DOĞALGAZ VE ENERJİ YÖNETİMİ KONGRESİ

×

Hata mesajı

  • User warning: The following module is missing from the file system: gmap. For information about how to fix this, see the documentation page. in _drupal_trigger_error_with_delayed_logging() (line 1143 of /var/www/html/includes/bootstrap.inc).
  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 778 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 839 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 845 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
Tarih ve Saat: 28 Eylül 2001 Cuma - 15:00 - 29 Eylül 2001 Cumartesi - 15:00
Yer: GAZİANTEP

SONUÇ BİLDİRGESİ

TMMOB Makina Mühendisleri Odası tarafından Gaziantep Şube Sekreteryalığında 28-29 Eylül 2001 tarihlerinde Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Onat Kutlar Tiyatro Salonunda gerçekleştirilen Doğal Gaz&Enerji Yönetimi Kongre ve Sergisinde 7 oturumda toplam 19 adet bildiri sunulmuştur. Bildiriler içeriğinde Türkiye‘nin Doğal Gaz Temin ve Tüketim Politikaları, Doğal Gazın Çevre, Güvenlik, Teknik Standartlar, Dağıtım Şebekeleri ve Uygulamaları ilişkileri irdelenmiş ve bu bildiriler ışığında oluşturulan Sonuç Bildirgesinin kamuoyuna ve ilgililere duyurulmasına karar verilmiştir.

Ülkelerin sanayileşmesinin ve gelişmişlik düzeyinin önemli göstergelerinden biri olan enerji üretim ve tüketimine yönelik politikalar belirlenirken, Türkiye‘de ülke ve toplum çıkarları, gereksinimleri temel alınmamaktadır. Uygulanan enerji politikaları uluslararası finans kuruluşlarının son yıllarda artan yoğunluktaki baskısı ve etkisine maruz kalmaktadır. Kamusal bir hizmet olan ve toplumsal yarar gözetilmesi gereken enerji üretimi ve tüketimi politikaları üzerine yaratılan dayatmalar sonucu oluşan değişimlerin ve gelişmelerin dikkatle irdelenmesi zorunludur.

Enerji sektöründe yabancı sermaye yatırımlarını arttıracağı iddiasıyla, anayasa değişikliği yapılarak, tahkim Anayasa maddesi haline getirilmiş, daha sonra yapılan bir düzenleme ile tahkim uygulamaları iç hukukumuza monte edilmeye çalışılmıştır. Böylece enerjide iç denetim mekanizmaları devre dışı kalmaktadır.

Ülkemizde özellikle son on yıldır enerji sektöründeki deneyimli uzmanlar işlevsizleştirilerek bir kriz ortamı yaratılmaktadır. ETKB, TEAŞ, TEDAŞ, TKİ, DSİ, EİEİ, MTA, BOTAŞ, DPT ve Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlıkları arasında yetki karmaşası, çok başlılık ve koordinasyon eksikliği vardır. Enerji sektöründe kamu yatırımlarının hızla artan elektrik enerjisi talebini karşılamama olasılığı, kamu kaynaklarının sınırlılığından değil, sağlıklı kısa ve uzun vadeli bir enerji planlamasının yapılmayışından, bu planlamaya uygun yatırımların zamanında yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Enerji konusunda tekniğin gereklerine uygun olarak, ülke ve toplum yararı gözetilerek güvenli ve ekonomik enerji kaynaklarının teminine yönelik planlama ve politikalar bulunmamaktadır. Kısacası enerji krizi yoktur, enerjide yönetim krizi ve çok başlılık vardır.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve enerji sektöründe çalışanların örgütleri Enerji-Yapı-Yol Sen, TES-İş vb. kuruluşlar, özelleştirme uygulamalarına karşı çıkmaktadır. Ancak, bugüne değin, bir çok defalar özelleştirme uygulamalarının iptali için mahkemelerce verilen kararlar uygulanmamıştır. Bu ve buna benzer kuralsızlıklar tahkim uygulamaları ile birlikte uluslararası finans kuruluşlarının dayatmasında sektör hukuk dışılık kıskacına alınmıştır.

1980‘li yıllardaki planlama ve temin anlaşmaları ile 1987 yılında ilk kullanımına başlanan ve bütünüyle ithal edilen doğal gazın tüketimi ondört yıl içinde 27.6 kat artarak 2000 yılında 14148 milyon m3‘e ulaşmıştır. Alternatif bir çok yakıta göre ucuzluğu, kullanım kolaylığı, stoklama sorununun olmayışı vb. üstünlükleri doğal gaza talebi hızla arttırmıştır. Artışın planlanmasındaki en büyük etmen; elektrik enerjisi üretiminin, yaygın bir biçimde doğal gaza dayandırılmasıdır. Doğal gazın toplam enerji üretimi içindeki payının artmasının yanısıra, toplam elektrik enerjisi içinde doğal gazın payının % 30‘lara yükselmesine yönelik karar ve uygulamalar, olası uluslararası politik gelişmelere bağlı olarak ithalatın kesilmesi riskini taşıdığından sakıncalıdır. Dünyanın diğer ülkelerinde doğal gazın kullanımı içinde elektrik enerjisi üretimi bu denli yüksek bir öncelik almamaktadır. Sonuçta ithal bir enerji kaynağı olan doğal gazın elektrik enerjisi üretimi içindeki payının bu denli yükselmesi rasyonel değildir.

Türkiye‘nin yaşadığı ekonomik kriz karşısında kredi talebinde bulunduğu IMF ve Dünya Bankasının, kredi verilebilmesinin ön koşulu olarak ivedilikle yasalaşmasını istedikleri, ekonominin piyasa kurallarına göre yeniden düzenlenmesi işlevini görecek yasalardan biri olan, Doğal Gaz Piyasası Yasası, meslek odalarından görüş alınmadan, etkin, geniş katılımlı, işlevsel bir tartışma ve görüş alışverişi süreçlerine yönelinmeden yasalaşmıştır. Yasada öngörülen piyasa kurgusuna göre, ithalatçı şirket doğal gaz ithal edecek, iletim şirketi yurtiçine dağıtacak, toptan satış şirketi ithalatçıdan ve/veya iletim şirketinden satın alacaktır. Dağıtım şirketi ise gazı serbest olmayan tüketicilere satacaktır. Gaz, tüketiciye ulaşıncaya kadar dört-beş el değiştirecektir. Piyasa kurullarına göre her kademede faaliyet gösteren şirketlerin amacı da karlarını azamileştirmek olacağı için, doğal gazın kullanıcıya satış fiyatlarını artıracaktır. Doğal Gaz Piyasası Yasasıyla;

· Kamu tekeli ortadan kaldırılmaktadır,

· Kamusal planlama bir kenara bırakılmaktadır,

· Doğal gazda hizmetin kademelendirilmesi sonucu hizmetin yerine getirilmesi güçleşmektedir,

· Tüketicilere tercih olanağı tanınmamaktadır,

· Yerel yönetimler devre dışı bırakılmaktadır,

· Siyasal etkilere açık bir özelleştirme süreci başlatılmaktadır,

· Düzenlenen kurul oluşum biçimi itibariyle, siyasal etkilere açıktır.

Daha önce yatırımları ve yapımları tamamlanmış olan ana hatların güzergahında bulunan kentler, organize sanayi bölgeleri ve sanayi kuruluşları; branşman hatları, bağlantı hatları ve basınç düşürme istasyonları planlamada yapılan hatayla eşzamanlı olarak yapılmadığından hazır olan doğal gazı kullanamamaktadırlar. Planlamada yapılan bu hatadan doğan gecikmeyle mevcut doğal gaz toplumsal faydaya dönüşememektedir. Doğal gazın yakın zamanda geleceği Gaziantep gibi yerleşim yerlerinde gazı getirecek olan Ana Boru Hattının yapımı ile eş zamanlı olarak, Branşman Hatlarının ve basınç düşürme istasyonlarının yapımının da planlanması ve bu yatırımların gerçekleşmesi zorunludur.

Yukarıda bahsedilen tespitler doğrultusunda sonuç ve öneriler şunlardır:
1. Genel olarak enerji planlaması, özel olarak elektrik enerjisi ve doğal gaz üretimi ve tüketimi planlamasında, politika ve önceliklerin tartışılıp, yeniden belirleneceği bir platform oluşturmalıdır. Türkiye Milli Enerji Komitesinde ilgili tüm taraflar temsil edilmeli ve bu kuruluşa Ulusal Enerji Enstitüsü kimliği verilmelidir.

Elektrik enerjisi üretiminde ulusal kaynaklara ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık verilmelidir.

2. İthal doğal gaza dayalı yüksek kapasiteli enerji santralları yapımında, doğal gazın temin imkanları netleştirilmelidir. Yap-İşlet-Devret esasıyla yapılacak enerji santrallerine zamanında gaz temin edilememesi ve bu durumda ceza ödemelerin gündeme gelmesi sözkonusudur. Bu tür uygulamalara olanak tanınmamalıdır.

3. Kamusal bir hizmet olan elektrik üretiminin uygun bir şekilde yerine getirilmesi yerine elektrik tüketicisi kuruluşlara "Başının çaresine bak, kendi enerjini kendin üret" mesajının verilmesi sakıncalıdır. Bu mesajın abartılması, plansızlığa ve kaynak israfına yol açacaktır. İşletme ölçeğinde fazladan bir verim sağlayan kojenerasyon yatırımları özendirilmeli ancak, ticari amaçla elektrik üretimi daha farklı bir yaklaşımla ele alınmalıdır.

4. Elektrik iletim hatlarında % 25‘leri aşan iletim kayıplarını azaltacak yatırımlar hızlı biçimde yapılmalıdır.

5. Genel olarak enerji tasarrufunu sağlayıcı politika ve zorunlu uygulamalar yürürlüğe konulmalıdır.

6. Doğal gazla ilgili kurumlar çalışmalarında şeffaflaşmalı, bilgilerin genelleşmesi, herkesçe erişilebilir ve kullanılabilir olması sağlanmalıdır.

Doğal gaz temin politikalarının belirlenmesinde kapalı kapılar ardındaki gibi diplomasi yerine, ilgili tüm kesimlerin katılacağı ulusal strateji belirlenmesi çabalarına ağırlık verilmelidir.

7. Kojenerasyon uygulamalarıyla ilgili ülke düzeyinde geçerli olacak uygulama kodları ve standartları bir an önce yürürlüğe konulmalıdır.

8. İthal edilen ve dışa bağımlı bir enerji kaynağı olan doğal gazın sektörel kullanım öncelikleri tartışmaya açılmalıdır. "Çevre kirliliğini azaltma" misyonu da olan doğal gazın, kentsel düzeyde kullanımına yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir. Bu anlamda, ulusal düzeyde tartışmalar yapacak, stratejiyi belirleyecek yetkili kuruluş olarak, oluşum, yönetim ve denetiminde doğal gazla ilgili tüm kesimlerin temsil edildiği Doğal Gaz Enstitüsü‘nün ve bu Enstitünün alt kollarının bir an önce çalışmaya başlaması zorunludur.

9. Gaz temin anlaşmaları ve programlarının çok ciddi bir stratejik çalışma olarak ele alınması gerekmektedir. Bu anlaşmalarda ödemeler ağırlıklı olarak mal ve hizmet ihracı ile yapılmalıdır.

10. Doğal gazla ilgili politika ve önceliklerin belirlenmesinde etkin konumda olacak Enerji Piyasası Kurumunun çalışmalarına Meslek Odalarının katkısı sağlanmalıdır.

11. Dünyada yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları acilen gündeme alınarak, yapılacak planlama ile rüzgar, güneş, jeotermal, fotovoltaik piller vb. enerji projeleri ve AR-GE çalışmaları teşvik edilmelidir.

12. Yüksek kapasiteli enerji ihtiyacı olan sanayi kuruluşlarında "enerji yöneticisi" istihdam zorunluluğu getirilmelidir.

13. Doğal gazın gelişi sözkonusu olan yerleşim yerlerinde Valilik, Belediyeler, Sanayi Odası, Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü, Ticaret Odası, Üniversite, TMMOB‘ye bağlı Odalar gibi ilgili tüm kurumların katılımı ile Doğal Gaz Hazırlık Grupları oluşturulmalıdır. Konuyla ilgili olarak kurumlara sorumluluklar düşmektedir: TMMOB Makina Mühendisleri Odası yerel halkı bilgilendirmek ve bu amaçla broşür vb. yayınlar yapmak, panel vb. toplantılar düzenlemek, Üyelerini eğitmek, belgelendirmek; Valilikler Kamu kuruluşlarının doğal gaza dönüşüm çalışmalarını yönlendirmek, bu amaçla yapmaları gereken yatırımları yatırım programlarına almalarını sağlamak, İlin doğal gazla ilgili ihtiyaçlarını BOTAŞ‘a iletmek; Belediye Başkanlıkları kentsel gaz ihtiyacını belirlemek, kentsel gaz dağıtım sisteminin çalışmasının hazırlıklarını yapmak, İmar yönetmeliklerinde merkezi ısıtmada ve bireysel ısıtmada güvenliği sağlayıcı gerekli düzenlemeleri yapmak; Sanayi Odası Ve Organize Sanayi Bölge Müdürlükleri organize sanayi bölgelerinin gaz ihtiyacını belirlemek, organize sanayi bölgelerinin doğal gaz dağıtım şebekelerinin yatırımlarını planlamak ve gerçekleştirmek; üniversiteler makina mühendisliği eğitim programlarında doğal gazla ilgili derslerin yer almasını sağlamakla sorumlu olmalıdır.

· Sektörün Sorunları ve Çözüm Önerileri

· Enerji Yönetimi

· Belirtilmeyen Diğer Konular