TMMOB MÜHENDİSLİK, MİMARLIK, ŞEHİR PLANCILIĞI EĞİTİMİ SEMPOZYUMU GERÇEKLEŞTİRİLDİ

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 778 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 839 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 845 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.

TMMOB Mühendislik Mimarlık ve Şehir Plancılığı Eğitimi Sempozyumu 22-23 Aralık 2017 tarihlerinde Ankara'da İMO Teoman Öztürk Salonu'nda gerçekleştirildi.

Sempozyumun açılışına Sempozyum Düzenleme Kurulu adına Nadir Avşaroğlu, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz ve TMMOB'nin üyeliğinin onaylandığı çatı kurum olan Avrupa Ulusal Mühendislik Birlikleri Federasyonu (FEANI) temsilcisi Lars Funk birer konuşma gerçekleştirdi.

Sempozyumda öncelikle TMMOB Sunumu, ZMO Yönetim Kurulu Başkanı Özden Güngör Başkanlığında Baki Remzi Suiçmez tarafından katılımcılarla paylaşıldı.

Birinci oturumda Prof. Dr. Müfit Gülgeç başkanlığında MÜDEK - Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği adına Filiz Dilek, MİAK – Mimarlık Akreditasyon Kurulu adına Neriman Güçhan Şahin ve ZİDEK - Ziraat Fakülteleri Eğitim Programları Akreditasyon Kurulu adına Hamdi Arpa birer sunum gerçekleştirdiler.

İki gün sürecek Sempozyum’da toplam 6 oturum ve 1 panel gerçekleştirildi.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz'ın açılış konuşması şöyle:

Saygıdeğer Hocalarımız, Değerli Misafirler, Değerli Meslektaşlarım

Mühendislik, Mimarlık ve Şehir Plancılığı Eğitimi Sempozyumumuza hoş geldiniz. Hepinizi TMMOB Yönetim Kurulu adına dostlukla selamlıyorum.

İki gün sürecek sempozyumumuz 44. Dönem Çalışma Programı takvimimizde yer alan son etkinliğimiz. Bu dönem boyunca Odalarımızın ve İl Koordinasyon Kurullarımızın düzenlediği yüzlerce etkinliğin yanı sıra merkezi olarak Bilirkişilik Çalıştayı, Coğrafi Bilgi Sistemleri Kongresi, Kadın Sempozyumu, Kadın Kurultayı, Sanayi Kongresi ve Enerji Sempozyumu etkinliklerimiz gerçekleştirildi. TMMOB’nin 63 yıllık birikimini yansıtan, bilimin ve tekniğin toplumsallaşmasına hizmet eden bu etkinliklere katkı veren tüm arkadaşlarımıza, tüm hocalarımıza ve tüm çalışanlarımıza huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Hepinizin bildiği gibi eğitim konusu ülkemizin en temel problemleri arasında yer alıyor. Diğer tüm alanlardan farklı olarak, eğitim alanında yaşanan sorunların yarattığı toplumsal sonuçlar daha ağır oluyor. Bugün ekonomiden siyasete kadar pek çok konuda yüz yüze geldiğimiz sorunların kaynağında eğitimin her aşamasındaki problemler yatmaktadır.

En başından vurgulamak gerekiyor ki, bizim için eğitim, sadece bir bilgi aktarma ve meslek edindirme faaliyeti değil, bilginin yanı sıra kültürel birikimin, insani duyarlılığın ve sosyal sorumluluğun da nesilden nesile paylaşıldığı karşılıklı bir öğrenme sürecidir. Bu süreç, ekonomik ve sosyal yapıyla, siyasal ve sınıfsal tercihlerle bütünlüklü olarak değerlendirilmelidir.

Ülkemizde eğitim konusunu bu denli tartışmalı ve sorunlu hale getiren şey de, siyasal iktidarların bu alanı kendi ihtiyaçları doğrultusunda yapılandırma çabalarıdır. Bu noktada en sonda söylemem gerekeni en başta söyleyecek olursam, eğitim alanında toplumsal çıkarı gözeten kamusal bir bakış açısı geliştirmek, sorunların çözümü yolunda en önemli adım olacaktır. Bu sempozyumun amaçlarından birisi de zaten, bu doğrultuda çözüm önerileri geliştirmektir.

Birliğimiz bu doğrultudaki çabaları ve mücadelesi yarım asırlık bir geçmişe sahip. Aramızda o dönemi yaşayanlar hatırlayacaktır, 1965 yılında çıkarılan bir Kanun ile apartman katlarında, iş hanlarında Özel Mühendislik ve Mimarlık Okulları kurulmaya başlanmıştı. Hiçbir laboratuvarı, hiçbir teknik imkanı, yeterli eğitim kadrosu olmayan bu okullarda adeta para karşılığı mühendis-mimar diploması veriliyordu. O dönemde TMMOB’ye bağlı odalar bu okullar karşısında radikal bir tutum geliştirerek, yetersiz-niteliksiz eğitim koşullarında özel mühendislik-mimarlık okullarından mezun olanları odalara üye olarak kabul etmeme kararı almıştır.

Özel Yüksek Okullar sorunu o döneme sadece TMMOB’ye bağlı odaların değil, tüm üniversite gençliğinin ortak sorunu olmuştur. Hatta geçtiğimiz yaza damgasını vuran Adalet Yürüyüşü’nün bir benzeri o dönemde gerçekleştirilerek, “Özel Yüksek Okulların Kapatılması” talebiyle 13 gün süreyle İstanbul’dan Ankara’ya yürünmüştür. Özel Okullar Kanunu, Mimarlar Odamızın açtığı dava sonucunda 1971 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. TMMOB’ye bağlı odaların bu dönemde Özel Mühendislik-Mimarlık Okullarına karşı verdiği mücadele ve üniversite öğrencileriyle geliştirdiği ilişki, TMMOB’nin 1970’li yıllarda gelişen toplumcu çizgisinin oluşmasında önemli bir paya sahiptir.

TMMOB, bu toplumcu çizgisi gereği, 12 Eylül Darbesi sonrasında kurulan YÖK’ün baskıcı düzenine karşı “üniversitelerin özerkliğini ve akademinin demokratik işleyişini” savunmuştur.

TMMOB, bu toplumcu çizgisi gereği, neoliberal politikalarla eğitimin ticarileştirilmesi politikalarına karşı, harçlara karşı “herkes için eşit, parasız, nitelikli eğitim hakkını” savunmuştur.

TMMOB, bu toplumcu çizgisi gereği, eğitimin her aşamasındaki gericileştirme politikalarına karşı, “bilimsel ve laik bir eğitim anlayışını” savunmuştur.

Değerli Arkadaşlar,

Ülkemizde son 15 yıldır devam eden AKP iktidarı boyunca neoliberal uygulamalar ve muhafazakâr politikalar derinleştikçe, eğitim alanındaki sorunlar da derinleşmektedir. AKP’nin iktidar dönemi boyunca okul öncesinden yükseköğretime kadar her aşamada yaşanan bu dönüşüm, eğitim alanındaki geleneksel sorunların tümüyle çözümsüzlüğe sürüklenmesine neden olmuştur.

Plansız biçimde, seçim yatırımı olarak hayata geçirilen “Her İle bir Üniversite” projesi ile yükseköğretimin en önemli problemlerinden biri olan eğitim kalitesi ve standardı sorunu yaygınlaştırılmış, üniversiteler arası uçurumlar derinleşmiştir.

Üniversitelerin ve öğrencilerin sayısı arttıkça, özellikle mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı gibi teknik bölümler için gerekli alt yapı, laboratuvar ve uygulama sistemleri açığı daha da büyümüştür.

Devlet tarafından desteklenen Özel Üniversiteler nedeniyle yükseköğretim ticari bir faaliyet alanına dönüşmüştür. Ülkemizdeki yükseköğretim kurumlarının % 40’ı özel üniversitelerden oluşmaktadır.

Cemaat ve tarikatların yükseköğretim sistemindeki kadrolaşması, çalınan-servis edilen sorular, yandaşlar için özel tahsis edilen kadrolar gibi nedenlerle akademik kadroların niteliği düşmüştür. ODTÜ bünyesinde oluşturulan URAP’ın dünya çapındaki üniversitelerinin akademik performanslarına göre yaptığı sıralamada ilk 500 arasında hiçbir Türk Üniversitesi yer almamaktadır.

Ülke ihtiyaçlarıyla, sanayi politikalarıyla bağdaşmayan yükseköğretim planlaması nedeniyle üniversite mezunları işsizliğe mahkum edilmiştir. Yüzbinlerce mühendis, mimar ve şehir plancısı, mezun olduğu alan dışında çalışmak zorunda kalmakta, yüzbinlerce mezun ise hiç iş bulamamaktadır.

Bugün ülkemizde mühendislik, mimarlık ve şehir planlama eğitimi 180’den fazla üniversitede, 100’ün üzerinde program ile verilmektedir. 2017 yılında mühendislik, mimarlık ve şehir planlama bölümlerinde açılan toplam kontenjan 57.494 kişidir. Bunun anlamı yaklaşık 60.000 yeni mezunun iş hayatına başlaması demektir.

Mühendislik, Mimarlık ve Şehir Plancılığı eğitiminin yetersizliği odalarımızın yıllardır büyük bir gayretle ve kamusal bir sorumlulukla sürdürdüğü meslek içi eğitim faaliyetlerinin önemini daha da artırmaktadır.

Odalarımızda sürdürdüğümüz meslek içi faaliyetleri, son yıllarda eğitim alanında önemi giderek artan “yaşam boyu öğrenme” kavramının en yaygın ve uzun süreli örnekleri olduğu kadar, mesleğimizin uluslararası standartlara yükseltilmesi için üyelerimize sunduğumuz büyük bir fırsattır. Önümüzdeki dönemde bu doğrultudaki çabalarımızı artırarak, hizmetlerin serbest dolaşımı kapsamında mühendis, mimar ve şehir plancısı arkadaşlarımızın başta Avrupa Birliği olmak üzere dünyanın her yerinde mesleklerini rahatça uygulayabilecekleri denklik ve geçerlilik standartlarını hayata geçirmek gibi bir görev bizi bekliyor. Bu doğrultuda Avrupa Ulusal Mühendislik Birlikleri Federasyonu FEANI ile EUR ING (Avrupa Mühendisi) unvanı konusunda ortak bir çalışma yürütüyoruz. Şu anda aramızda bulunan FEANI temsilcisi Lars FUNK birazdan yapacağı sunumunda bu konudan da bahsedecektir.

Değerli Arkadaşlar,

Yükseköğretim alanında yaşanan bu temel sorunların yanında, AKP’nin bu alandaki en büyük tahribatı, bilimsel üretim için gerekli olan akademik özgürlüklerin tümüyle yok edilmesidir. Yıllarca YÖK sultasıyla, yandaş rektörlerle, siyasi baskılarla adım adım ilerleyen bu süreç sonunda üniversiteler tam anlamıyla zapturapt altına alınmıştır.

Bu sürecin en sembolik adımlarından birisi geçtiğimiz yıl yayınlanan OHAL KHK’sı ile rektörlük seçimlerinin kaldırılarak, Rektörlerin Cumhurbaşkanı tarafından seçilir hale gelmesidir. Akademik yıl açılışlarının Saray’a alınmasıyla tamamlanan bu adım, AKP’nin demokrasiye ve yükseköğretime bakışını özetliyor.

AKP her alanda olduğu gibi, üniversitelerde de kendisine muhalif bir ses çıkmasını istememektedir. Bu yüzden eşitlikten, özgürlükten, demokrasiden ve barıştan yana akademisyenler çeşitli gerekçelerle üniversitelerden uzaklaştırılıyor, haklarında davalar açılıyor, yeri geldiğinde KHK’larla üniversitelerden atılıyor.

Barış için akademisyenler bildirisine imza verdikleri için aralarında 64 mühendis, mimar ve şehir plancısının da olduğu yüzlerce akademisyen günlerdir Çağlayan Adliyesi’nde yargılanıyor.

Yüzlerce akademisyen barış istedikleri, özgürlükleri savundukları, sendikal eylemlere katıldıkları için akademiden ihraç edildiler.

Ne yazık ki, akademisyen cübbelerinin polis postalları altında çiğnendiği, kampüslerin karakollara dönüştürüldüğü, öğrencilerin potansiyel birer suçlu gibi görüldüğü karanlık bir dönemden geçiyoruz. Bu karanlıkla yüzleşmeden, tek adam rejiminin hayatlarımızın her alanına yayılan kötülüğüyle hesaplaşmadan yükseköğretimin sorunlarını çözmemiz mümkün değildir.

Bu karanlığın hedeflerinden birisi de mesleğimiz ve örgütümüz. Kuruluş yasamızı değiştirerek, mesleki denetim yetkilerimizi kısıtlayarak, denetim adı altında vesayet uygulamak isteyerek, , hakkımızda mesnetsiz suçlamalarla davalar açarak, üyelerimizin haklarını gasp ederek, oda yönetim kurullarımızı görevden almaya çalışarak bizleri susturmak, yıldırmak istiyorlar.

Cumhurbaşkanı adımızı dilinden düşürmüyor. Buna rağmen bizler bugüne kadar susmadık ve bundan sonra da susmayacağız.

Karanlık demişken, biliyorsunuz bizlerin dile getirdiği bu görüşlerden, bilimin aydınlığından rahatsız olan bazı odaklar hakkımızda sürekli olarak karalama kampanyası yürütüyorlar. İktidar gücüne yaslanarak gazete sayfalarında TMMOB örgütlülüğüyle ilgili iftira dolu haberler yayınlıyorlar. Geçtiğimiz hafta içinde hakkımızda yalan haber yapan Yeni Akit Gazetesi’ne açtığımız davalardan biri sonuçlandı ve bir miktar tazminat kazandık. Kazandığımız bu tazminatı, gericiliğin karanlığına karşı, bilimsel değerler ışığında öğrenim görmek isteyen üniversite öğrencilerinin barınması için kurduğumuz TMMOB Teoman Öztürk Öğrenci Evi’ne aktaracağımızı huzurlarınızda açıklıyorum.

Değerli Arkadaşlar,

TMMOB olarak bizler yıllardır yaptığımız tüm kongre ve sempozyumlarda, yayınladığımız tüm raporlarda üretimin, sanayileşmenin ve kalkınmanın öneminden bahsediyoruz. Bunun için yükseköğretimin de bilimsel doğrular ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda yapılandırılması gerekiyor.

YÖK’ün kaldırılmasından başlayarak, eğitim programlarından üniversite giriş sistemine, açılacak bölümlerden staj programlarına, üniversitelerin mali yapısından idari işleyişine kadar her alanda bütünlüklü bir yükseköğretim politikası geliştirilmelidir.

Bu sempozyum boyunca yürütülecek tartışmaların özellikle mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı alanındaki sorunların çözümü noktasında önemli bir fikri birikim yaratacağına inanıyorum.

Bu inançla, sempozyumun ortaya çıkmasında büyük emekleri bulunan Mühendislik, Mimarlık ve Şehir Plancılığı Eğitimi Çalışma Grubu Üyelerimize, Sempozyum Yürütme ve Düzenleme Kurulu Üyelerimize ve desteklerini esirgemeyen Bilimsel Danışma Kurulu üyelerimize teşekkür ediyorum.

Hepinize TMMOB Yönetim Kurulu adına saygılar sunuyorum