11. OTOMOTİV SEMPOZYUMU "KALIPÇILIK VE TASARIM"

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
Tarih ve Saat: 08 Mayıs 2009 Cuma - 11:15 - 09 Mayıs 2009 Cumartesi - 11:15
Yer: TÜYAP - BURSA

XI. OTOMOTİV SEMPOZYUMU "KALIPÇILIK VE TASARIM" SONUÇ BİLDİRGESİ

TMMOB Makina Mühendisleri Odası’nca 1984 yılından bu yana çeyrek asırdır düzenlenen 10 ayrı sempozyumun ardından, 8–9 Mayıs 2009 tarihlerinde Bursa TÜYAP Fuar Merkezinde gerçekleştirilen 11. Otomotiv Sempozyumu, kapitalizmin yaşadığı en büyük krizlerden birinin ortasında toplanmıştır.

Bursa Şubemiz yürütücülüğünde Kalıpçılık ve Tasarım ana teması ile gerçekleştirilen ve Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Taşıt Araçları Yan Sanayii Derneği (TAYSAD), Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), sektörel kuruluşların temsilcileri, uzmanlar ve akademisyenlerin katıldığı sempozyum, sektörde faaliyet gösteren birçok kurum ve kuruluş tarafından desteklenmiştir.

Sempozyumda; "Ülke Sanayisinin Genel Durumu" konusunda bir değerlendirme oturumu, "Küresel Krizin Türk Otomotiv Sektörüne Güncel, Orta ve Uzun Dönemdeki Etkileri ve Alınabilecek Önlemler" konulu bir panel ve "Otomotiv Sempozyumunun Dünü" konulu bir sunum yapılmıştır. Ayrıca, "Rekabet Öncesi İş Birlikleri", "Türkiye‘de Otomotiv Kalıpçılığı, Gelişimi ve Sorunları", "Avrupa ve Dünya Kalıpçılığı", "Yeni Malzemeler ve Uygulamaları", "Otomotiv Çalışanlarının Çalışma Koşulları, İş Güvencesi, Sektörün Dünü ve Geleceğine Yönelik Beklentileri", "Kalıpçılıkta Yeni Teknolojiler ve Yaklaşımlar", "Kalıpçılık ve Tasarımda Bilgisayar Destekli Uygulamalar", "Kalıpçılık, Üretim ve Mühendislik", "Otomotiv ve Mühendislik" ile "Yeni Teknolojiler, Hibrit, Hidrojen Yakıtlı Otomobiller" konu başlıkları altında düzenlenen 3‘ü paralel, 13 oturumda 25 bildiri, sunulmuş, 6 farklı panel gerçekleştirilmiştir. Sempozyumu 168‘i kayıtlı delege olmak üzere, 493 kişi izlemiştir.

2008 yılının ortalarından itibaren önce ABD‘de, daha sonra Avrupa‘da öncelikle finans sektörünün çökmesi ile başlayan küresel ekonomik kriz, hızla reel sektörlere yayılmıştır. Bu bağlamda ihracatının yarısından fazlasını AB ülkelerine yapan Türkiye; küresel krizin kendisini teğet geçmesi bir yana, krizden en çok etkilenen ülkelerden biri olmuş, 2008 Ağustos ayından sonra gerileyen sanayi üretimi, yılın ilk aylarında % 24‘e varan azalış ile yüksek bir noktaya ulaşmış, motorlu kara taşıtları sanayi tüm sanayi ürünleri içinde % 59 ile en büyük düşüşü yaşamıştır. Sempozyumun gerçekleştiği tarihten önceki iç ve dış ekonomik gelişmeler, otomotiv sektörünü yakından etkilemiştir. Başka bir deyişle, ekonomik krizde otomotiv sanayi ve onun çalışanları büyük bedel ödemiştir.

Ülke sanayisi ve en yakıcı olarak da otomotiv sektörü üretim, yatırım, istihdam, kapasite kullanımı ve talep alanlarında daralma şeklinde krizden ciddi olarak etkilenirken, Türkiye aşırı iç-dış borçlanma, ekonomik küçülme ve işsizlikte dünya ikinciliğinde somutlanan bu kriz ile çalkalanmaktadır. Kriz emeğiyle geçinen tüm toplumsal kesimlerin yaşam standardını geriletmiş, işten atılmalar, zorunlu izinler, ücret kesintileri olabildiğince artmış, işini kaybetmeyenler açısından ekstra mesai ve ek çalıştırma yöntemleri devreye sokulmuş, eksik iş gücü mühendisler ve çalışanların omuzlarına yüklenmiştir.

Türkiye‘nin otomotiv üretiminde ihracatın payının yüksekliği aslında birçok sorunun üstünü örtmüştür. Devrim otomobilinin yapımıyla ülkemiz mühendisliğinin yakaladığı başarının devamı getirilememiş; otomotiv sanayii dışa bağımlı olarak gelişmiştir. 1990‘lardan itibaren üretici firmalar motor aktarma organları, elektronik, hidrolik ve pnömatikte temel ürünlerde yerli üretimden vazgeçip ithalata yönelmiş ve bugün hammadde ve yardımcı maddeler dahil dış girdi oranı % 79‘‘u bulmuştur. Türkiye ihracatının ana pazarı olan AB ülkelerinde talebin krizle birlikte hızla azalması, gerçekte sektörün yaşadığı derin bunalımın başlıca nedenidir. Çünkü ihracatta, katma değer açısından işgücü dışında Ar-Ge ve inovasyona dayalı bir katkı söz konusu değildir.

Dünya otomotiv sanayinde kapasite fazlası vardır ve özellikle kriz dönemlerinde ana üreticiler, aldıkları devlet teşviklerinin sonucu olarak, fason üretim yaptırdıkları ülkelerdeki üretimlerini kısarak kendi ülkelerine kaydırmaktadırlar. Bu durumdan ülkemiz otomotiv sanayi zarar görmektedir. Dolayısıyla küresel şirketlerin maliyetleri aşağı çekebilmek ve azami kâr amacıyla yer değiştirmelere yönelebileceği, Türkiye‘deki teknoloji ve ölçekten kaynaklanan nedenlerle üretim tesislerinin başka ülkelere kaydırılmasının söz konusu olabileceği gözetilmelidir.

Türkiye, kurulu üretim kapasitesi 1,5 milyon araç/yıl olmasına karşın, 2008 yılında 1.147.110 adet motorlu araç üretmiş ve bunun % 80‘i ihraç edilmiştir. İhraç edilen araçların bedeli 24,7 milyar ABD dolarıdır. Otomobil, ulaştığı hacimle Türkiye‘nin 1 numaralı üretim ve ihraç sektörüdür. Dünyaya paralel olarak Türkiye‘de 2008 yılında başlayan daralma 2009‘da da sürmüş, bu yılın Ocak-Nisan döneminde toplam otomotiv üretimi % 54, ihracat ise % 55 azalmıştır. İç piyasanın % 68‘i ithal otomobiller tarafından paylaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı 2008 yılı sonları ve 2009 yılı başlarında Türkiye‘deki otomotiv üreticilerinde 2 aylık üretim durdurmaları meydana gelmiş; Türkiye‘de tarihi işsizlik rekorları kırılırken, sektörde işsizlik oranı mühendisler de dahil olmak üzere % 20‘lere ulaşmıştır. Bu yakıcı gerçekler karşısında hükümet krizin Türkiye‘yi teğet geçeceği söyleminden vazgeçmiş, önce kısa çalışma ödeneğini, bilahare ÖTV indirimlerini önlem olarak sunmuştur. Ancak bu gibi önlemler pansuman tarzı yarar sağlamanın ötesine geçememektedir. Diğer yandan üretimi durdurma, işten çıkarma v.b. olguların masaya yatırılması, çalışanların haklarını kesin güvenceye alacak şekilde hukuki düzenlemelere gidilmesi ve istihdamın korunması sosyal bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışanların iş güvencelerinin korunması, uzun vadeli düşünüldüğünde çalıştıkları şirketlerin deneyim ve bilgi birikimlerinin kaybolmaması ülkemiz otomotiv sanayi açısından hayati bir öneme sahiptir.
Odamız kamuoyuna olan sorumluluğunun bilinciyle, benzer etkinliklerinde olduğu gibi sempozyumumuzun, bilim ve teknolojinin ışığında etkin bir tartışma ortamı yaratarak, önemli bir platform oluşturduğu düşüncesindedir. Bu bağlamda etkinlik boyunca yapılan tartışmalarla elde edilen aşağıdaki hususların kamuoyunun bilgisine sunulmasına karar verilmiştir.

•    Ülkemizin kaynakları küresel güçlerin baskısından bağımsız bir şekilde değerlendirilerek bilimi ve teknolojiyi esas alan, AR-GE ve inovasyona ağırlık veren, yerli yatırımcıyı özendiren ve koruyan, devletin ekonomideki yönlendiriciliğini artıran, dış girdilere bağımlı olmayan, öznesine sosyal devlet anlayışını oturtan, istihdam odaklı ve planlı bir kalkınmayı öngören politikalar uygulanmalıdır.

•    Ülke otomotiv sanayinin gelişmesi için özellikle Ar-Ge ve alt yapı tesislerinde, firmalar arasında rekabet öncesi işbirlikleri teşvik edilmeli, devlet bu konuda yönlendirici olarak kıt kaynakların ortak değerlendirilmesini sağlamalıdır. Bu noktada Sempozyumun ana teması olarak belirlenen ve şu ana kadar ana sanayilerin yönlendirmesi ile gelişen Kalıpçılık; gelişmeye açık, devlet tarafından desteklenerek güçlendirilmesi gerekli bir sektördür. Kalıpçılık sektörü, iç ve dış pazarların ihtiyaçlarını karşılayabilecek bilgi ve deneyime sahiptir ancak sektöre yeterli güven ve desteğin sağlanması gerekmektedir.

•    Türkiye‘de ulusal markaların azlığı ülkemiz için çok ciddi bir risktir. Bu noktada, otomotiv sanayini Türkiye‘de sürekli kılmanın yolu, sadece üretim merkezi olmaktan çıkarak, tasarım, Ar-Ge ve üretim merkezi haline gelmek, öte yandan ulusal bir programla bir vizyon yaratarak Türkiye‘nin kendi otomotiv sanayisini kurmasını ve geliştirmesini sağlamaktır. Otomotiv sektörü için bu yönde stratejik ulusal planlama yapılmalıdır.

•    Tasarım geliştirmeye yönelik Ar-Ge faaliyetlerine desteğin yan sanayi ve KOBİ‘lere de ciddi biçimde yayılması, özellikle yan sanayide kalıp tasarımlarına öncelik verilmesi; ana sanayinin yan sanayinin işgücü ve yatırım maliyetlerini paylaşması; yeni projelerde üretim öncesi tasarım–geliştirme–prototip–kalıp safhalarında yerli üretimin egemen kılınması; kalifiye eleman, mühendis istihdamı ve Ar-Ge çalışmalarını özendirici kredi ve teşvik uygulamalarının gündeme alınması sağlanmalıdır.

•    Türkiye‘nin Ar-Ge merkezi olması düşüncesi, kuşkusuz Türkiye‘de otomotiv sanayinin kalıcılığı ve Türkiye‘de gerçekleştirilen işlerin niteliğini artırmak açısından son derece önemli ve gereklidir. Ancak ulusal otomotiv sanayi yeterince geliştirilemezse, üretimde olduğu gibi Ar-Ge‘de de taşeronluk düzeyinde kalınabilir. Önemli olan Ar-Ge sonucunda ortaya çıkan fikri ve sinai mülkiyetin ülkemiz firmalarına ait olması, oluşturulan katma değerin ülkemizde kalmasıdır.

•    Sektörde rekabet gücü ve katma değerin artırılması için ithalata dayalı ana girdilerin yerli kaynaklardan temini amacıyla üretim mekanizmalarının çok güçlü bir şekilde harekete geçirilmesi gerekmektedir.

•    İthal araç miktarları, devletçe alınacak önlemlerle düşürülmeli ve Türkiye‘de üretilen araçlarda yerli katkı oranı yükseltilmelidir. Bu gerekliliklerin yerine getirilebilmesi için ekonominin borç kıskacından kurtarılması, üretimci, yatırımcı, istihdamcı, öz kaynaklara dayalı kalkınmacı bir yönelime girilmesi gerekmektedir.

•    Sektörde mühendis istihdam oranı çok düşük bir düzeydedir. Mart ayı itibarıyla sektörde işsizlik, meslektaşlarımızı da kapsar bir şekilde % 20‘ye çıkmıştır. Bu noktada önemli bir gerçeğe işaret etmek ve istihdama ilişkin bir uyarıda bulunmak istiyoruz: Metal sektöründeki 500 büyük sanayi kuruluşunda yapılan bir araştırma, çalışanların 1 yıllık çalışma ile 5 yıllık gelirlerini karşılayan değerde bir üretim gerçekleştirdiklerini ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle iflas, üretimi durdurma, üretime ara verme, fazla mesai ücreti ödememe, ücret ödemesini geciktirme, ücret düşürme, izinlerin erken kullandırılması ve uzatılması, ücretsiz izin, kısa çalıştırma, erken emeklilik ve işten çıkarma olgularının dürüstçe masaya yatırılması ve istihdamın korunması gerekmektedir.

TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI