46.DÖNEM ODA DANIŞMA KURULU V.TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 778 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 839 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 845 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.

MMO 46. Dönem Oda Danışma Kurulu V. Toplantısı, 3 Şubat 2018 tarihinde Ankara Alba Otel’de “tanışma, ülke gündemi ve Oda çalışmalarının değerlendirilmesi ile dilek ve temenniler” gündemleriyle gerçekleştirildi.

Toplantıya Oda denetleme ve onur kurulu üyeleri, TMMOB temsilcileri, Oda ve Şube yönetim kurulu üyeleri ve teknik görevlilerinden oluşan yaklaşık 100 kişi katıldı.

MMO 46. Dönem Danışma Kurulu V. Toplantısı’nda sırasıyla; Oda Başkanı Alie Ekber Çakar, TMMOB Başkanı Emin Koramaz, Oda Onur Kurulu Üyesi Selçuk Göndermez, Oda Denetleme Kurulu Üyesi Haydar Şahin, İstanbul Şube Başkanı Battal Kılıç, Konya Şube Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Hakan Altun, Edirne Şube Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erhan Yönel, Gaziantep Şube Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Ovayolu, Kocaeli Şube Yönetim Kurulu Başkanı Murat Külekçi, İzmir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Yaşartekin, Ankara Şube Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Özkalender, Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Başkanı Sait Bahçe, Denizli Şube Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Mehmet Sarıca, Zonguldak Şube Yönetim Kurulu Başkanı Birhan Şahin, Adana Şube Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Emir Kavi, Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Fikri Düşünceli, Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Akar Tütücü, Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Atila Tomsuk, Samsun Şube Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Bekir Akarsu, İstanbul Şube Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi İbrahim Tataroğlu, Oda Onur Kurulu üyesi Semih Oktay, Ankara Şube Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Seyit Ali Korkmaz, Edirne Şube Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Kerim Burak Tünay, İstanbul Şube Başkan Vekili Ali Haydar Karaçam söz alarak görüşlerini ifade ettiler.

Oda Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar'ın açış konuşması:

"Danışma Kurulu Üyesi Arkadaşlarım,

Hepiniz hoş geldiniz. Oda Yönetim Kurulu adına sizleri saygıyla, dostlukla selamlıyorum.

Bildiğimiz üzere Şube genel kurullarımızı, Odamızın ve mesleğimizin saygınlığına yakışır bir biçimde tamamladık. Şube genel kurullarımız; ülkemizi, halkımızı, kamuyu, meslek ve meslektaş yararını ana eksen olarak kabul eden; mesleki ve demokratik mücadeleyi, birini diğerinin önüne koymadan yürüten çalışma anlayışımızın örgüt genelinde benimsendiğini göstermiştir.

Genel kurullarımız, ülkemizin içinde bulunduğu güç koşullarda, yıllarca emek vererek büyüttüğümüz demokratik mevzinin korunması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Bu vesileyle, Oda Yönetim Kurulu adına, görevden ayrılan Şube yöneticilerimize çalışmalarından dolayı tekrar teşekkür ediyor, yeni seçilen Şube yöneticilerimizi kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Bugün, 24-25 Mart tarihlerinde yapılacak olan Oda genel kurulu öncesi son danışma kurulu toplantımızı, yeni seçilen yöneticilerimizle birlikte yapıyoruz.

Genel kurulda, Odamızda son iki yılda yürütülen çalışmaları, dünya ve ülkemizdeki gelişmeleri; bu gelişmelerin mesleğimiz, ülkemiz, halkımız üzerindeki etkilerini değerlendireceğiz. Odamızın gelecek iki yılda izleyeceği politikaların kenar çizgilerini hep birlikte oluşturacağız.

Bugünkü toplantımızda, Oda çalışmaları ve ülke gündeminin Odamıza yüklediği görevlere dair yapılacak değerlendirme ve öneriler; Oda genel kurulunda yapılacak tartışmalara ve alınacak kararlara zemin oluşturacaktır.

Görüşmelere geçmeden önce, dünya ve Türkiye’deki genel durum ile Oda çalışmaları üzerine görüşlerimizi kısaca paylaşmak istiyorum.

Sevgili Arkadaşlar,

Dünya ekonomisi yıllardır büyük bir bunalım ve durgunluk içindedir. Bu bunalım az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere özellikle sanayi sektörlerini etkilemiş, işsizlik oranları büyümüş, istihdam hacmi küçülmüştür.

Dünya genelinde “büyüme”nin düşmesi, işsizliğin ve yoksullaşmanın artması, borçların tırmanması ve durgunluk, temel göstergeler arasında yer almaktadır.

Başını ABD’nin çektiği emperyalist sistem; hegemonyasını sürdürmek için Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Yemen örneklerinde görüldüğü üzere işgallere ve işbirlikçileri aracılığıyla iç savaşlar yaratmaya yönelmiştir. ABD ve diğer emperyalist ülkeler, uluslararası anlaşmaları ve en temel insan haklarını çiğneyerek ülkeleri işgal etmekte, işbirlikçi ülkeler ve yönlendirdikleri şeriatçı vb. örgütlerle birlikte milyonlarca insanı katletmekte; büyük göç hareketlerine yol açmaktadırlar.

Bugün birçok olaydan da gözlenebildiği gibi, hem ABD ile yeni küresel aktörler olan Çin ve Rusya arasında, hem de başını ABD’nin çektiği emperyalist güçler arasındaki çelişkiler göstermektedir ki; dünya siyaseti yeniden şekillenmektedir.

Bugün, çok kutuplu, bölgesel çatışmalar üzerinden şekillenen bir dünya siyasi iklimine girilmiştir.

Bu gelişmeler, önümüzdeki dönemde ekonomik, siyasi, etnik, dinsel-mezhepsel, çok boyutlu sorunların daha da büyüyeceğini göstermektedir.

Bu dünya tablosunun içinde yer alan ülkemizin yüz yüze olduğu iç ve dış sorunlar oldukça fazladır ve ne yazık ki iç açıcı bir görünüm sunmamaktadır.

Değerli Meslektaşlarım,

 24 Ocak 1980 ekonomi kararları ve 12 Eylül faşizmi ile içine girilen ve sonraki bütün iktidarlar tarafından sürdürülen uygulamalar sonucu; 1920’ler ve 1930’larda yabancı sermaye egemenliğine son verilerek yapılan devletleştirmeler ve sanayileşme yönündeki atılımlar ile 1960’larda gerçekleştirilen planlama-sanayileşme-kalkınma hamleleri durdurulmuş durumdadır.

Son on beş yılda sanayi ve tarımdaki tahribat, enerji, ulaşım, sağlık, eğitim, yerel yönetim hizmetleri, su, vb. kamusal hizmetlerin serbestleştirme, özelleştirme, ticarileştirme operasyonlarına tabi kılınması ile ülkemiz rant talanına açık hale getirilmiştir.

Binlerce yasa değişikliği ve kanun hükmünde kararnameler aracılığıyla bütün ülkenin imarı, kültür ve koruma alanları, meralar, yaylalar ve kışlaklar ranta açılmıştır.

Sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, doğal çevre, yeraltı-yerüstü zenginlikleri ile tüm kamusal-toplumsal alan ve hizmetler, küresel ve yerli sermaye güçlerine yeni ticari alanlar olarak sunulmaktadır.

Bugün Türkiye ekonomisi; üretim, yatırım, tasarruf, istihdam, ihracat ve ithalatın yapısı ve teknoloji düzeyi itibariyle oldukça sorunludur.

Dış talep bağımlılığı, cari açık, sermaye hareketlerinin serbest giriş-çıkışı, aşırı borçlanma ve rant yağması ile örselenmiş, hayli kırılgan bir ekonomik durum söz konusudur.

Ülkemizin bütün kaynak ve varlıkları, denetim dışı Varlık Fonu AŞ’de toplanmakta; aşırı dış borç yükü ve “büyük/çılgın projeler”in kaynak ihtiyacı için Varlık Fonu’nda toplanan kaynak ve varlıkların gizlice ipotek edilmesi bile söz konusudur. Toplumsal yararı bulunmayan projelere ve yandaş sermayeye kaynak aktarımı için, İşsizlik Fonu dâhil birçok kaynak bu fona aktarılarak ülkemiz ve halkımız, “ticari sır” adı altında yoksullaştırılmaktadır.

Kısaca, rantçı, usulsüzlüklere, yolsuzluklara fazlasıyla açık bir ekonomik yapı söz konusudur.

Bu çerçevede sendikal alanın zayıflatılması, güvencesiz çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması, kıdem tazminatlarına el atılması, geçici-kiralık işçilik vb. birçok emek düşmanı uygulama da el ele gitmektedir.

Daha genelde ise demokrasi, sosyal hukuk devleti, laiklik, temel insan hakları ve siyasal özgürlükler rafa kaldırılmakta, toplumsal muhalefetin bütün kanatlarına saldırılmaktadır.

İktidar, sosyal hukuk devleti gereklerine; toplumcu, demokratik, cumhuriyetçi, laik yaklaşımlara karşı açık bir siyasi mücadele yürütmektedir. Toplumumuz sürekli gelişen bilimin ve tekniğin gereklerinden, aydınlanma süreçleri ve laiklikten uzaklaştırılarak hücrelerine gericiliğin, etnik önyargıların şırınga edildiği, demokrasi düşmanı bir düzleme itilmekte, geleceği karartılmaktadır.

Bütün bu değişim-dönüşüm sürecine muhalefet edenler ile Birliğimiz ve Odamız; yasa/mevzuat düzenlemeleri ve her türlü antidemokratik uygulama ile güçten düşürülmeye çalışılmaktadır.

Burada görülmesi gereken; kamu yönetimini, ülke imarını, yapı, kent, ulaşım, eğitim, sağlık, tarım, enerji, maden, su, çevre ve koruma alanları ile TMMOB mevzuatını yeniden düzenlemeye yönelik adımların iç içe geçmiş olmasıdır.

Ancak belirtmek isterim ki; TMMOB’nin en örgütlü yapısı olan Odamızın demokrasi mücadelesinde üzerine düşeni yapmasını sağlamak, bu demokratik mevziyi gözbebeğimiz gibi korumak, Oda-TMMOB çizgisini sürdürerek geleceğe taşımak ve mesleki sorumluluklarımızı daha fazla uzmanlaşarak yerine getirmek, yeni dönem yönetim kurullarının öncelikli sorumluluğu olmalıdır.

Değerli Arkadaşlar,

Ülkemiz dış politika alanında özellikle 2011 yılından bu yana, Suriye’ye yönelik emperyalist müdahalelerin de kışkırttığı yanlış politikalar nedeniyle savaş bataklığına her geçen gün daha fazla saplanmaktadır. TMMOB Yürütme Kurulu’nun Afrin konusundan hareketle yaptığı açıklamada belirtildiği üzere; Türkiye, ABD ile Rusya arasındaki etkinlik mücadelesinin tehlikeli tuzaklarına çok açık durumdadır.

Diğer yandan barış içinde birlikte yaşaması gereken insanlar arasına milliyetçilik ve düşmanlık tohumları ekilmekte; iç ve dış politika toplumsal muhalefete kapatılmaya çalışılmakta; her şey ama her şey iktidarın sürekliliğini sağlamaya ve seçim hesaplarına bağlanmaktadır.

Dış politika, giderek daha fazla, iç politikayı düzenlemek ve içerideki muhalefet güçlerini susturmak için kullanılmaktadır. Ama bunun çok tehlikeli bir yol olduğu açıktır.

Bu noktada bazı Şube ve temsilcilerimizin TMMOB’nin yaptığı açıklamayı kınayıp iktidarın yanında saf tutmaları, her açıdan yakışıksızdır; insanlarımızı ve ülkemizi kutuplaştırıcı mahiyettedir.

Bizim durduğumuz ve duracağımız yer bellidir: İnsanı, yaşamı, halklar arasında kardeşliği, ülkede, bölgede, dünyada barışı; demokrasiyi, laikliği, ülke-halk yararını ve toplumsal kalkınmayı kararlılıkla savunmaktır.

Meslek alanlarımız ve mesleki çıkarlarımızın korunması ve geliştirilmesi için böylesi bir genel ortam gerekmektedir.

Bu gerçeklik içinde, mevcut durumun, Türkiye’nin bütünü ile birlikte ülkemizin yüz akı demokratik mevzilerimizi doğrudan ilgilendirdiğini bilince çıkarmalıyız.

Değerli Meslektaşlarım,

Ülkemiz ve Odamız açısından önümüzdeki sürecin oldukça zorlu geçeceği görülen bir gerçekliktir.

Yeni döneme ilişkin Yönetim Kurullarının görev ve sorumlulukları açısından büyük önem taşıyan; uyum yasaları, bağlı mevzuat çalışmaları, genel ve yerel seçimler ile TMMOB Yasası değişikliği hazırlıkları başta olmak üzere birçok önemli konu bulunmaktadır.

Bildiğimiz üzere siyasi iktidar, gücünü, toplumu kuralsızca şekillendirmek için kullanmaktadır. Mühendislik sanayileri, mühendislik hizmetleri ve mesleki denetim hizmetleri gerilemektedir. Meslek alanlarımıza yönelik birçok saldırı ve mevzuat düzenlemesi yapılmaktadır.

Geçen yılın Mayıs ayı sonunda yine gündeme gelen TMMOB Yasası değişikliği hazırlıkları; Kimya Mühendisleri Odamızın Yönetim Kurulu’nun görevden alınmasına yönelik hukuk dışı yargı kararı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 11 Odamızın idari ve mali denetimi için başlattığı süreç, bu açıdan yeni ipuçları vermektedir.

Bu girişim ve düzenlemeler; TMMOB, bağlı Odaları, mesleki denetim uygulamaları, meslek alanlarımız ile kamu kaynak ve varlıklarının iktidarın hedefinde olduğunu; TMMOB’nin, Yasası ve mesleki toplumsal sorumlulukları gereğince birinci dereceden sorumlu olduğu kamusal mesleki sürecin dışına itilmeye çalışıldığını göstermektedir.

Bu güç dönemin mücadelelerini göğüsleyecek, kurumsal yapıyı ve üyelerle ilişkilerimizi geliştirecek; Şube-Oda çalışmalarında kesinti yaratmayacak, Oda ve TMMOB kültürünü sahiplenerek geleceğe taşıyacak bir yaklaşıma sahip olmamız gerekmektedir.

Dolayısıyla önümüzdeki görev, Odamızı geleceğe taşıyacak olan örgütlü üyelik ile Oda-TMMOB örgütlülüğünü güçlendirmek, meslek alanlarımızı koruyup genişletmek ve saldırılara karşı birlik içinde olmaktır.

Unutmayalım ki bizler, geçmişten bu yana; on yıllardır emek vererek büyüttüğümüz demokratik mevziimizi; Odamız ve TMMOB’nin geleneksel cumhuriyetçi, demokratik, laik, yurtsever, barışçı, eşitlikçi, özgürlükçü, kamu-toplum, meslek-meslektaş yararı eksenli çizgisini hassasiyetle koruyacak bir şekilde yola devam ettik.

Halk, kamu, ülke yararı ilkesini ana eksen olarak kabul eden; mesleki ve demokratik mücadeleyi, birini diğerinin önüne koymadan bütünlüklü bir şekilde yürüten çalışma anlayışımızın sürekliliğini sağladık.

Bizler her zaman barıştan, demokrasiden, eşitlikten, özgürlükten, bilimden, çevreden yana tutum aldık. Bu uğurdaki mücadelemizden vazgeçmedik.

Koşullar ne olursa olsun, bu temel değerlerden asla vazgeçmeyeceğiz!

Ülkemizde yaratılmak istenen karanlık atmosfere, OHAL uygulamalarına karşı inadına demokrasi, inadına yaşam demeye devam edeceğiz.

Gelecek kuşaklara yaşanabilecek bir ülke ve dünya bırakma mücadelemizde ısrarcı olacağız.

Sevgili Arkadaşlar,

24-25 Mart’ta yapılacak genel kurula, iki yıllık çalışmalarımız üzerine kapsamlı bir çalışma raporu sunacağız. Ancak ben şimdiden bazı önemli pratik konulara değinmek istiyorum.

Son derece hassas olmamız gereken yeni durumlar söz konusudur.

  • İş güvenliği kapsamındaki periyodik denetimlerin piyasaya açılması,
  • iş makinaları eğitimlerinin serbestleştirilmesi,
  • araçların imal tadilat montajı yönetmeliğinde yapılan değişiklikler,
  • asansör denetimlerinin piyasaya açılması,
  • mesleki denetimlerin engellenmek istenmesi,
  • akredite kuruluşların sayısının her geçen gün artması,
  • meslek odalarının kamu adına yapmakla yükümlü oldukları mesleki denetimlerin kaldırılması,
  • meslek odalarının üyeleriyle bugüne kadar kurduğu ilişkinin zayıflatılması,
  • üye ile üyenin, üyeler ile şubelerin ve şubelerin birbirleri ile çıkar temelinde ayrışması ve
  • rekabeti teşvik edici altyapının hazırlanması

söz konusudur. Bu durum ve bu süreç, TMMOB Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklerle uyuşmaktadır.

Bu müdahalelere karşı; panik ortamı oluşturmadan Odamızın aktif işlerliğinin sürdürülerek süreci yönetme becerisinin geliştirilmesi ve personel planlaması ile iş/faaliyet durumunun gerçekçi öngörülere göre yapılması önem taşımaktadır.

Yine bildiğimiz üzere, serbestleştirme, özelleştirme, kamusal hizmet kapsamındaki mühendislik hizmetlerinin piyasaya açılması çerçevesinde, Oda faaliyetleriyle ilgili meslek alanlarımızın bazıları elden gitmekte, diğer yandan çabalarımız sonucu yeni bazı alanlar açılabilmektedir.

Bu noktada, 1996 sonrasında Odamızın mühendislik-uzmanlık faaliyetlerini çeşitlendirerek aştığı bir eşiği, biz bugün, mevcut gelişkin altyapımız ve edindiğimiz birikim ile aşabilmeyi, yani içinde bulunduğumuz süreci yönetmeyi başarabilmeliyiz.

Panik ve kolaycılıkla alınacak karar ve eğilimlerden uzak durmalıyız.

Odamız, önümüzdeki güç dönemi, daralarak-küçülerek değil, altyapısının sağladığı avantajlarla göğüslemelidir.

Bu çerçevede;

  • Temel kuruluş ve pratik gelişme felsefemize uygun olarak, eğitim faaliyetlerimize çok özel bir önem vermeliyiz.
  • Uygulamalı eğitim merkezleri kurma konusunda Odamız bir mesafe kat etmiştir. Ancak, araştırma, etüt, planlama öğelerinden yoksun bir şekilde “uygulamalı eğitim merkezi açma” furyasından uzak durmalıyız. Bu merkezlerin açılışının Odamızı zorlayacak büyük maliyeti de gözetilmelidir. Bu konu, Şubeler özgülünde, öncelikli konuların saptanması, araştırma-etüt-planlama boyutları eşliğinde gündeme alınmalıdır.
  • Periyodik kontrol faaliyetlerimizde organizasyon eksikliklerimiz bulunmaktadır; organizasyon yeteneklerimizi geliştirmeliyiz.
  • SMM üyelerimizin denetimlerinde, Şubelerimiz arasında ve Oda genelinde uygulama birliği sağlamamız elzemdir. Bu konudaki farklılıklar Odamıza yakışmamakta, Oda içinde uygulama tekliğinin sağlanmasını zorunlu kılmaktadır.
  • SMM üyelerimiz ve bütün üyelerimizde aidiyet normunun yerleşmesi için özel çabalar sarf etmeliyiz.
  • Aidiyet konusu hem örgütlü üyelik hem de üyelik sorumlulukları arasında olan aidat toplanabilmesi açısından da önem taşımaktadır.
  • Hangi Şubemize alınmış olursa olsun, cihaz ve araç gereçlerin, Oda kurumsal yapısı içinde ortak kullanımı ve bakımı konularında, Oda kültürüne uygun davranış ve planlama eksikliklerimizin giderilmesi gerekmektedir.
  • Kısaca, bundan sonraki işleyişimizi daha sıkı bir birlik içinde ve Oda çalışma programları-ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirmek durumundayız. Bizim için temel ölçüt, yaptığımız-yapacağımız hizmetlerin kalitesini artırmak, hizmetlerin kamusal-toplumsal-mesleki yarar doğrultusunda sürmesini sağlamak, gelir-gider dengelerini çok doğru bir şekilde kurmak, örgütsel yapımızın sürekliliğini sağlamak vb. olmalıdır.
  • Bu açıdan, geçen çalışma dönemimiz içinde, bildiğimiz bütün olumsuzluklara karşın teknik hizmetlerimizin sürekliliği sağlanmış, asli teknik hizmetlerde yoğunlaşılmıştır. Odamızın sağladığı başarı, önümüzdeki dönem için de bize bir yol haritası çizmektedir.
  • Yeni meslek uygulama alanları oluşturma yöneliminin sürekli kılınması, eski rahatlıklarımızdan uzaklaşmamıza ve yeni bir işleyişe geçişte bizlere önemli hareket olanakları sunacaktır.

Bütün bu vb. konular önümüzdeki dönemin çalışma programlarında mutlaka yer almalıdır.

Sevgili Meslektaşlarım,

Görüleceği üzere hemen her alanda konu gelip, TMMOB ve Odamızın kuruluş yasalarındaki temel manzumeye, çalışma program ve ilkelerimizin her koşulda sürekliliğini sağlamaya dayanmaktadır.

Bu nedenle direnç ve mücadelemizin tarihsel ve güncel dayanaklarına karşı özgüvenle yaklaşmalıyız. Yeter ki mücadele edelim, bu mevziyi koruyacağımız ve geleceğe taşıyacağımız kesindir.

Yarının umudu olan bizler; yaşamı filizlendirmenin, yer altı ve yerüstü zenginliklerimize yani ülkemize hayat vermenin onurunu ve kıvancını taşımanın mutluluğunu hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz.

Bilimi ve tekniği kâr hırsına terk eden, demokratik yaşam gereklerini baskı ve şiddetle alt etmeye çalışan anlayışa karşı umudun kurulacağı yer kendimizi örgütlemek olacaktır.

Birliğimize, Odamıza, mesleğimize, meslektaşlarımıza yönelik saldırıların giderek yoğunlaştığı şu günlerde, keyfi, kariyerist, bireyci, benmerkezci davranışlara Şube genel kurullarında izin vermeden, Oda Çalışma İlkeleri temelinde mücadele ettiniz. Birbirimize omuz atmak yerine omuzdaşlıklarımızı çoğalttınız. Birbirimizin elini tutmaktan vazgeçmediniz.

Bu bilinçle, sevgiyle, umutla, güneşli güzel günlere olan sonsuz inancımla hepinizi selamlıyorum.

Daha güçlü bir Oda ve üreten, sanayileşen, hakça bölüşen bir Türkiye yürüyüşümüzde başarılar diliyor, Oda Yönetim Kurulu adına burada bulunan herkesi saygı, sevgi ve dostlukla kucaklıyorum."