TAKSİM DAYANIŞMASI: KARANLIK GİDER GEZİ KALIR

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.

Taksim Dayanışması çağrısıyla DİSK, KESK, TMMOB ve TTB bileşenleri 11 Mart 2019 tarihinde İstanbul Mimarlar Odası’nda bir basın toplantısı düzenleyerek Gezi Direnişi davasına ilişkin görüşlerini kamuoyu ile paylaştılar.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, KESK Eş Başkanı Aysun Gezen, TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, Taksim Dayanışmasından Mücella Yapıcı ve Akif Burak Atlar toplantıda birer konuşma yaptılar.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz şöyle konuştu:

Değerli basın emekçileri, Sevgili Arkadaşlar

Hepinizi Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği adına dostlukla selamlıyorum.

Mimarlar Odamızdan Mücella Yapıcı ve Şehir Plancıları Odamızdan Tayfun Kahraman arkadaşlarımızın da aralarında bulunduğu 16 kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet istemiyle açılan Gezi Direnişi davası iddianamesi hakkında görüşlerimizi paylaşmak için buradayız.

Savcılık soruşturması devam ederken yaptığımız basın açıklamasında “Gezi Parkı’na nasıl sahip çıktıysak, davada yargılanan arkadaşlarımıza da öyle sahip çıkacağız” demiştik. Bugün arkadaşlarımıza sahip çıkmak için buradayız.

Geçtiğimiz hafta başında yayınlanan 657 sayfalık iddianameyi okurken hepimiz büyük bir şaşkınlık ve adeta bir dejavu yaşadık. Çünkü iddianame neredeyse tamamıyla 2014 yılında Taksim Dayanışması üyesi arkadaşlarımız hakkında dönemin Cumhuriyet Başsavcısı Muammer Akkaş tarafından hazırlanan iddianamenin neredeyse aynısıydı. Biliyorsunuz Muammer Akkaş halen FETÖ Firarisi olarak aranmaktadır.

Sadece iddianame değil, iddianameye esas oluşturan Polis Fezlekesinin altında da yine FETÖ davasından tutuklu yargılanan isimlerin imzası bulunmaktadır. Fezlekede yer alan dinleme kayıtları da bu FETÖ’cü emniyet mensupları tarafından hukuksuz biçimde yaratılan uydurma delillerdir.

Daha 2 yıl önce kendi gazetelerinde bylock kayıtlarını delil göstererek “Gezi’yi FETÖ Organize etti” diyenler, bugün FETÖcülerin iddianameleriyle yargılama yapıyorlar.

Anlayacağınız FETÖ’cülerin kendileri firarda ama hazırladıkları iddianameler el üstünde tutulmaya devam ediyor.

Aynı iddianame ve delillerle 2015 yılında yargılanıp beraat eden arkadaşlarımızın, bugün yeniden yargılanmak istemesi, hukukun temel ilkelerinden biri olan “Aynı suçlamayla iki defa yargılanmama” hakkının ve adil yargılanma ilkesinin ihlalidir.

Dolayısıyla bu yargılama daha başlangıçtan hukuki olarak sakattır. Davadan hangi karar çıkarsa çıksın, adil ve hukuka uygun olmayacaktır.

Ama zaten üzerinden 6 yıl geçen Gezi Direnişini ısıtıp ısıtıp önümüze getiren siyasi iktidarın hukuka uygunluk ya da adalet gibi bir beklentisinin olmadığını hepimiz biliyoruz.

AKP’nin bu dava ile beklentisi toplumu baskı altına almak ve toplumsal muhalefeti kriminalize etmektir. Bunu da kerameti kendinden menkul bir terör tanımlaması ve dış güçler zırvalığı ile yapmaktadır.

Kendinden olmayan herkesi terörist ilan eden, kendisine yönelik tüm eleştiri ve eylemleri terör eylemi olarak gören siyasi iktidar, hukuku da bu kirli siyasal propagandasının aracı haline getirmiştir.

Çok defa söyledik bir kez daha yinelemek istiyorum: Gezi Direnişi bu ülkenin başına gelmiş en güzel şeylerden biridir ve böylesi deli saçması iddianame ve davalarla Gezi Direnişinin kirletilmesine asla izin vermeyeceğiz.

Gezi Direnişi bu topraklarda ağaca, doğaya ve kamusal mekanlara sahip çıkma iradesinin zirvesidir. Gezi Direnişi insanlığın ortak değerlerine, haklara ve özgürlüklere sahip çıkmanın hikayesidir. Gezi direnişi toplumun her kesiminden insanın bir arada yaşamasının, paylaşmasının ve dayanışmasının en güzel örneğidir. Gezi direnişi katılımcılığın, yaratıcılığın ve doğrudan demokrasinin ifadesidir. Siyasi iktidarı asıl korkutan da zaten Gezi’de kolektif olarak ortaya çıkardığımız bu değerlerdir.

Bu değerlere sahip çıkmaya, arkadaşlarımızın arkasında durmaya, Gezi Parkını ve Gezi Direnişini savunmaya devam edeceğiz.

Son olarak şunu belirtmek istiyorum. Bugüne kadar Gezi Direnişi ile ilgili çok sayıda dava görüldü. Kimisinde Taksim Dayanışması, kimisinde Çarşı Taraftar Grubu, kimisinde Açık Toplum Vakfı yöneticileri yargılandı ve yargılanmaya devam ediyor.

Oysa hepimiz biliyoruz ki Gezi Direnişi sırasında yaşananların asıl suçlularıyla ilgili dava henüz başlamadı.

Gezi’de asıl yargılanması gerekenler, sabaha karşı çadırları ateşe verenlerdir.

Asıl Yargılanması gerekenler, insanların üzerine on binlerce gaz bombasını atanlar arkadaşlarımızı sakat bırakanlardır.

Asıl yargılanması gerekenler Abdocan’ı, Mehmet’i, Ethem’i, Ali İsmail’i, Berkin’i aramızdan alanlardır;

Asıl yargılanması gerekenler dönemin İstanbul Valisi ve Emniyet mensuplarıdır.

Tabii bunlardan da önce asıl yargılanması gereken “polise emri ben verdim diyen” dönemin başbakanıdır.

Bu isimler yargılanıncaya kadar, yitirdiğimiz kardeşlerimizin katilleri cezalarını alıncaya kadar mücadele edeceğiz.

Korkmuyoruz, çünkü biz halkız!