X. ULUSAL UÇAK, HAVACILIK VE UZAY MÜHENDİSLİĞİ KURULTAYI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
Eskişehir Şubesi

Odamız adına Şubemiz sekreteryalığında bu  yıl 10.’su düzenlenen X. Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Taşbaşı Kültür Mekezi’nde 11-12  Ekim 2019 tarihinde gerçekleştirildi.

Kurultayda, mühendis-üniversite-endüstri üçgenindeki tarafların aynı platformda buluşması ile yeni teknolojik gelişmeler, endüstrinin talepleri, teknoloji yatırımları, eğitim ve istihdam konularında mühendis gözüyle tartışma, danışma ve paylaşma ortamı oluşturulması hedeflendi. Pek çok üniversitenin yanı sıra çeşitli kamu kurum ve kuruluşunun desteklediği kurultayda Havacılık ve Uzay Sektörünün Bugünü ve Geleceği konulu bir açılış paneli toplam yedi oturum düzenledi.

Kurultayın açış konuşmaları MMO Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Atila Tomsuk  ve  MMO Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yener  tarafından yapıldı.

MMO Eskişehir Şube Yönetim Kurulu Başkanı Atila Tomsuk ‘un konuşması;

Ülkemiz havacılık sektörüne katkı sağlamak amacıyla 12-13 Mayıs 2001 tarihinde ilkini gerçekleştirdiğimiz Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayı’mızın onuncusuna hoş geldiniz.

 

Makina Mühendisleri Odası, kapsadığı bütün meslek ve uzmanlık alanlarında olduğu gibi, uçak, havacılık ve uzay Mühendisliği alanındaki çalışmalara da büyük önem vermektedir. Kurultayımızın bu kapsamda 19 yıldır kesintisiz olarak sürmesini önemsiyor ve Eskişehir’imizde sizlerin katılımı ve desteği ile onuncusunu gerçekleştirmekten mutluluk duyuyoruz.

 

Bugüne kadar gerçekleştirilen kurultaylarda eğitimden istihdama, savunma sanayinden sivil havacılığa, uydu ve uzay teknolojilerinden özgün hava aracı tasarımlarına kadar yüzlerce konu  ele alınmış ve elde edilen sonuçlar, sonuç bildirgeleriyle kamuoyuna, konuyla ilgili kurum ve kuruluşların bilgilerine sunulmuştur. Konu ile ilgilenen kesimlerin çalışmalarında faydalandıklarını değerlendiriyoruz.

 

Uçak, havacılık ve uzay mühendisliği eğitiminde önemli sorunlar yaşanmaya başlanmıştır. Yakın geçmişte ülke ve toplum ihtiyaçlarını ve istihdam imkanlarını gözetmeden, altyapı ve öğretim görevlisi eksikliklerine rağmen açılan bölümler bugün oluşan istihdam sorunlarının en büyük sebebidir. Havacılık sektörünün cazibesi nedeniyle şu an bütün boyutlarıyla görülemeyen bu sorun gelecekte daha da belirgin hale gelecektir.

 

Uçak, havacılık ve uzay mühendisi yetiştiren üniversitelerimizde eğitim; planlamacı bir anlayışla, toplumsal gereksinimleri, üretimi, istihdamı ve yaşam boyu eğitimi, ülkenin bilim ve teknoloji yeterliliğinin güçlendirilmesini temel alan bir anlayışla yaşama geçirilmelidir. Mühendislik eğitiminin gelişen teknoloji ve bilimin ışığında planlanmasında ve yapılandırılmasında, Makina Mühendisleri Odası mutlaka yer almalı ve sektördeki kurumların görüş ve önerileri alınmalıdır.

 

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), havacılık alanında eğitim veren yüksekokulların teknisyen ve tekniker formasyonuna dönük programlarından mezun olanları dahi mühendislik unvanı kapsamına almaya çalışmaktadır. Böyle bir işlem ve düzenleme, yasa ve hukuka aykırı olmasının yanında, mühendislik tanımına ve mühendislik formasyonuna ilişkin bilimsel gerekliliklere de uygun düşmemekte ve mühendislik hizmetlerini risk altına sokmaktadır.

 

Pek çok mühendislik alanını birleştiren, çok disiplinli bir teknoloji gerektiren havacılık ve uzay sanayi için Ar-Ge zorunludur. Bu alanda yürütülen çalışmalar ayrıca birçok sanayi dalına veri teşkil etmekte ve o dallarda itici güç yaratmaktadır. Sektörün gelişmesi Ar-Ge çalışmalarına verilen önemle birebir bağlantılıdır. Bunun yanı sıra ülkemizdeki Sanayi ve Teknoloji ortamında adını çok fazla anmadığımız, çok fazla sorgulamadığımız bir başka önemli  konu da Uygulama Geliştirme Merkezleri ve Uygulama Geliştirme Çalışmalarıdır. Bu konu dünyanın en önemli uzay araştırma merkezlerinde tecrübe kazanmış uzmanlarımız tarafından da yine bu kurultaylarda dile getirilmiştir. Ar-Ge merkezlerimize ilaveten, Uygulama Geliştirme Merkezlerimiz olmadan havacılık ve uzay teknolojilerinde somut adımlar atılması mümkün değildir.

 

Ayrıca sektördeki rekabet ve ülkeler arası güç mücadelesi; araştırma projelerinin desteklenmesinden daha stratejik bir işbirliği ortamının oluşturulmasını gerektirmektedir. Üniversitelerin rolü de, ekonomik büyümenin bir faktörü olarak değişmektedir. Teknolojik altyapı kurma sürecinde olan ülkelerde ise üniversite ve sanayi işbirliğinin önemi ve gereği daha da belirgin hale gelmektedir.

 

Havacılık ve uzay sektörünün gelişmesi için ayrılan ülkemiz kaynakları ister askeri, ister sivil amaçlı olsun verimli kullanılmalı, kurumlar arası eşgüdüm sağlanmalı, değişik kurumların benzer alanlarda gereksiz yatırımlar yapması ve faaliyet göstermesi engellenmelidir. Uçak, havacılık ve uzay sanayimizin ulusal ölçekli kapsamlı bir strateji ile geliştirilmesi için köklü adımlar atılması gereklidir.

 

Ülkemizde on yıl öncesine kadar dokunulmaz olarak görülen ve gerçekten de dokunulmaması gereken, savunma sanayimizin can damarı askeri fabrikaların özelleşme yolu açıldı. Yıllardır ulusal savunmamızın en önemli stratejik tesislerinden biri olan Sakarya’da kurulu Tank Palet Fabrikası (MSB Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü 1. Ana Bakım) özelleştirme kapsamına alındı ve işletme hakkının 25 yıllığına verilmesi yoluyla yabancı ortaklı bir firmaya devredilerek özelleştirildi. Tank Palet Fabrikası’nın çokuluslu yada yerli sermaye kuruluşlarına 25 yıl süre ile işletme hakkı satılarak özelleştirilmesinin, ülke ekonomisine ve özellikle ulusal savunmaya fayda sağlamayacağı, aksine zarar vereceğini görmek gerekir.

 

Buna benzer şekilde, ulusal savunmada büyük önem arz eden ve havacılık sektörüne de hizmet veren askeri fabrikalarımızın; ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının sağlanması, fabrikanın işletme verimliliğinin artırılması, yeni iş ve üretim imkanları oluşturmaya yönelik yatırımların özel sektör tarafından yapılması gibi anlamsız gerekçelerle, kabiliyet, tecrübe ve yeterlilik yönüyle kendini kanıtlayamamış yabancı ortaklı özel sermaye kuruluşlarına özelleştirme yoluyla devredilmesini onaylamıyor ve istemiyoruz.

 

Havacılık sektörünün kısa yoldan rant getirebilecek, yolcu taşımacılığına indirgenmiş bir bakış açısıyla gelişimi mümkün değildir. Teknoloji ve sanayinin kalbinde temel bilimler, mühendislik, Araştırma-Geliştirme ve Uygulama-Geliştirme bulunmaktadır. Bu noktaları birer birer planlamadan, stratejik hedefler ve işbirlikleri inşa etmeden yapacağınız devasa hava alanları sadece dev bir inşaat projesi olacak, bilinçsizce katlettiğiniz ormanlarımız, derelerimiz ve göllerimiz sadece birilerinin yanına rant kapısı olarak kalacaktır.

 

Uçak, havacılık ve uzay sektörünün dünya genelinde büyük bir hızla ilerlemesi ve gelişmesi paralelinde, ulusal sanayimizde sektöre yönelik kabiliyetlerin ve ürünlerin artırılması kaçınılmaz bir gereklilik olmuştur. Özellikle havacılık ve savunma sektörlerinde ulusal katkı payının büyütülmesi hedeflenmelidir. Bu amaç doğrultusunda izlenecek yol haritasının ülkemiz ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenmesi, kısa ve uzun vadeli planlamaların yapılması, yeni-ileri teknoloji yatırımlarının planlı olarak filizlendirilmesi, olgunlaştırılması, yürütülmesi, yönetilmesi ve sektörün kullanımına sunulmasının sağlanması kurultayımız kapsamında amaçlanmıştır.

 

Bu ihtiyaçlar kapsamında düzenlediğimiz X. Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayında, mühendis-üniversite-endüstri üçgenindeki paydaşların aynı platformda buluşması sağlanarak yeni teknolojik gelişmeler, endüstrinin talepleri, teknoloji yatırımları, eğitim ve istihdam konularında mühendis gözüyle bir tartışma, danışma ve paylaşma ortamı oluşturulması hedeflenmiştir.

 

İki gün boyunca birlikte olacağımız kurultayımızda;

  • Havacılık ve uzay sektörünün bugünü ve geleceği

konulu açılış panelimiz ile programımıza başlayacağız ve sonrasında,

  • Havacılık sektöründe bakım, onarım ve yenileştirme faaliyetleri,
  • Havacılık sektöründe yeni teknolojiler, özgün yazılımlar ve uygulamaları,
  • Havacılık sektöründe yenilikçi malzemeler ve ileri üretim teknolojileri,
  • Ar-Ge merkezleri ve sertifikasyon süreçleri,
  • Özgün hava araçları

konu başlıkları altında gerçekleştirilecek 7 oturumda toplam 20 bildiri sunulacaktır.

 

Ayrıca bugün gerçekleştirilecek oturumların tamamlanması sonrasında, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sabancı Uzay Evi ziyaretimiz olacak ve orada bizlere bir gösterim sunulacaktır. Katılımlarınızı bekliyoruz.

 

Kurultayımızın düzenlenmesinde emeği geçen kurultay Düzenleme, Danışmanlar, Yürütme Kurulu üyelerine, bildiri sunan konuşmacılara ve panelistlere, destek veren kişi kurum ve kuruluşlara, Şube Yönetim Kurulu üyelerimize ve çalışanlarımıza, kurultay sekreterine ve siz değerli katılımcılara teşekkür ederiz.

 

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün özdeyişinde dediği gibi biz de “İstikbal Göklerdedir” diyoruz. Hepinize saygılar sunarım.

 

MMO Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Yenerin konuşması ;

Sayın Konuklar, Sayın Hocalarım,

Sayın Delegeler, Sevgili Öğrenciler,

Sevgili Basın Mensupları,

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu ve şahsım adına sizleri saygıyla selamlıyorum. Onuncu Ulusal Uçak, Havacılık ve Uzay Mühendisliği Kurultayına hoş geldiniz.

Uçak, havacılık ve uzay mühendisliği ile ilgili gelişmeler, sorunlar ve sektör sorunlarının değerlendirileceği etkinliğimizin verimli geçmesini diliyorum.

1954 yılında kurulan Odamızın üye sayısı bugün 114 bine ulaşmıştır. Odamıza kayıtlı Uçak Havacılık Uzay Mühendislerinin sayısı da 915’tir.

Odamız, kapsadığı bütün meslek ve uzmanlık alanlarında olduğu gibi, uçak havacılık uzay mühendisliği alanındaki çalışmalara birinci dereceden önem vermektedir. Kurultayımızın bu kapsamda 18 yıldır kesintisiz olarak sürmesini önemsiyor ve mutluluk duyuyoruz.

Değerli Meslektaşlarım,

Uçak havacılık uzay mühendisliği dâhil meslek disiplinlerimize yönelik başlıca çalışmalarımız, Oda merkezinde Meslek Dalı Ana Komisyonları, Şubelerimizde ise Meslek Dalı Komisyonları aracılığı ile yürütülmekte ve bu komisyonlarda görev alan üyelerimiz seçimle belirlenmektedir.

Özel olarak Uçak Havacılık Uzay Mühendisleri Meslek Dalı Ana Komisyonu’nun yürüttüğü çalışmaların yaygınlaştırılması ve başarıya ulaşmasının, uçak havacılık uzay mühendislerinin çalışmalara vereceği destekle mümkün olacağını belirtmek istiyorum.

Mesleğin geliştirilmesi, mesleki bilgi ve deneyimin artırılması, mesleki çıkarların korunması, örgütsel yapımızın güçlendirilmesi kolektif çalışmalardan geçmektedir. Bu nedenle uçak havacılık uzay mühendislerini, birikimlerini Odamızla paylaşmaya, çalışma grupları ve komisyonlarda görev almaya, henüz üye olmamış meslektaşlarımızı üye olmaya, “birlikte üretme, birlikte karar alma, birlikte yönetme” anlayışımızı hep birlikte hayata geçirmeye çağırıyorum.

Değerli Konuklar,

Hemen her alanda olduğu gibi uçak havacılık uzay mühendisliği alanında çalışan meslektaşlarımızın sorunları her geçen yıl artmaktadır. Eğitimden çalışma yaşamına ve sektörün kendi özel sorunlarından ekonominin genel yönetim anlayışının yansımalarına kadar bir dizi sorun artarak sürmektedir. Yetersiz istihdam düzeyi, Ar-Ge çalışmalarındaki yetersizlikler, hava taşımacılığı alanındaki çarpıklıklar başta olmak üzere ağırlaşan sorunlar mevcuttur.

Durum değerlendirmesine eğitimden başlayabiliriz. Eğitimde altyapı ve öğretim görevlisi eksiklikleri, üniversitelerde bu eksiklikleri bulunan yeni bölümlerin açılması, havacılık alanında eğitim veren yüksekokulların teknisyen ve tekniker formasyonuna dönük programlarından mezun olanların mühendislik unvanı kapsamına alınma çabası, eğitim alanında devam eden sorunlardan sadece birkaçıdır.

Oysa uçak havacılık uzay mühendislerinin ülkemiz için daha verimli hizmet sunmalarının ve havacılık ve uzay sektörüne yönelik sağlıklı, gerçekçi planlamalar yapılabilmesinin, daha etkin üretim ve hizmet potansiyeline sahip olmanın yolu en başta nitelikli eğitimden geçmektedir.

Değerli Katılımcılar,

Sanayinin her kolunda görülen üretimin Ar-Ge ayağı, havacılık ve uzay sektöründe de sorunludur. Oysa hepimizin bildiği gibi Ar-Ge pek çok mühendislik alanını birleştiren, çok disiplinli bir teknoloji gerektiren havacılık ve uzay sanayii için zorunludur.

Bilindiği gibi Ar-Ge merkezleri türlü teşviklere tabidir ve bu nedenle kamu kaynağı kullanılmaktadır.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre ülkemizde faaliyette olan Ar-Ge merkezi sayısı bin 195, toplam çalışan sayısı 59 bin 47’dir. Mevcut Ar-Ge merkezlerinin 48’i savunma ve havacılık sektöründe faaliyet göstermektedir.

Ar-Ge’ye ayrılan kaynakların ülke genelindeki sınırlılığından havacılık sektörü için pek söz edilemediği bilinmektedir. Bu noktada sorun şöyle tanımlanabilir: Bu kaynaklar, planlı, etkin ve verimli bir şekilde kullanılmakta mıdır? Havacılık projelerinin ömür döngüsünün uzunluğu göz önüne alındığında bu alana ayrılan kısıtlı kamu kaynağının gerçekçi hedeflere ve planlı bir şekilde kullanılmasının hayati önemi ortaya çıkmaktadır. Zira güncel kaygılarla ve dağınık/odaklanılmamış hedeflerle yola çıkmanın bedelleri ağır olmaktadır.

Değerli Katılımcılar,

Havacılık sektörün en önemli ayaklarından biri kuşkusuz havayolu taşımacılığıdır.

Türkiye, bugün havayolu yolcu sayısında dünyada 9., Avrupa’da 5. sıradadır. Uçak trafiğinde ise Avrupa’da 3. sıradadır. 2018 yılı itibarıyla toplam uçak sayısı 515; yolcu sayısı 211 milyon, koltuk kapasitesi 100 bin, kargo kapasitesi 2 milyon 194 bin tona ulaşmıştır.

Her geçen gün büyüyerek gelişen havayolu taşımacılığı pazarı gerçeğine karşın, toplumsal faydayı maksimum kılacak yatırımlar yapmak yerine sektörün uluslararası sermayenin iştahını kabartmada kullanılması tercih edilmektedir.

Zira ulusal havacılığın simgesi olan Türk Hava Yolları (THY) artık özel şirket statüsündedir ve hem yüzde 51’i “halka arz” yoluyla özelleştirilmiş, hem de yüzde 49,12 kamu hissesi Varlık Fonu’na devredilmiştir.

Yoğun talep ve imkânların olduğu bir pazarda THY, yanlış yönetim anlayışı sonucu, Sayıştay raporlarına da yansıdığı üzere 7 milyar 829 milyon TL’ye yakın zarar etmiş, zarar ederken ve pek çok uçağı kullanılmazken bile uçak alım ve kiralamalarına devam etmiştir. Yani zarar göz göre göre katlanmıştır. Bu kadar zararın neden biriktiği sorusu ise, THY Varlık Fonu’na devredildiğinde açık bir şekilde yanıtlanabilir hale gelmiştir.

THY örneği, hava taşımacılığının nasıl ve hangi amaçlarla yönetildiğinin kanıtı durumundadır. Önce “altın hisse” formülü ile siyasetin kararından çıkmayacak biçimde özelleştirilmiş, sonrasında denetimsiz bir şekilde her türlü harcamayı yapabilir hale getirilmiş; akla uygun olmayan harcamalar bu nedenle yapılabilmiştir. Şimdi de Varlık Fonu aracılığı ile finans spekülasyonuna açık hale gelmiştir.

Bu haliyle THY’nin ulusal havacılık sektörünün çıkarlarını gözeten, bakım ve bu bağlamda mühendislik yatırımlarını planlayan kamu kuruluşu özelliği kalmamıştır.

Bu hayati hatadan bir an önce dönülmesi gerektiğini vurgulamak isterim. THY tekrar ulusal havayolu şirketimiz haline getirilmeden, özelleştirmeci anlayışlarla yönetilmesine son verilmeden, nitelikli bir hava yolu taşımacılığı anlayışından bahsetmemiz mümkün değildir. Bu hatadan dönüş, en başta sektörün genel olarak doğru yönetilmesi, bir grubun kârlılığı için değil kamu ve halk yararına yönetilmesi için atılmış en önemli adım olacaktır.

Benzer bir duruma havaalanlarında da tanık oluyoruz. Ülkemizde aktif havalimanı sayısı 2003 yılında 26 iken bugün 60’a ulaşmıştır.  Ancak yapılan ve yapılması planlanan havaalanlarında plansızlık ilk başta göze çarpan bir sorundur. Fizibilite araştırmalarındaki yetersizlik veya yanlışlar had safhadadır. İstanbul’da yapılan havaalanından izlediğimiz gibi doğal çevrenin tahribini de içeren bir dizi ihlallerle bu havaalanları inşa edilmektedir. Doğal yaşam ortamlarının ve önemli su havzalarının yok olması ile sonuçlanacak; ekolojik ve jeolojik kriterler, zemin özellikleri, kazı ve dolgu alanları, kent bilimi ve uçuş güvenliği açısından kabul edilebilir olmayan, rant öncelikli projeler hayata geçirilmektedir.

Bütün bu bilgiler ışığında diyebiliriz ki, sivil havacılık alanında özellikle bazı havaalanları, giderek problem alanlarına dönüşmektedir.

Değerli Konuklar,

Ülkemizde bilindiği gibi uzun yıllardır THY ve 2000 yılında faaliyetlerini durduran İstanbul Hava Yolları dışında hangar düzeyinde bakım yapabilen işletme bulunmuyordu. 2001 yılında bakım ve onarım hizmetleri, yerli ve yabancı özel sektör firmalarına açık hale getirildi. Başlangıçta yerli olarak kurulan özel sektöre ait bakım onarım yenileme firmaları yabancı firmalara satılmaktadır. “Maliyetleri düşürme” bahanesiyle, uçuş operasyonları, uçak bakımı ve yer bakım hizmetleri, kurumsal bünyeden çıkarılıp üçüncü firmalara devredilerek deneyimli ve eğitimli personel tasfiye edilmekte, uçuş güvenliği riske sokulmaktadır.

Görüldüğü üzere, havacılık sektörünün her alanında, kamunun yanlış yönetimi ve özelleştirmeyle birlikte etkisizleştirilen bir sektör yapısından bahsetmek mümkündür.

Sayın Katılımcılar,

Diğer birçok alan ve sanayinin her kolunda gözlemlediğimiz gibi serbestleştirme ve özelleştirmelerle etkin olmaktan çıkan, rant kaygısının ön plana çıktığı sektörler genel olarak birçok hata üretmeye mahkumdur. Kimi zaman insan hayatına mal olan bu hataların en önemli kaynaklarından birisi kuşkusuz denetimsizlik veya denetim yetersizliğidir. Örneğin 2010 yılında 5 bin 221 olan havayolu denetimleri, 2018 yılında 3 bine gerilemiştir.

Ülkemizde uçuş emniyetinin sağlanması, bir kamu kurumu olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün görevidir. Ancak Genel Müdürlük dokümanlarında nitelikli personel eksikliği görülebilmektedir. Genel Müdürlükte yeterli sayıda mühendis istihdam edilmemektedir.

Diğer yandan son yıllarda özellikle balon işletmeciliği alanında kazalar yaşanmakta ve ölümler meydana gelmektedir.

Yukarıda kısaca dile getirdiğim havaalanı işletmeciliğindeki sorunlar, bakım onarım hizmetleri alanındaki teknik eleman sıkıntıları, sertifikasız eleman çalıştırılması ve havayolu işletmelerinde az sayıda personelle çok iş yapma çabaları kaza risklerini artırmaktadır.

Değerli Konuklar,

Birçok yıl rekor bütçesiyle öne çıkan, kamu kaynaklarının oldukça bonkör bir şekilde aktarıldığı alanlardan biri de kuşkusuz savunma sanayiidir. Bu sektöre aktarılan kamu kaynağının büyüklüğü, kamuoyunun ilgisini çeker boyuttadır.

Savunma ve havacılık sanayi sektörünün yıllık ciro büyüklüğü 8,7 milyar dolardır. Çalışan sayısı ise havacılık genelinde 205 bin, savunma ve havacılıkta ise 67 bin şeklindedir.

Savunma ve havacılık sektöründen beklenen, bütçe büyüklükleriyle orantılı özgün ürün ve mühendislik başarılarına henüz ulaşılmamıştır. Kamuoyuna başarı olarak sunulan projelerin teknolojik bağımlılık nedeniyle tartışma konusu yapıldığı da bilinmektedir.

Havacılık ve uzay sektörüne yönelik sağlıklı, gerçekçi planlamalar yapılması durumunda, mal ve hizmet üretme potansiyelinin artacağı ve ilgisiz alanlarda çalışmak zorunda kalan uçak havacılık uzay mühendislerinin ülkemiz için daha verimli hizmet sunmaları mümkün olacaktır.

Değerli Katılımcılar,

Konuşmamı tamamlarken, ülkemizin küresel güçlerin baskısından ve dışa bağımlılıktan kurtarılması, kaynakların bağımsız bir şekilde değerlendirilmesi; bilimi ve teknolojiyi esas alan, Ar-Ge inovasyon ve mühendisliğe ağırlık veren, devletin ekonomideki yönlendiriciliğini toplumsal yararla birleştirerek benimseyen, dış girdilere bağımlılığı en aza indirilmiş, sosyal devlet anlayışı temelinde, istihdam odaklı ve planlı bir kalkınmayı öngören politikalar gerektiğini özellikle belirtmek istiyorum.

Havacılık ve uzay sanayimiz yalnızca savunma sanayii ile sınırlı tutulmadan ulusal ölçekte belirlenecek bir stratejiyle planlı olarak geliştirilmeli, ülkemiz lehine köktenci adımlar atılmalıdır.

Son olarak, Oda Yönetim Kurulu adına, kurultaya destek sunan tüm kurum, kuruluş, belediye, üniversite ve firmalara, bildiri sunacak, oturumlara katılacak tüm konuşmacılara, delegeler ve tüm katılımcılara, Odamız adına Kurultayın gerçekleştirilmesini sağlayan UHUM MEDAK üyelerine, danışma, düzenleme, yürütme kurullarına, kurultay sekreterine, Eskişehir Şube Başkanımız, Şube Yönetim Kurulumuz ve çalışanlarına içtenlikle teşekkür ediyor, etkinliğimizin başarılı geçmesini diliyor, saygılar sunuyorum.