TOPLUMCU MÜHENDİSLİK NEDİR? SÖYLEŞİSİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.

Odamız Merkez Öğrenci Üye Komisyonu tarafından 19 Mart Cuma günü, Oda Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Elif Öztürk'ün konuşmacı olarak katıldığı "Toplumcu Mühendislik Nedir?" söyleşisi çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

 

Moderatörlüğünü Kocaeli Şube öğrenci üyesi Rana Hatipoğlu'nun yaptığı söyleşi Oda Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Elif Öztürk'ün sunumunun ardından soru cevap ve katıkılar ile sürdürüldü. 

Oda Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Elif Öztürk'ün sunumu: 

TOPLUMCU MÜHENDİSLİK NEDİR?

"Sevgili arkadaşlarım, gelecekteki meslektaşlarım hepinizi sevgiyle ve dostlukla selamlıyorum. Odamız Öğrenci Üye Komisyonu tarafından düzenlenen bu etkinlikte uzaktan da olsa sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Etkinliğimizin “Toplumcu Mühendislik Nedir” başlığını taşıyor. Meslek hayatımızda ve oda çalışmalarında bizlere rehberlik eden Toplumcu Mühendislik kavramı üzerine konuşacağız.

Aslına bakarsanız gündelik hayatta sıklıkla kullandığımız pek çok kavram gibi Toplumcu Mühendisliği de standart bir tanıma indirgemek doğru değil. Bunun yerine zamanın gerekleri ve toplumun ihtiyaçlarıyla beraber anlam kazanan bir yaşam ilkesi ya da dünya görüşü olarak ele almak daha doğru görünüyor. Bu akşamki sohbetimizde de zaten geçmişten bugüne içinde yaşadığımız toplumda bu kavramın nasıl geliştiğine bakacağız.

Toplumcu mühendislik kavramını anlatabilmek için öncelikle mühendislik üzerine biraz konuşmamız gerekiyor: Hepimizin bildiği gibi mühendis kısaca ve basitce, insanların ve toplumun sorun ve ihtiyaçlarına, bilimsel yöntemi ve tekniği kullanarak çözümler sunan kişidir.

Mühendislik, insanın hayatta kalmak için doğayla mücadelesinden doğmuştur.  Gelişen insan aklı ve becerisi, zamanla kendi doğal çevresini biçimlendirebilmede belirleyici olmasına yol açmışır. Aletlerin kullanılmaya başlanması ve korunaklı yapıların inşa edilmesi soyut düşünmeyi, hesap yapmayı ve fizik kurallarını kendi ihtiyaçları doğrultusunda kullanılmasını beraberinde getirmiştir.

Uzun yıllar boyunca mühendisliğin gelişiminde, insanların yaşadıkları coğrafya ve doğal çevrenin ihtiyaçları rol oynamış ve bilgi birikimleri nesilden nesile aktarılmış.

Bu nedenledir ki kimi toplumlar büyük yapılarda, kimileri köprü yapımında, kimileri denizcilik alanında, kimisi askeri mühendislik alanında kendilerine ait gelenekler yaratmışlardır.

Sanayi devrimiyle birlikte sanayileşmenin, kentleşmenin artması, nüfus yoğunluğun artması, mühendislik faaliyetlerinin de kitlesel ve sistematik bir bilgi haline dönüşmesine yol açmıştır.

mühendislik medeniyetin gelişmesine paralel olarak gelişmiş ve çeşitlenmiştir.

Bu dönemde Avrupa’dan başlayarak Mühendislik, usta-çırak ilişkisi olmaktan çıkarak, formel bir bilim haline dönüşmüş ve 18. Yüzyıldan itibaren mühendislik okulları açılmaya-yaygınlaşmaya başlamıştır.

Mühendisler, aldıkları eğitim sayesinde, bilim ve tekniği kullanabilme becerileriyle ilerlemenin, gelişmenin öznesi olmuşlardır. Ve Yeni teknolojilerin ve yeni ihtiyaçların ortaya çıkmasıyla birlikte yeni mühendislik alanları da oluşmuş ve oluşmaya devam etmektedir.

Mühendislerin bu konum ve yetenekleri, mühendislerle sermaye sınıflarının bağlarını güçlendirmiş, sermayenin ihtiyaçları mühendisliğin şekillenmesinde belirleyici hale gelmiştir. Patent yasaları, fikri-sınai mülkiyet hakları, teknoloji tekelleri ve sermaye yatırımları mühendisliğin gelişim hatlarını tayin eder hale gelmiştir.

Mühendisliğin ülkemizdeki gelişimi de yaklaşık yüzyıllık gecikmeyle de olsa benzer bir seyir izlemiştir. 18. Yüzyılın sonunda Osmanlı’da mühendislik eğitimi veren okullar kurulmuştur. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra çıkarılan yasalar ile farklı mühendislik ve mimarlık dalları bu eğitime dahil edilmiştir.

Cumhuriyetin kuruluşunda ülkemizde de mühendisler bir modernleştirici akıl olarak görülüyordu ve devletten ayrıştırılamaz bir yapıdaydılar. Özellikle 1930’lardaki planlı sanayileşme döneminde devlet yatırımlarında istihdam edilen mühendisler, ülkenin kalkınmasından ve yeniden yapılanmasından sorumlu olarak görülüyorlardı. Bu konuda başarılı da oldular. Zaten az sayıda olan mühendisler, “teknokrat” sıfatlarıyla ülkenin sevk ve idaresinde kilit rol oynuyorlardı. Bu konumları onları seçkin bir kitle haline dönüştürdü. Ülkelerini seviyorlardı. Ancak genel olarak mesleki çıkarlarını ve statülerini korumak ön plandaydı

Buraya kadar özetlenen süreçten de anlaşılacağı gibi “toplumcu mühendislik” dediğimiz şey aslında, mühendisliği, sermayenin ve siyasi iktidarın belirlediği şekilde değil, toplumsal çıkarları ve ihtiyaçları önde tutan konumuna döndürme çabasıdır. Bu doğrultuda yürütülen mühendislik anlayışı bizim toplumcu mühendislik adını verdiğimiz kavramın özüdür.

Ülkemizde bu yoldaki çalışmalar 1960’lı yıllardan itibaren gelişiyor. o yıllarda yaşanan toplumsal uyanış ve toplumsal gelişme, planlama fikrinin öne çıkması, özerk-demokratik üniversite mücadelesi, dışa bağımlı ekonomik politikaların yaşama olumsuz yansımaları, mühendislerin de toplumsal duyarlılıklarının, sorumluluklarının gelişmesine neden olmuş ve geniş toplum kesimleriyle daha yakın ilişkiler geliştirdiği bir dönemi başlatmıştır.

Her meslekte olduğu gibi mühendisliğin de gelişmesi, toplum yararına yapılması için barış içinde, demokratik ortamda ve örgütlü yaşamak gerekmekte.

Bizim örgütlü yapımız da TMMOB  

1960’ların ikinci yarısında üniversitelerde yoğun olarak süren akademik-demokratik mücadelenin içerisinde olan kuşaklar mezun olup Odalara üye olduktan sonra 1970’li yılların başından itibaren TMMOB’ye bağlı odalardaki seçkin bürokratik kadrolar yerlerini  ilerici-devrimci mühendislere bırakmak zorunda kalmışlar.

Bugün TMMOB’nin taşıyıcısı olduğu toplumcu değerler, 1970’li yıllardaki toplumsal muhalefet hareketi içerisinde yükselen değerlerdir. Dönemin demokrasiden, bağımsızlıktan, anti-emperyalizmden beslenen siyasal talepleri ile kalkınmadan, sanayileşmeden, üretimden yana mesleki talepler birleştirilerek TMMOB’nin toplumcu çizgisi ortaya çıkarılmıştır.

O zamandan itibaren mühendis ve mimarlar, kendilerini çalışanların ve toplumun diğer kesimlerinin üstünde yer alan bir zümre değil, işçi sınıfı mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görmeye başlamıştır. Teknik elemanların sorunları, ülkenin ve ülkede yaşayan emekçi-yoksul kesimlerin sorunlarından bağımsız olarak ele alınmaz hale gelmiştir. “Bilimi ve tekniği emperyalizmin ve sömürgenlerin değil, emekçi halkımızın hizmetine sunma” çabası TMMOB’nin temel sloganı olmuştur.

Toplumun genel çıkarlarının korunması konusundaki çaba ve geniş toplum kesimleriyle kurulan bağ, 1970’li yıllardan itibaren toplumcu mühendislik anlayışının ete kemiğe bürünmesini sağlamıştır. Bu anlayış bir örgüt geleneği haline dönüşmüştür. Bu gelenek bugün hala yaşamaya ve politikalarımızı şekillendirmeye devam etmektedir.

Bu anlayışı kalıcı ve kurumsal hale getirmek için 1990’lı yıllardan itibaren TMMOB içerisindeki kadrolar önemli çalışmalara imza attılar. 1998 yılındaki TMMOB Demokrasi Kurultayı ve 2003 yılındaki TMMOB Mühendislik Mimarlık Kurultayı bu açıdan çok değerlidir.

Ülkenin dört bir yanında yürütülen uzun tartışmaların üzerine örgütlenen bu kurultaylar, uzun yıllar boyunca toplumsal mücadele ile iç içe gelişen anlayışın tüm örgüt çapında kurumsal bir karaktere dönüşmesinde önemli adımlar oldular.

Mühendis ve mimarların topluma, doğaya ve gelecek kuşaklara karşı sorumlulukları olduğu ve bu sorumluluğun mesleği toplumun güvenliğini, sağlığını ve refahını en başa koyan bir anlayışla uygulamak ve mesleki etkinlikleri barış, adalet, insan hak ve onuruna saygı, ayrım gözetmemek, dürüstlük, doğruluk, hakkaniyet, eşitlik, özgürlük gibi vazgeçilmez değerlere ve erdemlere sıkı sıkıya bağlı kalarak yürütmekle yerine getirilebileceği açık biçimde ilan edildi.

Bunu sağlayabilmek için de 2003 yılında gerçekleştirilen Mühendislik-Mimarlık Kurultayı’nda mesleki davranış ilkeleri tespit edildi. Bu ilkeler aslında bugün toplumcu mühendislik dediğimiz kavramın çerçevesini de çizmektedir ve sorumluluklarımızı hatırlatmaktadır.

TMMOB’nin meslektaşlarımıza yüklediği bu sorumlulukların ilki “Topluma ve Doğaya Karşı Sorumluluklarımız”; İkincisi “Hizmet Verilen Gerçek ya da Tüzel Kişilere Karşı Sorumluluklarımız”; Üçüncüsü “Mesleğe ve Meslektaşa Karşı Sorumluluklarımız”; dördüncüsü ise “Kendimize Karşı Sorumluluklarımız”dır.

Açacak olursak

Mühendislik hizmetleri gerek bireylerin gerekse toplumun günlük yaşamının her noktasını etkilemekte ve bu etki günümüzle sınırlı kalmayıp geleceğimizi ve kaynaklarımızın kullanımı da kapsamaktadır. Bu nedenle mühendislerin topluma, yaşadıkları çağa, doğaya karşı sorumlulukları da hizmetlerinin kapsamıyla aynı oranda artmaktadır. Ayrıca gelişme sürecinin sıkıntılarını yaşayan ülkemizde bu toplumsal sorumluluk daha da fazladır.

Mühendisler insan haklarına, barışa, demokrasiye, topluma saygıyı ve duyarlılığı ön planda tutarak ilişki geliştirmeliler

Mesleki bilgi, beceri ve deneyimlerini, toplumun ortak çıkarları, evrensel insani kazanımlar, kültürel mirasın korunması ve refahın gelişim için kullanmalılar

Toplumun çıkarlarını her zaman kendi çıkarlarından üstün tutmalılar.

Kendilerinden istenen iş toplum ve çevre için ciddi bir tehlike yaratıyorsa her kesimi bu konuda bilgilendirmeli ve o işi yapmamalıdırlar

Toplumu ilgilendiren teknik konularda görüşlerini, raporlarını tam anlamıyla araştırmış, incelemiş, yeterli bilgi ve verilerle donanmış olarak kişisel ve ticari kaygıları bir yana bırakarak tam ve nesnel biçimde açıklamalılar

Kimsenin baskısına boyun eğmeden güvenilir ve tarafsız raporlar hazırlamalılar

İş yerlerinde işçi ağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri almalı ve çalışanları bilgilendirmeliler

işvererenleri, müşterileri, meslektaşları da dahil olmak üzere toplumdaki herkese adil, dürüst ve iyi niyetli davranmalılar

ülkenin teknoloji ve mühendislik alanında gelişmesi, teknolojinin ve kaynakların uygun kullanılması ve toplumun bunu anlaması için çaba göstermeliler

doğayı ve çevreyi korumayı, uygulamaların doğayla uyumlu olmasını sağlamayı mesleki sorumluluklarının ayrılmaz bir parçası olarak görmeliler

doğal kaynakların ve enerjinin tasarrufuna önem vermeliler

işveren ya da müşteriyle mesleki teknik konulardaki birikim ve deneyimlerini doğru ve güvenilir bir şekilde paylaşmalılar

hiçbir şekilde rüşvet almamalılar

ticari ve teknik sırları paylaşmamalılar

mesleki bilgilerini sürekli güncelleştirmeli,  meslekle ilgili gelişmeleri yakından takip etmeliler ve meslektaşlarının gelişmesi içinde ortam yaratmalılar

birlikte çalıştıkları meslektaşlarını ayrım gözetmeden anlamaya çalışmalılar

yalnızca yeterli oldukları alanlarda, aldıkları eğitim doğrultusunda çalışmalılar

gerektiğinde disiplinler arası çalışmalara başvurmalılar

attıkları imzaya çok özen göstermeliler

mühendislik eğitiminin gelişmesi için çalışmalar yapmalı, yapılan çalışmalara katkı koymalılar

meslek örgütlerinin etkinliklerine katılmalılar, çalışmalara katkı koymalılar

ve mesleki davranış ilkelerine aykırı davrananlara yardımcı olmazlar, onların etkinlileri içinde yer almazlar ve uyarırlar

Bu sorumlulukların yerine getirilmesi dünyamızın korunması, doğal hayatın korunup gelecek nesillere taşınması, insanların barış içinde demokratik ortamlarda özgürce yaşayabilmesi, gelecek nesillere, topluma daha güzel bir yaşam bırakılması için çok önemli

Bizler bu sorumlulukların bilinciyle topluma yararlı olmak amacıyla yaşamaya, mesleğimiz yapmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz.

Bunun sürekliliği için güvencemiz, dayanağımız umudumuz sizlersiniz

Yol arkadaşımız sizlersiniz 

Sizler geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimizsiniz

Hep birlikte gelecek güzel günlere ulaşmak dileğiyle hepinizi sevgiyle kucaklıyorum

beni dinlediğiniz ve bu etkinliğe katıldığınız için teşekkür ediyorum."