazı Bakanlıklarca “idari ve mali denetim” yoluyla hiyerarşik vesayet altına alınması girişimleri bir süredir gündemdedir.

Anayasa’nın kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları üzerine olan 135. maddesinde yer alan “meslek kuruluşları üzerinde Devletin idari ve mali denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir” hükmüne ve TMMOB Kanunu ya da başka herhangi bir kanunda bu yönde bir hüküm bulunmamasına karşın, iktidar bürokrasisi, Odalarımız ve TMMOB’yi siyasi iktidarın hiyerarşik vesayeti altına sokmaya çalışmaktadır.

Odalarımızın tüm idari ve mali faaliyetleri, internet siteleri ve diğer yayınlarında hem üyelerle hem de tüm kamuoyuna açık biçimde duyurulmasına karşın, Kimya Mühendisleri Odamızın Yönetim Kurulu’na yönelik olarak, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açılan davada hukuk dışı bir şekilde görevden alınma kararı verilmiştir. Kimya Mühendisleri Odamızın Yönetim Kurulu, bu karar üzerine, görev başında olduklarını ve Oda Yönetim Kurulu seçimlerinin olağan şekilde 2018 yılı Nisan ayında yapılacağını açıklamıştır.

Anayasa’nın 135. Maddesi’ne aykırı olan bu hukuk dışı kararı protesto ediyor ve kınıyoruz.

TMMOB ve bağlı Odaların özerk demokratik yapısının darbe hukuku ile zedelenmesine karşı, Makina Mühendisleri Odası olarak, Kimya Mühendisleri Odası ve TMMOB ile tam bir dayanışma içinde olduğumuzu burada belirtmek istiyorum.

Değerli Katılımcılar,

Son olarak Odamız adına Kongrenin gerçekleştirilmesini sağlayan Danışma, Düzenleme ve Yürütme Kurullarımıza, kongreyi destekleyen ve katkıda bulunan tüm kurum, kuruluş ve üniversitelerimize, oturumlarda bildiri sunacak tüm konuşmacılara, Kocaeli Şube Başkanı, Şube Yönetim Kurulu üyeleri ve çalışanlarına, Oda Enerji Çalışma Grubuna, tüm delege ve izleyicilere Oda Yönetim Kurulumuz adına içtenlikle teşekkür ediyorum.

Kongremizin Türkiye’nin sanayi üretiminin ve dolayısıyla enerji tüketiminin önemli bir bölümünün gerçekleştiği Kocaeli ilimizde yapılmasının, beklenen yararı en üst düzeye çıkaracağını umarak etkinliğimizin başarılı geçmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

MMO Kocaeli Şube Yönetim Kurulu Başkanı Ünal Özmural açılışta şöyle konuştu:

“Dünyada yıllık nüfus artışından daha fazla enerji talebi artışı yaşanmaktadır. Ülkemiz de gittikçe artan bir enerji talebiyle karşı karşıya olup, nüfus artışıyla birlikte enerji kullanımı; sanayi, ulaşım ve binalarda hızla artmaktadır. Sınırlı sayıda ülkenin sahip olduğu fosil yakıtların hızla tükenmesi, enerjinin verimli kullanımını daha da önemli hale getirmektedir.

Enerji Verimliliği, Ülkemiz artan enerji talebini riskine karşılık  en kolay, en ucuz ve doğrudan bir yoldur. Hali hazırda Ülkemizin yaklaşık olarak bina sektöründe %30, sanayi sektöründe %40  ve ulaşım  sektöründe %15 olmak üzere enerji tasarruf potansiyeli mevcuttur.

Mevcut tesislerde enerji verimliliğinin artırılması, yeni kurulacak sistemlerde enerji verimli teknoloji ve ekipman kullanımı ile enerji yoğunluğunun düşürülmesi, ülkemiz ekonomisinin gelişimine çok önemli bir katkı sağlayacaktır. Ayrıca, sanayileşme ve denetimsizlik yüzünden halkın yaşamını tehdit eden çevre kirliliğinin engellenmesinde, iklim değişikliği ve küresel ısınma ile etkin bir mücadele yöntemi olan enerji verimliliği dünyanın korunması için önemli bir adımdır.

Petrol, gaz ve kömür tekellerinin çok etkin olduğu günümüz dünyasında, birincil enerji tüketiminde 2016’da %85,5 oranında olan fosil yakıtlara yüksek bağımlılık, izlenen politikalarda radikal değişiklikler olmadığı sürece, kısa ve orta dönemde kayda değer bir azalma göstermeyecektir.

Elektriğe hâlâ erişemeyen dünya nüfusunun %15’ine ulaşan “enerji yoksunu” 1,1 milyar insanı, elektrik kullanabilir hale getirebilmek, yemek pişirmek ve ısınmak için çalı çırpıdan öteye geçememiş yüz milyonlarca insanı, çağdaş yaşam koşullarına ulaştırabilmek için, enerji sektörünü özel tekellerin salt kâr egemenliğinden çıkarıp kamusal bir düzleme aktarmak ve yenilenebilir kaynaklara dayalı, düşük karbon emisyonlu bir ekonomiye yönelerek, enerjide demokratik bir denetimi/programı gerçekleştirme ihtiyacı vardır.

Fosil yakıtlı enerji tüketiminin sebep olduğu hava ve çevre kirliliğinin insan ve toplum yaşamına olumsuz etkilerini azaltmak; iklim değişikliğinin insan yaşamını tehdit eden, kuraklıklar, orman yangınları, beklenmedik zamanlarda yüksek yağışlar ve su baskınları, çok sert geçen kışlar vb. olumsuz etkilerini azaltmak; hızlanma eğilimindeki sıcaklık artışını sınırlamak zorunludur.

Paris İklim Değişikliği görüşmelerinin hedefi olan küresel sıcaklık artışını 1,5 veya en fazla 2 santigrad derecede tutabilmek için, enerji arz ve tüketiminde ciddi ve radikal politika değişiklikleri gereklidir. Küresel emisyon artışı yıllık olarak 40 Gton. Bilimsel çalışmalar dünyanın kritik iklim değişikliği aşamasına gelmeden kaldırabileceği emisyon miktarının azami toplam 800 Gton olduğunu işaret ediyor. Dolayısıyla önümüzdeki 20 yıl çok kritik bir dönemdir.

Aşırı dışa bağımlılık, artan enerji faturaları, temininde aksama ve sıkıntılar nedeniyle, enerji, ülkenin güvenliği ve halkın refahı için bir sorun kaynağı ve gelişmenin ve bağımsızlığın önündeki en önemli engellerden biri de olabilir. Bu nedenle, toplum çıkarlarını korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan demokratik enerji politika ve programlarını; Önce hayal etmek, Sonra tanımlamak, tasarlamak, kurgulamak, planlamak,

Geliştirmek ve uygulamak için yoğun bir şekilde çalışmalıyız.

Odamız, 01-02 Haziran 2007 tarihlerinde ilkini, 09-11 Nisan 2009 tarihlerinde ikincisini ve 31 Mart-2 Nisan 2011 tarihlerinde üçüncüsünü gerçekleştirildiği Enerji Verimliliği Kongrelerinde; Enerji sektöründe temel politikaları ve teknolojik gelişmeleri irdelemek, enerjinin etkin, verimli ve tasarruflu kullanımı için toplumsal "farkındalık", "bilgilenme" ve "bilinç" yaratmaya yönelik yeni açılımlar sunmak, alternatifler üretme sorumluluğunu yerine getirmiştir.

13-14 Ekim 2017 tarihinde dördüncüsü düzenlediğimiz Enerji Verimliliği Kongresi’nde, Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Oturumları, Panel ve Forumlar aracılığıyla Ülkemizin dört bir yanındaki sektörle ilgili akademisyenler, kamu ve özel sektör yetkilileri, sektörde ürün ve hizmet üreten firmalar ve işletmelerin bilgi ve deneyimlerini paylaşmaları, mühendis ve teknik elemanların buluşturulması amaçlanmıştır.

Kirlenmeden, Kirletmeden, Barış İçinde, Eşit, Özgür, Adil, Aydınlık Bir Dünya Ve Bağımsız Ve Demokratik Bir Türkiye Dileklerimle… Saygılarımla”

İki gün süren kongrenin son oturumunda hazırlanan sonuç bildirisi, kamuoyuna ayrıca açıklanacaktır.