SANAYİ ANALİZLERİ-64: TÜRKİYE’Yİ SERT BİR KÜÇÜLME VE ÜRKÜTÜCÜ BİR İŞSİZLİK BEKLİYOR

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası, her ay iktisatçı-yazar Mustafa Sönmez’in katkısıyla hazırladığı sanayinin sorunları bülteninin 64’ncüsünü, dövizdeki tırmanışa karşı başvurulan faiz artışına, sonrasında yaşanacak ekonomik küçülme ile işsizlik konusuna ayırdı. 

Türkiye’yi Sert Bir Küçülme ve Ürkütücü Bir İşsizlik Bekliyor

TÜİK, Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı, IMF verileri kullanılarak yapılan analizde, Merkez Bankası ve Hazine-Maliye Bakanlığı değişiklikleri sonrası artırılan faizlerin, ekonomi üstünde yaratacağı etkiler ele alındı. Döviz-faiz sıkıştırmasının 2018’de de yaşandığına ve devamında 3 çeyrek üst üste küçülme yaşandığına dikkat çekilen analizde, benzer sürecin 2020’nin kalan çeyreğinde ve 2021’de de yaşanacağına, sert bir küçülmenin ardından ürkütücü boyutta işsizlik yaşanacağına dikkat çekildi. MMO analizinde yaşananlarda, 2018 ortalarından bu yana uygulanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin aldığı yanlış kararların etkili olduğuna dikkat çekildi. Analizde şu noktalara vurgu yapıldı:

  • 19 Kasım faiz artışı ile dövizin tırmanışını biraz daha yavaşlatma, dolarizasyonu azaltma ihtimali belirdi, ama bu operasyon sonucu, 2018’de yaşandığı gibi, ekonomi yeni bir döviz-faiz mengenesine sıkışma, bu sıkışıklıkla iç talepte gerileme, dolayısıyla ulusal gelirde gerileme riski ile de karşı karşıya. Tırmanan pandemi salgınının kayıtlara yeterince girmeyen ürkütücü sonuçları, olumsuzlukları, bu ekonomik daralmanın üstüne binecek gibi. Bu da zaten zor bir yıl geçiren toplumu, ürkütücü boyutlara ulaşacak yoksulluk ve işsizlikle ağır bir kışa maruz bırakabilir. İşsizlik, dar tanımıyla yüzde 13,2 olmasına karşın, geniş tanımıyla yüzde 30’larda seyrediyor ve sayı dar tanımlıda 4,2 milyon olarak ifade edilirken geniş tanımda 10 milyon kişiyi aşıyor.
  • AKP rejiminin hem içeride hem dışarıda yitirdiği güven, sonuçta, dış sermaye girişinin kuruması ve döviz fiyatının 2016-2020 arasında yüzde 135 artışıyla 3 TL’den 7 TL basamağına çıkışına yol açtı ve bu durum ekonomide daralmayı kalıcı hale getirdi. Türkiye’nin son 3 yıldaki yüzde 1,5 dolayındaki ortalama büyüme oranı, yüzde 5 -6 olarak kabul edilen potansiyelinin neredeyse dörtte birine inmiş durumda.
  • Her döviz tırmanışının TL faiz artışıyla yatıştırılmaya çalışıldığı hastalık nöbetlerinin bir yenisi daha kapıda. 8,50 TL’yi gören dolar fiyatının, TL faizlerini yükselterek 7.50’lere çekme çabası ile bu nöbet de uzun bir durgunluk, küçülme  pahasına yatıştırılmak isteniyor.
  • 2020 son çeyreğine girerken kredi genişlemesi durdu, faizler görece artırıldı ve eğer fiili faizler, 19 Kasım’da gerçekleştirilen 475 baz puan faiz artışı ile  (TCMB fonlama maliyeti) son çeyrek ortalaması olarak yüzde 15 dolayında tutulursa, son çeyrek döviz kuru ortalaması 7 TL dolayına düşebilir. Tahminen, son çeyrekte ekonomi küçülmüş,  yüzde 5 daralmış olarak yıl kapanacak. Bu da 2020 yılının tamamında,  iniş çıkışlarla, GSYH’nin yüzde 1 küçülmesi ihtimalini güçlendiriyor.

  • Asıl unutulmaması gereken, küçülme, 2020’nin son çeyreğiyle sınırlı kalmayıp 2021’in en az ilk yarısında sürebileceğidir. 2018’de benzer bir sürecin yaşandığı unutulmamalı.
  • 2021’de küçülme, yükseltilen faizlerin iç talebi daraltması ile yaşanacak. Buna, pandeminin yeni kapanmaları zorlaması da eklenecek gibi. GSYH’de küçülme, 2021’in ikinci yarısına da taşabilir. Dolayısıyla 2021’in tamamında sert bir milli gelir daralması ve onun getireceği sert bir işsizlik, yoksullaşma dalgası çok muhtemel gözüküyor.
  • AKP rejimi ağırlaşmakta olan yoksullaşma ve işsizleşme karşısında, toplumu Erdoğan’ın “acı reçete” dediği cendereye katlanmaya hazırlanıyor. Erdoğan, reçeteye teselli olarak bir de “Hukuk reformu”ndan da söz ediyor. Bu “havucun” arkasında, hukuk devletinden uzaklaşmış bir ülke görüntüsü nedeniyle Türkiye’ye güveni azalan Batı dünyasına hoş görünme, bundan kaynaklanan sermaye girişi iştahsızlığını elimine etme niyeti de var. Ayrıca içeride acı reçeteye karşı sızlanmalara karşı, “hukuk reformu” pansumanının işe yaraması umuluyor.

Yayına Giriş Tarihi

2020-11-24 05:00:00