Sonuç Bildirisi

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.

VI. Ulusal Hidrolik Pnömatik Kongresi ve Sergisi gelenekselleşen özelliği ile 12-15 Ekim 2011 tarihleri arasında MMO Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi İzmir‘de düzenlenmiştir. Kongre ve sergi Makina Mühendisleri Odası adına İzmir ve İstanbul Şubeleri yürütücülüğünde gerçekleştirilmiştir.

Kongre 34 kurum ve kuruluş ve sektörel basın kuruluşu tarafından desteklenmiş, kongre süresince 17 oturumda 36 adet bildiri sunulmuş, konferans, panel, iki yuvarlak masa toplantısı, iki söyleşi, ödül töreni, on iki atölye çalışması, beş kurs ve bir forum gerçekleştirilmiş; 594 sayfalık Bildiriler Kitabı ve 30 sayfalık Mevcut Durum Analiz Kitabı yayın dünyasına kazandırılmıştır.

Düzenlenen sergiye sektörde ürün ve hizmet üreten temsilcilikleri ile birlikte 40 kuruluş katılmıştır.

Kongre, 611 kayıtlı delege, 243 kayıtlı kurs katılımcısı, 334 kayıtlı atölye çalışması katılımcısı olmak üzere toplam 1.188 mühendis, teknik eleman, üniversite ve meslek lisesi öğrencisi tarafından izlenmiş, sergi 2.000‘i aşkın kişitarafından ziyaret edilmiştir.

Kongrenin açılış konferansı ekonomist Mustafa Sönmez tarafından "Dünyadaki ve Ülkemizdeki Ekonomik Durumun ve Gelecek Beş Yılının Değerlendirilmesi" teması ile gerçekleştirilmiştir.

Oturumlarda hidrolik pnömatik alanında bilimsel, teknik ve Ar-Ge kapsamında sektörde yapılan uygulamaların aktarıldığı, sektörel yenilik, bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı özgün bildiriler sunulmuştur.

Kongre kapsamında düzenlenen panelde "Ülkemizdeki Hidrolik Pnömatik Sektörünün Bugünü ve Yarını" konusu Akışkan Gücü Derneği AKDER ve 6 sektör firmasını temsil eden konuşmacıların katılımıyla ayrıntılı olarak tartışılmış, görüş ve öneriler üretilmiş ve paylaşılmıştır. Tartışmanın tüm delegelerin aktif katılımı ile gerçekleştirilmesi amacıyla panelistlerin görüşleri Mevcut Durum Analiz Raporu olarak panel öncesi katılımcılara sunulmuştur.

Bu yıl kongrede "Sistem Tasarımı, Fonksiyon Testleri ve Yasal Zorunluluklar" ve "Kimyasal (Pickling) ve Yağ (Flushing) ile Temizleme" konularında delegelerin aktif katılımıyla iki adet yuvarlak masa toplantısı düzenlenmiş, teknik konular tüm yönleri ile ortaya konularak, deneyimler ve çözüm önerileri katılımcılarla paylaşılmıştır.

Kongre kapsamında ilk kez gerçekleştirilen sosyal içerikli söyleşilerde Yankı Yazgan tarafından "Zorla İyilik Olmaz: Değişim Yönetimi için Düşünceler" ve Gül Kırçıl tarafından da "Sözlü İletişimi Etkili Kılmak" konuları kongre katılımcılarına aktarılmıştır.

Kongre kapsamında yine ikinci kez "Üniversite Öğrencileri için Hidrolik-Pnömatik Proje Yarışması" düzenlenmiş, dereceye giren öğrencilerin ödül töreni ve proje sunumları kongre sırasında gerçekleştirilmiştir.

Kongrede 12 farklı konuda atölye çalışması gerçekleştirilmiştir. "Otomasyonda Yeni Trendler ve CPX-MPA Yenilikçi Valf Terminalleri; Değişken Hızlı Pompa Tahrikleri ile Hidrolik Sistemlerde Enerji Verimliliği; Dört Ana Merkezi Yağlama Sisteminin Tanıtımı; Mobil Hidrolikte Elektronik Kontrol Uygulamaları-Parker IQAN Platformu; Hidrostatik Tahrik için Tasarım Kriterleri; Hidrolik Tesisat Montaj Teknikleri, Kimyasal(Pickling) ve Yağ (Flushing) ile Yıkama Teknikleri; Hidrolik Sistemlerde Ölçme ve Raporlama Teknikleri; Hortum Patlatma, Yük Tutma ve Silindir Konum Kontrolünde Valf Seçim Kriterleri ile Emniyet Gereksinimleri; Hidrolik Sistemlerde Kirlilik ve Hijyen; Elektrik Motorlar, Sürücüler ve Hareket Kontrolü; Pnömatik Sistemlerde Enerji Verimliliği-Basınçlı Hava Kaçakları" konuları yurt içi ve yurt dışından gelen uzmanlar tarafından uygulamalı olarak atölye çalışmalarında sunulmuş ve anılan etkinlikler toplamda 334 mühendis ve teknik eleman katılımıyla yoğun ilgi görmüştür.

Yine kongre kapsamında 5 farklı konuda kurs düzenlenmiştir. "Hidrolik Sistemlerde Bağlantı Tekniği; Temel Hidrolik Devre Elemanları ve Uygulama Teknikleri; Sızdırmazlık Elemanları Montaj Teknikleri; Kompresör Seçimi, Basınçlı Hava Tesisatı, Hava Kaçaklarının Önlenmesi ve Pnömatikte Enerji Verimliliği; Mobil Valfler-Seçim Kriterleri ve Uygulama Esasları" konuları uzmanlar tarafından sunulmuş ve bu kurslara toplamda 243 mühendis ve teknik eleman katımlımı sağlanmıştır.

Dört gün boyunca paylaşma ve dayanışma zeminlerinin geliştirildiği, sosyal, kültürel etkinliklerle de renklendirilen kongre sonucunda aşağıdaki konuların kamuoyuna sunulması karar altına alınmıştır.

Kongrede ilk gün açılış konferansında dünyada ve Türkiye‘de ekonomik durum bugünü ve gelecek beş yılı değerlendirilerek mevcut uluslararası sistemin finans krizi ile 2008 ve 2009 yıllarında "Birinci Dip"i yaşadığı, merkezi krizin bütün çevre ekonomileri farklı biçimde etkilediği ve daralma yaşandığı tespitinde bulunmuştur. Bunun yanı sıra işsizliğin ABD‘de 5 puan, Avro Bölgesinde 3 puan yükseldiği ve kriz öncesi istihdama geri dönülemediği, kurtarma operasyonlarının kamu maliyesi sorunu yaratarak bütçe açığı, kamu borç stokunun yükselmesine neden olduğu belirlenmiştir. Türkiye özelinde ise 2008‘in dördüncü çeyreğinde başlayan küçülmenin 2009 yılında devam ettiği, 2011‘in ikinci çeyreğinden itibaren büyümenin düştüğü verileri paylaşılmıştır. Dış kaynaklı büyüyen ülke ekonomisinin, dış kaynak çekmek için döviz kurunu düşük tutma tercihi ile ithalatı dolayısıyla cari açığı patlattığı ve 2012 yılında bu sürecin devam edeceği vurgulanmıştır. Ülkemizde gerçek işsizliğin % 18‘lere ulaştığı verilerinin paylaşıldığı konferansta sıcak para politikasına, kamu maliyesine, KDV, ÖTV artışlarıyla ilk yarıda olumlu yansımasına karşın kırılganlıkları gizlediği, yerli üretim ve istihdam durumunu zayıflattığı tespitinde bulunmuştur. Çözüm olarak finansmanda iç kaynakların daha çok kullanımı, sıcak para yerine doğrudan yabancı sermaye ve uzun vadeli kredi kullanılma tercihine yönelinmesi, artan işsizliği, büyüyen gelir eşitsizliğini gidermek için bölgelerde eşitsizlikleri dikkate alan demokratik merkezi bir planlamaya gidilmesi önerilmiştir.

Tespit ve öneriler

  • Bir ülkenin gelişmişliğinin en önemli kriterlerinden birinin üretim ve sanayileşme olduğu, bu anlamda Hidrolik-Pnömatik sektörünün sorunlarını sanayinin sorunlarından ayırmamak gerektiği, küreselleşmenin çok hızlı yaşandığı, ‘‘sürekli kriz‘‘ ortamının hüküm sürdüğü bir süreçte sanayi politikası olmayan, öncelikli sektörlerini belirlemeyen, üreticisini korumayan, GSMH içinde sanayisinin payı her yıl gittikçe azalan ve üretmeyen bir ülkenin sanayisinin ve dolayısı ile de bunun bir parçası olan hidrolik-pnömatik sektörünün geleceğinden bahsetmek mümkün değildir.
  • Sektörde bugünkü temel sorunlarının: Ar-Ge olanak ve desteklerinin yetersizliği; Sektörle ilgili teknolojik ve endüstriyel birikim yetersizliği; Sermaye ve finansman yetersizliği; İstikrarlı ve güvenilir iç pazarın olmaması; Maliyet girdilerinin (enerji fiyatları vb.) yüksek oluşu; Standartlara uygun olmayan ithalat ve haksız rekabet olarak tespit edilmektedir. Buradan hareketle; Hidrolik pnömatik sektör temsilcilerinin kendi standartlarını, kalite kriterlerini ve etik kurallarını kendileri oluşturması ve güncelleştirilmesi gerektiği; Haksız rekabetin önlenmesi için standartların oluşturulması, kullanıcıların ve makina imalatçılarının çok iyi bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi sağlanmalı; sermaye ve/veya bilgi eksikliği sebebiyle Ar-Ge‘sini geliştiremeyen sektör temsilcilerine devlet destekleri veya proje destekleri konusunda her türlü yardımın yapılmalı; yerli üreticilerin sadece iç pazarda kendilerini büyütmeleri ve geliştirmeleri çok zor olduğu, bu sebeple dış satıma yönelmeleri ve bunun için gerekli teknolojik ve finansal alt yapı çalışmaları ise ilgili devlet birimleri tarafından mutlaka teşvik edilmelidir.
  • Son yıllarda gelişmiş ülkelerin katma değeri daha yüksek ürünlerin üretimine yönelmeleri, üretim maliyetlerinin yüksekliği sanayi üretiminin gelişmekte olan ülkelere kaymasına neden olmaktadır. Ülkemizin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkeler gerek üretim yaptırma ve gerekse yatırım anlamında ilgi çekiciliğini sürdürmektedir. Bu anlamda sektörde bu ilgiden payını almakta ve cazibe merkezi olmaktadır. Bu sürece yönelik gerekli planlamalar yapılmalıdır.
  • Ülkemizde uzun vadeli bir sanayi politikası bulunmamakta, sanayimizin hangi konularda gelişeceği dahi bilinmemektedir. Sanayicilerin bir araya geldiği bazı birliklerin bu konuda attığı adımların diğer sektörler tarafından da örnek alınması ve benzeri çalışmalar hızla uygulamaya konulmalıdır. Makina, maden, inşaat, gemi, demir-çelik gibi hidrolik-pnömatik sektörünün ana müşterisi olan sektörlerin gelişiminin hidrolik-pnömatik sektörünü de geliştireceği gerçeğinden hareketle, bu sektörlerin gelişmesi için uygulanacak destek ve politikaların söz konusu sektörlerin bir alt sektörü olan hidrolik ve pnömatik sektörünü de kapsaması sağlanmalıdır.
  • İthalat yoluyla ülkemize giren kendini kanıtlamış markalar dışında kalitesi belgelenmemiş, sertifikası olmayan ve haksız rekabete neden olan ürünlerin ülkeye girişinin kontrol edilmesi ve zorlaştırılması; özellikle ihracat yapan yerli üreticilerin desteklenmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet edilmesi için yatırımların, Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi ve üretim ve istihdam üzerindeki yüklerinin azaltılması sağlanmalıdır.
  • Yerli üreticiler arasında sertifikasız, kalite belgesi olmayan, teste tabi tutulmayan, hangi koşullarda üretildiği belli olmayan ürünlerin ve ürününün arkasında durmayan, taklitçi, kayıt dışı çalışan merdiven altı üreticilerin bulunduğu, bu firmaların denetlenmediği ve bu durumunda haksız rekabete neden olduğu belirtilerek sektörün kendini geliştirebilmesi için bu tür firmalara ve onların ürünlerine rağbet edilmemelidir.
  • Hidrolik Pnömatik sektöründe ihtiyaç olup olmadığına ve kişilerin yeterliliğine bakılmaksızın, "benim de bir dükkânım olsun" mantığıyla işletmelerin açıldığı, birçok meslek için ustalık, kalfalık belgesi aranırken bir fabrikanın hidrolik hattını kuran firmanın yeterliliğine bakılmadığı gibi yüz binlerce liralar verilip alınan makinelerin çalıştırılması ve bakımının ehliyetsiz kişilere emanet edildiği saptamasından hareketle; piyasa gözetimi ve denetimi etkinleştirilmeli, sektör dernekleri bu yapının içerisinde yer almalı; mesleki yeterlilik ve eğitim konusuna önem verilmeli; yeterlilik sahibi olmayan kişilerin iş yapmalarına engel olunmalıdır.
  • Sektörün sorunlarının dile getirilmesi konusunda her ne kadar işletmeler kendi çabaları ile çözümler üretmeye çalışsa da örgütlülüğün önemi her geçen gün artmaktadır. Sektör bunun önemini yıllarca önce fark ederek 1996 yılında AKDER‘i kurmuş ve güçlerin bir araya getirilmesi ile birlikte sektör sorunlarının tartışılmaya başlandığı değişik platformların en önemlisi Ulusal Hidrolik ve Pnömatik Kongreleri olmuştur. Kongreler, gerek bilimsel çalışmaları, panelleri, bildirileri, gerek atölye çalışmaları ve uygulama çalışmaları ile sektöre yön verdiği ve sektör sorunlarının çözümü için önemli bir ortam oluşturmaktadır.
  • Hidrolik pnömatik sektörü yeterli sayıda teknik standarda sahip değildir. TSE sektörle işbirliği içerisinde standart belirleme çalışmalarını ivedi olarak sonuçlandırmalıdır.
  • Teknik standartların yanı sıra sektörün mesleki ve etik standartlarının da oluşturması gerekmektedir. Sektörün kalifiye eleman çalıştırılması gereken bir sektör olduğu, sektör içerisinde kalifiye elemanın yeterince yetişmediği ve kalifiye elemanların firmalar arası transferlerinin oldukça yaygın olduğu, kalitesi uygun olmayan, teste tabi bulunmayan ve sertifikasız ürünler piyasada dolaşarak sektöre darbe vurmaktadır. AKDER tarafından 2010 yılı Temmuz ayında belirlenen etik kurallara uyulmalıdır.
  • Ulusal Hidrolik Pnömatik Kongrelerinin ve sektörün en önemli konularından birisi nitelikli eleman ve eğitimdir. AKDER, bu konuda uzun yıllar süren çalışmalarını sonuçlandırmış ve Ulusal Akışkan Gücü Eğitim Merkezi (UAGEM) eğitimlerine başlamış bulunmaktadır. Benzer bir çalışma Ankara‘da Erkunt Mesleki Eğitim Merkezinde yürütülmekte ve Hidrolik-Pnömatik eğitimi verilmektedir. Bu çalışmaların geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasının sektörün gereksinim duyduğu kalifiye eleman sıkıntısına çözüm olacağı gözetilerek eğitim çalışmalarına sektör firmalarının desteği sürmelidir.
  • Ülkemizde hidrolik pnömatik sektörünün büyüklüğünün rakamsal olarak hangi boyuta ulaştığı ve ürün grupları bazında dağılımın ne olduğu halen belirsizliğini korumaktadır. Bu konunun, hem sektör firmalarının orta ve uzun vade stratejilerinin oluşturulmasında, hem de sektörün genel olarak sorunlarının çözümünün önünde büyük bir engel oluşturmaktadır. Tüm gelişmiş ülkelerde rahatlıkla ulaşılabilen pazar bilgilerini toparlamaya yönelik gerekli altyapı çalışmaları başlatılmalı ve sonuçlandırılmalıdır.
  • Hidrolik ve pnömatik sektörünün giderek elektronik ile kaynaştığını, eskiden sadece servo veya oransal valflerle sınırlı olan elektroniğin, şimdilerde eksen kontrol modülleri ve servo-motor tahrikli hidrolik pompaların kullanılmaya başlamasıyla yaygınlaştığı görülmektedir. Teknolojiler arası entegrasyonun bu şekilde giderek artacağını hesap edilerek sektörün hitap ettiğimiz pazarı yeniden tanımlaması veya revize etmeye başlanmalıdır.
  • Hidrolik ve Pnömatik sektöründe Ar-Ge çalışmaları ana sanayiden gelen geri bildirimler ile düzenli olarak sürdürülmektedir. Burada önemli nokta ana sanayi ve yan sanayi arasındaki iletişim ve güven bağının korunmasıdır. Gerek Uzakdoğu‘dan gelen ucuz ürünlere gerekse elektro-mekanik çözümler gibi alternatiflere karşı güçlü bir şekilde ayakta durulabilmesi için sektörün üniversitelerle işbirliği yaparak düzenli Ar-Ge çalışmaları yürütülmelidir.
  • Üniversitelerimizin makine fakültelerinden birinde Akışkan Gücü Bölümü oluşturulmalı ve sektörle işbirliği yaparak araştırma geliştirmeye yönelik makine ve ekipmanlarla donatılması sağlanmalıdır. Bu bölümde ürün geliştirme ve komponentlerin performanslarının ölçülmesi, artırılması yönünde çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışma sektörde birçok firmanın Ar-Ge yatırımlarında önemli bir tasarruf da sağlayacaktır.
  • Elektro-mekanik çözümler daha verimli, ucuz ve daha kolay temin edilebilir oldukları gerekçesiyle hidrolik ve pnömatik sistemlerin yerini almaktadır. Her ne kadar hidrolik pnömatik komponent üreticileri verimlilik, performans ve güvenilirliği artırmak için çalışmalar yürütse de cironun büyük bölümünü yeni kurulan sistemler değil, iyileştirilen, geliştirilen eski sistemler oluşturmaktadır. Hidrolik pnömatik komponent üreticileri hassasiyet ve verimliliği artırmak için hidrolik pnömatik sistemlere entegre elektronik kontroller kullansalar da, elektro-mekanik ürünlere yönelik çalışmalar yapılmalıdır.
  • TÜBİTAK ve KOSGEB gibi kuruluşların Ar-Ge çalışmalarına verdikleri desteklerin başvuru prosedürleri ve raporlama şekilleri uzun olmakla birlikte bu destekler çok ciddi bir kaynak oluşturmaktadır. Sürekli Ar-Ge çalışması yapmak isteyen kuruluşların Ar-Ge bölümleri ve Ar-Ge şirketleri için konulan 50 kişilik alt limit, KOBİ statüsündeki şirketler için çok yüksektir ve çok az sayıda şirketin sağlayabileceği bir büyüklüktedir. Bu sayının 25‘e düşürülmesi ve bu şirketlerin faaliyetleri ve performansları herhangi bir istismara yol açmayacak şekilde denetlenmesi için Ar-Ge Yasası gözden geçirilmelidir.
  • Gümrük mevzuatımızdaki bazı düzenlemeler ve yoruma açık belirsizlikler ithalatta gecikmeler yaşanmasına ve firmalar üzerinde ek maliyetler oluşmasına neden olmaktadır. Bu kapsamda en çok karşılaşılan ve aşağıda belirtilen problemlerin ve bazı çözüm önerilerinin devletin yetkili organları tarafından dikkate alınması talep edilmiştir:
  • Kurumsal firmalarda bütün standartların yerine getirilmesi rutin bir gereklilik olarak görüldüğünden tüm işlemlerin mevzuata uygun, ilgili her vergi ve harç ödenerek yapılmasına azami titizlik gösterilmektedir. İthalat işlemleri, ilgili ürünün Gümrük Tarife Pozisyon Numarasının tespiti ile başlar. GTİP (Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu) tespiti, ilgili vergilerin doğru tahsil edilmesi ve gerekli izinlerin alınabilmesi için büyük önem taşımaktadır. Gelişen teknolojiye bağlı olarak değişen ve birden fazla fonksiyon ihtiva eden ürünlerde tarife tespitinde ciddi sorunlar yaşanmakta, ithalatçı ve gümrük idareleri arasında ihtilaflar doğmaktadır. Ürün tarife tespitlerinde "bence" ve "bana göre"nin ortadan kaldırılması sistemin kendini geliştirebilmesi ve kayıt dışı maliyetlerin önlenmesi için gerekli önlemler alınmalıdır.
  • İthalatçı, ürün ile ilgili GTİP belirlemesinde problem yaşıyorsa Bağlayıcı Tarife Bilgisi (BTB) uygulaması kapsamında Gümrük Müsteşarlığından tarife bilgisi talep edebilmektedir. Bu bilginin ithalatçıya erişim süresi bazı durumlarda 5 ay gibi talebin anlamını yitirdiği süreleri bulmaktadır. Bu sürenin maksimum 15 gün gibi rasyonel bir standarda bağlanarak ithalatçıların hata yapma ve sonrasında cezai duruma düşme riski azaltılmalıdır.
  • Gümrük idareleri arasında veya aynı gümrük idaresi içinde farklı mesai uygulamaları yapılmaktadır. Günümüzde maalesef gümrükler ticaret hayatının hızına ayak uyduramamakta ve ithalat beyannamelerinin kapanma süresi giderek uzamaktadır. Mesai almak isteyen ithalatçılar farklı uygulamalar nedeniyle, özellikle bazı gümrüklerde "imalatçı firma" statüsünde olmadıkları için zorluklarla karşılaşmaktadır. İthalatçı firmaların ürünlerini sattıkları sanayicilerimizin üretiminde yaşayabileceği duruşlar ve aksaklıklar hesaba katılmalıdır.
  • CE ve TSE uygulamalarına konu ürünlerin denetiminin gümrük işlemleri sırasında yapılması maliyet artıran ve gereksiz beklemelere neden olan bir uygulamadır. Bu yöntem yerine yüksek risk taşımayan, ara mamul statüsünde olan hidrolik ve pnömatik ürünlerde hali hazırda var olan, fakat uygulama alanının genişletilmesi gereken Piyasa Gözetim ve Denetim uygulamaları mümkün olan alanlarda yaygınlaştırılmalıdır.
  • TSE gibi kurumlarda, Ölçü Ayar iznine tabii ürünlerde denetimi yapan memurların hem Sanayi İl Müdürlüklerinde hem de Gümrük Muayene Birimlerinde ehil ve uzman kişiler olması gerekmektedir. TSE‘de işlemlerin hızlandırılması konusunda acil önlem alınmalı, bir haftayı aşan sürelerin rutin uygulama haline gelmesinin önüne geçilmelidir