ÖĞRENCİ ÜYE KURULTAYI 2005

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
Tarih ve Saat: 13 Mart 2005 Pazar - 11:00 - 13 Mart 2005 Pazar - 11:00
Yer: ANKARA

ÖĞRENCİ ÜYE KURULTAYI 2005 - SONUÇ BİLDİRGESİ
Mühendislikte ve Eğitimde Yeniden Yapılanma, İşsizlik ve İstihdam, Mühendislik ve Etik, Mühendisliğin Toplumsal Sorumluluğu ve Örgütlenme alt başlıklarıyla Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Mersin, Trabzon ve Zonguldak Şubelerinde toplam 15 bölgedeki yerel kurultaylarda tartışarak oluşturduğumuz görüşleri Kurultayımızda ortaklaştırdık.

12/13 Mart 2005 tarihlerinde 18 şube, 45 üniversiteden 3200 öğrenci üyenin katılımıyla "Mühendislik Eğitiminin Sorunları ve Mühendisliğin Geleceği" konu başlığında gerçekleştirdiğimiz öğrenci üye kurultayının sonuç bildirgesini kamuoyuna ve ilgililere duyuruyoruz.
Neo-liberal küreselleşme ideolojisinin toplumsal ve kamusal alanları yeniden tanımlayarak, bu alanları bireysel yarar ve piyasa süreçlerine bağlı kılması, toplumsal ilişkilerin tümünü etkilediği gibi eğitim alanını da etkilemiştir. Sermayenin önemli yatırım alanlarından biri olan eğitim, kapitalist ilişkiler içerisine alınmakta ya da diğer bir deyişle bir bütün olarak eğitim sistemi metalaştırılmaktadır.
Mühendislik eğitimi piyasaya uyum için giderek bilimsel içeriğinden yalıtılmakta ve köşe dönmeci "pragmatik" düşünce yöntemine indirgenmektedir. Ezberci anlayış sonucu öğrenci üzerine bilgi yığını yapılmakta, düşünmeyen ve sorgulamayan, edilgen bir insan tipi yaratılmak istenmektedir. Kapitalizm sürekliliğini bilimsel düşüncenin tarihsel gelişimine direnç oluşturarak sağlar. AB‘ye uyum süreci adına eğitime dayatılanlar mevcut yapıyı iyileştirmeye değil karmaşayı artırmaya ve şirketleşen üniversite anlayışının gelişmesine sebep olmaktadır. Akreditasyon, teknokentler, KOSGEB‘ler bilimin toplum yararına gelişmesine değil, şirketleşen üniversitelerin pazar içinde rekabet gücünün artmasına hizmet etmektedir.
Eğitim programlarının hazırlanması sırasında öğrenciler ve öğretim görevlileri söz sahibi olamamakta, programlar üniversitelere göre merkezi idarenin denetiminde yapılmakta ve farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Eğitim sistemimiz bu programlarla, ağırlıklı olarak teorik düzeyde kalmakta, halkın ihtiyaçlarından ve güncellikten uzak, öğrencileri ezberciliğe iten bir hal almaktadır. Kaliteli ve yeterli sayıda öğretim elemanı sayısının azlığı eğitim kalitesini düşürmektedir. Ekonomik koşulların kötü olması, öğretim elemanlarının ek işlerle uğraşmasına yada performans düşüklüğüne neden olmaktadır. Diğer yandan da öğretim görevlilerinin bilimsel araştırmalara harcaması gereken zamanlarını, yaşamsal kaygılarla sahip oldukları bilgi birikimlerini sermayenin hizmetine sunmasına yol açmaktadır.
Bu eğitim sürecinden geçen öğrenciler ise mezuniyetlerinin ardından işsizlikle karşı karşıya kalmış, iş bulabilenlerinden ise kuralsızlaştırılmış (esnek) çalışma koşullarında, insana ve doğaya karşı suç işleyerek çalışmaları istenmiştir. Bu gün pek çok mühendis, mühendislik eğitimi almasına rağmen asgari ücrette sigortasız, işçi statüsünde çalışmaktadır. Bu gün mühendis egemen güçlerin sistemlerini sürdürmek ve karlarını arttırmak için izlenen politikalar sonucunda yoksullaşmakta ve işçileşmektedir. Bununla birlikte teknolojik gelişmelere karşın çalışma koşullarının emekten yana iyileştirilmemesi KİT‘lerin özelleştirilmesi veya kapatılması, mühendislerin işsizleşmesinin nedenlerindendir. Ülkemizde siyasal iktidarların yıllardır uyguladıkları politikalar sonucunda yatırımlar durdurulmuş, sanayileşmeden ve mühendisinden vazgeçmiştir. Bu da mühendisleri taşeronlaştırmaktadır.
Mühendis iş yaşamında toplumun çıkarına olanla olmayan arasında bir seçim yapmak durumunda kalacak ve burada onurlu bir tercih yapması beklenecektir. Ama sistemin şartları altında ezilme tehlikesi, işsiz kalma ya da toplumsal statüsünü kaybetme riski demoklesin kılıcı gibi başında sallanacaktır. Bugün etik kuralları olarak ortaya çıkarılan tüm kurallar çelişkilidir. Üretim toplum için yapılmadığı sürece bu çelişkinin ortadan kalkması imkansızdır. Bu noktada bireysel etik kurallara uyma kaygısı yeterli değildir. Toplumsal bir dönüşüm gerektiği apaçık ortadadır. Bunun için ise mühendisin en başta örgütlenmesi gerekmektedir.
Bütün bunlara karşı durmak, mühendislik ve mimarlık meslek mensuplarının ortak gereksinmelerini karşılamak, mesleki etkinlikleri kolaylaştırmak, mesleğin genel yararlara uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere, meslek disiplinini ve ahlakını korumak; kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve kültürel kalkınmasında gerekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak için örgütlenerek mücadele içerisinde olmalıdır. Örgütlenmiş bir mühendis sorumluluk duygusu taşır ve birey olduğunun bilincindedir. Topluma yararlı olmak ister. Diğer bilimlerle koordineli bir bilgi alışverişi içerisinde bulunur. Teknik eksikliklere karşı sistemli bir şekilde çözümler arar ve üretir. Çok yönlü düşünen ve etkileşen mühendis olarak konumlanır. Böylelikle mühendislik eğitimindeki organizasyonlar daha hızlı ve sağlıklı yürütülür; bilgiye daha hızlı yaklaşılır. Mühendislik eğitimindeki sorunlara karşı hızlı yan yana gelişlerle çözüm üretir.
Odamız, toplumu bilimsel akıl yönünde dönüştürmenin ve geliştirmenin bir aracı olarak çalışmaktadır. Bu anlayışla biz Makina Mühendisleri Odası öğrenci üyeleri olarak taleplerimizi kamuoyuna duyuruyoruz.

Taleplerimiz

1. Üniversitelerimizde 12 Eylül hukukundan günümüze kalan ve uygulanan YÖK sisteminin eğitim modeli açısından verimli olmadığı tüm toplum kesimlerinde genel bir kabul görmektedir. YÖK kaldırılmalı, YÖK‘ün baskı ve yıldırma yöntemi olarak uyguladığı tüm soruşturmalar, okuldan atmalar ve sürgünler geri alınmalı, Yönetmelikler iptal edilmelidir. Özerk, demokratik, katılımcı bir üniversite sistemi hayata geçirilmelidir.
2. Üniversitelerin karar mekanizmaları demokratik bir işleyişe açık olmalıdır.Üniversitede söz, yetki, karar üniversitelerin bileşenleri olan öğrenciler, akademisyenler ve üniversite emekçilerine verilmelidir.
3. Küreselleşme doğrultusunda sermaye isteklerine göre üniversitelerimizin yeniden yapılandırılmasına son verilmelidir. Özelleştirmeden vazgeçilmeli, Sermaye çevrelerine üniversitenin hiçbir organında yer verilmemeli, bilimi sermayenin tekeline sunan teknopark, teknokent gibi uygulamalar son bulmalıdır.
4. Anayasal bir hak olan parasız eğitim her an çeşitli saldırılara uğramaktadır. Öğrenciyi müşteri olarak konumlandıran, okullarımızı ticarethaneye çeviren tüm uygulamalara son verilmelidir. Harç, ikinci öğretim, yaz okulu, öğrenci belgesi, transkript gibi paralı uygulamalar kaldırılmalıdır. Üniversitedeki tüm öğretim ve sosyal haklar parasız hale getirilmelidir. Bütçeden eğitime ayrılan pay mutlaka arttırılmalıdır.
5. Her düzeyde, bölge farkı gözetmeksizin eşit, parasız, demokratik, bilimsel eğitim verilmeli; yabancı dilde öğrenime son verilerek anadilde eğitim hakkı tanınmalıdır. İdeolojik kaygılarla niteliksiz, alt yapısı eksik üniversite açılması uygulamalarına son verilmeli, bilimsel ilkelere göre eğitim verilmelidir.
6. Sorgulayan, özgür düşünen ve bilimsel olarak gelişen bir üniversite kimliği için ezberci ve baskıcı eğitimden vazgeçilmelidir. Uygulamalı ders sayısı ve laboratuvarlar artırılmalıdır.
7. Üniversitelerde barınma ve beslenme sorununu giderecek yapılanmalar hayata geçirilmeli her öğrenci sağlıklı beslenme ve barınma hakkına sahip olmalıdır. Öğrenci sağlık sigortası hakkını kazanmalıdır .
8. Üniversite eğitimi ve öğretimi için öğrenci, öğretim elemanı ve eğitim konusundaki meslek örgütleri bir araya gelerek genel bir toplumsal konsensüsle yeni bir eğitim modeli hazırlamalıdırlar. Mühendislik eğitimi ve öğretimi programlanırken mutlaka TMMOB‘nin görüşleri alınmalıdır.
9. Eğitim sistemindeki çarpıklıkların eseri olarak gördüğümüz ve uygulanmaya çalışılan yetkin, yeterli mühendis vb. uygulamaların yerine Odanın ve TMMOB‘nin mühendislik eğitiminde organik bir görev üstlenmesi ve bu konuların özgür platformlar oluşturularak tartışılması sağlanmalıdır.
10. Stajyer alan firmalar üniversiteler tarafından denetlenmeli ve stajerlere mesleki bilgilerin aktarılması sağlanmalıdır. Odamızın denetimi ve üniversitelerin yürütücülüğünde öğrencilere staj imkanları sağlanmalıdır. İşletmelerin geleceğin mühendislerine yetenekleri doğrultusunda, mühendislikle ilgili görev ve sorumluluk verilmeleri sağlanmalıdır.
11. İnsanlar okula başlama yaşından itibaren yetenekleri açığa çıkarılarak eğitilmeli ve yönlendirilmelidirler. Meslek liseleri, lise ve üniversiteler topluma ara eleman yetiştirecek tarzda düzenlenmelidir.
12. Mühendislik öğrencilerinin çalışma alanları ve toplumsal yaşamla bağlarını arttıracak düzenlemeler yapılmalıdır.
13. Üretimin artmasıyla istihdamın da artacağına dair egemen söyleme rağmen çalışma koşullarında iyileşme olmamış, işsizlik giderek artmıştır. Mühendislerin çalışma koşulları iyileştirilmeli, MMO da izlediği politikalarla bu konuda emeğin yanında yer almaya devam etmelidir.
14. Özelleştirmeler son bulmalı, AB‘ye uyum adı altında çıkarılan kölelik yasaları iptal edilmelidir. TMMOB özelleştirme uygulamalara direnen işçilerinin yanında olmaya devam etmelidir.
15. Ülkemizdeki demokratik kitle örgütleri özellikle de TMMOB‘ye bağlı odalar çalışma yürüttükleri alanlarda öğrenciler ve toplumun diğer kesimleri ile ortaklaşa çalışmalarını arttırmalıdır.
16. Odamız varolan öğrenci sorunlarına eğilirken, eğitim sistemini kuşatan neo-liberal politikalara ve onların olumsuz yansımalarına alternatif çözümler üreten, tartışan bir öğrenci örgütlülüğünü daha da geliştirmelidir. Örgütlülüğümüz bilgiyi piyasa değerine ve sermayenin mantığına terk eden neo-liberal saldırı karşısında bilginin ve eğitimin demokratikleştirilmesi ve kamusallaştırılmasının gerekliliğine dair çalışmalarda yer almalıdır.
17. Her türlü gizli - açık emperyalist anlaşmalar iptal edilmelidir. DTÖ,GATS, MAI, MIGA ve Tahkim yasaları geri çekilmelidir. NATO dağıtılmalıdır. Her türlü emperyalist çıkarları koruyan birlikler dağıtılmalı, halkların çıkarlarını gözeten politikalar hayata geçirtilerek AB‘ye hayır denmelidir. TMMOB ve Odamız bu doğrultuda etkin çalışmalar yürütmelidir.

Sonuç olarak
Bizler;
- TMMOB Mühendislik Mimarlık Kurultayı‘nda ifade edildiği gibi "TMMOB ve Odaları; gerek Dünya Ticaret Örgütü gerekse Avrupa Birliği (Gümrük Birliği) kanallarından gelen teknik ve mesleki mevzuat uyarınca mühendislik/mimarlık meslek alanlarının düzenlenmesine dönük uyumlaştırma (emperyalist/kapitalist ilişkilere tümüyle bağlanmak anlamında) çalışmalarına karşı durur, bu yönde izlenen politika ve uygulamalar ile mücadele eder." ilkesini benimsiyor ve bu kapsamda çalışmalar yürüteceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz.
- İnsan hayatının kâr oranları ile değerlendirilmesini doğru bulmuyoruz. Özelleştirmelerin daha fazla işsizlik , daha ağır çalışma şartları,daha fazla yoksulluk olduğunu biliyoruz. Bu yüzden; sömürü odaklı tüm yerli ve yabancı sermaye toplulukları zenginliklerine zenginlik katsın diye ortaya konan tüm uygulamalara karşı çıkıyoruz. Vahşi ekonomi politikaları değil, üretim ve adaletli paylaşım odaklı politikaları destekliyoruz.
- İnsan hayatının en yüce değerlerden olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden; silah tüccarları ve petrol zenginleri kazanacak diye insanın ve doğanın katledilmesine karşı çıkıyoruz. Kurşun değil ekmek, ölüm değil yaşam, savaş değil barış istiyoruz.
- Üniversite içinden ve dışından ellerinde satırlarıyla, silahlarıyla üniversitelere gelerek saldırılar düzenleyen anlayışı kınıyor, her türlü faşist baskılara karşı direneceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.
Bunun için mühendislik yapmak, bunun için üretmek istiyoruz.

YAŞASIN ÖZERK DEMOKRATİK ÜNİVERSİTE MÜCADELEMİZ!
YAŞASIN BAĞIMSIZ SANAYİLEŞEN DEMOKRATİK TÜRKİYE!