IV. ULUSAL MAKİNA MÜHENDİSLİĞİ VE EĞİTİMİ SEMPOZYUMU

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
Tarih ve Saat: 01 Kasım 2001 Perşembe - 14:45 - 03 Kasım 2001 Cumartesi - 14:45
Yer: YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ODİTORYUMU / İSTANBUL

SONUÇ BİLDİRGESİ

1989 yılından itibaren dört yılda bir gerçekleştirilmekte olan "Ulusal Makina Mühendisliği ve Eğitimi Sempozyumu"nun dördüncüsü Makina Mühendisleri Odası adına İstanbul Şubesi yürütücülüğünde 1-2 Kasım 2001 tarihinde Y.T.Ü. Oditoryumunda gerçekleştirilmiştir.

Sempozyum kapsamında, Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinin lise son sınıf, makina mühendisliği eğitimini sürdüren öğrenciler ve makina mühendislerine yönelik olarak 14 ilde gerçekleştirdiği anket sonuçlarını da kapsayan "Makina Mühendisliği Eğitimi Raporu" ile birlikte 23 bildiri sempozyumda sunulmuş, 30 bildiri sempozyum kitabında yer almıştır. Ayrıca sempozyum kapsamında "Makina Mühendisliği Eğitimi ve Akreditasyon" adı ile eğitimin tüm kesimlerinin katıldığı bir panel gerçekleştirilmiştir.

Sunulan rapor ve bildiriler, panel konuşmaları ve yapılan tartışmalar sonucunda aşağıdaki tespitlerin ve taleplerinin ilgili kesim ve kamuya sunulması kararlaştırılmıştır.

Eğitim, toplumsal gelişmedeki rolüyle bir ülkenin geleceğini belirleyen temel eksenlerden biri durumundadır. Sağlıklı koşullarda yeterli olmayan eğitim programı ve araç gereçleri ile yürütülen ilk ve orta öğretim; özgün olmayan eğitim politikaları eklenince tablo içler acısı duruma düşmektedir. Eğitime aktarılan kaynakların her geçen gün daha da azalması eğitimin özelleştirilmesi, eğitimde varolan fırsat eşitsizliği, bilimsel eğitim ve araştırmaya yönelik araçların olmaması, yabancı dilde eğitimin toplumda bir gereksinim olarak algılanması, anadilde eğitimin kabul görmemesi ve eğitim sonrası istihdam sorunu eğitimin handikaplarını oluşturmaktadır.

Küreselleşmenin yansıması olan mali sermayenin gerçek üretim karşısında özerkleşmesi ve büyümesi yapısal dönüşümleri de beraberinde getirmiştir. Dünya çapında mali sermayenin örgütlenme girişimleri sonucu gündeme gelen uluslararası anlaşmalar mühendisler ve mühendislik eğitimi açısından daha da bir önem kazanmıştır. Esnek üretim, dünyanın her tarafını montaj hattına dönüştüren ve yer yer değiştiren bir iş bölümü yaratmıştır. Bu dönemde bilginin üretimi, işlenmesi ve satışı endüstriye dönüşmüştür. Bu dönüşüm bilgi yönetimini kendi bünyesinde örgütleyerek işletmenin en hayati ve en stratejik bölgesini işgal etmiştir.

Bilginin yükselişi entelektüel emeğe olan talebi artırmış ve yeni mühendislik de bu safta yer almakta gecikmemiştir. Yer aldığı safta beraber kitleselleşen yeni mühendislik tipi ulusal ekonomilerin korunmasından yoksullaştığı için küreselleşmenin yarattığı rekabet karşısında zorlanmaya başlamıştır. Hızla gelişen bilgi teknolojisi yeni bilgiler üretirken, esnek üretimin tükettiği eskitilmiş bilgi, mühendisi bir anlamda hızla mesleksizleştirmeye başlamıştır. Bu da ülkede mühendislik eğitiminin sorunlarını daha bir ağırlaştırmış ve ulusal eğitimin kurumlarının küresel bağlaşıklarını oluşturmasını hızlandırmıştır. Akreditasyon sürecinde mühendislik eğitiminin ABD ve AB‘de bulunan kurumlarca akredite edilmesi ve akreditasyon zorunluluk haline getirilmiştir.

Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS), OECD ülkeleri arasındaki liberalizasyon çalışmaları, AB uyum süreci; yeniden eğitim kendi uyruklarına verdikleri diploma ve sertifikaların aranması diplomaların tanınırlığı akreditasyon zorunluluğunu dayatmış seçkin olan üniversiteler, mühendislik eğitimi veren bölümleri dahil ABD kökenli ABET veya Avrupa kökenli FEANİ‘ye akredite etmeye başlamışlardır. Yapısal koşulları akredite olmaya elvermeyen taşra üniversiteleri ve burada eğitim gören öğrencilerin gelecekleri açısından belirsizlik dayatılmaktadır. Bu kurumların sorumluluğunu almış olan devlet bu konuda kendi üniversitelerine yönelik eğitim kalitesinin yükseltilmesi için herhangi bir rehabilitasyon programı sunmamaktadır ve böyle bir girişimi de yoktur. Yüksek öğretim hızla özelleştirilerek eğitimde kalite özel üniversitelerde oluşmakta ve özel üniversitelere yapılan devlet katkısı, kamu üniversitelerine yapılmamaktadır.

Mühendislik eğitiminin bir boyutu da sanayi üniversite ilişkisidir. Genellikle sanayiinin talebine eğitim önerilmektedir. Böyle bir ilişki üniversiteyi sanayi hegemonyasına sokmakta, vesayetçi ve ticari ilişkiler oluşmakla beraber bilimsel özerklik sadece bir espri olarak kalmaktadır. Üniversite sanayi ilişkisi bilimsel özerkliği zedelemeyecek, vesayetçi olmayan ve ticari kaygı taşımayan ilişkiler veya işbirlikleri olmalıdır.

Ülkemizde genelde üniversite eğitimi, özelde ise mühendislik eğitimi sınai gelişimden üniversite idaresine, genel devlet politikalarından eğitim politikalarına pek çok sorunla birlikte gelişmiş, şekillenmiştir. Makina mühendisliği eğitiminin gelişimi kısaca şu şekilde özetlenebilir. 19. Yüzyılın ortalarında buhar gücünden faydalanan gemi ve makinaların ülkeye girmesi ile gündeme gelen makina mühendisliği ve makina mühendisliği eğitimi cumhuriyetin kurulmasına kadar münferit bir eğitim olarak görülmüştür. Cumhuriyetle birlikte temel bilimlere dayanan bir gelişme gösteren makina mühendisliği eğitimi, 1944 yılında İTÜ‘nün kurulması ile gelişiminde yeni bir yön kazanmıştır. 1970‘e kadar çok az sayıda üniversitede verilen makina mühendisliği eğitimi, 1960‘lı yılların sonrasında açılan özel yüksek okulların bu eğitimi vermesiyle ve bu okulların devletleştirilerek akademilere dönüştürülmesi ile yaygınlaştırılmıştır. 1982 yılında 16 üniversitede 21 fakültede verilen makina mühendisliği eğitimi, 1992 yılında bir gecede kurulan 24 üniversite ile makina mühendisliği eğitimi veren üniversite sayısı 33‘e fakülte sayılı ise 36‘ya, 2001-2002 öğretim yılına gelindiğinde 40 üniversitenin 43 fakültesinde verilir hale gelmiştir. YÖK tarafından 7 fakültede daha açılması kararı alınan makina mühendisliği bölümü ile çok kısa bir zaman sonra eğitim veren fakülte sayısı 50‘ye yükselecektir.

Her yıl 4000‘in üzerinde öğrenci makina mühendisliği eğitimine başlamakta, yaklaşık olarak 3500 öğrenci makina mühendisi olarak eğitimini tamamlamaktadır. 1983‘te 9500 olan makina mühendisliği eğitimi gören öğrenci sayısı 20000‘e çıkmıştır. Kontenjanlarda ve öğrenim gören öğrenci sayılarında yirmi yılda %100‘leri aşan artışlar meydana gelmesine rağmen, aynı artış oranlarını öğretim elemanları sayısında görmek mümkün olmamaktadır. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci oranı (34), gerek teknik bilimler ortalamasının (31), gerekse Türkiye ortalamasının (32) üzerindedir.

Kontenjanların artmasıyla birlikte, artırılan kontenjanların meyvelerini vermesi uzun sürmemiş, mezun olan öğrenci sayısı, 1983‘de 1290 iken 2000 yılında 3280‘e ulaşmıştır. Bu sayılar DPT‘nin yapmış olduğu teknik personel arz ve talep projeksiyonuyla uyuşmamaktadır.

Sonuçlar;

· Toplumsal ve ekonomik kaynakları sınırlı olan ülkeler, olanaklarını en rasyonel biçimde kullanabilmek üzere kısa ve uzun dönemli belirlenen amaçlar doğrultusunda yönlendirmek zorundadır. Toplumsal gelişimin önünü açabilecek, toplumsal ve ekonomik yaşamda önemli sonuçlar doğurabilecek eğitim politikalarının belirlenen hedefler doğrultusunda planlanması gerekmektedir.

· Yüksek öğretim politikası genel bir eğitim planlaması içinde ele alınmalı, ekonomik ve sosyal gelişme planları ile uygunluk sağlayacak şekilde saptanmalıdır. Söz konusu mühendislik eğitimi olduğunda hele hele makina mühendisliği eğitimi olduğunda, eğitim planlamasının ülke sanayiinin gelişimi kapasitesi doğrultusunda yapılması gerekmektedir.
• Mühendislik eğitimi veren üniversitelerin tek tek akredite edilmesi yerine tüm eğitim kurumlarının düzeyi dünya standartları seviyesine çıkartılmalı ve bu konuda politika oluşturmak ve bir program dahilinde gerçekleştirmek devletin ödevleri arasında olmalıdır.