Kongre Sunuş Konuşması

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.

Kaya GÜVENÇ
Kongre Yürütme Kurulu Üyesi

Sayın Cumhurbaşkanım, sayın milletvekillerim, sayın konuklar. Dışarıda, küçük bir pano belki dikkatinizden kaçmıştır. Küçük olduğuna bakmayın, anlatmak istediği şey çok büyüktür. 1960‘lardan bu yana, Makina Mühendisleri Odamız tarafından yapılmakta olan sanayi kongreleri ürünlerinin bazılarını sergilemektedir. Mühendis ve Makina dergisinin Ekim 1961 sayısında bir çağrı yer alıyor. çağrı, 2‘nci İmalat Sanayii Kongresiyle ilgili. Aynen, kapsamla ilgili. Şöyle diyor: "19 Aralık 1961 tarihinde Ankara‘da yapılan 1. Makina Sanayi Kongresi ile 15 Mayıs 1961 ‘de yapılan Otomobil Endüstrisi Kongresi‘nin müspet intibaları ve 1. Sanayi Kongresinin temennileri, İdare heyetimizi mesleki toplantıların tekrarına teşvik etmiştir... ... Tebliğler, sanayimizin umumi problemlerine hasredilecek ve bilhassa milli ekonomimizde sanayimizin yeri ve problemlerini inceleyecek aşağıdaki mevzularda olacaktır: teknik/ekonomik! idari (mevzuat)/sosyal."

Sayın konuklar, çağrıda çizilen bu çerçeve ve mühendislerin sanayileşme tutkuları hiç değişmedi. Mühendisler sanayileşmenin ulaştığı düzeyi hiçbir zaman yeterli bulmadılar. Bu yıla kadar yaptığımız çalışmalarda sanayiden ne anladığımızı, sanayinin güncel kavramlarını hep ön plana çıkarmaya çalıştık. Bir zamanlar sanayi denilince GSYİH‘da sanayi ürünlerinin payı bir kriterdi, bunu tartıştık, ihracatta sanayi ürünlerimizin payını gündeme getirdik; son yıllarda ise sanayiyi artık yeni anlamıyla, yeni kavramıyla ele aldık ve bilimi, teknolojiyi ve yenilenme yeteneğini ön plana çıkardık. Yüzlerce hatta binlerce üyemizin,uzman dostlarımızın dile getirdikleri görüşleri burada özetlemek, aktarmak olanaksız. Sadece 1980-87 yılları arasında bir ara dönem oldu, sanayi kongrelerimizi yapamadık, 1987 ve 1989 yıllarından yapılan Kongreler, bir ara vermeden sonra sanayimizin çeşitli konularını, bu arada özellikle de bilim ve teknolojinin etkilerini incelemeye çalıştı. 1991 yılında yapılan Kongrenin ana teması, ekonomilerin uluslararasılaşması sürecinde Türkiye sanayiinin konumu oldu. Çok sayıda sektör tek tek incelemeye alındı. 1993 yılında sanayimizin rekabet gücü ve stratejisi, yeni üretim süreçleri perspektifinde kalite ile KİT‘ler ve özelleştirme konularını tartıştık. 1995‘te, "Rant ekonomisinden üretim ekonomisine" başlığı altında ekonomide yönetim yapısını ve rekabet gücünü, GB‘de gelişme perspektiflerini, ulusal teknolojik yenilenme sistemlerini, ürün sertifikasyonunu, teknolojik gelişmede işgücünün niteliğini, mesleki ve akademik yeterlilikleri irdelemeye çalıştık. Bu arada, 1995 yılında Gümrük Birliğine Doğru Sanayi Sektörleri adı altında bir sempozyum yaptık. 1996‘da Gümrük Birliğinin Birinci Yılında Sanayi Sektörlerimizi yeniden inceledik.

1987 ve 1989‘dan bugüne kadar yaptığımız kongrelerimizde, bu arada gerçekleştirilen İkinci Sanayi Şurasında, çok ilgimi çeken üç sonuca değinmek istiyorum: Bunlardan bir tanesi, -ki bu çok yeni bir tespit, 1995 yılından geliyor- sanayileşmenin önündeki temel engelin siyasi irade eksikliği olduğuna ilişkin saptamadır. Bu siyasi irade eksikliğini devletin sanayileşme mücadelesi, sanayi konusunda zorunlu rolleri üstlenmemesi gibi kavramlarla bütünleştirmek gerekiyor. İkinci bir konu gümrük birliği sürecinde imalat sanayimizin korumasız olduğu ve temel rekabet gücünün ucuz işgücü olduğu, üçüncüsü ise, sanayinin 1970‘lerden sonraki yeni kavramlarının bir anlamda yadsınması. Yani, bilimi ve teknolojiyi ve bilim, teknoloji ve sanayileşme konusunda ulusal politikaların yokluğunu.

Yaptığımız kongrelerde dile getirdiğimiz hususlar ortaya çıktıktan sonra bu sanayi kongresinde neyi tartışabiliriz, neyi tartışmamız gerekir diye kendi aramızda bir hayli tartıştıktan, görüştükten sonra, biraz da bir buçuk iki yıl öncesinin siyasi konjonktürü nedeniyle ön plana çıkan ve bizim tanımımızIa Anadolu sanayi, basının tanımıyla Anadolu kaplanları ön plana çıktı. Bu Anadolu kaplanları üzerine çok konuşulduğu için biz Makina Mühendisleri Odası ve TMMOB önce bu kavramın ne olduğuna ilişkin bir gözlemde bulunmak istedik, bir çalışma yaptık. Bunun bir model olup olmadığı, KOBİ‘lerle olan ilişkileri, devletin bu oluşumdaki rolü, etkileri, bu sanayileşmenin kentlerimizde yarattığı sınıfsal, ekonomik etkileri, oradaki sınıfsal etkilerin bu sanayileşmeye olan katkıları, gibi bir dizi konu gündeme geldi. Biz, tabii konuya biraz da teknoloji açısından baktığımız için açıkçası şöyle baktık, bu oluşum acaba teknolojiyi nasıl algılıyor, yenilenmeyi nasıl algılıyor, bu yenilenmede çok önemli bir araç olan profesyonelleşme ve mühendislere nasıl bakıyor? Bir anekdot aktarmak istiyorum, bu illerden bir tanesinde, 6 ilden bir tanesinde bir sanayici dostumuz şöyle dedi: "Yahu benim mühendise ne ihtiyacım var arkadaş, ben dört beş seneden beri Avrupa‘daki fuarlara gidiyorum, oradaki en gelişmiş olan makinaları alıyorum, geliyorum, ben mühendisi ne yapacağım." Şimdi, olayı, teknolojiyi sürecinden ayırarak, sadece makinaya indirgediğiniz zaman acaba bu bizim sanayileşmemiz açısından, Türkiye‘nin sanayileşmesi açısından bir strateji olabilir mi, bir ipucu olabilir mi diye tabii düşünmekte yarar var. Bunların yanıtlarını öğleden sonraki oturumumuzda zannediyorum biraz irdeleyeceğiz.

Tabii, bu alan bu kadar sınırlı değil. Küreselleşme sürecinde ulus devletin aşındığı tezi var. Ulus devletin aşınmasına karşılık yerelliklerin ön plana çıktığı tezi var, bunlar da,tabii ki Anadolu sanayileşmesi konusunda yaptığımız çalışmaların alt başlıkları olmaya devam edecektir.

Bu arada KOBİ olayına da kısaca değinmek istiyorum. Gerçi bir alt başlık değil, biz ‘KOBİ‘leri, bundan 5 yıl önce ele almıştık bir sanayi kongresinde, KOBİ olayını büyük sermayeden yalıtmak mümkün değildir, KOBİ‘ler Türkiye‘de biraz da siyasal bir amaçla biraz da çarpıtılan bir kavram. Bu kavramı yerine oturtmak gerekiyor ve uluslararası üretim süreci içinde KOBİ‘leri büyük sermayenin bir uzantısı olarak ve onlarla birlikte çalışan bir yapı olarak görmek gerekiyor.

Diğer konulara nasıl geldik? Yıllardan beri kalkınma için sanayileşmeyi zorunlu gördük. 1980‘lerden sonra moda oldu: "sanayiye ne gerek var, zaten gelişmiş ülkeler de artık hizmetlere ağırlık veriyorlar". O halde kalkınma ve sanayileşme arasındaki ilişkileri bir kez daha irdelemek gereği ortaya çıktı. Sanayileşeceğiz, bilim ve teknolojiyi yenilenme yeteneklerini geliştireceğiz ve ülkemize kazandıracağız derken kimileri "bunlara ne gerek var, bizim altı yedi tane önemli geleneksel sektörümuz var, bu sektörlerde alınacak olan önlemler bizim sanayileşmemiz için yeterlidir" dediler. Biz, jenerik teknolojilerin bu ülkenin geleceğini oluşturacağını söyledik, bunlar olmadan, 21‘inci Yüzyılda bir yere varmamızın mümkün olmadığını söyledik, sanayi devrimini kaçırmış olan bu toplumun bu sefer bilim ve teknolojik devrimi de kaçıracağını ifade ettik. Benzer koşullarda başka ülkelerde sanayileşme konusunda farklı adımlar atıldı, onlar yeni sanayileşen ülkeler sınıfına girdiler, bizler halen gelişmemiş ülkeler safındayız. Tabii bütün bu tartışmaların başlangıç noktası ister istemez sanayileşmenin neresindeyiz sorusuna götürür bizi. Ne kadar sanayileştik tartışmasının kriterleri var ama, çok uzun bir konu olduğu için durmayacağım, konuşmamın başında söylediğimi yineliyeceğim: bugün sanayileşme bilim, teknoloji ve yenilenme yetenekleriyle eşdeğerdir. Kuşkusuz sanayileşmede atılmış adımlar vardır ama, bizim gönlümüzde de kafamızda da yatan sanayileşme düzeyinin bu olmadığı çok kesin.

Sayın konuklar, biz, bütün bu konuşmaları yaparken, devletin sanayileşme konusunda son derece önemli bir yeri olduğunu ifade ettik. Özellikle ulusal bilim, teknoloji ve yenilenme politikalarının devletin öncülüğünde götürülmesi gereğini söyledik. Buna örnek vermek gerekirse tek bir örnek vereyim, bugün dünyanın en liberal devleti olarak tanımlanan ABD‘dir. Ne yapıyorlar? Madem ki sanayi bilim, teknoloji ve yenilenmeyle eşdeğer bir anlam kazanmıştır, o halde ABD ne yapıyor? Büyük projelerle, kaynak aktarımlarıyla yönlendiriyor, hatta ve hatta daha da öteye giderek bir anlamda ekonomiyi yönlendiriyor ve denetliyor. Oysa biz bunları söylediğimiz zaman, siyasilerimizden veya başka çevrelerden, ya devletin küçülmesi gerekiyor kardeşim sen hala ne konuşuyorsun diye karşı çıktılar. Bizler hep sanayileşmeyi teknik, teknolojik boyutlarıyla ele aldık ve öyle bir yere geldik tıkandık ki, bu konuların belirleyici olmadığını gördük. Biraz önce söylediğim gibi, sanayileşmede bir siyasi irade eksikliği ortaya çıktı. Siyasi irade eksikliğini biz burada, bu salonlarda mühendis ve mimarlar olarak çözecek miyiz; hayır. O zaman bütün bu tartışmalar, kaçınılmaz olarak bizi şu noktaya getirdi, bu sanayileşmenin veya sanayileşememenin ya da istediğimiz düzeyde sanayileşememenin bir toplumsal tabanı, bir toplumsal dinamikleri var. O halde ne yapalım? O halde, gelin hep, beraber biraz da işin bu tarafına değinelim, yani, gerek uluslararası alanda Türkiye‘nin rolü gerekse Türkiye‘deki sınıfların mevzilenmesi bugünkü sanayileşmeyi ortaya çıkardığına göre "bu sanayileşmenin hali ne olacaktırın yanıtını gelin bu sefer biraz da sınıflar arası düzeyde ele alalım istedik. İşte 1997 sanayi kongremizin "Toplu Bakış" Adını verdiğimiz bu kongrenin ana hatlarına ve tartışmalarına bu noktadan geldik. Yeniden yapılanma konularını tartışacağız ve tabii ki bilim ve teknoloji konusunda bir ulusal bilim ve teknoloji yenilenme politikasının gereğini, içeriğini tartışacağız ve bunlara örnek olarak da enformasyon sanayiinden bazı örnekler vereceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımın vakti pek elverişli olmadığı için sunuşuma ayrıntılı bir şekilde devam etmiyorum.

Sayın Cumhurbaşkanıma, milletvekillerime ve sizlere katıldığımız için çok teşekkür ediyorum ve bir kez daha yineleyerek bitiriyorum sözümü, mühendislerin sanayileşme tutkusu bitmedi, bu ütopya devam ediyor. Ancak, bu ütopyanın, bu tutkunun bu ülkenin ve insanının geleceği olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Teşekkür ediyorum.