Depremi Unutmayalım, Unutturmayalım

×

Hata mesajı

  • Notice: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 771 satırı) içinde Undefined index: 3.0.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 777 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 781 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_glyphicons() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 841 satırı) içinde array_merge(): Argument #1 is not an array.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
  • Warning: _bootstrap_icon() (/var/www/html/sites/all/themes/bootstrap/includes/common.inc dosyasının 875 satırı) içinde in_array() expects parameter 2 to be array, null given.
Bursa Şubesi

Afetlere Karşı Sağlıklı ve Güvenli Bir Çevrede Yaşam Bütün İnsanların Hakkıdır. Bunu Sağlamak da Genel de Yerel İktidarların Görevidir

Doğal Olan Depremdir, Doğal Olmayan ise Afettir

Yapılmayanları ve Yapmayanları Sorgulayalım!

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu 01-07 Mart Deprem Haftasına ilişkin BAOB ortak toplantı salonunda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı TMMOB Bursa İKK Sekreteri Fikri Düşünceli yaptı.

Bugüne kadar meydana gelen depremlerde yaşamını yitiren vatandaşları saygıyla anarak açıklamaya başlayan Düşünceli, “Ülkemiz, dünyanın en etkin deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır. Ülkemiz topraklarının  %93`ü, nüfusumuzun %95`i ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98`i ve barajlarımızın %93`ü deprem bölgesinde bulunmaktadır. Depremler ve doğal afetler dünyamızın kaçınılmaz bir gerçeğidir. Toplumda deprem bilincinin oluşturması ve derem öncesi sırası ve sonrası hazırlıklı olunması, deprem tehlikesi ve konusunun kamuoyu gündeminde kalması amacıyla her yıl 01-07 Mart tarihleri arası deprem haftası olarak gündeme gelmektedir” ifadelerini kullandı.

“Her yıl düzenlenen 01-07 Mart Deprem Haftası ve benzer etkinlikler; yakın tarihte yaşadığımız; 17 Ağustos 1999 7.4 büyüklüğünde Marmara Depremi, 12 Kasım 1999 7.2 büyüklüğünde Düzce Depremi, 19 Mayıs 2011 5.9 büyüklüğünde Simav Depremi, 22 Eylül 2011 5.4 büyüklüğünde Erzincan- Kemah Depremi, 23 Ekim 2011 7.1 büyüklüğünde Van Depremi ve 09 Kasım 2011 5.6 büyüklüğünde Van-Edremit Depremlerindeki can ve mal kayıplarını ve yaşadığımız büyük acıları ve deprem gerçeğinin kamuoyunun gündeminde olmasını sağlamak, unutmamak ve unutturmamak açısından büyük önem arz etmektedir” diyen Düşünceli, açıklamaya şöyle devam etti:

“Aktif bir tektonik kuşak üzerinde yer alan ülkemiz ve bu kuşakta da önemli bir alanda kalan ilimiz geçmişte yaşadığı gibi, gelecekte de değişik büyüklüklerde depremleri yaşamaya devam edecektir.   Ancak, biz biliyoruz ki, aslında bir doğa olayı olan deprem, düşük standartlarda sağlıksız ve yasadışı bir yapılaşma, ranta dayalı hızlı ve düşük nitelikli kentleşme, bilimsel normlara dayalı olarak yapılması gereken arazi kullanım ve yer seçimi kararlarının rantsal kaygılara yenik düşmesi gibi faktörler nedeniyle afete dönüşmektedir. Yine biliyoruz ki, doğa kaynaklı olan depremleri önlememiz mümkün değildir, ancak, depremlerin birer afete dönüşmesini engellemek bizim elimizdedir. Bu güne kadar tercih edilmeyen, Depremlere karşı hazırlıklı olma ve yüksek düzeyde zarar azaltma politikaları bu ülkenin önceliği olmalıdır.

Çünkü;

  • Bu gün, 1999 öncesine göre kentlerimiz depremlere karşı daha güvenli değildir.
  • Afet risklerini azaltmaya yönelik ulusal afet politikaları hala oluşturulmamıştır.
  • Afetlerle doğrudan ilintili yasalarda tek bir değişiklik dahi yapılmamıştır.
  • Afet, İmar ve Yapı Denetimi gibi kanunlarının yeniden düzenlenmesi konusunda aradan geçen süre içinde herhangi bir gelişme olmamıştır.
  • "6306 sayılı yasa ve Kentsel Dönüşüm Projeleri" depreme dirençli kentlerimiz yerine "kentsel imar rantlarını" dönüştürmenin bir aracı olmanın ötesine geçememiştir.
  • Afet risklerini azaltmaya yönelik bütçe kalemleri, fonlar oluşturulmamış, ayrılan bütçeler de depremi önceden tespit etmek veya Kandilli’ den 1 dk. önce ölçebilmek gibi üzerine elzem olmayan konulara lüzumsuzca aktarılmıştır.
  • Halkın afet bilinci ve afetlerle mücadele kültürünün geliştirilmesi için gerekli ve yeterli çaba gösterilmemiştir.
  • Bu sıraladığımız sorunlara birde merkezi ve yerel iktidarların duyarsızlığı eklenmektedir.

Sonuç olarak, bir milat kabul edilen Marmara depremlerinden bu yana zarar azaltma-risk yönetimine ilişkin kayda değer bir gelişme sağlanmadığı bir ülkede, "Deprem Haftası" olan 1-7 Mart tarihleri arasında, kamuoyunun dikkatinin ülkemiz deprem gerçekliğine çekmek, depreme ve zararlarının azaltılmasına farkındalık yaratmak, yapılması gerekenleri ve yap(ıl)mayanları sorgulamak  daha bir önem ve gereklilik taşımaktadır.

Kamu yararı, sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkı açısından, kamusal mesleki denetim kapsamında yapılan rapor onayları, yeni mevzuat düzenlenmesi ile yeniden tesis edilmeli ve mühendislik hizmeti almayan binaların yapılmaması konusunda gerekli önlemlerin alınması ve yapılmış olan binalara ise İMAR AFFI getirilmemesi gerekmektedir.

6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun yerine,  bilim insanları, ilgili meslek odaları ve yerel yönetimlerin katılımı ile insanlarımızın sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşam hakkını sağlayan rant odaklı olmayan yeni bir yasal düzenleme yapılmalıdır.

Ülkemizin her kesiminde yetkililer tarafından, deprem ve afetlere karşı dirençli yerleşim yerlerinin saptanması, halkımızın güvenli yapılarda yaşaması ve afetlere hazır olmasının sağlanması konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

Deprem ve afetleri en az zararla atlatmanın diğer bir bileşeni de eğitimdir. Toplumun her kesimini içine alacak şekilde insanlarımız, deprem ve doğal afetler öncesinde ve sonrasında yapılması gereken hususlar hakkında bilinçlendirilmelidir.

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu olarak, sağlıklı ve güvenli bir yaşam için kent ve ülke yöneticilerini bir kez daha uyarıyoruz; ÖNLEM ALIN!

Depremler jeolojik nedenlerle meydana gelen doğa olaylarıdır. Bu doğa olayı, bilimden, akıl ve teknikten uzak politikalar sonucunda birer afete dönüşmektedir. Bu nedenle, depremlerin afete dönüşmesini "takdir-i İlahi", "doğanın fıtratı", "Doğal Afet"  gibi görerek, önlem alınmasını engelleyen, ölümleri kaderimizmiş gibi gösteren anlayıştan kurtulmak;  depremleri önlemenin mümkün olmadığını, ancak zararlarını ortadan kaldırmanın veya azaltmanın mümkün ve bizim elimizde olduğu anlayışını toplumsal bilince çıkarmak önem taşımaktadır.”